İçeriğe geç

Çilingir Bey?

Bölüm 10 · 3 dk okuma

Çilingir Bey?

Bölüm 10

10. Bölüm

(Yıldız’ın Anlatımıyla)

Zeminden gelen o tiz şangırrr sesiyle birlikte, dükkandaki zaman benim için tamamen durdu.

Yüzlerce, bakın abartmıyorum tam yüzlerce küçük kilit vidası, dükkanın beton zeminine saçılmış, her biri bir köşeye kaçışıyordu. Ve suçlu? Tabii ki bendim. Aras’ın o boğuk, insanı düz duvara tırmandıracak bir tonda "Yıldız'ım" deyişi beynimin içinde yankılanırken, ellerimin benden bağımsız kilitlenip kutuyu fırlatması tamamen biyolojik bir refleksti! Benim suçum yoktu.

Aras kafasını iki yana sallayıp derin bir iç çektiğinde utancımdan yerin dibine girmek istiyordum. "Bak, ne dedim ben daha yeni? Gerçekten tam bir yıkım ekibisin."

"Ya ben... Çok özür dilerim," dedim, hemen dizlerimin üzerine çöküp yerdeki vidaları alelacele toplamaya çalışarak. "İçimden dörde kadar saymayı unuttum sanırım, tamamen o yüzden oldu. Valla bilerek yapmadım."

"Tamam, sakin ol, panik yapma," dedi Aras. Sesi kızgın değil, aksine inanılmaz derecede eğleniyormuş gibi çıkıyordu.

Yerdeki vidaları teker teker kutuya fırlatırken, Aras da dükkanın diğer tarafına geçip üzerindeki ince hırkayı çıkardı. Hava dükkanın içinde iyice ağırlaşmıştı, ikimiz de sıcaktan mahvolmuştuk. Ben yerdeki vidalara odaklanmaya çalışarak içimden dörder dörder sayıyordum: Bir, iki, üç, dört...

"Yıldız, dur oradakileri ben alırım, eline batmasın," diyerek Aras bana doğru yürüdü.

Başımı yavaşça yukarı kaldırdım. Kaldırmaz olsaydım. Keşke o an kafama dükkanın tavanı çökseydi de önümdeki şu manzarayı görüp kalbime indirmeseydim.

Aras hırkasını tek eliyle arkasındaki tabureye fırlatırken, altındaki siyah askılı atlet yukarı doğru sıyrıldı. Ve tam o anda, ⁠o akılalmaz manzara tüm çıplaklığıyla karşımda belirdi.

Adamın resmen profesyonel sporculara taş çıkartacak cinsten, tıkır tıkır dizilmiş karın kasları vardı! Üstelik atletinin yanından, o adonis kaslarının tam üzerinden başlayıp kasığına doğru bükülen yerde, hayatımda gördüğüm en tehlikeli ve en seksi dövme duruyordu: Simsiyah, gölgelendirmeleri mükemmel yapılmış, her bir bacağı adeta tenine gömülmüş devasa bir örümcek dövmesi.

Elimdeki vidalar parmaklarımın arasından pıtır pıtır tekrar yere döküldü. Ağzım hafifçe açık kalmış, gözlerim ⁠o dövmeye ve kaslara resmen çakılıp kalmıştı. Hipnotize olmuştum. Benim yusufçuk dövmem bunun yanında resmen anaokulu resim dersi çalışması gibi kalırdı. Adam dükkanda kilit tamir etmiyordu, resmen tehlike saçıyordu!

Aras, benim yerdeki halimi ve gözlerimin nereye takıldığını fark edince yavaşça durdu. Atletini düzeltmedi. Aksine, tek elini cebine atıp hafifçe yan döndü, o örümcek dövmesinin tam olarak açısını bana doğru verdi. Yüzünde, dünyayı ben yarattım edasıyla duran o ukala, karizmatik ve insanı delirten gülümseme belirdi.

"Beğendin mi?" diye sordu, sesi bilerek biraz daha kalın, biraz daha fısıltılı çıkmıştı. "Örümcekleri sever misin Yıldız?"

Zorlukla yutkundum. Bakışlarımı o karın kaslarından koparıp gözlerine çıkardığımda, ela gözlerinin içi parlıyordu. Benimle resmen kedi fare gibi oynuyordu.

"Şey..." dedim, yerdeki dizlerimin üzerinde hafifçe doğrularak. "Yusufçuklardan sonra... Biraz fazla yırtıcı bir hayvan seçimi olmuş sanki."

Aras bıyık altından gülerek bana doğru bir adım attı. Alet çantasının ve yerdeki vidaların üzerinden geçip tam önümde durdu. Yukarıdan bana bakarken o örümcek dövmesi resmen gözümün içine giriyordu.

"Yırtıcıdır," dedi, sesindeki o tehlikeli tını odadaki sıcaklığı iki katına çıkarırken. "Örümceklerin en büyük özelliğini biliyor musun Yıldız?"

"N-neymiş?" dedim, heyecandan kekeleyerek. İçimden dörde kadar saymaya çalışıyordum ama beynim tamamen durmuştu. Bir, iki... Gerisi gelmiyordu.

Aras yavaşça yere, tam karşıma doğru diz çöktü. Aramızda sadece birkaç santim kalmıştı. Gözleri bir an dudaklarıma kaydı, sonra tekrar ela gözlerime kilitlendi.

"Ağlarına düşen avları..." dedi, fısıltıyla karışık bir sesle. "Asla ama asla geri bırakmazlar."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.