2. Bölüm
Adam eşyalarını toparlarken ben de şu ana kadar biriktirdiğim bütün cesareti içimde topladım. Kalbim gereksiz yere hızlanmıştı.
"Şey…" dedim.
Bana döndü.
"Evet?"
"Acaba adınız neydi?"
Kısa bir an durdu, sonra hafifçe gülümsedi.
"Aras."
"Memnun oldum, Aras," dedim.
"Ben de memnun oldum," dedi. "Sizin adınız?"
"Yıldız."
Başını salladı.
"Güzel isimmiş."
Yüzümün ısındığını hisfeltim.
"Teşekkür ederim."
Aras çantasından bir anahtar çıkarıp bana uzattı. "Bu benim dükkandaki yedeklerden biri. Yarın asıl anahtarı çıkarana kadar evde mahsur kalmayın, işlerinizi halledin diye. Yarın görüşürüz, Yıldız."
"Evet," dedim anahtarı alırken. "Bu sefer telefonu yüzünüze kapatmadan."
Gülümseyerek ekledi:
"Bugün biraz garipti ama… keyifliydi."
Kapı kapandıktan sonra olduğum yerde kaldım.
Kapıda kaldım ama gün düşündüğümden daha iyi bitti, diye geçirdim içimden.
Ertesi sabah evden çıkmadan önce Aras’ın "ne olur ne olmaz" diyerek verdiği o emanet anahtarı tam dört kere kontrol ettim. Ardından kapıyı tam dört kere kilitledim. Çantamı omzuma attım ve derin bir nefes aldım.
Evet, dördün benimle özel bir bağı var. Dördü severim. O yüzden her şeyi dört kere yaparım. Dört kere kontrol, dört kere emin olma, dört kere iç rahatlatma. Benim dünyamda işler böyle yürür.
Apartmandan çıkıp arabama doğru ilerlerken gözüm yolun karşısına takıldı.
İleri doğru uzanan, fazlasıyla tanıdık bir silüet…
Bu… Aras mıydı?
Bir an duraksadım.
"Yanlış görmüşsündür," dedim kendi kendime ve arabama doğru ilerlemeye devam ettim. Ama o silüet arkasını dönüp bana doğru baktığında olduğum yerde kalakaldım. Gözlerime inanamıyordum.
Gerçekten Aras’tı.
İyi de sabahın bu saatinde burada ne işi vardı ki?
Saçmalama Yıldız, dedim içimden. Onun işi bu, çilingir adam. Her an, her mahalleden çıkabilir.
İç sesimi susturup yönümü değiştirdim ve tereddüt etmeden Aras’ın yanına doğru yürüdüm. Göğsümde bastıramadığım hafif bir heyecan dalgası vardı.
"Aras?" dedim yanına ulaştığımda. "Daha işe başlamak için biraz erken değil mi?"
Beni gördüğünde bir an ne yapacağını bilemedi, resmen elinin ayağına dolandığını hissettim. Aslında dürüst olmak gerekirse, aynı tuhaf durum bende de vardı.
"Şey…" dedi, boğazını temizleyerek. "Daha işe gitmedim zaten. Bir arkadaşım burada oturuyor da… O yüzden uğramıştım."
"Anladım," dercesine başımı salladım. Tam o sırada kolumdaki saate gözüm kaydı ve işe fena halde geç kaldığımı fark ettim.
"Tamamdır," dedim aceleyle. "Görüşürüz o zaman Aras. Bu akşam iş çıkışı dükkanına uğrarım, anahtar konusunu konuşuruz. Anlaşmıştık ya?"
Kaşlarını hafifçe çattı, sanki zihni başka bir yerdeydi. "Hı? Anlamadım."
Gülümseyerek ekledim: "Anahtar işi diyorum. Akşam geliyorum yani."
Bir an duraksadı, ardından sanki yeni uyanmış gibi hızla başını salladı. "Ha… Tamam. Evet, doğru. Akşam."
"Görüşürüz o zaman!"
"Görüşürüz."
Yanından ayrılıp arabama doğru yürürken kalbimin gereksiz bir hızla çarptığını fark ettim. Tesadüf dediğin şey, diye geçirdim içimden, bazen gerçekten fazla tesadüf oluyor.
Aras, Yıldız’ın ona doğru yürüdüğü o ilk an ne yapacağını tamamen şaşırmıştı.
Tamam, sakin ol, dedi kendine içinden. Sadece dün gece kapısını açtığın bir müşteri. Normal. Çok normal.
Ama durum hiç de normal hissettirmiyor dünkü kız, şimdi sabahın bu kör saatinde karşısında dikiliyordu. Üstelik yüzünde çok güzel bir gülümseme vardı.
"Daha işe başlamaya erken değil mi?" diye sorduğunda, kelimeler bir anlığına Aras'ın beyninde sıraya girmeyi reddetti. Resmen afallamıştı.
"Şey…" dedi, sesi düşündüğünden daha boğuk çıkmıştı. "Daha işe gitmedim. Bir arkadaşım burada oturuyor."
Yıldız’ın hiçbir şeyi sorgulamadan, sadece anlayışla başını sallayışı onu tuhaf bir şekilde rahatlattı. Yargılamamıştı, üstelememişti.
Sonra Yıldız telaşla saatine baktı. "Görüşürüz o zaman," dedi. "Akşam dükkana geleceğim."
Aras bir an kelimeleri toparlayamadı, boş boş baktı kıza. "Hı?"
"Anahtar için," diye ekledi Yıldız tatlı bir sitemle.
Tabii ya, diye geçirdi içinden Aras. İş. Sadece iş. Kendini toplarlayıp, "Tamam," dedi. "Görüşürüz."
Yıldız arkasını dönüp uzaklaşırken, Aras olduğu yerde kalıp onun gidişini izledi. Cebindeki lüks araba anahtarını sıktı. Tesadüfler, diye düşündü, bazı günler fazla cesur davranıyordu.