İçeriğe geç

Chomill /Jenlisa

Bölüm 9 · 9 dk okuma

Chomill /Jenlisa

Bölüm 9

0.9 Bir kaç eşyan vardı bende, öylece kaldı.

...

Alnımda hissettiğim yumuşaklık ile birlikte gözlerimi araladım. Lisa, dudaklarını alnıma bastırmış, bir elini belime atarak kendisine yakın tutmuştu. Elimi belime götürerek ellerini kavradım ve kemikli ellerini kaldırarak görüş hizama getirdim, şahsen... Mrs.Seulgi'den daha güzel elleri vardı, parmakları ise ince bir uzunluktaydı ve çok narindi.

Ama saat daha gece yarısını yeni geçmiş, sabaha yeni merhaba demiş saatlerdi. Bu saatte mi uyumuştu diye iç çektim içimden. Ya da neden öpmüştü beni?

Elini bırakarak yüzüne düşen perçemlerini parmaklarımla kulak arkasına attım, şu an ne kadar güzel gözüktüğünü bilmiyordu. İç çektim. Kafamı kolundan ayırıp yastığa yatırdım ve onu izlemeye başladım.1 aydır birbirimize sürekli yaptığımız şeydi bu, birbirimizi izlemek ama ne düşündüğümüzü söylememek. Ya da söyleyememek... benim açımdan böyleydi.

Açık kalan ışıklara baktığımda gülümsedim, karanlıktan korktuğumu biliyordu. Esneyerek kafamı sağ tarafıma çevirdim. Tam karşımda ki komodinde beni yataktan ayıramayacak kadar yorgun eden iki hap duruyordu. Kendimi zorlayarak uzandım ve hapları avuç içime alarak ikisine de baktım. Bugün beni büyük bir bulantı bekliyordu. Kaşlarımı, hapları yutmadan gelecek iğrenç tatlarından dolayı önceden iğrenirmişçesine yukarıya kaldırdım. Yan tarafta duran suyu alarak hapları dişlerim arasına sıkıştırdım ve yuttum.

Geriye yatarak tekrar bir şey ararmışçasına tavana gözlerimi diktim, yan tarafımda dikkatimi bozan kıpırdanma ve çarşaf sesi ile gözlerimi kapadım. Lisa yanıma yaklaşarak uykuyla karışık bir şeyler mırıldanmıştı, ne dediğini anlamamışken gözlerimi perdesi kapalı pencereye çevirerek, havanın daha da aydınlanmasını izledim. O sırada Lisa'nın omzuma yanaşarak boynuma nefesini üflemesi ile verdiğim nefesin titremesine şahit olmuştum. Bu kızın durduk yere böyle şeyler yapması kalbimde bir umut büyüttürüyordu ve resmen her gün besliyordu Lisa bu umudu.

Şu durumda ona dönüp bakmaya korkuyordum. Sana aşık değilim demiştim ama biliyordum, ona aşık olduğumu biliyordu. Fakat bunu belki de ben kırılmayayım diye söyleyemiyordu. Ama aşık olduğumu biliyorsa neden böyle yapıyordu, canımın yandığını anlamıyor muydu?

Yutkunarak cesaretimi topladım ve ona döndüm. Şansıma uyuyordu çünkü tekrar eden bir bakışma ânına tekrar yakalanmak istemiyordum. Yakalanırsam her şey biterdi, onu tutar öperdim. Çünkü kaküllerini tutkalla yapıştırdığımın kızı beni kendine o kadar çok bağlamıştı ki, bu bağ en çirkef haline bile aşık edebilecek derecedeydi.

Kendimi toplayıp yüzüme oldukça yakın dudaklarına baktım. Sonra ise uyurken bile güzel olan gözlerine baktım, kıvrılan kirpiklerinin ucu, dışarıdan gelen güneş ışığı ile parlıyordu. O... çok güzeldi. Ona bakan her insanın bir çırpıda aşık olabileceği kadar güzeldi. Bu yüzden bana yalan söylemesini anlıyordum. Belki de beni kırmak istemiyordu, o çocuğun neden Lisa'yla ilgilendiğini de anlamıştım. Lisa, gerçekten o çocukla... Boş versene, ben sadece senin mutlu olduğun kişiyle olmanı istiyorum.

Nefesi dudaklarıma değerken bir cesaret ile ona yavaşça yanaşarak alt dudağını dudaklarım arasına alarak öptüm. Bu duygu çok güzeldi, o an dünya durmuş gibi hissedersiniz. Ama kalbiniz o kadar hızlı atar ki yanlış bir şey yapacağınızdan korkarsınız ve hemen geri çekilerek nefesinizi bastırmaya çalışırsınız. İşte benim de öyle oldu, geri çekilerek kendime çektiğim çarşafı parmaklarımla kenetledim ve derin nefes alıp vermeye başladım, aşırı pişman olmuştum.

Yan tarafımda ki kıpırdanma bana daha da yaklaşınca gözlerimi sımsıkı kapatarak dişlerimi sıktım. Eğer onu öptüğümü fark ettiyse her şey biterdi. Lisa boğuk sesiyle mırıldandığında arkamı dönerek elimi kalbime bastırmıştım ki omzumdan tutarak bana doğrulmasıyla gözlerimi ona çevirdim, tedirgin gözüküyordu. "Jennie kabus mu gördün?" Hayır, ne kabusu... az önce yaşadıklarım tamamen hayalinde üstündeydi. "Hayır, şey sanırım bir şey gördüm. Y-yani bilmiyorum." Lisa bir kaşını kaldırmış bana bakıyordu, şahsen bende ne dediğimi anlamamıştım. Fakat halimi anlamış olacaktı ki geri çekilmesiyle gülümsedim.

Biraz kıpırdaşarak yatakta düz durmaya çalıştım. Yatağa oturmuş esniyordu, Tanrım... Lisa siyah sütyeniyle çok güzel gözüküyordu. O anda ağzımı şaşkınlıkla araladım, Lisa neden yarı çıplaktı? "Lisa neden üzerinde sütyen var?" Vücudunu bana döndürerek sırıtmasına karşın kendimi geri çektim. "Ben sapık değilim Jennie. Gece ateşin çıktı, bu yüzden vücut ısımızı paylaşmamız için ikimizin de üst tarafını soydum. Sütyenlerimiz hariç. " Son cümlesinde kıkırdadığında yavaşça baştan aşağı kızardığımı hissediyordum.

Cevap vermeden göz ucuyla ona baktım, ayağa kalkarak dolabı açmış, üzerine kısa kollu bir tişört giymiş, altına ise poposunu mükemmel gösteren bir salaş eşofman. O an aklıma gelen o soruyu sormak istiyordum, nefesimi düzenlemek için öksürdüm, dikkatini çekmiş olmalıyım ki yatağa oturarak bana dönmüştü. "Gece boyunca bana mı sarıldın?" Başını salladığında yutkundum. "Y-yani tenlerimiz temas etti." Tekrar başını salladığında büzülen dudaklarına baktım. "Peki." diyebildim ve üstüne baktım, sanırım az önce ona bakışlarımdan rahatsız olmuştu. Yoksa neden apar topar giyinsin ki üstünü? Yüzüm asılmıştı, Lisa ise Anlamamazlığa vurmuştu ve yanıma yaklaşmaya başlamıştı, çarşafı üzerimden çekerek esnedim.

Lisa'nın gözlerinin üzerimde olduğunu fark ettiğimde öksürerek çarşafı bu sefer kendime kaybolacak kadar çektim. "Göbek kasının olduğunu bilmiyordum." Kaşlarımı çattım. "Hayır sadece vücudum fit." Kaşlarını kaldırarak ellerini iki yana destek olarak koymuş geri çekilmişti. "İyi de ben seni her zaman görüyorum, bu fitlik nereden geldi?" Tekrar kaşlarımı çatarak bu sefer ben geriye çekildim. "Lalisa beni her zaman çıplak görüyorsun neden şaşırdın ki?" Dudaklarını yukarı kıvırarak gözlerini kısmıştı, onu şu anda deli gibi öpmek istiyordum. "Sadece şaşırdım." Çarşafı sıkarak tekrar arkamı döndüm, beni izlediğini biliyordum.

10 saniye geçmeden parmaklarını tenimde hissedince titredim. Parmakları boynumda ki izde dolaşıyordu. "Üzgünüm, bu iğrenç izi sen de bırakmak istemezdim." Yapmacık bir gülümseme oluşturarak ona döndüm ve gözlerimi kıstım. "Günaydın" boğuk sesimden dolayı hafif fısıltılı söylediğimde gülümsemişti, ayağa kalkarak beni kucaklamasıyla ellerimle göğüslerimi kapattım. "Seni her zaman görüyorum Jennie. Hem boynumdan destek almazsan düşeceğiz." Başımı sallayarak elimi boynuna attığımda kokusu mayışmamı sağlamıştı, gözlerimi kapatacağım an hafif sarsılmamla geri çekildim. Ona aşık olduğumu bu kadar belli etmemeliydim.

Ortamda ki garip havayı bozmak için kıkırdadım. "Güçlü Lalisa beni taşıyor." Cümleme karşın oda kıkırdadığında gözlerimi şişik dudaklarına çevirdim, Tanrım hayır. Sakin ol Jennie, bu sadece bir seferlikti. Sadece bir seferlik...

Ona baktığımı fark etmiş olacak ki bana bakarak tekrar gülümsemesiyle gözlerimi kaçırdım, ona bakarsam her şeyi batırabilirdim. O anda duraksadığında gözlerine bakarak soru sorar bir ifadeyle baktım, yüzüme eğiliyordu ve ben gözlerimi büyütmüş, şişik dudaklarımla yapacağı şeyi izliyordum. O ise tam aksine burnuma burnunu sürterek geri çekilmişti. "Jennie'miz bugün baya utangaç hm?" Kıkırdamıştı ve bazı yakın temasları beni şok ediyordu. Tekrar gözlerimi banyo ışığını açmakta olan parmaklarına kaydırdım ve ''evet'' dedim fakat asla onun duyamayacağı bir tonda.

Ellerimi musluğa karşın doğrulttuğum sırada parmaklarını parmaklarımın arasından geçirmişti, sırtımı göğsüne yasladım, parmaklarım yanında oldukça kısa ve tombul gözüküyordu. Parmakları her tenime temas ettiğinde nefesim hızlanıyordu, tanrım parmakları beni çok rahat hissettiriyordu ve ben ellerini tutmamak için zor duruyordum.

...

İşimiz bittiğinde beni salona götürdü, içeride ki kahvaltıya bakarak gülümsedim. "Sabah kalkarak bana kahvaltı mı yaptın Lisa?" Kıkırdayarak alnımı öptüğünde gülümsedim. "Hayır Jisoo yaptı." Kaşlarımı hafif çatarak etrafa baktım. "Jisoo unnie nerede?" Gülümsemesini büyütmüştü, kafamı iki yana sallayarak kaşlarımı iyice çattım. "Lütfen odamda yatmış olmasın." Dudaklarını sıkarak başını ileri geri salladığında başımı geriye atarak inledim. "Hayır ya, en son odamda kaldığında zor toplamıştım ortalığı."

Tanıdık sesle gözlerimi kapıda ki kısa boylu kıza çevirdim. "En son sen de kaldığımda 12 yaşındaydım Jendeuk." Kıkırdayarak sandalyede kıpırdandım. "Ama Jisoo, en son 1 ay önce kalmadın mı sen biz de?" Önümde duran sandalyeyi çekerek cevap vermediğinde 'ne oldu' bakışı attım. "Ama o zaman misafirdim Jendeuk." Kaşlarımı havaya kaldırdım. "Niye 12 yaşında bizim evde mi yaşıyordun Jisoo, yoksa biz mi bilmiyorduk."

Lisa'da güldüğünde Jisoo'nun tıka basa pilavı yemesine gülümsedim. "Fazla konuşma da yemeğini ye Jendeuk, bugün zorlayıcı bir parkur seni bekliyor." Kaşlarımı çatarak sosisi ısırmaktan vazgeçtim ve Lisa'ya doğrulttum. "Ne parkuru?" Lisa, Jisoo'yu dinlerken sosisi küçük ısırıklarla bitirmeye çalışıyordu, ondan çekip yarısını ağzıma attım. "Bugün bir parmağından hareket almaya çalışacağız." Ağzımda ki lokmayı bitirmeden kaşlarımı çatarak konuştum. "İlk haftadan hareket etmemi mi istiyorlar?"

Jisoo gülümseyerek elinde ki parçayı Lisa'ya doğrulttu. "İlaçları düzenli kullanman bir mucize yaratabilir, kısacası çabalarımız erken sonuç verebilir." Dudağım kıvrılırken dudağıma dürtülen bibere baktım. "Al." Dudağımı kapatarak biberi Lisa'ya geri ittim. "Jisoo'nun lokmasını bana verme kim bilir içine neler koymuştur." Jisoo kaşlarını çattığında Lisa ona bakarak gülmüştü, gülerken çıkan tiz sesine içim gitmişti, gözlerinden gözlerimi çekerek hemen önüme çekildiğimde Jisoo'nun bana bakarak kaşlarını yukarı kaldırmasına iç çektim, sanırım anlamıştı ama umarım anlamamıştır.

Şu anda arada sıkışmıştım ve ne yapacağımı bilemediğim için Lisa'yı dürterek tuz getirmesini söyledim. Hızlıca ayağa kalkarak mutfağa ilerlemişti, yeterince gidince Jisoo bana soru sorar şekilde bakıyordu, sanırım kaçarım yoktu. Eğilerek göz kırptım. "Bunu sana sonra anlatırım olur mu?" Jisoo'da gülümseyince geri çekilerek pilavı kaşıklama başladım.

"Lanet olası tuz nerede Jisoo!" Lisa mutfakta isyan ederken Jisoo kıkırdayarak ağzını kapatmıştı. "Tuz bitti." Tekrar kıkırdamaya başlayınca ben de kıkırdamıştım, Lisa bütün siniriyle içeriye gelmiş, sandalyeye oturmuştu ve Jisoo'ya uzun uzun bakıyordu. "Ne yaptın büyü mü yaptın o kadar tuzla?" Jisoo ellerini birbirine bağlayarak geri çekildiğinde pilavımı bitirerek ben de geriye yaslandım. "Tuz azdı geri zekalı Limario." Gülmemek için alt dudağımı dişliyordum.

"O zaman gitmeden deseydin tuz yok diye, bilmiyor musun birisi gıcıklığına söylemediğinde rahatsız oluyorum." Jisoo mızmızlanarak ellerini havaya kaldırınca gözlerimi Lisa'ya diktim. "Oh Limario seni tuzla boğmamı istemiyorsan sakin ol." Lisa iç çektiğinde kaşlarımı çatarak telaşlı yüzüne baktım, bu kızın neyi vardı...

Aniden sandalyeden kalktığında ikimiz de ona bakarak yapacağı şeyi izliyorduk, sadece paltosunu alarak bana dönmüştü ve dudaklarını aralayıp kapattı. "Eve geç geleceğim üzgünüm." Ağzım açık ona bakarken dış kapıyı çekmesiyle iç çektim.

"Hey." Gözlerimi Jisoo'ya çevirdiğimde oda benim gibi şaşırmış gözüküyordu, elini omzuma koyduğunda tekrar bir iç çektim. "Neyi var onun?" Omuzlarımı silktiğimde dudaklarını bükerek gözlerini kırpıştırmıştı. "Jisoo, sana anlatmam gereken şeyler var." Kaşlarını yukarı kaldırarak boynunu ovmuştu. "Ben ve minik beynim anlatmanı bekliyoruz."

"Ben... Lisa'ya aşığım." Boynunu ovmayı bırakarak gözlerini kapatmıştı. "Ciddi misin Jennie?" Bu sefer ben gözlerimi kapatmış, evet demeye hazırlanmak için birkaç saniye beklemiştim. Gözlerini açıp beni izlediğini hissettiğimde cesaretimi toplayarak konuştum. "Evet." İç çektiğini duyduğumda gözlerimi aralayarak ona baktım, dudağını kıvırmış bana bakıyordu. "Bu, o kızdan sana hiçbir şey olmaz işareti mi?" Kafasını salladığında derin bir nefes aldım. "Neden?"

Ayağa kalkarak yanıma yaklaştığında kaşlarımı kaldırarak ona baktım, elleriyle belimi kavramış zorlanmadan koltuğa taşımıştı. "Cidden bu kadar hafif miyim?" Bir an bayılacak gibi durunca güldüm. "Yok ya ne ağırı, kuş gibisin kuş." Kafamı alayla sallayarak omzunu dürttüm. "Sorumun cevabını alamadım." Bu sefer gülümsemesini indirmiş bakışlarını yere dikmişti. "Jennie, Lalisa sanırım bir erkekle konuşuyor." Yutkunarak yumruğumu sıktım, sıkabildiğimi sandım doğrusu. Biliyordum zaten konuştuğunu.

''Biliyorum zaten.'' Burnumdan solumaya başladığımda Jisoo'ya dönerek gülümsedim. "Sen onları gördün mü?" Kafasını ileri geri sallayarak baş parmağını arkaya diktiğinde kaşlarımı hafif çattım. "Evet, şu arkada ki parkta birlikte oturuyorlardı." Bir de bu kadar yakın yerde mi? Yutkunarak gözlerimi kırpıştırdım. "Ne zaman gördün?" Parmaklarıyla dudağına vurup düşünürmüş gibi yaparken bir anda parmağını havaya kaldırdı "Bir iki hafta önce, Pazartesi günüydü sanırım."

'"Demek ki uzun zamandır görüşüyorlardı. Kim olduğunu biliyorum, 1 ay önce mesajlaşmalarını yakalamış ve ona gereksiz yere kızmıştım. O benden hoşlanmıyor bile, gittim ve sanki sevgilisiymişim gibi, ona hakkım varmış gibi kızdım. Demek ki gerçekten onu seviyormuş." Jisoo cevap vermeden beni izliyordu, bininci iç çekişimle ona döndüm. "Ama ben onu seviyorum." dedim tereddütsüzce. Jisoo ise hafif pis bir şekilde sırıttığında ona donuk bir ifadeyle baktım. "Onu kendine aşık etmelisin Jennie." Kaşlarımı kaldırdım. "Nasıl?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.