İçeriğe geç

ÇETE

Bölüm 9 · 11 dk okuma

ÇETE

Bölüm 9

9.Bölüm

"Oha! Ciddi misin sen? Barlas seni öptü mü yani?"Boş sınıfta oturmuş dün olanları Aysun'a anlatırken utancımdan yüzüne bakamıyordum. "Evet, maalesef öptü ve ilk öpücüğümü çaldı!" "Barlas'a bak sen ya, şaşırttı beni doğrusu. Adamlardan kurtulmak için seni öptü ha? İyi taktikmiş valla ne diyeyim."

"Ne taktiği Aysun, ne diyorsun Allah aşkına?" "Diyorum ki Barlas seni öpmek için iyi bir bahane bulmuş." "Böyle düşündüğüne inanamıyorum Aysun! Onun amacı sadece bizi adamlardan kurtarmaktı."

"Hı hı, tabii... Eminim öyleydi."

"Aysun!" Diyerek kaşlarımı çattım. "Saçmalıyorsun!"

"Kızım saf mısın sen ya? Çocuk seni adamlardan kurtulacağız ayağına öpmüş sen de burada onun seni gerçekten o amaçla öptüğünü söylüyorsun."

"Çünkü gerçekten o amaçla öptü!" Gözlerini devirdi, "Öykü Barlas'tan bahsediyoruz burada. İsteseydi seni öpmeden de o adamlardan kurtulmanızı sağlardı."

"Başka çaresi olsa zaten öpmezdi Aysun. Sonuçta o da pek memnun olmadı."

"Öyle mi, bunu nereden çıkartıyorsun?"

"O söyledi."

"Kızım sen cidden safsın. Tabii ki öyle söyleyecek, yok bir de memnun oldum diyecekti." Bu konudan sıkılmıştım artık. Mümkünse yaşananları unutup bugüne öyle devam etmek istiyordum, "Aysun lütfen kapatalım mı şu konuyu? Ben artık Barlas'ın beni öptüğünü düşünmek ve konuşmak istemiyorum."

Açık olan sınıf kapısından içeri giren Koray beni duyunca, "Ne?" deyip koşar adım yanımıza geldi. "Ben az önce doğru mu duydum? Barlas seni öptü mü?"

Aysun'la birbirimize bakıp söyleyip söylememek konusunda kararsız kaldıktan sonra ondan saklamamın bir anlamı olmayacağını düşünüp söyleme kararı aldım. "Evet, öptü."

"Yuh! Ne zaman oldu bu?" Önümüzdeki sıraya oturmuş merakla yüzüme bakıyordu."Dün bekçilerden kaçmak için ara sokağa girdiğimizde oldu. Barlas onları öpüşen sevgililer olduğumuzu düşündürüp öyle kandırdı."

"Vay canına, iyi planmış!" Aysun eliyle Koray'ın koluna vurunca Koray şaşkınlıkla ona baktı, "Ne oldu, yalan mı? Barlas gerçekten iyi düşünmüş." Aysun bana bakıp gözleriyle Koray'ı işaret etti. "Al bu da senden."

"Ne demek o şimdi?" diye sorunca sesli bir nefes verdi. "O da senin gibi Barlas'ın o adamlardan kurtulmak için seni öptüğünü düşünüyor." Koray şaşırdı, "Onun için öpmedi mi zaten?" Ben, "Evet." Aysun, "Hayır," deyince Koray bir ona bir bana baktı. "Evet mi, hayır mı?" Sinirle, "Evet!" diye bağırdım. "Barlas beni o adamlardan kurtulmamız için öptü, başka bir şey düşünmeyin lütfen ve rica ediyorum kapatın artık şu konuyu!"

"Peki, kapatalım ama bak..." Aysun işaret parmağını yalayıp önündeki sıraya sürerken, "Şuraya yazıyorum, Barlas seni tekrar öpecek ve ben sana bugünü hatırlatacağım," dedi."Öyle bir şey olmayacak Aysun!"

"Görürüz," deyip konuyu değiştirmek için gözlerini Koray'a çevirdi, "Koray Bey, duydum ki çeteye girmişsiniz." Koray kafasını iki yana salladı. "Yok öyle bir şey, nereden çıkardın bunu?"

"O yüzden mi dün Öykü'yle birlikte villaya girdin?" Koray bana bakıp ona bunu anlattığım için sinirlendiğini belli ettikten sonra tekrar Aysun'a baktı. "Ne yani villaya girdim diye çeteye mi girmiş oluyorum?"

"Evet."Koray sinirle sesini yükseltti, "Ama girmedim!" Aysun Koray'ın sinirlenmesini umursamadı. "O villada ne işin vardı o zaman?"

"Çünkü Barlas'la bir anlaşma yaptık. Ona çeteye girmek istemediğimi söyledim, o da istediği zaman ona yardım etmem karşılığında bunu kabul etti." Şu an bunu duyduğuma o kadar seviniyorum ki. Bugün aldığım en güzel haber buydu.Ona sormak istediğim bir şey vardı. "Koray merak ettim de, sen bir eve hırsız gibi girmeyi nereden öğrendin?"

Sorduğum soru pek hoşuna gitmediği için mi bilmem gözlerini kaçırmaya başladı. "Ne yapacaksın, boş ver."

"Merak ediyorum ama." Anlatıp anlatmamak arasında kararsız kalmış gibiydi ama sonunda derin bir nefes alıp ayağa kalktı. "Önceden bir iki denemem olmuştu, oradan biliyorum." Gözlerimi iri iri açıp ona öyle baktım. "Başka evlere de mi girdin?"

"Evet," derken yere bakıyordu. Yaptığı şeyden memnun değilmiş gibiydi. "Peki o evlere girme amacın neydi, hırsızlık yapmak mı?"

Koray Aysun'un sorusuna sinirlenmişti. "Saçmalama! Ben hırsızlık yapacak biri miyim? Sadece arkadaşlarım istedi diye evlerin kapılarını açtım o kadar." Aysun sınıfın boş olmasından yararlanıp bağırarak konuşmaya başlamıştı, "Hırsızlık yapmadın yani? Sadece arkadaşlarına yardım ettin!"

"Yapmadım tabii!"

"Allah'ım bu nasıl bir gün böyle? Bir arkadaşımın Barlas tarafından ilk öpücüğünün çalındığını duyuyorum diğer arkadaşımın da hırsız olduğunu öğreniyorum." Koray'la bakışlarımız Aysun'un üzerindeyken gözlerim birden kapının orada duran Barlas'a kaydı.

Elleri ceplerinde keskin bakışlarıyla bana bakarken Aysun'un söylediklerini duyduğunu düşündüğüm için yutkundum.Aysun, Barlas'ı görmemişti ve konuşmaya devam ediyordu. "Allah'ım sen bana yardım et de ben de şu arkadaşlarıma yardım edeyim. Özellikle Öykü konusunda yardım edersen çok sevinirim. Yahu kızın ilk öpücüğü gitti ya!" Susması için sıranın altından bacağına tekme atınca, "Ay!" deyip suratıma baktı.

"Ne yani yalan mı söylüyorum? Barlas ilk öpücüğünü çalmadı mı? Gitti kızım ilk öpücük!"

Ağlamak istiyordum. Barlas Aysun sayesinde ona yalan söylediğimi anlamıştı. Rezil olmuştum. Kim bilir şimdi nasıl dalga geçecekti benimle. "Üzülme Aysun, en azından yabancıya gitmemiş."

Aysun ve Koray, Barlas'ın sesini duyunca o yöne doğru baktılar ama ben ona bakmıyordum. Aysun alt dudağının kenarını ısırıp bana baktı. Üzgün olduğu bakışlarından belli oluyordu ama iş işten geçmişti artık. Barlas her şeyi duymuştu."Koray, Aysun'u da al sınıftan çık."

Koray Barlas'ın verdiği emri yerine getirmek için Aysun'a doğru yaklaşıp elini onun omzuna koyunca Aysun'un gözlerinin içine bakıp gitmemesi için başımı hafifçe iki yana salladım. Barlas'la sınıfta yalnız kalmak istemiyordum. Utancımdan ölürdüm. Aysun kafasını hafifçe yan yatırıp, "Üzgünüm," diyerek Koray'la birlikte sınıftan çıktı.

Sınıfta Barlas'la yalnız kalmıştık. Yüzüne bakamıyordum. Onunla konuşmak istemiyordum. Yerimden kalkıp sınıftan dışarı çıkmak için kapıya doğru yürürken önüme geçip beni durdurdu. Yere baktığım için şu an bana nasıl baktığını göremiyordum. İlk öpücüğümü çaldığı için benimle dalga geçecekti bunu biliyordum. "Barlas önümden çekilir misin lütfen, gideceğim!"

"Nereye?" Bu halim hoşuna gitmiş gibi gülüyordu. "İntihar etmeye mi gidiyorsun yoksa?" Sinirle yüzüne bakıp, "Dalga geçme!" diye bağırınca gülmeyi bıraktı. Gözleri meraklı bakıyordu. "Bana neden yalan söyledin?" Yüzümü tekrar yere eğip boğazımı temizledikten sonra, "Dalga geçeceğini düşündüğüm için," dedim."Neden? Sana böyle bir şeyle dalga geçeceğimi düşündürten nedir?" diye sorunca tekrar yüzüne baktım, "Sensin."

Birkaç saniye öylece durup yüzüme bakmaya devam ederken gözlerini kıstı ve bana doğru iyice yaklaşıp her zaman yaptığı gibi yüzünü yüzüme doğru eğdi. "Dalga geçmemi mi istiyorsun?" Dalgasını geçip bu konuyu bir daha açmamak üzere kapatmasını ve yaşadığım utancı burada bitirmesini istediğim için, "Evet, aynen öyle istiyorum," dedim.

İsteğim üzerine derin bir nefes aldı ve cebine soktuğu ellerini çıkartıp kollarını göğsünde birleştirdi. Hoş şeyler söylemeyeceği tavrından belli oluyordu. "Düşündüm de ilk öpücüğünü almam iyi olmuş. Böylece beni hayatın boyunca unutamayacaksın." Yüzünde sinir olduğum bir sırıtış vardı, "Hatta duymak hoşuna gidecekse söyleyeyim. Seni öptüğümde bana karşılık vermeni beklerdim. Sonuçta beni tanımıyorsun, eğer tanısaydın herkesle işimin olmayacağını bilirdin. Seni öpmüş olmamın değerini anlayamamanı yargılamayacağım, aksine bunu hoş karşılayacağım."

Şu an ona tokat atmamak için kendimi çok zor tutuyordum. Aptal şey! Beni öyle sinir etmişti ki sinirden dişlerimi sıkıyordum. "Ne saçmalıyorsun sen ya? Sana karşılık vereceğime kendimi öldürürdüm daha iyiydi!"

"Bunu bana, beni ilk öpen sen olsaydın intihar ederdim diyen kız mı söylüyor?" deyip güldü, "Gerçekten hiç iyi bir yalancı değilsin." Ne diyeceğimi bilemediğim için susmuştum. Haklıydı. Hiç iyi yalan söyleyemiyordum. Yüzümü yere eğmiş utancımdan kıpkırmızı olmuş vaziyette yanından geçecekken kolumdan tutup beni durdurdu. "Nereye? Henüz konuşmamı bitirmedim." Sinirlendiğim için dişlerimin arasından tısladım. "Seni daha fazla dinlemek istemiyorum."

"Ne o, işine gelmeyen şeyleri duymak pek hoşuna gitmedi galiba?" Kafamı kaldırıp gözlerine baktığımda, "Bırak beni!" diye bağırdım. Umursamadan tutmaya devam ederken onun da sinirlendiğini fark ettim. "Bana ne yapacağımı söyleme!"Canımı yakmasından korktuğum için yüzümü buruşturmuştum ama o kolumu gayet nazik bir şekilde tutuyordu. Sıkmamıştı.

Sakinleşmiş gibi yavaşça kolumu bıraktı ve hızla sınıftan çıktı.Arkasından, "Pis hergele!" diye bağırdım. Bağırdığım için içim rahatlamıştı. Bu kadar kötü olmak zorunda mıydı? Ne diye sinirlenmişti ki? Asıl sinirlenmesi gereken bendim. Saçma sapan konuşup asabımı bozmuştu.Peşinden ben de sınıftan çıkarak kantine gidip kahve aldım ve boş masalardan birine geçip oturdum. Sıcak kahvemi yudumlarken Ateş'in geldiğini gördüm. Kantinden su alıp yanıma geldiğinde yorgun olduğunu fark ettim.

Üzerinde basketbol forması vardı ve alnında ter damlacıkları birikmişti. Sanırım antrenmandan geliyordu. Gülümseyip masama oturarak, "N'aber Öykü?" diye sordu. "İyi," dedim, Sen nasılsın?"

"Sağ olsun koç bugün canımıza okuduğu için biraz yorgunum."

"Belli oluyor," diyerek gülümsedim. Pek keyfi yok gibiydi. Kafasını çevirip kantine şöyle bir baktıktan sonra tekrar bana döndü. "Neden burada yalnız oturuyorsun? Çeten nerede?" Çeteye girmek istediğimi biliyor muydu? Ona söylediğimi hatırlamıyordum.

Sandalyesini bana doğru sürterek yanıma yaklaştığında kaşlarını çattı. Şaşkınca, "Sen... Sen nereden biliyorsun?" diye sorunca, "Bütün okul bunu konuşuyor," dedi. Bu saklı kalmasını istediğim bir şey değildi ama bütün okulun öğrenmesini de istemezdim tabii. Muhtemelen okula Barlaslarla birlikte geldiğim gün anlamışlardı. Ateş de arkadaşlarından birinden duymuş olmalıydı. "Anladım," deyip kafamı önüme eğince, "Çeteye henüz girmedim ama yakında gireceğim," dedim.

"Yanlış yapıyorsun!" Suratına baktım. "Biliyorum Ateş ama ben bir amaç için o çeteye girmek istiyorum."

"Her ne için istiyorsan vazgeç. Sana göre değil!"

"Nereden biliyorsun?" diye sorunca elindeki su şişesinin kapağını açtı ve suyundan bir yudum aldı. "Çünkü çeteyi tanıyorum."

"Nereden tanıyorsun?" Daha önce bunu sormama rağmen anlatmamıştı ama belki şimdi anlatır diye düşündüğüm için merakla yüzüne bakıyordum.Derin bir nefes alıp sırtını sandalyesine yasladığında elinde tuttuğu şişeye bakıp anlatmaya başladı, "Yetimhaneden... Barlas, Samet, Ali, Çetin ve ben yetimhaneden arkadaştık. Kardeş gibiydik. Ne olduysa bir gün Barlas bize gelip çete kuracağını ve bizim de katılmamızı istediğini söyledi. Hepimiz şaşkındık. Bunu neden istediğini bilmiyorduk. Sorduğumuzda sebebini söylememişti. Sadece ona katılmamızı istiyordu. Ben hariç hepsi bunu kabul edince Barlas istediği şeyi başarıp çeteyi kurdu."Barlas'ın ve arkadaşlarının yetimhanede büyüdüğünü bilmediğim için çok şaşkındım.

Demek o yüzden bu kadar acımasız ve çabuk öfkelenen biriydi. O, sevgisiz büyümüştü."Sen neden çeteye girmeyi kabul etmedin peki?" "Çünkü Barlas saçma sapan şeylerden bahsediyordu. Haraç alacağını ve ona yanlış yapan insanlara işkence yapacağını falan söyleyince kabul etmek istemedim. Ben kötü biri olamazdım. Onun dediklerini yapamazdım. İşte bu yüzden çeteye girmek istemedim," deyip sıkıntılı bir hale büründü. "Sen de Bade gibi saçma bir karar verip çeteye girmek gibi bir aptallık yapma sakın!"

"Bade'yi de önceden tanıyor musun yoksa onunla okul da mı tanıştınız?" diye sordum. Gözleri yine şişesine kaydı, "Okulda tanıştık. O da senin gibi yeni gelmişti. Sonra bir şekilde çeteyle tanıştı. Birlikte vakit geçirdikçe Barlas'a karşı duygular beslemeye başladı. Ona ne kadar yapmamasını söylesem de beni dinlemedi..."Şaşkınlıktan ağzım açılmıştı. Bade Barlas'tan mı hoşlanıyordu? Vay be! Hiç anlamamıştım. Demek sevdiği çocuk için hayatını mahvetmeyi tercih etmişti.

Barlas Bade'nin kendisinden hoşlandığını biliyor muydu acaba? Gerçi bunu bir kız olarak ben fark etmediğime göre muhtemelen o da fark etmemişti.Ateş'in duygularını bildiğim için onun adına üzülüyordum. Sevdiği kız eski arkadaşından hoşlanıyordu ve o hiçbir şey yapamıyordu. Kim bilir onu Barlas'ın yanında görünce canı ne kadar yanıyordu. Bade'ye karşı hâlâ bir şeyler hissettiği o kadar belliydi ki. Bunu gözlerinden anlamıştım.

"Bade'den hoşlanıyorsun değil mi Ateş?" Gözlerime bakmadan kafasını aşağı yukarı salladı. "İlk gördüğüm andan beri ona aşığım." Durum vahimdi. Haline üzüldüğüm için masanın üstüne koyduğu elinin üzerine koydum elimi. "Üzülme lütfen, belki Bade de bir gün senin onu ne kadar sevdiğini anlar."Gülümseyip o da diğer elini elimin üstüne koyunca, "Hiç sanmıyorum ama umarım dediğin gibi olur," dedi.

Bu sırada gözüm kantin kapısından içeri giren Barlas ve Çetin'e kaymıştı. Onları burada görmek gözlerimi devirmeme neden olurken sesli bir nefes verdim. Barlas önümüzdeki boş masaya otururken bakışlarını Ateş'le birleşen ellerimize sabitledi.Birkaç saniye öylece durup ellerimize baktıktan sonra gözlerini bana çevirdi ve iki saniye bile sürmeyen bir bakış attıktan sonra sinirle kafasını başka yöne çevirdi. Onun burada olmasından rahatsız olduğum için elimi Ateş'in elinin üzerinden çekip, "Ben sınıfa çıkıyorum, sonra görüşürüz," diyerek yerimden kalktım ve Barlas'ın önünden geçtim.

Keskin bakışları kantinden çıkana kadar üzerimdeydi. Oradan çıktığımda hemen sınıfa gidip yerime oturdum. Peşimden Aysun da gelmişti. Beni Barlas'la ilgili soru yağmuruna tutunca ona konuştuklarımızı anlattım. Asıl olay Ateş'le konuşmamızda olduğu için onları da anlattım.

***

Eve gittiğimde uzun zamandır yemek yapmadığımı fark edip annemle kendime güzel bir sofra hazırlamak için üzerimi değiştirip hemen mutfağa girdim. Mutfak önlüğünü takıp tavuk sote yapmak için malzemeleri çıkardım. Etler tavada pişerken bir yandan da mercimek çorbası yapmakla uğraşıyordum. İki yemek de yavaş yavaş olurken sotenin yanına bir de pilav yaptım.

Gözüm mutfak saatine kayınca annemin geç kaldığını fark ettim. Nerede kaldığını öğrenmek için aradığımda geç geleceğini söyledi. Şaşırmıştım. Normalde hep tam saatinde gelirdi. İki gündür bir tuhaftı zaten, sebebini anlayamıyordum. Çok umursamadan oturup tek başıma yedim yemeğimi. Yemekten sonra rahatlamak için sıcak bir duş aldım. Saçlarıma havlu, üzerime de bornozumu sardıktan sonra banyodan çıktım. Odama girdiğimde bornozumu çıkarıp yatağa attım ve çekmecemden iç çamaşırlarımı alıp giydim.

Dolabımda eşofmanlarımı ararken duyduğum sesle arkama döndüğümde gördüğüm şeyle küçük çaplı bir şok yaşadım. Barlas, açık bıraktığım pencereden içeri giriyordu. Gözlerim kocaman açılmış halde yatağımın üzerinde duran bornozumu alıp üzerime tutarak bağırmaya başladım. Perdeyi kenara itip içeri girince beni o halde gördüğü için gözlerini hemen kapatıp arkasını döndü. "Bağırmayı kes bir şey görmedim!"

"Ne işin var senin burada ya?" deyip hazır arkasını dönmüşken bornozu hemen üzerime geçirdim, "Hadi işin var diyelim ne diye kapıdan değil de hırsız gibi pencereden giriyorsun?"

"A tabii, ben bunu neden akıl edemedim acaba?" diyerek dalga geçti. "Kızım kapıyı çaldım ama açmadın ki. Ben de odanın penceresinden girip kapıyı neden açmadığını görmek istedim," dedi. Duşta olduğum için suyun sesinden duymamış olmalıydım. "Ne diye geldin sen?"

"Üzerine bornozunu giyersen söyleyeceğim."

"Giydim bile," dediğimde bana doğru döndü. "Ateş'le aranda ne var senin?" Bunu neden soruyordu ki şimdi? Ona neydi bundan? "Sana ne?"

Sinirle yanıma yaklaşıp önümde durdu, "Bana doğru düzgün cevap ver!" Gözlerimi devirdim. "Neden merak ediyorsun?"

"Bu seni ilgilendirmez!"

"O zaman Ateş'le aramızdaki şey de seni ilgilendirmez!"Sesli bir nefes bırakıp işaret parmağını tehdit eder gibi salladı, "Bundan sonra seni onun yanında görmeyeceğim, uzak duracaksın ondan!" Gülüyordum. "Şaka mısın sen ya? Sen kim oluyorsun da bana onunla görüşüp görüşmemem konusunda emir veriyorsun?"

"Duydun beni!"

"Söylediklerin umurumda değil. Canımı sıkıyorsun!"

"Sıkılsın... Sana ondan uzak duracaksın diyorsam, duracaksın! Aksi olursa..." deyip sözünü tamamlamadan gözlerime bakmaya devam etti. "Ee niye sustun, hadi devam et, ne yaparsın? İşkence mi yaparsın?" diye sorunca bakışlarını öfkeyle sertleştirip kolumu tuttu,

"Seni bu konuda ilk ve son kez uyarıyorum. Ateş'i bir daha yanında görmeyeceğim. Ondan uzak duracaksın ve aklını karıştırmayacaksın!" dedi

Bölüm sonu

1 yorum