İçeriğe geç

Chomill /Jenlisa

Bölüm 8 · 9 dk okuma

Chomill /Jenlisa

Bölüm 8

0.8 Elleri ellerime

Göz kapaklarımı kamaştıran ışığa karşın gözlerimi ağır ağır yavaşlıkla açtım. Sağ kulağımda yankılanan ve oldukça rahatsız eden siren sesleri, sol elimde bulanık bir serum görüntüsü. Anladığıma göre burası bir hastaneydi. Zar zor başımı sağa çevirdiğimde Lisa'nın koltuktan kalkıp yanıma hızlıca gelmesini izledim. Yanda duran tabureyi bana yaklaştırarak oturmasıyla kızarık gözlerine baktım.

"İyi uyudun mu Jen?" Gözlerini hafif kırpıştırarak söylemişti bunu. Başımı kesen baş ağrısına rağmen gülümsedim. Diğer elimi yanağına uzatarak koydum, onu izlerken yanağını okşadım. Tepkisizce bana bakıyordu, öylece sevdim yanaklarını. O sabah dokunduğu gibi dokundum yanaklarına, baş parmağımla göz altlarına dokunduğumda başını ellerim arasına yaslamıştı.

Ben, Lisa'ya aşıktım. Bunu kabullenmem zor olmuştu, ama aşıktım işte. Bana o kadar yakın davranıyor ki bazen çekip öpmemek için zor duruyorum. Şimdi yanaklarını severken, diğer eliyle parmaklarımı oynatıyordu. Vücudum kitlenmiş olmalıydı... Şahsen, o kazadan sonra hiçbir şey hatırlamıyordum. Parmaklarımı bırakarak geri çekildiğinde onu izledim, ayağa kalkarak kapıya doğru yürümeye başlamıştı.

"Nereye gidiyorsun Lisa." Bana dönerek gülümsedi. "Doktora uyandığını söyleyeceğim." Sürmeli kapıyı aralık bırakarak gittiğin de kendime gelmek için gözlerimi kapattım ve sıktım, üzerimde bir ağırlık vardı ve bu ağırlık gitmiyordu. Elimle şakaklarımı ovmaya başladığımda içeriye giren doktora gözlerimi çevirdim, tedirgin görünüyordu.

Lisa yanıma geleceğine aksine ileride ki koltuğa oturarak parmaklarını saçları arasına geçirmiş yeri izlemeye başlamıştı. Kaşlarımı çatarak onu izledim, neyi vardı onun?

Doktorun beni sırtımdan doğrultması ile bacaklarımda bir uyuşukluk hissettim. Canım acıyordu, her canım acıyıp sızlandığımda Lisa saçlarını daha çok sıkıyordu.

Doktor üzerimde çarşafı çekerek sağ bacağıma dokunduğunda tepkisiz kaldım, uyuşukluktan başka bir şey hissetmiyordum, hissedemiyordum daha doğrusu. Önüme gelerek sağ ayağımda ki parmaklarımı oynatmaya başladığında kanım kesildi. Ben... ayaklarımı hissedemiyordum, yeni yeni olayı kavradıktan bir kaç saniye sonra zar zor ağzımı açabildim. "B-ben hissedemiyorum."

Doktor sessizliği bozacak bir yutkunma yaparak Lisa'ya döndüğün de yutkunamayacak kadar daralmıştım ve kalbim gitgide hızlanırken Lisa'ya bakıyordum. Ellerimden destek alarak doğruldum. "Hissedemiyorum!" Kimse konuşmuyordu. Doktor yanıma yaklaşarak serumu çıkarmaya başladığında gözyaşlarımı tutamadım. ''Üzgünüm.'' demişti doktor başını iki yana sallayarak. Sessizce ağlıyordum. Olamazdı değil mi, ben yürüyemiyor olamazdım. Bir yanlışlık vardı. "C'homill bir şeyler söylesene.''

Doktor geri çekilerek elindeki serumu çöpe atarak iç çekmişti. Koltuğa yaklaşarak Lisa'nın omzuna dokunmuş, sürmeli kapıyı açmış ve geri kapatarak gitmişti. Bense gözlerimi Lisa'dan ayırmıyordum, o kadar sessizdi ki nefes alıp verişini duyabiliyordum. Önüme dönerek ellerime baktım, az önce yaşadığım şeylere. Sonra ise asansör kazasını. Irene'ı hatırladım ve Lisa'ya dönerek tam konuşacağımda hıçkırdığını duydum. Lisa ağlıyordu, onu böyle görmeyeli uzun bi' zaman olmuştu. O an yanına giderek saçlarını okşamak kendime çekmek istemiştim, doğrularak bir bacağımı attığımda dengemi kaybederek tabureye tutundum. Yürüyemiyordum. Ben, zavallıydım. Lisa orada ağlarken yanına gidip ona sarılamıyordum.

''Bana öyle bakma Jennie, kendi hatan olduğunu asla düşünme asla sakın böyle bir yanılgıya düşme, üzüldüğüm için de kendini suçlama lütfen.'' Tek nefeste konuşmuştu, sustum ve cevap veremedim. İçimden geçen her şeyi duymuş gibiydi sanki, gözlerini silerek bana baktığında gülümsedim, dudaklarını aralayarak bana bakıyordu. Yaklaşık kaç saniyedir bakıştık bilmiyorum ama koltuktan kalkarak bana sıkıca sarıldığında iç çekmiştim. Ona sarılarak boynuna burnumu sürttüğümde titrediğini hissettim. Sırtını okşadım.

"Sakin ol meleğim, ben iyiyim." Tekrar bir hıçkırıkla boynuma daha da gömüldüğün de ikinci bi' iç çekişime şahit oldum. "Hepsi benim suçum, eğer senin tek gitmene izin vermeseydim belki ben ben seni kurtarabilirdim." Gözlerim dolmuştu, yanaklarımdan süzülen tuzlu su dudaklarıma birikmişti, kafamı kaldırarak kulak arkasını öptüm. "Senin suçun değildi lisa." Sustu, sustum.

Yaklaşık beş dakika sarılarak geri çekilmişti. Yerdeydik, zemin soğuktu ve altında şortu vardı. "Zemin soğuk, altında şort var. üşütürsün." Kızarmış gözleriyle gülümsediğinde derin bir iç çekerek gözlerimi kaçırdım. "Soğuk değil Jennie." Konuşmama fırsat vermeden beni kucakladığında yutkundum, Lisa tarafından kucaklanmak... çok güzel bir histi. Ama bu sadece bana acıdığı içindi, buna mecbur olduğu içindi... O bana mecburdu ve artık ona karşın daha da yüktüm değil mi?

***

1 ay sonra Lisa'nın o çok istediği iki katlı eve taşınmıştık. Ev çok güzeldi fakat çocukluğumuzu geçirdiğimiz evi terk etmek beni üzmüştü. Fakat o gayet mutluydu, bu gözlerinden okunuyordu. Buraya gelmemizin bi sebebi de artık asansörle aramın olmasını istemediği içinmiş. Yanıma gelerek tekerlekli sandalyemi kavradığına başımı geriye atarak yüz haltlarını izledim. O sürerken belki de onu böyle izlemek daha güzeldi. O her bakımdan güzeldi, Bana eğilerek gülümsediğinde gülümsedim.

Evimiz çabucak hırsızın girebileceği bir evdi fakat Lisa illa böyle bir ev istediği için tamam demek zorunda kalmıştım. Okullarımızı her ne kadar ben 'Lisa için' istemesem de Lisa dondurmuştu çünkü sadece benimle ilgilenmek istediğini söylemişti. Lisa'nın bana ilgisi onda en sevdiğim şeylerden birisiydi.

Beni kucaklayarak koltuğa yatırdığında ensesinden kavrayarak kendime çekmiştim, aramızda az bir mesafe vardı fakat ben bunu umursamıyordum. "Efendim Jen?" Gözleri dudaklarıma indiğinde geri çekildim. "Çikolata istiyorum." Dudaklarını yalayarak sırıttı. "İstediğin şeyin sadece bu olduğuna emin misin." Elimle koluna vururken koşarak bana döndü. Neden böyle bir şey yaptığını anlayamamıştım, hoş değildi bu hareketi. Düşüncelerimle kendimi boğarken geri çekilmişti, "Hangilerinden istiyorsun?" Ellerimi karnıma tutarak dudaklarımı ısırdım. Bugün canım... "hepsinden istiyorum." Baş parmağını havaya kaldırarak evden çıktığında gülümsedim.

...

Yan tarafta duran kumandayla bakışarak aramızda bir ilişki kurdum. Tabii ki de dalga geçiyorum. Elime alacağım sırada yan tarafında duran telefona dikkat kesildim. Bu Lisa'nın telefonuydu ve sürekli bildirim sesi geliyordu. Şahsen... kontrol etsem sorun çıkar mı ki? Sadece... sadece ekrandaki mesajlara bakacaktım evet. Telefonu elime alarak mesajlara baktım, bir erkekten geliyordu. Oldukça tipsiz bir erkekten.

"xkookie: Bu akşam bana uğrayacak mısın bebeğim?" Yutkunarak telefonu yavaşça yerine koyduğumda ellerimle yüzümü kapatarak şakaklarımı ovaladım. "Sen ciddi misin Lisa." Bir erkekten mi, cidden bir erkekten mesaj mı gelmişti. Önce Rosé'yle şimdi bi' erkekle... Tamam Jennie sakin ol, sakin ol desem de kendime olamıyordum. Ne sikime Lisa'ya mesaj gönderebilirdi? sadece kızlarla değil aynı zamanda erkeklerle de mi uğraşacaktım. Şahsen Lisa'nın hayatına karışmak haddime değildi.

Kapının açılma sesi ile içeriye gelen Lisa'nın yüzünü inceledim, bana bakarak gülümsediğinde elinde ki bir yığın çikolataya bakarak istemsizce ben de gülümsedim.

"Bir tane bile almana asla izin vermiyorum Chomill." Poşeti göbeğime koyduğunda eğilerek alnımı öpmesiyle donakaldım. "Hâlâ başın ağrıyor mu Jennie?" Mırıldanarak biraz dediğim de dudaklarını çekmeyerek konuşmasıyla resmen titriyordum. "Peki." Geri çekilerek paltosunu koltuğa atıp, eline telefonu alması bir olmuştu.

Yüzüne baktım, ekrandaki mesajı okuduğunda gülümseyen yüzüne, ve mesaj yazarken de gülümseyen yüzüne baktım. Çilekli yoğurdu zar zor açarak kaşıklamaya başladığımda ağzım dolu konuştum. "Kimle konuşuyorsun da bu kadar mutlusun?" Bana bakarak telefonu dizlerine koyduğunda gözlerimle telefonu gösterdim. "Mesaj yazarken mimiklerin gülümsemekten yuvasından çıkacaktı da o yüzden sordum." Yanıma yaklaşarak parmağıyla dudağımın kenarını sıyırdığında gözlerimi büyüttüm.

"Önemli," parmağını emerek göz kırptı. "Bir şey değil." İç çekerek yoğurdumu yemeye devam ettiğimde gülümsememi durduramıyordum, o an Lisa'nın gelen sorusu ile yoğurt kursağıma takılmıştı.

"Bu akşam bir yere gitmem gerekiyor, gidebilir miyim?" Gözlerimi yoğurttan ayırmadım. "Hâlâ sorumun cevabını alamadım." İç çektiğin de ona döndüm. "Tamam bana öyle bakma... bu akşam... Wendy'nin evine gideceğim." Yalan söylüyordu, Lisa bana yalan söylüyordu. Sinirden gözlerimi bacaklarıma çevirerek gülmeye başladım. "Aynen, zaten O vizyonsuz erkekte bizim 8 yıldır tanıdığımız biricik Wendy'mizdi değil mi?" Lisa sadece susup beni dinlediğinde sesimi yükselttim.

"Wendy sana ne zaman bebeğim demeye başladı? Hadi onu geçtim, bir erkek sana ne zaman bebeğim diyebilme cesaretini kendinde buldu?" Lisa sadece beni izliyordu. Doğrularak parmaklarımla ayaklarımı gösterdiğimde yutkundu. "Ben yürüyemiyorum ve yalan söylemeyi kendine bir fırsat mı bildin?" Tekrar yutkunduğunda ellerinin titrediğini fark etmiştim, onu kırıyordum.

"Neden bana yalan söylüyorsun." Aramızda bir sessizlik olmuştu, dipsiz bir sessizlik. Nefes alıp ses çıkarmak istemediğiniz bir sessizlik. Sadece tavanı izliyordum, çünkü kavga edince kaçabilecek bir güç yoktu bende. Onun vardı ama gitmiyordu, neden gitmiyordu ki...

Boğuk sesiyle sessizliği bozduğunda kafamı ona çevirdim. "Sadece hayır diyebilirdin." Gözlerimi o hariç her yere çevirdim. "Yalan söylemene kızdım." Parmaklarıyla oynuyordu, kendimi biraz rahatsız hissetmiştim. Fakat yalan söylemekte haklıydı, Lisa bana aşık değildi ve ben ona karışıyordum. Ona dönerek iç çektim. "Telefonunu karıştırmakla kalmayıp hayatını da karıştırdığım için özür dilerim."

Gülümseyerek kafasını iki yana sallamıştı. Gözleri dolmuştu ve benim kalbim acıyordu. Onun her gözleri dolduğunda kalbim acıyordu. Kendisinin duyabileceği bir tonda mırıldandığında kaşlarımı çattım, ne dediğini duyamamıştım. Yanıma yaklaşarak belimi ve bacaklarımı kavradığında konuşmamayı tercih ettim. Beni kendi odasına götürüyordu, bu sefer konuştum. "Neden senin odan?" Beni kendi yatağına yatırdığında üstüme eğilerek tişörtümü yavaşça çıkarmasıyla çekinerek göğüslerimi kapattım. Yandan aldığı kendi tişörtünü bana giydirdiğin de gelen narin kokusuna karşın kalbimin atışını durduramadım. Tişörtü çok uzun gelmişti ve oldukça boldu. ''Ben de giyinebilirdim.'' dememle anında ''Benim tişörtümü ben giydirmek istedim.'' demişti ve bu kalbimi hızlandırmıştı.

Neden bana karşın böyleydi, sevgiliymişiz gibi davranıyordu, çok yakındık. Ama çocukluğumuzdan beri aynıydı bana karşın, bakışları hep aynıydı.

"Odamda kalacaksın çünkü bundan sonra benimle yatacaksın Jennie." Gözlerimi büyüterek yorganı sıktım. "Ne?" Kıkırdayarak büyük yastığa kafasını yaslamış beni izliyordu... Tekrar o sahne. Ama bir değişiği, bu sefer o beni izliyor ben ise tavanı. Gözlerimi ona çevirdiğimde çoktan gözlerini kapatmış olduğunu fark ettim. Eğilerek çarşafını üzerine çektim ve kaküllerini öperek geri çekildim.

...

Sabah olmuştu, ne ara sabah olmuştu bilmiyordum fakat baş ucumda iki adamı görmem ile gözlerimi ovaladım. Odaya giren Lalisa ile rahatlamıştım, yanıma gelerek su uzatmasıyla kıpırdandım. Anlamış olacak ki elleriyle adamları gösterdi. "Bu iki adam fizik tedavi profesörleri. Senin yürümende yardım edecekler, hem merak etme Jennie. Doktor ileri bir seviye olmadığını, fizik tedavi ile en erken 2 ayda düzeltilebileceğini söyledi." Uzattığı ağrı kesiciyi de suyla beraber yutarak profesörlere döndüm, ikisi de bana gülerek bakıyordu fakat sabah uyandığınızda yanı başınızda oturan 2 adam görüyorsunuz tepkiniz ne olurdu ki. Sanırım ya bağırırdınız ya da benimle aynı tepkiyi verirdiniz.

"Yürümemde yardım edecekler öyle mi?" Lisa'ya dönerek soru sorduğumda başını evet anlamında sallamıştı, yüzümde kocaman bir gülümseme oluşturarak doktorlara döndüm. "Yürüyebilecek miyim?" Profesörlerden bir tanesi gülümseyerek başını salladığında Lisa'ya dönerek dişlerimin gözükebileceği en belirgin seviye de gülümsedim. O da yanıma yaklaşıp elleriyle saçlarımı okşamaya başlamıştı.

Üzerime giydirilen rahat soft renkli elbise ile arka bahçeye çıkmıştık, bana verilen bir demir çubukla ayağa kalkmama yardım ettiklerinde bana ağırlık yapan ayaklarıma baktım, yürümeyi belki de o kadar çok özlemiştim ki ne gerekirse yapardım. Lisa hariç her şeyimi verebilirdim. Tedavi sürecinde verilen haplarla midem resmen doyuyordu ve yemek yiyemiyordum. Bu yüzden Lisa kendi elleriyle akşam yemeklerini yedirmeye başlamıştı, sabahları ise Lisa arada sırada aldığı çikolatalardan veriyor, bazılarını ise kendisi yiyordu. Tabii ki bu duruma mızmızlanıyordum ama yapabilecek bir şey yoktu, mızıkçının tekiydi. Çikolata sevmediğini söyleyip sürekli çikolatalarımı yemesi sadece mızıkçılığındandı.

Bir gün yanı başımda uzanarak tekrar beni izlerken ona döndüm. "Beni izlemeyi seviyor musun?" demiştim birden, sorduğum soruya karşın kendime hayret edip bir yandan da küfür ederken gülümsemesi ile küfür etmemi durdurdum. "Sanırım evet." Vücudumu ona zar zor döndürerek parmaklarımla kaküllerini kıvırdım. "Benim de gidiyor." Lisa kıkırdadığında kaşlarımı kaldırdım. "Ne gidiyor?" demiştim kakülünün arasından bir saç tutamını sıkarak. "Seni izlemek benim de hoşuma gidiyor." Yutkunarak gözlerime bakmaya başladığında, utanarak biraz çekildim.

Fakat o yatakta yavaşça bana yanaşarak elleriyle yüzüme düşen perçemlerimi kulağımın arkasına sıyırmıştı. Gözlerimi kapatarak kafamı eğdim ve uyumaya hazırlandım. Öpmeyecekti biliyordum, beni hiç o duyguyla öpmeyecekti. Alnımı öperek geri çekilince iç çektim. "Başın mı ağrıyor." Kafamı hayır anlamında salladığımda çarşafı üzerime örtüyordu. "Ama iç çekiyorsun güzelim, bir sorun mu var?" Tekrar başımı salladığımda üzerime eğilerek sağ göz kapağımdan öpmüştü. Sonra ise kendini yanıma atarak arkasını dönmüştü, Yutkunarak bana dönük sırtına parmağımla şekiller çizmeye başladım.

"Ben... sadece." Konuşmama devam etmemi istermişçesine yerinde mırıldanarak kıpırdandı. Yutkunarak nefesimi topladım. "Sadece... seni istiyorum Manoban." Cevap vermesini beklermişçesine bana dönük sırtına baktım, fakat o cevap vermemişti. Ama uyanıktı ve beni dinliyordu. O sırada 1 ay boyunca alışık olduğum derin sessizlik tekrardan ortamı kavradı. Yavaşça parmaklarımı geri çekerek sırtına sarıldım. "Yürüyemiyor olsam bile..." Ensesine burnumu sürterek gözlerimi kapattım. "Sadece, beni ayakta tutan seni istiyorum..."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.