"Annene bizi söyle diye seni sıkboğaz ettiğim için böylesin, değil mi? Seni anlamadığımı düşündüğün için bana kırıldın." Şaşkınlığım söylediği şeyle son bulmuştu. Kafamı önüme eğdim. Ne düşünüyorsa öyle kalmalıydı. Hayır, değil deyip de onu meraklandırarak gerçek sebebi bulması için beni sorguya çekmesine izin veremezdim.
Birkaç saniye sesim çıkmayınca Barlas kolumu bıraktı ve yüzümü avuçlayıp kafamı gözlerine bakmam için kaldırdı. "Bana kırgın olman hoşuma gitmiyor Öykü." Kırgın falan değildim ama şu an öyleymişim gibi davranmak en doğrusuydu. Gözleri gözlerimin üzerindeyken konuşmamı, bir şey söylememi bekliyordu ama hiçbir şey söylemedim. Şu an en iyisi buydu.
Ellerini yüzümden indirip, "Gitmem lazım," diyerek yanından ayrıldım ve hemen eve girdim. Çok kırıldığımı düşünüyordu muhtemelen. Bana şu kızın kim olduğunu söyleyene kadar böyle devam edecektim. Nasılsa ona kırıldığımı düşünüyordu, neden böyle davrandığımı sorgulamazdı. Ben de bir şey anlatmak zorunda kalmazdım.
Montumu çıkarıp vestiyere astıktan sonra çantamla poşetimi odama bıraktım ve kendimi direkt duşa attım. Yorgun bedenimi uzun bir duşla dinlendirip kafama sardığım havlu ve üzerime giydiğim bornozumla banyodan çıktığımda odama doğru yürüdüm. Kapımın açtığımda gördüğüm şeyle irkildim. Barlas yatağımda sırt üstü uzanmış bana bakıyordu. Onu burada görmeyi beklemediğim için korkmuştum. Nasıl girmişti odama? Camda açık değildi. Yüreğime iniyordu az kalsın. Bu çocuk ne yapmaya çalışıyordu böyle?
"Senin ne işin var burada? Odama nasıl girdin?"
Çarpık gülüşüyle beni süzdükten sonra pencereyi işaret etti. "Oradan."
"Açık değildi ki."
"Evet, ama açmak zor olmadı." Doğru. Çünkü o Barlas Karaman'dı, değil mi? Onun için hiçbir şey zor olmazdı, kapalı bir pencereyi açmak bile."İnsan gibi kapıdan girebilirdin," dedim. Çarpık gülüşü hâlâ yüzündeydi. "Duşta olduğun için açamayacağını tahmin ettim."
"Çıkana kadar bekleseydin o zaman."
"O işime gelmedi."
"Neden buradasın?"
"Seni Aysun'a bırakmak için."
Kahretsin. Ona söylediğim yalan yüzünden şimdi Aysun'a gitmek zorunda kalacaktım. İyi ama ben oraya gitmek istemiyordum ki. Aysun halimi görüp bana bir sürü soru soracaktı. Şu an benim bu soruları cevaplayacak halim yoktu. İstediğim tek şey düşünmeden uyumaktı.
"Kendim gidebilirim sağ ol."
"Elbette gidebilirsin ama seni ben götüreceğim." Kararlıydı. Mecburen kabul ederek, "Tamam çık öyleyse, giyineceğim," dedim. Güldü. "Seni rahatsız etmiyorum ki, giyinebilirsin."
"Sen burada durup bana böyle bakarken giyeceğimi düşünmüyorsun herhalde?"
"Sorun buysa eğer gözlerimi kapatabilirim." Böyle bir şeyi kabul edeceğimi düşünmediğinden emindim. Sırf beni uyuz etmek için söylüyordu. Elimle kapıyı işaret ederken ona bakmadan, "Odadan çıkar mısın Barlas?" dedim.
"Gözlerimi kapatacağım diyorum dert etme hadi giyin." Sert bakan gözlerim tekrar ona döndüğünde sakin kalmak için uğraşıyordum. "Beni sinir etmek için uğraşıyorsun ama edemeyeceksin." Gülmeye devam ederek yavaşça yataktan kalktı ve "Emin misin?" diye sorarak bana doğru yürüdü. Gülen gözlerine bakıp, "Evet," dedim. Eğleniyormuş gibi görünüyordu. Bakışları üzerimde dolaşırken "Yerinde olsam o kadar emin olmazdım," dedi. Öylece yerimde durmuş gözlerine bakmaya devam ederken iyice yaklaştı. Kalbim hızlı hızlı atmaya başlamıştı. Kafamı kaldırıp yüzüne bakınca beni büyüleyen gözleri gözlerime değdi. Kafasını eğip yüzünü yüzüme eşitledi ve gözlerime daha yakından bakmaya başladı. Nefesimi tutmuş heyecanlanmamak için kendime komut veriyordum. Barlas elini belime koyunca tutuğum nefesi verip gözlerimi kapattım. Ona ne kadar sinirli olsam da bana yakın olması ve bana böyle bakması her hücremi titretiyor, sanki hiç sinirlenmemişim gibi hissettiriyordu. Bu normal miydi? O kadar sinirliyken karşısında bu kadar sakin görünmem sırf âşık olduğum için miydi yani?
Barlas'ın belimdeki eli yavaşça sırtıma oradan da enseme tırmanırken nefes alışverişlerim sıklaşmıştı. Bir şey diyemiyor, öylece duruyordum. Konuşmuyordum. Konuşmuyordu. Konuşan tek şey odadaki sessizlikti. Beni daha çok heyecanlandıran ve ikimizin konuşmasına da engel olan sessizlik...
Enseme değen parmakları gözlerimin açılmasına neden olurken, yüzlerimizin arasında kalan santimleri ensemden tutup yüzümü yüzüne yaklaştırarak kapattı. Ani hareketiyle dudaklarım hafifçe dudaklarına değince donup kaldım. Nefesi dudaklarıma değdiği için heyecandan bayılacakmışım gibi hissediyordum. Avuçlarım terlemişti, mideme giren kramplar kaskatı kesilmeme neden olmuştu ve tüm vücudum alev alev yanmaya başlamıştı. Tüm bunları yaşamama rağmen beni öpse hiç düşünmeden ona karşılık verecektim. Çünkü bunu istiyordum. Utanacağımı bilsem de şu an beni öpsün istiyordum.
Dudakları yavaşça aralanırken tekrar gözlerimi kapattım. Odada sessizlik hâkimdi ama kalbimin sesi bu sessizliği bozuyordu. Sıcak nefesinin dudaklarıma temas etmesiyle parmak uçlarımda başlayan karıncalanma hissi bütün bedenime yayılırken ellerimle bornozumun eteklerini sıktım. Şu an buna izin veriyor olmamı anlayamıyordum. Bana bugünü o kızla geçirdiğini söylemiyordu ve ben burada beni öpmesi için ona izin veriyordum. Hayır! Bunu yapamazdım. Beni öpmesine izin veremezdim. Şimdi olmazdı, bugün olmazdı.
Barlas üst dudağımı kendi dudakları arasına alırken hızla kafamı yana çevirip beni öpmesine engel oldum. Eğer buna şimdi izin verirsem ona olan kırgınlığımın geçtiğini düşünecekti çünkü. Geçen hiçbir şey yoktu oysaki.
Şaşkın bir şekilde suratıma bakmaya başlayınca kafamı önüme eğdim. Bir şey söylemek istemiyordum. Ona kırgın olduğum için böyle yaptığımı anlamasını istiyordum. Aslında gerçek buydu. Ben ona kırgındım. Bana yalan söylediği için...
Barlas neden geri çekildiğimi anlamış mıydı bilmiyorum ama durdu ve dudaklarını alnıma bastırdı. "Sen giyinirken mutfakta bir şeyler yiyor olacağım," dedikten sonra odadan çıktı. O çıkar çıkmaz hemen kapıyı kilitleyip dolabımın kapağını açıp iç çamaşırlarımı giydim. Neme lazım tekrar odaya girmeye falan kalkardı şimdi, kilitlemek en mantıklısıydı. Barlas'tı bu sonuçta, yapardı.
Dolabımdan siyah pantolon ve petrol mavisi kazak çıkarıp giydim. Banyoya gidip saç kurutma makinesiyle saçlarımı kuruttum ve klasik bir ev topuzu yapıp mutfağa Barlas'ın yanına gittim. Ben hazırdım, artık çıkabilirdik ama o pek hazır görünmüyordu. Sandviç yapmak için buzdolabındaki neredeyse bütün malzemeleri çıkarıp tezgâha koymuştu. Mutfağı nasıl dağıttığını umursamadan oturmuş, iştahla sandviçini yiyordu. Beni fark etmemişti.
"Afiyet olsun."
Ağzındaki lokmayı çiğneyerek bana baktı. "Sağ ol." Çok acıkmış olmalıydı, sandviçi öyle iştahla yiyordu ki benim bile iştahımı açmıştı. "Senin için de yaptım otur da ye şunu," deyip bana masanın üzerinde duran sandviçi gösterince karşısına oturup yemeye başladım.
"Nasıl olmuş, beğendin mi sandviçi?"
"Eline ne geldiyse içine tıkıştırdın galiba?"
Gülmeye başladı. Ona sandviç hazırladığımda sorduğum soruya verdiği cevaptı bu. Neredeyse ben de gülecektim ama ona kırgın olduğumu hatırladığım için kendimi tuttum.
Hızla sandviçimi yiyip mutfağı toparladıktan sonra üzerime montumu geçirdim. Barlas'la beraber evden çıktık. Suratında anlamlandıramadığım tuhaf bir ifade oluştuğunu gördüm. İkimiz de arabaya bindiğimizde yüzünü incelemeye devam ediyordum. Bir şey mi olmuştu acaba? Gerçi durduk yere ne olacaktı ki? Sandviçimizi yiyip evden çıkmıştık, o sırada ne olmuş olabilirdi? Ona kırgın olmama mı takılıyordu? Gülmemiştim belki de takıldığı şey buydu.
Arabayı sürmeye başladığında onu incelemeyi bırakıp önüme döndüm. Eve geri döneceğimi bilmeden beni oraya götürüyordu. Geri döneceğimi asla düşünmezdi. Böyle bir şeyi daha önce hiç yapmamıştım. Yani onunla vakit geçirmek yerine ondan kaçmayı hiç seçmemiştim. Şimdi neden seçiyordum peki? Barlas hâlâ o kız hakkında tek kelime etmiyordu. Bundan sonra da etmeyecekti. Bir sır gibi saklıyordu kızı. Ama ben muhakkak öğrenecektim kim olduğunu. Böyle merakla yaşayamazdım. Kafaya takmıştım. Bunu en yakın zamanda çözecektim.
Barlas Aysunların evinin önünde arabayı durdurup bana doğru döndü. "Yarın görüşürüz."
"Görüşürüz," dedim ve arabadan çıktım. Aslında onunla olmak istiyordum ama bir kere yalan söylemiştim işte, şimdi mecburen Aysunlara gitmiş gibi yapacaktım. Ben çıkar çıkmaz eve girmemi beklemeden hemen oradan uzaklaşınca şaşırdım. Aslında bu geri dönebilmem için iyi bir fırsat olmuştu ama daha eve girmeden gitmesi kafamı karıştırmıştı. Ona kırgın olmam onu üzmüştü galiba. Neden böyle yapmıştı ki şimdi? Hemen gitmesinin sebebi neydi?
Düşünceler içinde eve geri dönerken acaba gerçekten Aysunlara gitse miydim diye düşündüm. Moralim bozuktu belki onunla konuşsam düzelirdi ama o da bin tane soru soracaktı şimdi. Şu an bunları cevaplayacak halim yoktu. Eve geri dönüp uyumalıydım. İstediğim tek şey buydu. Bir şey düşünmemek ve uyumak... Tabii eğer yapabilirsem.
Sokağımıza girip eve doğru yaklaşırken evin önünde bir araba durduğunu fark ettim. Hava karanlık olduğu için pek seçemiyordum. Sokak lambaları da seçmeme pek yardımcı olmuyordu. Korkmuştum. Bir an Demir olabilir mi diye düşünmüştüm ama arabaya doğru yaklaşınca Barlas olduğunu gördüm.
Geri döneceğimi anlamıştı muhtemelen. Nasıl anlamıştı ya? Belli edecek bir şey yapmamıştım ki. Barlas arabadan çıkıp tam önümde durdu. Bir şey demiyordu, sadece bana bakıyordu.
"Geri döneceğimi nereden anladın?"
Gözlerime bakmaya devam ederken yüzünde tek bir mimik dahi kıpırdamadı. "Aysun'da kalacağını ve ders çalışacağınızı söyledin ama yanında hiçbir şey götürmedin."
Evden çıkarken de o yüzden bir garipti demek. Nasıl aklıma gelmemişti bu benim? Kız arkadaşıma kalmaya gidiyordum ve yanımda hiçbir şey götürmüyordum. Bravo bana.
"Beni kandırmak için kitaplarını yanında götürseydin keşke." Yalan söylediğim için utancımdan yüzümü önüme eğdiğimde çenemden tutup yüzümü kaldırdı. "Benimle vakit geçirmek istemeyecek kadar mı kırgınsın bana?" Sesim çıkmadan gözlerine bakarken beni kolumdan tuttuğu gibi arabaya doğru sürükledi.
"Ne yapıyorsun Barlas?"
Yolcu koltuğunun kapısını açarken yüzüme bakmadı. "Seni evime götürüyorum." Omzumu silktim "Ben evimde kalacağım." Gözleri gözlerimi buldu. "Buna izin vermiyorum. Bin şu arabaya, benim eve gidiyoruz."
Söylediği şeyi yapmayı istemesem de tartışmamak için mecburen kabul edip yerime oturdum.
"Annem sabah eve gelecek."
"O gelene kadar ben seni eve getirmiş olurum."
Hiç konuşmadan eve geldiğimizde montumu vestiyere asarken Barlas'a bakıyordum. "Yorgunum, uyumak istiyorum." Aslında bu kaçmak için bir bahaneydi. Uyuyacağım falan yoktu. Yalan söylediğim için hâlâ utanıyordum. "Odamda yatabilirsin," deyince yukarıya, odasına çıktım. Uyumayacaktım, belki de sabaha kadar düşünüp duracaktım ama başka ne yapabilirdim ki. Aşağıda kalıp Barlas'la konuşamazdım ya. Peşimden gelip odaya geldi ve dolabında bir şeyler aradı. Bu sırada ben yatağının üzerinde bıraktığı kıyafetlerine bakıyordum. Dağınık çocuk, yine yatağa saçmıştı kıyafetlerini.
Dolaptan çıkardığı tişört ve eşofman altını bana verdikten sonra yatağının üstündekileri toplayıp dolabına tıkıştırdı ve kendi için de giyecek bir şeyler aldı.
"Giymek için iki dakikan var," diyerek odadan çıktı. Bu geri geleceğini gösteriyordu. Hemen bana verdiklerini giydim. Eşofman altı bol ve uzun gelmişti ama daha önce yaptığım gibi ipini sıkıp bolluğunu, paçasını kıvırıp uzunluğunu hallettim.
Ben çıkardıklarımı katlarken Barlas odaya girmiş ve üzerini değiştirmişti. Yavaş adımlarla yürüyüp yatağın kenarına oturduğunda katladıklarımı dolabın yanındaki koltuğun üzerine bırakıp Barlas'a döndüm. "Uyuyacağım." Kafasını iki yana salladı. "Önce konuşacağız."
"Neyi?"
"Şu bana kırıldığın konuyu," deyince asık suratla yanına gidip ben de onun gibi yatağın kenarına oturdum. Ben onun yüzüne bakmıyordum ama o benimkine bakıyordu. "Kırılmakta haklı mısın sence?"
"Tabii ki haklıyım, beni zorluyorsun. Hem de yapamayacağımı bilmene rağmen."
"Madem bu kadar zorlanıyorsun ben söyleyeyim annene."
Beni anlamıyordu galiba. Ben bunu sorun etmiyordum ki, benim derdim başkaydı. "Sorun kimin söyleyeceği değil ki Barlas. Sorun annemin bunu duyduktan sonra birlikte olmamıza izin vermeyeceği."
"Sana bunun olmayacağını söyledim, değil mi?" Başımı önüme eğdim, üzgün olduğum için sesim kısık çıktı. "Korkuyorum." Elini omzuma atıp beni kendine çekti. "Korkma. Düşündüğün gibi olmayacak." Gözlerine bakarken gerçekten söylediği gibi olmasını istedim. Yarın sabah anneme Barlas'la birlikte olduğumu anlatacaktım. Vereceği tepkiyi çok iyi biliyordum ama artık anlatmak zorundaydım.
Bir süre öyle durduktan sonra Barlas elini omzumdan çekip yatağa uzandı ve yanını işaret etti.
"Gel."
Benimle uyumak istemesi yüzümde gülücükler açmasına neden olmuştu. Dediğini yapıp yanına uzandım.
Bana doğru dönüp elini yanağının altına koydu. "Annenin birlikte olduğu adam nasıl biriydi?" diye sordu. Bu konuyu açmasına şaşırmıştım. Ben de onun gibi elimi yanağımın altına koyup sorusunu cevapladım. "İyi. Annemi mutlu edeceğini düşünüyorum."
"Sevdin mi onu?"
"Bilmiyorum. Onu henüz bir kez gördüm. Sevip sevmediğime öyle hemen karar veremem. Buna karar verebilmem için onunla biraz zaman geçirmemiz lazım."
"Hayret."
"Ne?"
"Normalde iyi olduğunu düşündüğün birini hemen sevebilirmişsin gibi görünüyor."
"Evet, öyle ama ne bileyim işte o adama karşı bir şey hissedemedim. Sadece iyi biri olduğunu düşünüyorum o kadar."
"Belki zamanla seversin," diyerek boşta olan elini yanağıma koyup okşadı. "Tıpkı beni sevdiğin gibi..." Böyle bir şey söylemesi bana eski günleri hatırlatmıştı. "Doğru, sonuçta seni ilk gördüğümde sevmemiştim, değil mi?"
"Normaldi. Korkuyordun benden."
Güldüm. "Demek ki korktuğum birini bile sonradan sevebiliyormuşum." Yanağımı okşamaya devam etti. "Sadece sevmek değil âşık da olabiliyormuşsun." Beni büyüleyen gözlerine bakarken ben de elimi yanağına koyup okşadım. "Bana bu kadar güzel bakan birine nasıl âşık olmayabilirdim ki?" Gülümsemeye başladı. Yüzünü yüzüme iyice yaklaştırıp gözlerimin içine baktı. "Galiba sana başka kimsenin böyle bakmayacağını anlamışsın ki beni sevmişsin." Umursamaz bir tavır takındım. "Hiç de bile."
"Ne? Öyle olmadı mı yani?"
"Hayır olmadı."
"Bak sen..." deyip yanağımdaki elini topuz yaptığım saçlarıma götürdü ve saçlarımı açarak karıştırıp dağıttı. Güldüm. Önüme düşen saçlarımı geri atıp gözlerine baktım. Bakışları o kadar güzeldi ki insanı ister istemez heyecanlandırıyordu. Onun yanında olmak hayatımda beni mutlu eden nadir şeylerdendi. O kızın kim olduğunu öğrenene kadar kırgın kalacağımı zannediyordum ama bakışları bunu yapmama engel olmuştu.
Uzun bir süre ikimiz de sessizce birbirimizin gözlerine baktıktan sonra uykumun geldiğini fark ettim. Barlas'ın da gelmiş olmalıydı. Belki de sessizliğimiz bu yüzdendi ama ben onunla konuşmak istiyordum.
"Barlas, hep beni sev olur mu?"
"Benim başka birini sevmem mümkün mü?"
"Yanında olmak çok güzel..." derken gülümsüyordum.
Gözlerime bakmayı bırakıp yüzünü boynuma gömdüğünde, burnunu boynumda gezdirip kokumu içine çekti ve kulağıma fısıldadı. "O zaman bir daha benden kaçmaya çalışma Kaktüs." Nefesi kulağıma çarpıyordu. Gözlerimi kapatıp onu onayladım. Yüzünü boynumdan kaldırıp yüzüme bakarak saçlarımı okşadı. "Uyu artık."
"Tamam, ama sen de uyu. Senin de uykun var." Yanağına küçük bir öpücük kondurup gülümsedim. "Uykum olmasa seninle sabaha kadar konuşurdum."
O da yanağımdan öptü ve öptüğü yeri okşadı. "Uykum olmasa seni sabaha kadar izlerdim." Gülümsemeye devam ederek, "İyi geceler," dedim.
Gözlerini kapatıp iç çekti. "Sana da güzelim."
***
Sabah, gözlerimi zar zor açtım. Barlas'ın kolundaki saate bakmak için kafamı kaldırdım. Yüz üstü uyuyordu. Yastığın üzerine koyduğu kolundan saatine bakıp, geç kalacağım korkusuyla hemen onu dürttüm. "Barlas kalk hadi beni eve bırakman gerekiyor. " Rahatsızca kıpırdanırken gözlerini açmadan, "Daha erken," dedi.
"Ne erkeni, annem eve benden önce gidecek hadi!" dediğimde beni hiç umursamamış gibi uyumaya devam etti. "Bu ne uykusu ya uyansana sabaha kadar uyumadın mı?" deyip onu dürtmeye devam edince tek gözünü açıp bana baktı. "Nereden anladın?" dedikten sonra sırt üstü döndü ve gülmeye başladı. "Dün gece o kadar horladın ki uyutmadın." Yine beni sinir etmeye çalışıyordu. "Saçma sapan konuşma bir kere ben horlamam!"
"Öyle mi, bunu nereden biliyorsun? Uyurken odana kamera yerleştirdin de horlamadığını onu izleyince mi anladın?"
"Of, Barlas saçmalama!" deyip yataktan kalktım. Kıyafetlerimi alıp banyoya gitmek için kapıya doğru ilerledim. "Gece kaç kere kalkıp seni dürttüm haberin var mı senin?" deyince onu umursamadan odadan çıktım ve banyoya girdim. Elimi yüzümü yıkayıp üzerimi değiştirdim. Çıkardığım kıyafetleri kirli sepetine atıp hemen odaya geri döndüm. Ben banyodayken Barlas üzerine formasını giymişti. O banyodayken ben yatağı toparlayıp hemen odadan çıktım. Birlikte aşağı indik, kahvaltı yapmaya vaktimiz olmadığı için hemen evden çıkıp arabaya bindik.
Eve vardığımızda arabadan çıkmadan önce Barlas'a baktım. "Sen git bekleme beni. Ben Aysun'la gideceğim okula." Annemin vereceği tepkiden sonra biraz hava almam gerekecekti muhtemelen. Çünkü ağlayacaktım. Barlas'ın beni ağlarken görmesini istemiyordum.
"Tamam, ama bak daha önce de söyledim şimdi de söylüyorum. Annen ne tepki verirse versin biz birlikte olmaya devam edeceğiz Öykü, korkma tamam mı?" Kafamı hafifçe aşağı yukarı sallayıp onu onayladıktan sonra, "Okulda görüşürüz," deyip arabadan çıktım ve eve girdim.
Barlas'ın dediği gibi olmasını umuyordum ama annemin ne tepki vereceğini az çok tahmin ediyordum.
Sıkıntılı bir şekilde odama gidip dolabımın önünde duran spor mağazası poşetinden formamı çıkarıp üzerime giydim. Poşette duran Barlas'ın bana aldığı bilekliği takacaktım ki kapı çaldı. Bilekliği yatağımın üzerine bırakıp odamdan çıktım.
Annem gelmiş olmalıydı. Biraz sonra olacakları düşünerek sıkıntıyla kapıyı açtım. Karşımda annemi değil de Demir'i görünce kalakaldım. Yine mi gelmişti bu. Barlas'tan yediği dayak onu pek akıllandırmamıştı galiba.
"Git buradan?" diye bağırıp kapıyı kapatmaya çalışırken ayağını kapının arasına sıkıştırıp kapatmamı engelledi ve tüm gücünü verip kapıyı açtı. Açmasıyla düşecek gibi olmuştum ama son anda kendimi toparlamayı başardım. İğrendiğim suratına sert sert bakmaya başladım. O benimkine sırıtarak bakıyordu. Barlas'ın yüzünde bıraktığı izler berbat görünüyordu. Tehlike saçan gözlerini kıstı. "Çok ayıp ama Öykü... Yine aynı şeyi yapıyorsun. Eve gelen misafirinin yüzüne kapıyı kapatmaya çalışıyorsun." Söylediği şeyi umursamadan ona bağırdım. "Buraya neden geldiğini biliyorum ama boşuna gelmişsin Demir, çünkü anneme her şeyi anlattım!" Gitmesi için yalan söylemiştim. Eğer gitmezse ne yapacaktım bilmiyordum. Biraz sonra annem gelecek ve Demir'i görecekti.
"Boşuna yalan söyleme Öykü, anlatmadığını biliyorum," deyince bir şey demedim. Anlatmadığım her halimden belli oluyordu zaten. Bunu anlaması gayet normaldi. "Bak ben buraya seninle bir anlaşma yapmaya geldim. İstersen annene Barlas'la birlikte olduğunu anlatmak zorunda kalmayabilirsin. Ama bunun için istediğim şeyi yapman gerekecek."
Şaşırmış bir halde ona baktım.
"Neymiş o?"
"Bunu sana şimdi söylemeyeceğim. Akşam sana konum atacağım yere gel bunu orada konuşalım."
"Ne söyleyeceksen burada söyle."
"Burada olmaz oraya gelmen lazım."
"Böyle bir şey yoksa ve beni kandırıyorsan ki ben böyle olduğunu düşünüyorum bunu yapmam aptallık olmaz mı?"
Güldü. "Asıl gelmemem aptallık olur. Çünkü gelirsen annene bir şey anlatmayacağım, sen de öyle. Ama gelmezsen bu evde kasırga kopacak."
"Ya amacın beni kandırıp istediğin yere getirtmekse?"
Başını hafifçe iki yana salladı "Zekice bir soru ama içinde aptallık barındırıyor. Sence benim amacım seni herhangi bir yere götürmek olsa bunu zorla yapmaz mıydım? Söylerdim çeteme gelip seni alırlardı." Sanırım doğruyu söylüyordu ama ben yine de onun anneme bir şey söylemeyeceğine inanmıyordum. Kendisini tanıyordum sonuçta.
"Anneme bir şey söylemeyeceğine inanmıyorum."
Bana kırılmış gibi baktı. "Hadi ama Öykü, anlaşma yapacağım diyorum sana. Sence ben senden bir şey isteyecekken böyle bir şeyi yapar mıyım?"
"Benden isteyeceğin şey Barlas'la ilgili bir şey, değil mi?"
"Hayır. Senden başka biriyle ilgili bir şey isteyeceğim," deyince buna şaşırdım. Madem onunla ilgili değildi, o zaman kabul edebilirdim.
"Tamam, akşam konum attığın yere geleceğim."
Kabul etmek zorunda kalmıştım. Başka çarem yoktu çünkü. Eğer bunu yapmazsam Demir anneme her şeyi anlatacaktı
"Harika!" deyip sırıttı. "Öyleyse akşam görüşürüz." Kapıdan çıkmak için arkasını döndü ve sonra aklına bir şey gelmiş gibi tekrar bana döndü. "Ha bu arada... Umarım bu konuşmadan Barlas'a bahsetmezsin. Malum kendisi anlaşmayı yapmadan bozabilir." Bunu söylemesine gerek yoktu. İzin vermeyeceği bir şeyi ona söyleyemezdim. Demir'le anlaşma yapacağımı bilse bana çok kızardı. Hatta aptal olduğumu söylerdi muhtemelen.
"Bahsetmeyeceğim," dedim. Bana göz kırptı ve "Aferin sana akıllı kız," diyerek açık olan kapıdan çıkıp gitti.
Derin bir nefes alıp odama geçtim. Eğer Demir'le bu akşam yapacağımız anlaşma bana mantıklı gelirse anneme bir şey anlatmak zorunda kalmayacaktım. Bu beni şu an birazda olsa rahatlatmıştı ama Demir'in kimle ilgili bir şey isteyeceğini düşündükçe geriliyordum. Onun derdi Barlas'laydı. Başka ne isteyebilirdi ki? Neyse, akşam öğrenecektim artık.
Gözüm yatağımın üzerinde duran bilekliğe kayınca hemen onu takıp çantama kitaplarımı yerleştirdim ve mutfağa gidip kahvaltı hazırladım. Bir şeyler atıştırıp uzun süre mutfakta annemi bekledim. Gelmeyeceğini düşünerek masadan kalktım ve odamdan çantamı alıp evden çıktım. İşi uzamıştı herhalde. Beklememin bir anlamı yoktu zaten, nasıl olsa ona şimdi bir şey anlatmayacaktım. Gerçi Demir'le yapacağım anlaşma bana ne kadar mantıklı gelirdi bilmiyordum ama başka çarem olmadığı için bu anlaşmaya güveniyordum.
Hızlı hızlı yürüyüp durağa vardım ve Aysun'la buluştuk. Birlikte okula doğru yürürken ona Demir'le yapacağım anlaşmayı anlattım. Şaşırmıştı. Böyle bir şeyi yapacağımı beklemiyordu tabii. Gitmemem için beni uyardı ama onu dinlemeyecektim. Kararlıydım gidecektim.
Okula geldiğimizde hemen sınıfa çıkıp yerimize oturduk. Koray bizden önce gelmiş sırasında otururken Aysun ona Demir'le yapacağım anlaşmadan bahsetmişti. Bu Koray'ı da şaşırtmış ve kızdırmıştı. İki arkadaşım da gitmemi istemiyordu ama ben ne olursa olsun gidecektim.
Biz konuşmaya devam ederken Barlas'ın sınıfa girdiğini görünce hepimiz birden sustuk. Aysun ve Koray'ı en az on kere uyarmıştım ona söylememeleri için. Bu yüzden susmuş bir şey demeden birbirlerine bakıyorlardı. Barlas bana doğru yaklaşıp sıramın yanında durunca meraklı bir şekilde "Konuştun mu annenle?" diye sordu. Kafamı kaldırıp ona bakarak, "Hayır" dedim. Bu hoşuna gitmemiş gibi sesli bir nefes verdi. "Neden?"
"Çünkü annem eve gelmedi."
Anlamış gibi başını salladı. "Peki, akşam anlatırsın o zaman."
Daha fazla konuşmadan konuyu değiştirmek istedim. "Okul çıkışı yine dövüş dersi yapacak mıyız? Yarın devam ederiz demiştin de..."
"Hayır, bugün bir işim çıktı."
Kalbim sıkışmıştı birden. "Ne işi bu?"
"Önemsiz bir iş," deyince ne olduğunu hemen anladım. Yine o kızla görüşecekti. Bundan o kadar emindim ki sinirlenmeye başlamıştım ama ona bir şey belli etmemek için uğraşıyordum. Kız yine onu evine çağırmış olmalıydı. Anlayamıyordum ki, kimdi o kız da Barlas sürekli onunla görüşüyordu. Çıkışta benimle değil de onunla vakit geçirecekti. Artık kıskanmaya başlıyordum. Saçma sapan şeyler düşünüyordum.
Çetin kapıdan seslenip çağırınca Barlas, "Neyse teneffüste görüşürüz," deyip eğilerek başımdan öptü ve sınıftan çıktı. Ardından düşüncelere dalmış kapıya doğru bakarken Aysun sesli bir nefes verdi. "Bir an bir şey anlayacak diye ödüm koptu.Anlasaydı biliyoruz diye bize de kızacağından emindim."
"Kızardı tabii. Bunu bilip de ondan sakladığımız için sadece kızmakla kalmaz canımıza da okurdu." Aysun, Koray'ın sözleri üzerine bana baktı. "Ne yapalım, bunu Öykü için yapıyoruz." Sesim çıkmayınca onları dinlemediğimi düşünüp beni dürttü. "Öykü, burada mısın?" Ona dönüp kafamı salladım. "Evet, dinliyorum sizi."
"Ne oldu sana şimdi?"
Sırtımı onun gibi sıraya yasladım. "Canım sıkkın."
"Seni anlıyorum. Demir'le anlaşma yapacak olman canını sıkıyor ama..."
"Canım o yüzden sıkkın değil Aysun."
"Neden sıkkın peki?"
"Barlas dün bir kızla görüştüğü için..."
"E, ne var bunda?"
"Bütün gününü o kızla geçirdi ve bana hiçbir şey söylemedi."
"Sana bir şey söylemediyse bir kızla görüştüğünü nereden biliyorsun peki?"
"Dün kız onu aradığında telefonu ben açtım. Barlas yanımda değildi bir şey almaya gitmişti. Açtığım gibi kız, Barlas zannettiği bana, montunun onun evinde kaldığını söyledi."
"Sen ne dedin peki?"
"Cevap vermeden telefonu kapattım."
Koray da merakla bizi dinliyordu. "Bir arkadaşıdır belki," diyerek Aysun'a baktı, onun da kendisini onaylamasını bekler gibiydi. Aysun da aynı fikirde olduğunu söylercesine kafasını salladı.
"Neden bana o kızla görüştüğünü söylemiyor o zaman?" İkisi de cevap vermedi ve bakışlarını başka taraflara çevirdiler. Ne diyebilirlerdi ki? "Okul çıkışı da o kızla buluşacak," deyince Aysun bunu beklemiyormuş gibi bana baktı. "Ne yapacaksın peki?"
"Onu takip edeceğim."
"Tek başına mı?"
"Evet."
"Olmaz öyle şey biz de seninle geleceğiz."
"Saçmalama."
"Asıl sen saçmalama. Onu hep birlikte takip edeceğiz," deyip Koray'a baktı. "Sen bugün okula arabanla mı geldin?" Koray, "Evet," deyince de memnun olmuş gibi sırıttı. "Tamam işte arabamız da var, onu takip edebiliriz."
"Tabii onu takip edelim de Barlas bunu fark edip canımıza okusun," dedi Koray.
Dirseklerimi sırama dayayıp yüzümü avuçlarımın içine aldım. "Sizce o kız kim?"
"Ben bir arkadaşı olduğunu düşünüyorum." Koray'ın cevabından sonra Aysun'a baktım. "Sence?" Bir süre sessiz kaldıktan sonra, "Tam emin değilim ama eski sevgilisi olabilir," dedi. Bunu çekinerek söylemişti. Beni üzmek istemiyordu galiba.
"Olabilir mi?" deyip Koray'a baktığımda dudaklarını büktüğünü gördüm. "İyi de o kız Barlas'ın eski sevgilisiyse bunu benden neden saklasın ki?" Aysun direkt cevap verdi. "Kıskanmaman içindir."
Demek kızı benden saklamasının sebebi buydu. Neden hâlâ onunla görüşüyordu acaba? Kızı iyice merak etmiştim, çıkışta görecektim ama acaba Barlas'ı takip etmesem mi diye düşünüyordum. Onları birlikte görürsem kötü olacaktım. Eski sevgilisiydi sonuçta. Dostça sarılmaları bile kendimi kötü hissetmeme neden olabilirdi. Belki görmemem daha iyi olurdu. Ama o zaman da meraktan ölecektim. Canım çok sıkkındı, ne yapacağımı bilmiyordum.
***
Çıkış zili çalınca Barlas'ın beni kapıda beklediğini gördüm. Sıramın üzerindekileri toplayıp çantama koyduktan sonra yanına gittim. Birlikte aşağı indik ve arabasının önünde vedalaştık. O arabaya binip uzaklaşırken ben hemen Koray'ın arabasına doğru koşup yolcu koltuğuna oturdum. Aysun arkaya geçmişti. Bir ara Barlas'ı takip etmemeyi düşünsem de yapmam gerektiğine karar vermiştim. Ne olursa olsun şu kızı görecektim. Hem belki biz yanlış düşünüyorduk, kız onun eski sevgilisi falan değildi. Bunu bilemediğimiz için onu takip etme kararı almıştım.
Koray arabayı çalıştırırken Aysun iki koltuğun arasından kafasını uzatıp, "Ay çok heyecanlandım, hayatımda ilk defa arkadaşlarımla birini takip ediyorum," dedi. Koray kaşlarını çatmış yola bakıyordu, "O kadar heyecanlanma istersen yakalanırsak ne olacağını biliyorsun."
"Arabalar arasında mesafe bırakırsan bir şey olmaz Koray."
"Verdiğin akıl için sağ ol Aysun, sen olmasan bunu nasıl akıl edecektim ben?"
"Aysun Koray'ı konuşturup dikkatini dağıtma yoksa Barlas'ı kaçıracağız."
"Tamam ya sustum."
Barlas'ın arabası bizden bayağı bir uzaktaydı. O kadar mesafeden bizi fark etmesi imkânsızdı. Nereye gidecekse onu bu şekilde takip etmeye devam edecektik. Yaklaştığımız an peşinde olduğumuzu anlardı çünkü.
"Aslında onu takip etmek yerine şu kızın kim olduğunu çetedekilerden birine mi sorsaydık acaba Öykü?"
"Sence bunu söylerler mi Aysun? Barlas onları aynı kendisine benzetmiş, bilseler bile bir şey söyleyeceklerini sanmıyorum."
"Haklısın galiba."
Kırk dakikalık bir yolculuktan sonra Barlas bir sokağa girdi. Arabayı yavaşlatmıştı, buralarda bir yerlerde duracağı belliydi. Şu kızı görecek olmama çok az kalmıştı gerildiğimi hissediyordum. Nasıl biriydi acaba? Barlas'la çok mu yakındı? Gerçi dünkü konuşmasından sonra yakın oldukları belliydi. Eski sevgilisi değilse Barlas neden o kızı bana anlatmıyordu ki o zaman? Of! Düşündükçe işin içinden çıkamıyordum. Kafayı yiyecektim.
Barlas arabayı müstakil bir evin önünde durdurunca Koray da bizi fark etmemesi için ondan çok uzakta bir yerde durdu. Barlas arabadan çıktı ve evin zilini çaldı. Birkaç saniye sonra kapı açıldı ve içeriden kızıl saçlı bir kız çıktı. Barlas'ı görünce sevinçle boynuna atlayıp yanağına kocaman bir öpücük kondurdu. Bu görüntü kalbimde sancı oluşmasına neden olurken Aysun'un sesiyle o sancının bütün bedenime yayıldığını hissettim. "Bu kız kesinlikle Barlas'ın eski sevgilisi!"
Yutkundum. Hissettiğim tek şey kalbimdeki acıydı. Yavaş yavaş tüm bedenime yayılıyordu. Bu nasıl olurdu? O, sevdiğim çocuktu. Başkasının evindeydi. Başka bir kıza bakıyordu. Bir kez daha yutkundum. Gördüklerim kâbuslarımdan biri olmalıydı. Ama değildi. Her şey gerçekti. Buradaydım. Ona bakıyordum. Her şeyi görüyordum.
Onlara baktığım her saniye aklımı kaybedecek gibi oluyordum. Acı, şimdi tüm bedenimdeydi. Onu bu kadar severken ikisini bu şekilde görmek hissettiklerimin yoğunluğunu arttırıyordu. Kırgınlık ve kızgınlık birleşip bir bütün olurken, hissettiklerimin bunlardan ibaret olmadığını düşündüm.
Çok şey vardı.
Ve hepsini Barlas'ın yüzüne söylemek için anı kolluyordum. Hissettiklerim tokat gibi yüzüne çarpsın istiyordum. Çünkü ben o tokadı yemiştim. Kız onu öptüğü an kalbime büyük bir tokat yemiştim.