İçeriğe geç

Chomill /Jenlisa

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Chomill /Jenlisa

Bölüm 3

0.3 Neden bu kadar güzelsin?

"Çişim var" Psikoloji dersindeydik, hoca kendi kendine gevelerken defterime kendi tabirimle "mükemmel".. başkalarının bakış açısı ile "öcümsü" karalamalar atıyordum. Tek kulağıma taktığım kulaklığı, yavaşça çıkararak başımı sıradan kaldırdım, Jennie kendi kendine mızmızlanırken elini eteğine götürerek aşağı çekiştiriyor, parmaklarını ovalıyordu. Havaya diktiği parmağı yaklaşık 5 dakikadır havadaydı ve hoca resmen onu takmıyordu. Küçük Jennie sıkışmıştı ve yanımda boşaltmasını istemiyordum.

Öksürerek elimi sıraya vurduğumda bir kaç öğrenci ve öğretmen bana dönerek kaşlarını çatmıştı. 10 metre öteden eline sabitlediği küçük tebeşiri bana doğrulttuğunda, cesaretime şaşırmıştım. Yüzüme birkaç saniye bakıp elinde ki tebeşiri fırlattığında öğretmenin mükemmel mavi tebeşiri kafamın yanından jet hızı ile geçmişti.

An itibariyle Jennie'nin gülerek başını sıraya koyması ile küfürle tıslamıştım, ucuz kurtulmuştum. "Dersimi bölmeye ne hakkın var senin!" demişti öğretmen aslan gibi kükreyerek. Parmaklarımı ovalayarak konuşmaya başladım. "Arkadaş yaklaşık beş dakikadır parmak kaldırıyor, herhalde tuvaleti gelmiş siz görmedi-" öğretmenin lafımı dinlemeyip oflayarak tahtaya geri döndüğünde dudaklarımı dişleyerek sesimi yükselttim.

"Yanımda boşaltmasını istemiyorum." öğretmenin geri dönerek masaya kafasını yaslayan Jennie'ye bakması ile gülmemek için dudaklarımı dişledim. Bu sefer Jen, Elimi alttan cimcikleyerek sertçe tırnaklarını geçirdiğin de bu sefer dudaklarımı bağırmamak için dişliyordum.

"İyi gitsin gelsin, hadi." Jennie'nin bana bakmayarak sıradan kalkması ile kurtardığım elimi öpmeye başlamıştım, kapıdan çıkmadan önce bana bakarak ellerini kalbine götürdü, kalp işareti yaparak gülücükle karışık öpücük attığın da ellerim titremişti. Acıdandır diyerek boş verdim, sonuçta elim boydan boya kızarmıştı ve ben Bay Nickson'ın mükemmel tebeşir sesine eşlik, acıdan hırka koluma sessizce çığırarak kumaşını dişliyordum.

...

"Şunu yap, yap şunu." Yorgunluktan kapatmamak için zor durdurduğum gözlerimi, dinlemeden çekerek önümdeki kâğıda ve yanda yaylanarak oturan Jennie'ye baktım. Kağıdı kucağına bırakarak bana bakmasını sağladığımda alaycı bi' tonla "Senin burada hizmetçin mi var Jennie Kim?" demiştim sertçe. Buruşturduğu yüzünü, dudaklarını büzerek bana doğrulttu. "Bana adım ve soy adımla seslendin bugünden sonra hizmetlimsin." Yapmacık tonla güldüğümde gözlerini kısarak beni taklit etti. "Oldu canım, başkaa? Ayrıca dizlerimde ki o ellerini çek, bir şey istedikten sonra ovmaya devam etmenden rahatsız oluyorum. Bunu seni reddettiğim zamanlarda da oldukça yapıyorsun."

Ağlamaklı bir ses çıkararak tişörtümü çekiştirdiğinde iç çektim. "Ama Lisa, Lisa bak ben dersi dinleyemedim, ama sen dinledin hadi lisa." Kaşlarım havaya dikilmiş, mal mal yüzüne bakıyordum. "Sen de kalmasaydın bir saat tuvalette? Hem nereyi dinledim ben? Benden çok sen dinledin." Şişirdiği yanaklarından gürültülü bi' iç çekerek kendini yatağa atmıştı. Çözemediğim bi' kaç soru haricinde konuyu anladığım için kendimle gurur duyuyordum. Ayağa kalktığım da bacaklarımın altı kilitlenmiş, diz kapaklarım titriyordu. Ayaklarım bağdaş kurmaktan mayışmış, karıncalaşmıştı.

Sanki ilk yürüyen bir bebek gibi yatağa ilerledim ve emekleyerek mızmızlanan Jennie'nin yanına uzandım. Gözlerini aralayarak bana göz ucuyla baktı. "Sen benimle uyur muydun?" demişti kısık sesiyle. Ona çok yakın değildim lakin sıcak nefesi dünkü gibi kulağımdan sıyrılıp geçtiğinde kalbimin sesini bastırmak için yutkundum, ya da bastırdığımı zannettim sadece.

Bir kaç saniye sessizlikten sonra bana doğru dönmüştü, sadece yüzümü izliyor ve konuşmuyordu. Ellerimi karnımda kenetleyerek tavana öylece bakmaya başlamıştım. Beni izliyordu, parmakları ellerimin üzerinde gezinmeye başladığında bir kelebek gibi narindi hareketleri. Ama kalbim hiç öyle değildi.

Daha da yaklaştı, kolum göğüslerine oldukça yakınken dudakları da boynuma oldukça yakındı. Kalın kazağım ne sıcak nefesini, ne de dokunuşlarını hissetmeme engel oluyordu. Öylece izledi yüzümü, her hattımı incelediğine emindim. Gözlerimi tavanda ki boyanın küçük detaylarında gezdiriyordum, sonra ellerini hissettim alnımda. Kaşlarımı kaldırarak başımı ona çevirdim, oldukça yakındık. Ama o bunu umursamıyor gibi görünüyordu.

"Sorun ne Jennie?" boğuk sesime karşın gözlerime baktığında elini çekerek göğüs boşluğuma koydu ve bana yapıştı. "Alnın.." Dudağımın içini yemekle meşguldüm.

"Neden beni Rose'den kıskanıyorsun?" Önce hızlıca geri çekilip dizlerini kendine çekerek büzüldü, sonra elini iki yana sallayıp kaşlarını çatmıştı bu hareketi çok tatlıydı, mırıldandı. Sesi çatallı çıkmıştı. "Hayır." Gülümsedim. "Tabii, öyledir." Biraz kendince mırıldandığında omzuma başını tekrar koyarak eliyle karnıma vurmaya başladı.

"Alnından nefret ediyorum."

Mırıldanmıştı, sırıtarak her zaman sıcacık olan ellerini ellerim arasına aldım. Ona dönerek kendine çektiği vücudunu uzun kollarımla sararak koynumda gizledim, nefesi göğsüme çarparken kalp atışlarımı duymasını istemiyordum, nedenini kendim bile bilmiyordum.

Sımsıkı sarılması ile kışın ortasında pişmeye başlamıştım, düzenli nefes alışverişi koynuma çarptığında abartısız gerginlikten ölecektim. Çünkü Jennie ile ilk uyuyuşumuzdu ve uyumasaydı nefesini koynumda hissedip tekrardan zor durumda kalacaktım. Ah doğru, beni tekrar köşeye sıkıştırmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.