Edebiyat dersindeydik, Lisa her zaman ki gibi uyumuştu. Ya da ben öyle sanıyordum, çünkü her zamankinden farklı bir pozisyonda yatmıştı. Başını benden yöne çevirmişti ve bir koluyla başını örtmesine rağmen gözlerini ve yüzünü gayet net görebildiğim bir duruştaydı. O ise gözlerini bazen aralayarak tahminen ellerime yada defterime bakıp duruyordu, göz kenarımla izliyordum onu. İç çekerek tırnaklarımı defterime batırdım, bir kaç saniye sonra Lisa'nın dilini damağına vurmasıyla durdum.
Sıkılmıştım. Avuç içime çenemi yaslayıp, tırnaklarımı yanağıma batırdım. Sınıfta ki insanlara göz gezdirdiğim sırada uzaktan gelen tiz bir sese dikkat kesildim. ''Defterinize geçirdikten sonra dağıtacağım testleri çözünüz, sınav notlarınızı Okul başkanı Mrs. Park Chaeyoung'dan öğrenebilirsiniz.'' Tiz sesine karşın mırıldanarak elinde ki tebeşiri tahta kutusuna koyan Mrs.Kang Seul Gi'nin ellerine baktım, kemikli ve uzundu. Edebiyat dersini sırf tebeşir tutan parmaklarını izlemek için dinliyordum. Sonra ise tiz sesini çıkaran boynuna baktım, kolyesi ve çene kemiği çok hoş duruyordu.
'Ah!' Ani cimciklenmiştim ve.. ve sanırım karnımı hissetmiyordum. Aniden Lisa'ya döndüm, tam konuşacaktım ki sözümü kesti. ''Ne bakıyorsun, ha? senden yedi, bilemedin on yaş büyük kadına? Ne süzüyorsun?'' Kaşlarımı çatarak anlam vermeye çalıştım, narin karnımı üniformamın üzerinden okşarken göz altından onu süzdüm.
Mrs. Kang Seul Gi'ye bakarak dişlerini sıkıyor çenesini gevşetiyordu, gözleri yorgun düşünce tekrar başını kolları arasına yasladı, o sırada aniden gelen cesaretime yenik düşerek sesimi yükselttim. ''Hayatıma karışamazsın Lalisa.'' Yutkundum, defterlerimi çantama yerleştirirken sıraya konan iki test kağıdına baktım, sonra ise bana gülümseyen kadına. Kang Seul Gi'nin elleri gerçekten muazzamdı. Gözleri, saçları... bazen düşünüyorum acaba ondan hoşlanıyor muydum, Sanmam, Sadece bir yanılgı.
Farkında bile olmadan düşüncelerimle boğuşurken önüme gelmesiyle yutkundum, Gülümseyerek takıntılı olduğum parmaklarıyla, gözümün önüne düşen birkaç perçemi kulağımın arkasına sıyırdı. "Testini dikkatli oku Jennie. Doğru sandıkların seni yanıltabilir tatlım." Eteğini çekiştirerek geri çekilmiş hızlıca cevap bile vermemi beklemeden sınıftan çıkmıştı, arkasından bakakaldım ve yerimden yavaşça doğrularak kapıya kadar yürüdüm, kulpu çevirecekken rahatsızca arkamı döndüm. "Neden beni takip ediyorsun Lisa?" Derin bir iç çektiğini duyduğumda kaşlarımı çattım. Üzerime doğru eğilip ellerini elimin üzerine koyduğunda kaşlarımı kaldırdım.
"Çekil." Elime baskı yaparak kapıyı açmış, hafif omzuma çarparak kapıdan çıkmıştı. Neden böyle yapıyordu gram anlamamıştım, neden böyle davrandığını bilmiyordum. 10 dakika sonra dersin başlamasına az kala sırama geri döndüm ve test kağıtlarının ikisini de alıp dosyaya koydum. Göz ucuyla Lisa'ya baktım. Kıpırdanarak kollarına yasladığı kafasını yavaşça bana çevirdi, bakışları sertti ve gözlerini gözlerimden ayırmıyordu. Yutkundum, böyle yapma Lisa, Bana uzun uzun bakınca kalp atışımı hızlandırıyorsun.
=Hikaye'nin dilinden=
Ders bitmişti ve Lisa yeni uyanmıştı, gözlerini ovuşturarak etrafa bakındı. Bulanık görüntüden kestirdiği kadarıyla çantasına defterlerini tıkıştıran Jennie'ye döndü ve sesinin en boğuk tonuyla mırıldandı. "Bırak, ben toplarım."
Son defteri çantaya koyarak fermuarı çeken Jen, kaşlarını kaldırarak çantayı sertçe Lisa'ya itti. "Al, bitti. Ellemiyorum çantanı falan." Ayağa kalkarak sırayı sertçe ittiğinde Lisa kaşlarını çatarak sesini yükseltti. "Sorunun ne senin!" Çantasına omzuna atarak kapıya ilerleyen Jennie'nin peşinden tekrar bağırdı.
"Evin yolunu sanki bulabileceksin!" Lisa'da hızlıca kalkarak arkasından yavaşça ilerledi. Tam konuşacakken Jennie ona dönerek elinde ki mektubu ona uzattı. "Al bunu, ve bir daha beni salak yerine koyma Manoban." Kapıyı açarak sertçe kapatmasıyla Lisa kendine gelmişti. Eline sıkıştırılan mektuba uzunca baktı ve üzerine büyük ama güzel harflerle yazılmış cümleyi okudu. "Lisa, bu mektubu okuduktan sonra cevabını Seoul Parkında ver, gece saat 2'de orada bekliyor olacağım. -Rosé"