İçeriğe geç

Çilingir Bey?

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Çilingir Bey?

Bölüm 1

1. Bölüm

İşten çıkmış, yorgun argın kapının önüne gelince çantamı aramaya başladım. Kapının anahtarını bir türlü bulamayınca ofladım. Off, anahtarımı mı unuttum ben ya? Ceketimin ceplerinde de olmayınca aklıma sabahki yaşadığım olay geldi.

Aklıma sabah yaşadığım olay gelince içimden “Eyvah…” dedim. Evden aceleyle çıkmıştım, otobüsü kaçırmamak için kapıyı çekerken anahtarı nereye koyduğumu bile hatırlamıyordum. O anki telaş, şimdi kapının önünde bana geri dönmüştü. Çantamı bir kez daha karıştırdım, bu sefer umutla. Ama nafile. Anahtar yoktu.

Kapının önünde dikilip kaldım. Günün yorgunluğu omuzlarıma daha da çökmüş gibiydi. Ne kapıyı zorlayacak hâlim vardı ne de birini arayacak enerjim. Derin bir nefes aldım ve cebimden telefonu çıkardım. “Tamam,” dedim kendi kendime, “önce sakin ol.”

Telefonumu elime alıp hızlıca, rastgele bir çilingirin numarasını aradım. Telefon çalınca hemen konuştum.

“Şey… sanırım kapıda kaldım da… yardım edebilir misiniz lütfen?”

Karşıdan fazlasıyla düzgün, hatta tuhaf derecede yakışıklı bir ses geldi.

“Tabii, adresiniz nedir?”

Kaşlarım anında çatıldı.

Adres mi? Be? Ne münasebet canım?

Adresimi ne yapacaksınız siz?

“Vermiyorum ben adresimi falan,” dedim sertçe. “Sapıklar!”

Ve telefonu yüzüne kapattım.

Bir saniye geçti.

İki saniye.

Sonra yaptığım şey beynime dank etti.

“…Ben ne yaptım ya?”

Utançtan yüzüm alev aldı. Kapının önünde, elimde telefonla kala kaldım. Derin bir iç çekip alnımı kapıya yasladım. Aferin sana, dedim içimden. Yardım istemeye çalışırken çilingiri tacizci ilan ettin.

Telefonu tekrar elime aldım. Aynı numaraya bakıyordum. Aramakla aramamak arasında gidip geldim.

“Şimdi ararsam beni kesin kara listeye almıştır,” diye mırıldandım.

Ama başka çarem de yoktu.

Titreyen parmaklarımla yeniden arama tuşuna bastım.

Telefon yeniden açıldığında, bu sefer sesim utanmaktan neredeyse fısıltıya dönmüştü.

“Şey… çok pardon,” dedim. “Ülkede bu aralar çok fazla olay olunca… ben de şaşırıp ne yapacağımı bilemedim.”

Bir anlık sessizlik oldu. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi.

Sonra o ses yine konuştu; sakin, anlayışlı ve sinirlenmiş olmaktan çok uzaktı.

“Tabii, sorun değil hanımefendi,” dedi. “Adresinizi söyleyin, not alıyorum.”

Derin bir nefes aldım.

“Tabii… söylüyorum.”

Bir an duraksadım, sonra hızla ekledim:

“Nilüfer Mahallesi.”

Konuşurken kapının önünde hâlâ suçüstü yakalanmış gibi dikiliyordum. Adam not alırken kalem sesi geliyormuş gibi hissettim.

“Tam adresi alabilir miyim?” dediğinde bu sefer kaşlarımı çatmadım. Aksine, başımı salladım. Aferin, dedim kendime, öğreniyorsun.

Adresin devamını söylerken içimde garip bir rahatlama vardı.

En azından bu sefer telefonu kapatmamıştım.

Telefonla konuştuğum adam yanıma gelince bir an tamamen sessiz kaldım. Karşımda resmen bir meteor parçası duruyordu. Uzun boylu oluşu, hafif dalgalı saçları, esmer teni ve ela gözleri… Bir insan bu kadar yakışıklı olabilir miydi?

Yani… biraz fazla değil miydi bu?

Üstelik garip bir şekilde “çok zengin vibe” veriyordu bana. Yanlış meslek seçmiş olabilir, diye geçirdim içimden. Onu daha fazla süzmemek için hızla bakışlarımı kaçırdım, boğazımı hafifçe temizleyip konuştum.

" Şey… ben sizi aramıştım da… kapımı açabilir misiniz acaba?"

Anlayışla başını salladı ve kapının önüne geçti.

"Tabii hanımefendi. Açıyorum."

Sonra bana dönüp sordu:

"Tam olarak nasıl oldu? Anahtarı mı evde unuttunuz, yoksa kapının üstünde mi kaldı? Söylerseniz daha kolay açabilirim."

Parmaklarımla çantamın askısını sıktım.

" Şey… sanırım anahtarımı kaybettim. Ama evden çıkmadan önce aldığımı hatırlıyorum."

Başını salladı.

"Tamam, sorun değil. O zaman farklı deneyeceğim."

Kapıya doğru eğildi.

"Açıyorum şimdi."

Ben de nefesimi tutup bekledim.

Klik.

Kapının açılma sesini duyduğumda gerçekten şaşırmıştım. Beş saniyelik bir iş miydi yani bu?

Kapının açıldığına inanamaz bir hâlde bakarken, adını hâlâ bilmediğim ama fazlasıyla yakışıklı olan adam bana döndü.

" Evet, dediğiniz gibi anahtarı kaybetmişsiniz sanırım."

Sonra devam etti:

"isterseniz size yeni bir anahtar çıkartabilirim. Ama bu biraz uzun süren bir işlem. O yüzden bir gün beklemeniz gerekir."

Kaşlarımı hafifçe kaldırdım.

Bir gün mü?

"Evet," dedi. " Müsait olduğunuz bir günü seçmeniz daha iyi olur. Çünkü anahtar çıkartırken kapıyı kilitlememiz gerekir, yani o süre boyunca evde olamazsınız. Bunu isteyip istemediğinizden emin olmak istedim.

Bir an düşündüm.

"Ücretimiz de 1200 lira," diye ekledi.

Kapıya, sonra ona baktım.

Beş saniyede kapıyı açan adama bin iki yüz lira hiç mantıklı değildi, diye geçirdim içimden. Ama ülke şartlarına bakarsak okeyledim.

"Tamam, " dedim sonunda." Bir gün ayarlayalım o zaman."

Hafifçe gülümsedi.

"Anlaştık."

Adam eşyalarını toparlarken ben de şu ana kadar biriktirdiğim bütün cesareti içimde topladım. Kalbim gereksiz yere hızlanmıştı.

"Şey… dedim."

Bana döndü.

"Evet?"

"Acaba adınız neydi?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.