
ŞANS ve KADER ARASINDA I
İnsanlar karınca yuvasına benzer. Çorak arazide bir deliğe sıkışıp kalırlar. Yemek olmadığında birbirlerini, nefes bulamadıklarında toprağı yerler.
Kalabalığın içine sıkışıp kalan Akgün Ağan kendi ruhunu yakarak besleniyordu. Her kararı tabanlarını yakan kızıl kıvılcımlara bir kürek kömür daha atarak kanını kaynatıyordu. Kanı siyahlaşıyor, kalbi kararıyor ve zihni en kötü düşüncelere yöneliyordu.
Ağan, kötülükten besleniyordu. Yedikçe ruhu yanarak kaybolsa da karanlıkta görünmez olmayı diliyordu.
Akgün arabayı sıralı binaların yer aldığı sanayi sitesine doğru sürdü. Güneş; "Şurda dur, çok uzaklaşma." İlk ara sokağa girerek park halindeki bir aracın arkasına durdu.
Motoru durdurdu. Karanlığın içine gözlerini dikerek bakıyordu. Bir eli direksiyonu kavrarken, diğeriyle sakalsız çenesini ovuşturuyordu. Ay ışığının yetiştiği kadarıyla aydınlanan parmakları çarşaf gibi bembeyazdı. O anda Güneş, sakinliğinin arkasında şiddetli bir paniğin döndüğünü gördü. Kafasında ne tilkiler döndüğünü merak eden Güneş; "Ne yapacaksın?"
Bakışlarını karanlığın gölgelediği Güneş'in yüzüne çevirdi.
"Sen söyle. Ne yapmalıyım?" Sadece ne söyleyeceğini merak ettiğin için soruyordu.
"Sana ne yapman gerektiğini zaten söyledim. Buradan gitmelisin."
Camdan gecenin örttüğü ıssız binalara baktı. Kendi kendine sorar gibi "Nereye gidebilirim ki? Tam her şey yolunda derken aynasızlarla çıkagekdin."
"Onlarla gelmedim. Burada olduğumu bilmiyorlar." Bu bilgiyi vermekten kaçınmadı çünkü onu düşmanı olarak görmüyordu. Henüz.
Kaşlarını çatarak ona döndü ;"Bunu yapmamalıydın. Kendini tehlikeye atmamalıydın."
"Neden? Sen buna değmez misin? Onca yılın hatrı için yaptım. Başına gelen talihsizliklerden sen sorumlu olmadığın için. Bu yolu seçmek istemediğini biliyorum Akgün."
Akgün düşüncelerinin getirdiği ciddiyeti koruyarak ;" Yaşadığım talihsizliklerin beni buna hazırladığını bilemezdim. Akgün Ağan olmak kolay olmadı. Ve kolay kolay da vazgeçmeyeceğim."
Güneş; "Sana inanamıyorum! Yaşadığın şeyler seni bugünlere getirmedi Akgün. Hepsi senin tercihindi ya da mecbur kaldın. Bunu bilemem ama yeniden başlamak mümkün."
"Ya sonra? İnşa ettiğim her şeyin elimden alınmasına izin verip kaçtıktan sonra ne olacak sanıyorsun?" Kilit noktayı bastırarak tepkisini ölçmeyi amaçladı.
"Ben sana söyleyeyim. Bu işin kuralları okulda öğretilmez, sonradan giremezsin, girdiğinde de çıkamazsın. Debelendikçe dibe batarsın."
Güneş şaşkınlıkla beyninin donduğunu hissetti. Giriştiği pisliklere eserim demesi, yaptığı şeyden pişman olmasına sebep oldu. Fakat olan olmuştu.
"Senin eline bir şans verdim..." cümlesini yarım bıraktı. Birkaç saniye süren sessizliğin ardından Akgün;
"Doğru, bana bir şans verdin ve onu kullanacağım. Fakat senin istediğin gibi değil. Oradaki adamlarımın hiç birini aynasızlara bırakıp gitmem."
Güneş, Akgün'ün küstahlığı karşısımda içinde kabaran öfkesine yenik düşmek üzereydi. Fakat bir noktada ayrılmış olsalar da birbirlerine ihanet etmeyeceklerinin ikiside farkındaydı. Güneş bunu denemek ister gibi sordu; "Benim istediğim gibi değil öyle mi? Başlarının sen olduğunu sadece ben biliyorum. Bana nasıl güvenebilirsin peki? Senin yüzünü ele vermeyeceğimi nereden bilebilirsin." Bunu bir tehdit gibi kullanmayı planladı fakat Akgün fark ederek konuyu istediği yere çekti.
Tebessümden uzak soğuk gülümsemesiyle;" Bunu, sana güvenmem için yapmadığını söyleme bana. Sonuçta bana gelen sendin Güneş."
Akgün'ün zihni zehirle kaplıydı. İçlerine girebilmek için Güneş'in yol yaptığını ima ediyordu.
"Akgün... Ne var biliyor musun? Ne yaparsan yap! Benden bu kadar tamam mı?"
Arabadan inmek üzereydi ki onu kolundan çekrek durdurdu.
"Hey, hey! Bu işe girdiysen eğer sonunu görmeden öylece gidemezsin."
"Beni sen mi durduracaksın?"
Arabadan çıkıp kapıyı kapatmıştı ki Akgün torpido gözünden aldığı silahla sürücü kapısından çeviklikle çıktı. Silahın ağızına mermiyi verirken çıkan mekanik sesi duyan Güneş'in ensesindeki tüyler ürperdi.
Arkasını dönüp gitmek üzereydi ki sırtını yasladığı tehlike onu durdurdu. Adımları duvara toslamış gibi kesildi ve tanıdığını sandığı adamdan delicesine korktu.
Yapabilir miydi? İnşa ettiğini söylediği bu düzen için eski sevgilisini tüm dikkatleri üzerine çekerek vurduktan sonra karanlığın içine gömebilir miydi?
Güçlü ve sakin adımlar arabanın önünden dolanarak ona yaklaştı. Güneş Tarık komiseri silahını temizlerken veya Yusuf'u atış talimi yaparken görse de düşmanın elindeki silah bambaşkaydı. Kontrolü dışında serseri bir ölüm çanıydı.
Güneş korkudan titrese de belli etmeyerek korkusuzca yüzünü ona döndü. Genç adam gölgesini üzerine vererek önünde dikildi. Silahı ona doğrultmuyordu. Tahmin ettiğinin aksine onu tehdit etmiyordu.
Gümüş rengi revolver silahını iki eliyle tutarak kontrol etti. Dumanlı bakışlarını gözlerine dikerek silahı namlusundan tutup Güneş'e uzattı.
"Gidip adamlarımı oradan almalıyım. Dönene kadar burada beni bekle. Tek başına gitmen için güvenli değil."
Ne yapacağını şaşıran Güneş'in içinden soğuk bir ürperti geçti. Silahı Güneş'in eline tutuştururken "Eğer işler karışırsa, kendini koru. Burada olduğundan haberleri olmadığını söyledin. Sadece tetiğe basman yeterli. Tüm sorumluluğu üstlenirim."

Güneş aptallaştığını ve neden bir şey söyleyemediği için kendine içten içe kızarken Akgün ceketinin iç cebinden çıkarttığı beresini kafasına takarak çoktan liman yolunu tutmuştu. Polislerin konuçlandıkları yeri görmüştü ve aksi yönden ilerleyecekti.
Aslında arabadaki telsizi kullanarak onları uyarıp oradan çıkartabilirdi fakat oldukça kalabalıklardı ve panik yapıp işi batırmalarından endişe duyuyordu. Bu işi kendisi halletmeliydi. Yüzünü henüz tanımadıklatını biliyordu ve ceketinin yakalarını kaldırarak yürümeye devam etti.
Ayağına gelen şansı kullanmalıydı. Ustaca.
Yağmur çiselemeye başlamıştı. Görülme riskini göze almamak için gitmeliydi. Çıkıcak en ufak bir aksaklıkta başı belaya girebilirdi. Yusuf'un arabasına geçmek için Akgün'ün gözden kaybolana kadar gitmesini izledi.
Başarıyla sonuçlanmasını istediği planı hiç istemediği sonuçlar doğurmuştu. Birkaç dakika daha bekledi ve Yusuf'un arabasına doğru koşar adım ilerledi. Arabaya atlayıp farları kapatarak yola koyuldu. Polis merkezine doğru sürmeye başladı. Akgün'ün silahı hala yanındaydı.
Kaldığımız yerden devam etmek için diğer bölüme geçelim. 💫💫
Instagram: @cift_yildizz
Tik Tok: @ciftyldz
Paylaşımlar ve duyurular için takip etmeyi unutmayın! 😘