İçeriğe geç

Chomill /Jenlisa

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Chomill /Jenlisa

Bölüm 2

0.2 Ama sözlerim doğru

"Sen.. benim başımaa bela mısın~" Cebime iliştirdiğim ellerim, tangur tungur eden zibidik beyaz sportif ayakkabılarım ve ay ışığında süzülen sarı tulumum ile zübbe gibi yürümem..

Dudaklarımdan kendi melodimle uydurduğum saçma bi' şarkıyı mırıldanırken gelen bağırtı ile ürktüm. "Bi'de ıslık çal tam olsun zibidi!" Dudağımı yukarı kıvarak sağ gözümü kıstım, anlamsız bi' ifadeyle karşımda ki binadan bana seslenen minik gölgeye doğru gözlerimi kısarak baktığım da gülmemek için dudaklarımı dişlerime hapsettim.

"Gülme! Bak, Bak şimdi atlarım görürsün çakma sarı!" Çakma sarı lafından nefret ettiğimi biliyordu, bu yüzden sonlara doğru sesi titrediğin de iç çekerek yavaş adımlarla eve ilerlemeye başladım. Attığım her adımda Jennie'nin bana bakışı içimi ürpertiyordu. "Chomill! Sen gel, gell bak kapıyı açan köpek olsun!" Huyunu pusunu bildiğim minik Jennie, tabiki de kapıyı bana bi' köpek gibi açmayacaktı, ne açacaktı o yerden bitme. Soğuk kış günleri kapıda diktirdiği o 8 saatleri asla unuttuğumu sanmasın Küçük Hanım.

Eve ilerlediğim de kapıya vurmadan merdivenlere popomu yasladım, götüm donmuştu. "Ahh götüm dondu.." Dudaklarımdan tısladığım bi' inilti ile kapıdan gelen sese kıkırdayarak sırtımı arkaya yasladım. Arka tarafta bi' merdiven daha olduğunu unuttuğum içim sırtımda ki omurgamı sertçe merdivene vurmuştum, apartmanda yankılanan acı ile inlemem ve bi' kaç küfürüm ile bir çok annenin çocuklarının kulaklarına ellerini sıkıca kapattıklarına yemin edebilirdim.

Kapının aniden açılması ile gözlerimi Jennie'ye diktim, nefes nefese kalmıştı. Kaşlarımı havaya dikerek lanet sırtımda ki lanet kızarmış yeri elimin tersiyle ovalamaya başladım. "N-Ne oldu?!" Yanıma gelerek dizlerimin önüne çökmesi ile kaşlarımı çattım, her beni kapıda bıraktığında ona kat ve kat kırılırdım, oda buna alışamazdı. Küslük çikolata alma gününde de devam ettiğinde elimi tutar onca yol beni peşinden sürüklerdi.

Elimi omzuna koyarak sırıttım. "Ne oldu küçük fare? O yerden bitme boyun ile bi' adımlık evi bin adımda mı turladın? Ne bu nefes nefese?" Jennie alnıma aniden parmaklarını vurduğunda alnımı hızlıca ovmaya başladım. Alnım gün içerisinde oldukça kızarmıştı, bu seferde alnımda ki ufak kızarığı gördüğün de beni biraz geri.. Biraz değil, baya geri "hızla" yaslayarak kucağıma çıktı.

Küçücük merdivende üzerime oturmuş ne yaptığını sorgulamayacak kadar canım acıyordu ve böyle oturması canımı ayrı bi acıtıyordu. Alnımı ovalayan parmaklarında hissettiğim tuhaf bi duyguyla sıcak parmaklarını ellerim arasına aldım, Parmaklarının bir tanesinde yara bandı vardı. Kaşlarımı çatarak belimi ovaladığım elimi hızlıca vücudumdan ayırarak sağ yanağını tuttum, yüzünde masum bi' gülümseme vardı. "Ne bu?" Ellerimin üzerinde ki parmaklarına bakarak gülümsemesini söndürdü, cevap vermeyerek ayağa kalktığında eve ilerlemesi ile kaşlarımı daha da çatmıştım. Bana dönerek gelsene bakışı attığında gözlerimle belimi göstererek başımı salladım.

Panda pijamasından sarkan eşofman fazlalığı ayaklarını örtüyordu fakat çıplak ayaklarının zemine değmediği hakkında hiç şüphem yoktu. Yanıma gelerek elini uzattığında hızlıca tutarak zar zor kapıdan içeri girdim.

"Biraz daha aşağıya Jennie..." Küçük parmakları sırtımı tam kapsayamıyordu bu yüzden ovaladığı yeri 2 kere daha tekrar etmesi gerekiyordu ki bu sebep onu olduğundan daha da geveze yapmıştı aynî zamanda mızmızlanıp durması beynimin zippittiğini ağrıtmayı başarmıştı.

"Yemin ederim mızmızlanmayı kesmezsen kalan 2 saatinde de başımı okşatırım." Ağlamaklı bi' sesle çığırdığında kıkırdayarak yüz üstü yattığım yastıkta başımı sağa çevirdim. Her şey güzel gidiyordu ki, popomda hissettiğim baskı ile yutkundum. Üzerime çıkarak sırtımı baş parmakları ile ovarak masaj yapması, canımı acıtsa da bi' yandan hoşuma gitmişti. Neden gittiğini bilmiyordum. Hareketleri bi' müddet sonra yavaşladığında tenim de hissettiğim parmaklar, sırtımdan göğüs yanlarıma değdiğin de kaşlarımı çatarak başımı yastığa boğdum. Jennie kendini bana daha çok bastırmıştı ki, olmayan mükemmel tahta popom sayesin de tam tahta olacaktı. Yüzüme arkamdan yavaşça eğildiğinde uyuyor numarası yaparak dudaklarımı kapattım. Kıkırdayarak daha da yaklaştı.

Beni izliyordu. Sırtıma çıkmış, çıplak tenime yaslanarak omzumdan beni izliyordu. Bu beni üçüncü sıkıştırmasıydı, nefesimi kontrol edemiyordum. "Lisa.." Yüzü, görüş kapsamıma girdiğin de gözlerimi açmadan dudaklarımı kıpırdattım. "Efendim?" Boğuk bi' sesle cümlemi tamamlarken titreyerek hızlıca geri çekilerek popoma tekrar oturması ile gülümseyerek başımı nefes alabileceğim bi' şekil de yana yatırdım. Nefes nefese kalmıştım.

"Morluk geçecek gibi duruyor Lisa.. Bu kadar yetmez mi?" Çocuksu bi' tonla sorduğunda sesindeki masumiyete kıyamamıştım. "Peki peki, kalk bakalım üstümden. Geri çekilerek kalkmamı beklediğinde ayağa kalkarak ona baktım. Gözlerini bi' bana birde göğüslerime diktiğin de hızlıca sütyenimi bana doğrultarak gözlerini diğer eli ile kapatmıştı.

Yumru yaptığı eline uzun tırnaklarımı batırdım. "Göğüslerimi banyoda da görüyorsun, neden bu kadar utandın ki şimdi? Sen değil miydin 'Lalisa, göğüslerini ovmamı ister misin" diyen? Gözlerine baktım, kopçamı takarken iki elini de sıkarak bi' bana bir de ellerine bakmıştı, yutkunarak odadan hızlıca çıkması ile dudaklarımı araladım, bu kızın derdi neydi?

Bölüm sonu

2 yorum