İçeriğe geç

Chomill /Jenlisa

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Chomill /Jenlisa

Bölüm 6

0.6 Bana aşık olma

Havanın hafif kararmasına karşın, güneşin son aydınlık ışıklarını vurduğu uzun koridora bakıyordum. Dersler belki bir ya da iki saat önce bitmişti fakat Jennie beni beklemeden gitmişti. Ciddiyim bu kıza karşı ne tutumum var, beni ona bağlayan şey ne? Bilmiyorum... Gerçekten Jennie'yi iki gündür tanıyamıyorum. Gözlerinde çocuksu pırıltıları görürdüm hep, ama şimdi o gözlerinde ki pırıltılar sönmüş ve mümkünse bana bakmamaya çalışıyordu o gözler.

O bana dedemin emanetiydi, dedemin en sevdiği arkadaşının torunuydu. Jennie'nin benim aksime ne annesi, ne de babası vardı. Oysa bazen ben de keşke hiç olmasalardı diyorum. Çünkü bu zamana kadar ne hissettim, ne de hissedildim.

Şimdi elime sıkıştırılmış mektuba bakarak yürüyorum, ayakkabımın tok sesleri yankı yaparken uzun koridoru bitirmiş, havanın kararmasına rağmen ışık saçan büyük cam kapıyı itmiştim.. Mektubu cebime koymalıydım, ilk cümlesini okumuştum lakin devamını sonra okuyabilirdim, sonuçta vaktim vardı. Şimdi sadece jennie'yi bulmalıydım... Tanrım, neredesin sen.

---

Yaklaşık 2 saattir Jennie'yi arıyordum, en sevdiği yerlere baktım. Milk bara, parka, Amvde hep gittiğimiz çocuk alanlarına... Artık yeterince endişelenmiştim, o evin yolunu hep karıştırırdı... Neden bana kızdı ki? Ne vardı kızılacak.. Sadece, sadece ondan büyük bir kadına âşık olmamasını istemiştim, hepsi bu.

Şahsen ben Jennie'nin cinsel yöneliminin hiçbir zaman ne olduğunu bile bilmeden böyle bir varsayım neden yapmıştım bilmiyordum.

Ümidimi kesmiştim. En son eve ilerlerken havanın karardığını hatırlıyorum, sonra ise onun en sevdiği parka gittiğime. Bir banka oturarak mektubu açtığımı hatırlıyordum... Sonra ise buruşturarak bir çöpe attığıma... Cidden Chaeyoung, neden? Neden...

Merdivenlerden yavaşça çıkarken parmaklarımı tutmaçlara sürttüm. Sonra ise bir basamakta durarak elimi lambanın önüne doğrultum. Uzun ve kemikliydi, Mrs.Seulgi'den daha da güzeldi belki de. Ama uzundu, kemikliydi, damarlarım yeterince çıkıntılıydı. Hatta bileklerimden üste doğru çıkıyordu birkaç tanesi... Acaba düşünüyorum da, Jennie beni kıskandırmak için mi yapmıştı? Kendimce sayıklıyorken az önce kıskandığımı mı söylemiştim ben, cidden ne düşünüyordum.

Son basamaklara ulaşmıştım, ama.. Evin kapısı açıktı. İterek içeriye girdim, ışıkları açarak etrafa baktım, her şey yerli yerindeydi. En son mutfağa girdiğim de bir bardak gördüm, yarısı içilmiş yarısı dökülmüştü, balkonda sonuna kadar açıktı. Ama ben hepsini yıkamıştım, evde birisi mi vardı? Balkonun kapısına ilerleyerek kapattım, evin içerisi çok soğumuştu. Ellerimi kollarıma sürterek koridora ilerledim ve bütün ışıkları kapatarak kapıyı kilitledim.

Çantamı yorgunluktan zar zor odama götürdüm, ışığı açtığımda yatağıma uzanmış bir beden gördüm. Yorganı kafasına kadar çekmiş büzülmüştü, yatağın ucuna dizimi koyarak bedene yaklaştım, ellerimle çarşafı kavradığımda bedenin ellerini gördüm, beni ensemden tutup kendisine çekmişti ve anlık dudaklarıma yapışması bir olmuştu...

Yarım dakika sonra nefes nefese geri çekildiğimde şok içerisinde ona bakıyordum.. "ne?" Parmağımı dudağıma kondurduğumda arkadan gelen tanıdık sese dikkat kesildim "Lisa?" Tanıdık sese dönerek gözlerimi büyüttüm.

"Jennie?" Omzunda ki çantası yavaşça yere düştüğünde bir ona bir de hâlâ şokunu atlatamadığım dudaklara bakıyordum. "S-sen... Ne yaptın? Rosé'nin burada ne işi var?" Cümlesinin sonunda sesi titrediğinde gözlerine baktım, gözleri dolmuştu. Rosé'ye dönerek üzerinden çekildim. Ve hızlıca yalpalayarak yataktan kalktım. "Jennie gerçekten anladığın gibi değil!" Alt dudağı titreyerek başını yana eğmişti, gerçekten ne olduğunu anlamıyordum, neden bunu açıklamak zorunda kaldığımı bile bilmiyordum.

"Bak gerçekten ben öpmedim, yanlış anlıyorsun." O sırada arkamdan gelen hışırtı ile kolumun tutulması bir olmuştu. Rosé'ye dudaklarım aralanmış baktım. "Üzgünüm fazla bekleyemedim, zaten ben cevabımı aldım." Gözlerini yumarak omzuma çarpmasıyla evden hızlıca çıkması bir olmuştu. "Bunu yapacağın kişi o mu olmalıydı?" dediği anda Jennie'nin hızlıca odadan çıkmasına izin vermeden kolundan tutarak kendime çevirdim. Yaklaşarak gözlerinin içine bakmaya başlamıştım, bu onun sakinleşmek için kullandığı bir yöntemdi ama gram etkili olduğunu düşünmüyordum.

"Gerçekten gördüğün gibi değil." Kaşlarını kaldırarak karnını tutmasıyla kaşlarımı çattım. "Midemi bulandırıyorsun." Geri çekilerek saçlarını okşadım. "Neden söyledin ki bunu, gerçekten gördüğün gibi değil isteyerek olmadı." dememe karşın benden geri çekilerek elimi saçından çekmiş, bir parmağımı kavrayarak göğüs kafesine bastırmıştı. ''Midemi bulandırdığın gibi burada bir baskı oluşturuyorsun, midem bugün sana karşın daha da bulandı. Dudaklarının başka birisine değdiğini görmek canımı yaktı, bu gerçek bir bulantıydı.''

Olduğum yerde yalpaladım, duymak istediğim kelimeler miydi bunlar gram fikrim yoktu ama içim bir şeyi duymuşçasına rahatlarken aynı zamanda gerginleşmişti. Ne olduğunu anlayamamıştım, tek bildiğim Jennie'nin bana sevgiyi anlatıyor oluşuydu.

Ona doğru yaklaşarak asla şu zaman olmasını dilemediğim bir açılmaya karşın yanağını parmaklarımla kavradım ve dudaklarımı parmaklarımla yırtarcasına sildim. ''Duymak istediğim bunlar mıydı bilmiyorum, yine de senin bana aşık olmanı istemiyorum Jane.''

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.