İçeriğe geç

ÇETE

Bölüm 29 · 23 dk okuma

ÇETE

Bölüm 29

27.Bölüm

Yorgun bedenim hayatımı kaplayan koyu renklerden kurtulmak istercesine çırpınıyor, çırpındıkça çaresizlik bataklığına iyice batıyordu. Sanki her gün mutsuz olmaya programlanmış gibi hissediyordum. Başıma iyi şeylerden çok kötü şeyler geliyordu ve bu artık benim katlanma gücümün azalmasına neden oluyordu.

Aysun'la babamı birlikte görmem gece birçok kâbus görmeme neden olmuştu ve çığlıklarla uyanmıştım. Zavallı annemin hiçbir şeyden haberi yoktu ve her çığlığımda yanıma koşmuştu. Ona bunu anlatmamıştım. Anlatmayı da düşünmüyordum. Bu iğrençliği duyup kahrolmasını istemezdim. Bilmesine gerek yoktu. Birlikte olduğu adamla mutluyken babam yüzünden tekrar üzülmemeliydi. Bunu hak etmiyordu. Böylesine temiz bir insan bu kadar iğrenç bir adamı nasıl sevmişti bilmiyordum ama annem de ben de o pislikten kurtulacaktık. Dün arabada bana babamı nasıl mahvedeceğini anlattıktan sonra gerçekten o adamdan kurtulacağımızı düşündüm.

Bu sefer bitecekti. Artık hayatımızdan çıkacaktı ve bir daha bizi rahatsız edemeyecekti. İstediğim şey Barlas sayesinde gerçek olacaktı ve ona bir kez daha minnettardım.İki sokak aşağıdaki parka doğru yürürken bu kadar sakin olmama şaşırıyordum. Sabah Aysun'u aramış ve parka gelmesini söylemiştim. Ona kiminle birlikte olduğunu orada açıklayacaktım. Duyunca şok olacağını biliyordum. Hatta üzülecekti de ama yapacak bir şey yoktu. Babamın onu kullanmasının suçlusu biraz da kendisiydi. Eğer o yaştaki adamlarla çıkmasaydı şu an böyle bir durumla karşılaşmayacak, üzülmek zorunda da kalmayacaktı.

Parka varınca bankta oturan Barlas'a doğru yürüdüm. Yanında Çetin vardı. Samet ve Ali fabrikadaydılar. Aysun sayesinde babamı fabrikaya getirteceğimiz için orada bekliyorlardı. Babam fabrikaya gelince onu yakalayacak, biz gidene kadar orada tutacaklardı.Barlas ve Çetin aralarında konuşurlarken yanlarına oturdum. Barlas hiçbir şey demeden kolunu omzuma atarken Çetin'in bakışları bana kaydı, "Yerinde olsam Aysun'un akıllanması için onu bir güzel döverdim!" Anlaşılan o da bu duruma bayağı sinirlenmişti. "İşe yarayacağını bilsem hiç beklemem." Söylediğim şeyden sonra kafamı Barlas'ın omzuna yasladım, bana bakıp hafifçe tebessüm etti. "İyisin, değil mi?

Gözlerim gözlerine bakarken derin bir nefes aldım, "İyi olacağım."

"Sizce Aysun bize yardım edecek mi?" Çetin'in sorusuyla ikimiz de ona bakınca sorusunu Barlas'tan önce ben cevapladım. "Edecek." Buna emindim. Gerçeği öğrendiğinde bize yardım ederdi. Bu gerçek onu üzecek hatta onunla çıktığına pişman edecekti ama benim için bize yardım edecekti.Görüş alanıma bir anda bize doğru yaklaşan Koray girince kafamı Barlas'ın omzundan kaldırıp şaşkınca ona baktım. "Koray'ı sen mi çağırdın?"

"Evet."

"Neden?"

"Ona da ihtiyacımız var."

"Durumu ona da anlattın mı?"

"Evet, bu sabah söyledim." Bunu duyduğunda yüzünün aldığı şekli az çok tahmin edebiliyordum. Koray hızlı hızlı yürüyerek yanımıza gelince önümüzde durup bana baktı. Ne diyeceğini bilemiyor gibiydi. "Öykü, ben gerçekten çok şaşkınım. Şaka gibi geliyor, olacak şey değil!" Taranmamış kıvırcık saçları yataktan kalktığı gibi geldiğini belli ediyordu. "Bence de ama oldu işte," dedim yorgun sesimle. Koray sıkıntılı görünürken bakışlarını benden çekip Barlas'a baktı. "Ben tam olarak ne yapacağım?"

Barlas cevap vermek üzereyken Çetin araya girdi. "Geliyor." Aysun ellerini sarı kabanının ceplerine sokmuş hızlı bir şekilde bize doğru yaklaşırken şaşkın görünüyordu. Muhtemelen yalnız olacağımızı düşünüyordu ama yanımda Barlas, Koray ve Çetin'i gördüğü için bir sorun olduğunu anlamıştı.Hepimiz ona ifadesizce bakarken gelip Koray'ın yanında durdu ve bana baktı. "Neler oluyor Öykü? Beni neden buraya çağırdın?" Hepsinin yüzüne tek tek bakıp tekrar bana döndü. "Bir şey mi oldu?" Kafamı yere eğip derin bir nefes aldım ve Barlas'ın omzumdaki elini aşağı indirip ayağa kalktım, "Evet. Oldu." Gözlerim kahverengi gözlerine ifadesizce bakarken kaşları ne olduğunu anlamak istercesine çatıldı, "Ne oldu?"

Sesi meraklı ve korkuluydu çünkü iyi bir şey olmadığının farkındaydı."Dün Barlas'la ne yaptık biliyor musun?" Gözlerini bir saniye bile gözlerimden kaçırmazken dikkatle beni dinliyordu. "Seni takip ettik. Gittiğin restorana geldik ve birlikte olduğun adamı gördük." Çatık olan kaşları iyice çatılırken sadece iki saniye Barlas'a bakıp tekrar gözlerini bana çevirdi. "Neden yaptınız bunu?" Cevabımı boğazımı temizledikten sonra omuzlarımı dikleştirerek verdim, "Yanındaki adamı görmek istediğim için."

Gözlerini birkaç kez kırpıştırdı. Beni anlamaya çalışıyordu. "Bana söyleseydin..." Sözünü yarıda kesip, "Biliyorum bizi tanıştırırdın ama ben bunu istemedim. Seni takip ederek görmek istedim yanındaki o adamın kim olduğunu," dedim. Beni anlamış gibi başını hafifçe salladı. Bunu yaptığım için bana kızmamış gibi görünüyordu. "Sizi fark etmedim."

"Evet, çünkü bizi fark edemeyecek kadar hararetli bir şekilde konuşuyordunuz." Sanki büyük bir suç işlemiş gibi kafasını yere eğdi ve çekingen bir tavır takındı, "Bir şey anlatıyordum."

"Ne anlatıyordun?" Daha çok babamın ona ne anlattığıyla ilgileniyordum ama Aysun'un ona ne anlattığı da şu an ilgimi çekiyordu. "Koray ve seni," deyip kafasını kaldırdı, "Bana arkadaşlarımı merak ettiğini ve onları anlatmamı söyleyince ben de Koray'la seni anlattım ona." Dudağımın tek kenarı yukarı doğru kıvrılırken başımı hafifçe iki yana salladım. Bunu neden anlattırdığını biliyordum. Hakkımda bilmediği şeyleri öğrenmek istiyordu. Tabii ki bunu beni tanımak için yaptırdığını sanmıyordum. Kim bilir aklında ne vardı."Benim hakkımda sana soru sordu mu?"

"Evet. Seni anlattıktan sonra birkaç soru sordu bana. Galiba seni bayağı merak etti."

"Ne sordu?"

"Bunu neden soruyorsun Öykü? Bir sorun mu var?"

"Evet."

"Ne oldu?" Kelimeler bir bir dilimin ucuna dolarken dudaklarımdan sadece babama olan nefretim dökülecekmiş gibi hissediyordum. Şu an ona o kadar sinirliydim ki onun yüzünden berbat hissediyordum ve gerçeği öğrendiğinde Aysun'un da böyle hissedeceğini biliyordum. "Birlikte olduğun kişi..." Kendime bile yabancı gelen sesimle konuşurken sesimin oldukça soğuk çıktığını fark ettim, "Babam!" Söylediğim şeyle donup kalınca tek tepki olarak sadece gözlerini kırpıştırdı. "Saçmalama!"

"Bunu kendi gözlerimle gördüm Aysun."

"Bu olamaz, mümkün değil!" İnanmak istemiyordu ama gerçek buydu. O babamla birlikteydi. "Canımı acıtmak için seni kullandı. Amacı seni kullanarak benim canımı yakmaktı çünkü sizi birlikte gördüğümde delireceğimi biliyordu. Annem için bir kez daha üzüleceğimi de. Bunu bu yüzden bilerek ve isteyerek yaptı. O böyle pislik bir adam işte!" Aysun başını iki elinin arasına aldı. "Ben buna inanamıyorum. Bana senin hakkında o kadar soru sorarken... Ben... Ben çok üzgünüm. Eğer bilseydim..."

"Bilseydin ne olacaktı?" Sözünü Çetin kesti. Çok öfkelenmişti ve öfkesini çıkarır gibi konuşuyordu, "O adamla çıkmayacak mıydın? Biz de buna inanalım şimdi öyle mi? Sen para için arkadaşının babasıyla bile bile çıkarsın be!" Aysun'un kafası sinirle ona dönerken ellerini başından indirdi "Ne diyorsun sen ya?" Çetin'in dediği şeye ben şaşırıp kalırken o, oturduğu yerden Aysun'a öfkeyle bakıyordu, "Duydun ne dediğimi. Sen tam bir aptalsın kızım, arkadaşının babasıyla çıkacak kadar aptal!"

"Bunu nereden bilebilirdim? Bilsem onunla çıkar mıydım hiç?" Aysun neredeyse ağlayacaktı. Çok kötü olmuştu. Bakışlarını bana çevirip yalvarırcasına, "Öykü, yemin ederim onun baban olduğunu bilseydim asla yapmazdım böyle bir şey! Lütfen bana inan ve kızma, lütfen!" dedi"Merak etme bunu biliyorum zaten," dedim sakince. Ona çok sinirliydim ama sakin kalmaya çalışıyordum. Babam olduğunu nereden bilebilirdi ki? Ona adını hiç söylememiştim. Eğer söyleseydim belki de şu an böyle bir durumla karşı karşıya kalmayacaktık. Aslında suç biraz da bendeydi. "Ben sana onunla birlikte olduğun için kızmıyorum, o yaştaki adamlarla birlikte olduğun için kızıyorum Aysun. Yaptığın yanlışı söylüyorum sana ama bu senin umurunda değil. Aynı hatayı yapmaya devam ediyorsun. Bir türlü akıllanmıyorsun. Ve bu yüzden hata üstüne hata yapıyorsun."

"Çünkü böyle davranmak hoşuna gidiyor!" Çetin kendine hâkim olamazken düşüncelerini sesli bir şekilde dile getiriyordu ve bu da Aysun'nun kızmasına neden oluyordu. "Sen sus artık!" Aysun dişlerinin arasından konuşurken Çetin ayağa kalkıp bize doğru yaklaştı ve Aysun'un yanında durdu. Tam bir şey söylemek için ağzını açmıştı ki Barlas konuşmasına izin vermedi. "Yeter, ikiniz de sakin olun. Şimdi tartışmanın zamanı değil," deyip ayağa kalkarak bakışlarını Aysun'a çevirdi. "Bize yardım etmen gerekiyor."

"Hangi konuda?"Çetin, Barlas'ın cevap vermesini beklemeden konuştu, "Barlas, önce hanımefendinin bize yardım edip etmeyeceğini sorsaydık daha iyi olmaz mıydı? Belki bunu kabul etmeyecek. Sonuçta zengin sevgilisini ateşe atmak istemeyebilir." Aysun bu sefer bağırdı, "Kes artık!" Barlas bağrışmalarını umursamadan devam etti "Öykü'nün babasını arayıp bizim fabrikanın adresini vereceksin ve onunla hemen orada buluşmak istediğini söyleyeceksin." Aysun daha da şaşırdı. "Tamam, ama onu oraya çağırınca ne olacak ki?"

"Orası seni ilgilendirmez, sen dediğimizi yap!" Çetin onu tersleyince Aysun bir şey dememek için dudağını ısırdı. "Tamam, bunu yaparım ama neden orada buluşmak istediğimi sorduğunda ne diyeceğim?"

"Bir şey bulursun diye tahmin ediyoruz. Sonuçta o senin sevgilin, değil mi? İşkillendirmeyecek bir şey bulursun herhalde." Çetin nasıl sinirlendiyse bir türlü susmak bilmiyor ve bu Barlas'ın ona ters ters bakmasına neden oluyordu. Onun bu kadar sinirlenmesi beni şaşırtmıştı. Onu daha önce hiç böyle görmemiştim. "Şimdi ara onu." Aysun, Barlas'ı onaylarcasına kafasını salladı ve bana döndü. "Ben gerçekten özür dilerim Öykü. Şu an çok utanıyorum. Yani ne diyeceğimi, nasıl özür dileyeceğimi bilmiyorum ama inan ki bilmiyordum. Yoksa seni üzecek bir şeye asla sebep olmazdım!" Pişmanlığını dile getirirken gözlerimi ondan kaçırmak istercesine yere eğdim. "Bunu şimdi konuşmasak olur mu? Babamdan almam gereken bir intikam var da."

"Tamam. Gidip onu arayayım," deyip asık suratla yanımızdan birkaç metre uzağa gidince Barlas da bize yardımcı olacağı konu hakkında Koray'la konuşmaya başladı. Bu sırada ben de Çetin'e bakıyordum. Gözü Aysun'un üzerindeydi. "Onunla tartışma lütfen. Bunu bilerek yapmadı." Anlamsızca yüzüme baktı. "Nasıl bu kadar sakin olabiliyorsun? O senin babanla birlikte!"

"Babam şerefsizin tekidir. Yine bir şerefsizlik yapıyor diye bunun için arkadaşımı suçlayamam. Onun hiçbir şeyden haberi yoktu sonuçta."

"Bir an önce akıllanması lazım."

"Akıllanmıyor işte."

"Onu bana bıraksanız çok güzel akıllandırırım da neyse!"

"Çetin, lütfen bak şu an bir tartışma kaldıracak halde değilim. Ona daha fazla bir şey söyleme," derin bir nefes aldı ve ardından geri bırakıp bana baktı, "Senin için susacağım." Gözlerimi teşekkür manasında kapatıp açtım, "Sağ ol."Bir süre sonra Aysun yanımıza geldi ve telefonunu cebine soktu, "Aradım. Yola çıktı fabrikaya doğru gidiyor."

Çetin ve ben ona ifadesizce bakarken Barlas kendi telefonundan Koray'ınkine video atıp, "Anladın değil mi Koray? O adamın numarasını bul ve seni aradığım an bu videoyu o numaraya at," deyip Aysun'a döndü. "Güzel. Şimdi Koray ve sen eve gidiyorsunuz biz de fabrikaya gidiyoruz," diyerek bana ve yanımda duran Çetin'e başıyla komut verdi, "Hadi," dediğini yapmak için bir adım atınca Aysun'un söylediği şeyle durduk, "Ben de gelsem."

Barlas kaşlarını çatmış Aysun'a bakarken, "Sen ne yapacaksın orada?" diye sordu. Bunu ben de merak ediyordum açıkçası."Sizce de beni kullandığı için onun yüzüne tükürmem gerekmiyor mu?" Sakin kalma süremi doldururken bir anda bütün vücudumu bir sinir dalgasının sardığını hissettim. Söylediği şey o kadar sinirimi bozmuştu ki konuşup sinirimi atmalıydım. Geri dönüp Aysun'a doğru bir adım attım ve karşısına dikilip gözlerinin içine baktım. "O seni kullandı evet ama sen de onu kullandın. Parası için onunla çıktın ve şimdi burada onun yüzüne tükürmekten bahsediyorsun. Bence sen ne yap biliyor musun Aysun? Eve git ve bir aynaya bak. Bak da ben ne yapıyorum diye kendine bir sor. Yaptığın şeyin farkına var ve kendine gel artık. Yoksa gerçekten bu defa kalbini çok fena kıracağım!"

Gözleri dolarken bunu umursamadan hızla Barlas'ın arabasına doğru yürüdüm. Bu kadar sakin kalıp da son anda sinirlenmem biraz garip olmuştu ama söylediği şey beni delirtmişti. Henüz sinirimi çıkaramamıştım. Beni dinleseydi böyle olmayacaktı ama yine burnunun dikine gidip bizi bu duruma düşürmüştü. Ona kızgındım. Şu an bütün sinirimi dökememiş olmamın nedeni bir an önce babamdan intikam almak istememdi. Aysun'la konuşmayı daha sonraya bırakmıştım.Yolcu koltuğuna oturup kapımı kapattığımda Barlas ve Çetin de peşimden geldi. Barlas sürücü koltuğuna oturup arabayı çalıştırırken Aysun'a hiç bakmadım. Onun bana baktığından emindim muhtemelen ağlıyordu. Zaten bu yüzden bakmıyordum. Ona olan sinirim ağladığını gördüğüm için geçsin istemiyordum.

Yirmi dakika kadar sonra fabrikaya ulaştık. Barlas arabayı park ederken babamın son model arabasının da oraya park edildiğini gördüm. Bizden önce gelmişti. Muhtemelen Samet ve Ali onu içeride tutuyorlardı. Bunu Barlas'ın yaptırdığını aklının ucundan bile geçirmediğine emindim. Çünkü onu tanımıyordu ve neler yapabileceğini bilmiyordu ama şimdi tehditlerinin sözde olmadığını anlayacaktı.Arabadan çıkıp derin bir nefes aldım ve Barlas'la beraber fabrikanın kapısına doğru ilerledim. Bugün her şey bitecekti biliyordum ama yine de canım sıkılıyordu.

İçeride ortam bayağı gerilecekti ve bunun hiç de hoşuma gitmeyeceği kesindi. Bu yüzden ayaklarım geri gitmiyor değildi.İçeri girdiğimizde kimse yoktu. Muhtemelen üst kattaydılar. Merdivenlere doğru yürüyüp basamakları yavaşça çıktığımızda içeri ilk giren Barlas oldu. Onun girmesiyle babamın kahkahasını duyunca ben de Çetin'le birlikte içeri girdim. Samet ve Ali onu gerilim sandalyesine oturtmuş, kollarını sandalyeye bağlamış yanında duruyorlardı. Beni görür görmez kahkahası daha da yükselirken Barlas'ın yanına doğru yaklaştım.

Ona tiksintiyle bakıyordum. Yeniden yüzünü görmek beni iğrendirmişti. Kahkahası oldukça uzun sürerken Barlas artık sinirlendiğini belli etti. "Kes şunu!"Umursamadan kahkahasına devam ederken Barlas işaret verince Ali eliyle onun ağzını kapatıp susturdu."Mekânımıza hoş geldin Arslan Vuralkan!" Barlas gözlerini kısmış ona bakarken o, bir şeyler söylemeye çalışıyordu ama Ali eliyle ağzını örttüğü için ne dediği anlaşılmıyordu. Ali elini çekince babamın dudakları yukarı doğru kıvrıldı. "Vay be Barlas! Sen neler yapıyorsun böyle? Gerçeği söylemek gerekirse sen olacağını hiç düşünmemiştim. Bu yaştaki bir çocuğun böyle şeyler yapıyor olması çok ilginç."

Barlas sırıttı. "Bu bir şey değil ki. Başka neler yaptığımı bilseydin emin ol bana çocuk demezdin." Babam umursamazca yüzünü buruşturdu. "Aysun'un hiçbir şeyden haberi yoktu, nasıl oldu da size yardım etti?" Barlas sorusunu sırıtmaya devam ederek cevapladı, "Sizi birlikte görünce ona senin Öykü'nün babası olduğunu söyledik. O da hiç düşünmeden bize yardım etti."

"Yardım etmeseydi ne yapacaktın? Beni kaçıracak mıydın?" Barlas derin bir nefes alarak kollarını göğsünde birleştirdi, "Muhtemelen öyle olacaktı ama işi zorlaştırmadan halletmek istedim. Cehennemine kendi ayağınla gel istedim." Babamın gözleri benim gözlerime kayınca birkaç saniye orada oyalanıp tekrar Barlas'a döndü. "Aptal olduğunu daha öncede söylemiştim, değil mi? Onun için şu yaptığın şeye bak."

"İnsan sevdiği için aptal olmaz. Ama sen bunu anlayamazsın. Eminim hayatında kimseyi sevmemişsindir. Eğer sevseydin sevmenin aptallık olduğunu söylemezdin zaten."

"Öykü'ye âşık olduğunu sanıyorsun ama yanılıyorsun Barlas, o senin için bir heves." Herkesi kendi gibi sanıyordu galiba. Barlas ona bakmaya devam ederken, "Bunu nereden çıkartıyorsun?" diye sordu. Hemen cevap verdi, "Ben de senin gibiydim. Annesini sevdiğimi sanıyordum ama daha sonra bir heves olduğunu anladım," deyip pis sırıtışını ortaya attı, "Sen de anlayacaksın." Barlas güldü. "Anlıyorum zaten," deyip başıyla beni işaret etti. "Ona her geçen gün daha fazla âşık olduğumu anlıyorum." Başını gülerek iki yana salladı. "Aptalsın! Aptal!" dedikten sonra bağlı kollarına bakıp konuyu değiştirdi. "Neden buradayım?"

"Sence?"

"Eğer sorun Aysun'la birlikte olmamsa bunun sizi ilgilendirdiğini pek sanmıyorum." İçeri girdiğimden beri susuyordum ama artık konuşmam gerekiyordu. Ona doğru bir adım yaklaşıp midemi bulandıran suratına tiksintiyle bakmaya devam ederken, "Neden onu kullandın?" diye sordum. Sesim de bakışlarım kadar soğuktu. Kafasını kaldırıp gözlerime bakınca alayla güldü, "Bence bu sorunun cevabını biliyorsun Öykü?" Suratına tükürmemek için kendimi zor tutuyordum. "Bu kadar aşağılık bir adam olmak zorunda mısın?"

"Arkadaşın zengin adamlarla birlikte olmak istiyor diye neden aşağılık olan ben oluyorum? Keşke onu biraz kendine benzetseymişsin o zaman benimle değil kendi yaşındaki zenginlerle birlikte olurdu." Beni sinir etmek istediğinin farkındaydım ama maalesef kendime hâkim olamıyordum. Gözlerim öfkeyle kısılırken, "Babam olduğun için senden utanıyorum! Keşke annem seni hiç sevmemiş olsaydı!" diye bağırdım.

Beni umursamıyordu bile. "Bunları konuşmak için mi getirdiniz beni buraya?"

"Hayır!" Barlas da sinirle konuşuyordu, "Seninle burada çok daha önemli şeyler konuşacağız ama canım biraz daha beklemek istiyor." Güldü. "Hiç babana benzememişsin biliyor musun? O gayet nazik ve beyefendi bir insandı. İnsanlara iyi davranırdı. Senin gibi zorbalık yapmazdı."

"Beni senin gibiler bu hale getirdi."Gülüşü keyifli bir kahkahaya dönüştü. "Mesela kim, Babanı öldürten adam mı?" Gözlerim kocaman olurken şaşkınlıktan küçük dilimi yutacağımı hissettim. O bunu nasıl biliyordu? Nereden öğrenmişti? Dönüp Barlas'a bakınca onun da en az benim kadar şaşkın olduğunu gördüm. "Bu çeteyi neden kurduğunu biliyorum Barlas. Babanın trafik kazası geçirmesini sağlayarak onun ölümüne neden olan adam için değil mi?" Barlas'ın sesi öfkeli çıkıyordu. "Bunu nereden biliyorsun sen?"

Ellerini yumruk yapıp sıktığını gördüm. Babam bu konuyu açtığı için pişman olacaktı sanırım. Öyle ki Barlas ona çok fena bakıyordu."Seni araştırdığımı söylememiştim, değil mi?" Sırıtıyordu, "Babanın ölüm sebebini bilirken neden çete kurduğunu anlamam zor olmadı. Merak ediyorum, amacın ne? Şirketinizin avukatları bile bu ölümün bir cinayet olduğunu kanıtlayamamış ve ona gereken cezayı verdirememişken sen o adama ne yapabilirsin ki?" Barlas dişlerinin arasından konuşuyordu, "Bu seni ilgilendirmez! Kes sesini!"

"Ne oldu? Babanın ölümüne sebep olan o adam hakkında konuşmam hoşuna gitmedi mi?" Babam onu sinir etmek istercesine devam ederken Barlas'ın kendine hâkim olmakta güçlük çektiğini görüyordum. "Sana kes sesini dedim!" Bu hiç hoşuma gitmemişti. Ona kötü bir şey yapabileceğini gözlerinde görüyordum. Kahverengi gözleri öfkeden simsiyah olmuştu."Babanın intikamını alamayacağını biliyorsun. Boşuna uğraşma." Bu adam canına susamıştı belliydi. Barlas kontrolünü kaybetmiş gibi görünüyordu, cebinden çıkardığı çakıyı boğazına dayadı. "Sus artık!" Yanına yaklaşıp kolundan tutarak onu durdurmaya çalıştım. "Barlas bunu yapma sakın!"

Gözleri bir yanardağ gibi ateş püskürüyordu. Şu an her şeyi yapabilirdi. Kendinde değil gibiydi. Çakının sivri ucunu babamın tenine değdiriyordu ve bu görüntü beni dehşete sürüklüyordu. "Bırak şu çakıyı, lütfen!" Onu bu işten vazgeçirmeye çalışıyordum ama beni dinlemiyordu. Gözlerini ona sabitlemiş, arkadaşlarının onu durdurmak için söylediklerini bile duymuyordu. Burnundan soluyor ve çakıyı boğazına saplamak için bekliyordu. "Barlas, o bunu seni sinirlendirmek için yapıyor, görmüyor musun?"

Konuşmak için yutkunurken öfkeli gözlerini ondan ayırmadan konuştu, "Başardı da."Elim çakıyı tutan eline kayarken, "Bırak şunu, lütfen!" diye yalvardım. Sesim o kadar aciz çıkmıştı ki kendime acımıştım. Korkuyordum. Barlas'ın bu pislik yüzünden hayatını karartmasına izin veremezdim. Onu böyle görünce aklıma rüyam geliyordu. Geldikçe de nefes alamadığımı hissediyordum. Gerçekleşme ihtimali korkumu gitgide daha da arttırırken elini sıkıca tuttum. "Maksadının ne olduğunu biliyorsun. Yapma lütfen!"

Bir umut onu bırakmasını istiyordum ama o kadar öfkeliydi ki bırakmayacağını biliyordum. "Barlas korkuyorum!" Sesim incecik çıkarken bir anda kafasını bana döndürdü ve yüzüme baktı. Gözlerimdeki korkuyu görmüştü sanki. Bu görüntünün aklıma rüyamı getirdiğini anlamış olmalıydı. Çakıyı cebine koyarken hâlâ bana bakıyordu. Tekrar babama bakınca öfkeli sesi yankılandı. "Şu an boğazını kesip leşini denize atmıyorsam bu kızın sayesindedir!"

"Ona teşekkür mü etmeliyim?"

Barlas kendini geri çekti, "Bence etmelisin, neticede hayatını kurtardı."

"Benim mi hayatımı kurtardı yoksa senin mi? Hayatın boyunca hapishanelerde sürünmeni istemediği için senin hayatını kurtardı bence. Sevmediği, hatta nefret ettiği kişinin hayatını kurtaracak değildi ya." Ayakta olduğum için ona tepeden bakarken tiksintiyle suratımı buruşturdum. "Senden nefret etmemi hiç umursamıyorsun öyle değil mi?"

"Kesinlikle!"

"Zaten umurunda olsa senden nefret etmem için değil seni sevmem için uğraşırdın." Sessiz kaldı. Diyecek bir şeyi yoktu. "Seni neden buraya getirttik biliyor musun?" dediğimde yüzü meraklı bir hal aldı. "Senden intikamımı almak için, annemin senin için döktüğü gözyaşlarının hesabını sana sormak için, seni bitirmek için," dedim.Tek kaşı şaşkınlıkla havaya kalktı, "Demek o yüzden Barlas'la birliktesin. Benden intikam almak için," deyip sırıttı, "Söylesene Öykü, annenin böyle bir çete lideriyle birlikte olduğundan haberi var mı?" Bağırıyordum. "Bundan sana ne?"

"Bence yok, olsaydı şu an burada olmana izin vermezdi." Beni sinirlendirmeye devam ederken Barlas ona yaklaştı ve bileklerinin üzerine ellerini koyup yüzüne doğru eğildi. "Sence de çok fazla konuşmadın mı? Bence sesini biraz kesmek lazım..." Ali, gerilim sandalyesinin bağlı olduğu küçük makinenin yanına gittiğinde Barlas keyifle babama baktı ve ellerini bileklerinin üzerinden çekti, "Bu biraz canını yakabilir."

"Ne yapacaksın bana?" Korkudan sesi yükselmişti ve oturduğu yerden kurtulmaya çalışıyordu. "Hiç, sadece Öykü'nün döktüğü gözyaşların acısını çıkartacağım." Dudak kenarları yukarı doğru kıvrılırken Ali'ye baktı, "Başla."Ali düğmeyi çevirdiği an babam neye uğradığına şaşırmış gibi görünüyordu. Verilen elektrik kısa sürmüştü ama canı bayağı yanmış gibiydi. Suratındaki o sinir bozucu gülüş yok olmuş, yerini şaşkınlık almıştı. Bunu beklemiyordu tabii. "Canın yandı mı?"

Barlas'ın sorusuyla gözlerini ona dikti, "Lan manyak mısınız siz?"

"Bilmem, öyle miyiz?" diye sorarken Ali'ye tekrar işaret verdi. Ali akımı yükselttiği için babam yerinde çırpınırken az öncekinden daha fazla acı çektiği belli oluyordu. "Öldürecek misiniz lan beni?" diye bağırdı. Barlas gülüyordu. "Düşünmüyor değilim," deyip Ali'ye bir kez daha işaret verdi. Ali akımı yine yükseltince babam dişlerini sıktı. "Durun artık!"

"Buna sen karar vermeyeceksin?" Ali artık Barlas'ın işaret vermesini beklemiyordu. Akımı gittikçe daha da yükseltirken babamın canının ne kadar yandığını tahmin edebiliyordum. Aynı acıyı çekmiş sayılırdık ama ona verdikleri akım daha şiddetliydi. Şu an kalbinin ağrıdığından emindim. Ali elektrik vermeye ara verdiğinde babam kafasını önüne eğip sesi duyulmayacak kadar kısık konuştu. "Yeter!"

"Bence yetmez." Akımı bir kez daha yükseltecekleri sırada Barlas'ın kolunu tuttum. Bu kadar acı ona yeterdi. Daha fazlasını çekmesine yüreğim dayanmıyordu. Gözlerimin önünde işkence görüyordu ve ben bunun daha fazla sürmesini istemiyordum. "Barlas, yeter artık." Şaşkınlıkla bana bakınca onu bırakması için ikna etmeye çalıştım. Her zaman istediğim buydu ama şu an acı çekiyor olmasına dayanamıyordum. Ona acıdığım için değil, karşımda birine işkence edildiğini görmek beni üzmüştü. "Bu kadar acı ona yetmiştir, bırak lütfen." Birkaç saniye gözlerimin içine bakıp Ali'ye bırakmasını işaret ettikten sonra babamın boğazından tutup kafasını yukarı doğru kaldırdı. "Bana bak!"

Bakışları bir bıçak kadar keskindi. "Sevdiğim kızı kimse üzemez! Gözyaşına kimse sebep olamaz! Ve daha da önemlisi onu kimse bu şehirden zorla uzaklaştırmak isteyemez! Benim yanımdan kimse ayıramaz! Ayırmaya kalkanın eceli olurum! Anladın mı beni?"Babamın seni çıkmazken Barlas elini sertçe geri çekti. Bu hareketiyle babamın kafası tekrar öne düşerken Barlas ellerini pantolonunun ceplerine sokup ona bakmaya devam etti. "Şimdi gelelim senin iş hayatına. İflas edeceğini duydum yüklü bir miktar borca girmişsin ve ödeyemiyormuşsun. Batmak üzere olan şirketini yakın arkadaşınla yapacağın anlaşma sayesinde kurtaracakmışsın." Konuşmasına devam ederken babam kafasını kaldırmaya çalışıyor, şaşırmış görünüyordu. "Gerçekten ne vefakâr arkadaşın var, değil mi? Sırf arkadaşlığınız için seninle anlaşma yapıyor. Ama bir şeyi bilmiyor. Karısıyla yattığını..."

Babamın gözleri şaşkınlıktan kocaman olurken güçlükle yutkundu. "Bunu nereden bildiğimi merak ediyorsun, değil mi?" Derin bir nefes alıp ellerini ceplerinden çıkardı ve, "Sekreterin sağ olsun," dedi. "Biraz sıkıştırınca otelin adresini verdi. Sanırım rezervasyon işlerini ona vermemelisin. Bak sonra böyle yakalanırsın işte." Babamın kaşları çatıldı, "Sana ne bizden?" "Bana ne olur mu hiç? Ortada bir ihanet varken öyle duramazdım. Buluşacağınız oteldeki odaya siz gitmeden önce gizli bir kamera taktırtıp zamanı gelince arkadaşına göstermek için kaydettim. Ve şimdi zamanı geldi."

Barlas'ın söyledikleriyle kafasını inanmıyormuş gibi iki yana salladı, "Yalan söylüyorsun!"

"Yalan mı söylüyorum?" deyip pantolonunun cebinden telefonunu çıkarıp videoyu açtı ve telefonun ekranını ona doğru çevirdi. "İzle o zaman." Dün bana gösterdiğinde çok fazla bakamadığım için hemen kapatmıştı. Babamdan bir kez daha nefret etmiştim. Bunu da yapmıştı. Arkadaşının karısıyla birlikte olmuştu. "Bu video biraz sonra arkadaşının telefonuna gidecek. Sence arkadaşın bunu izleyince ne yapacak?" Sorusuna cevap beklemedi, "Dur ben söyleyeyim. Seninle yapacağı anlaşmayı iptal edecek, başkalarının da sana yardım etmesini engelleyecek veeee zaten iflas edecek olan şirketin batacak."

Babam ne diyeceğini bilemeden şok olmuş gözlerle bakarken Barlas konuşmaya devam etti. "Görüyor musun, ihanet sana ne kadar pahalıya patladı." Bir kere daha keyifle güldü, "Eminim bu anlaşmayı yapmanıza biraz da o kadın sebep olmuştur. Sevgilisinin iflas edecek olmasına gönlü razı olmamıştır."

"Bunu yapma sakın!"

"Neden yapmayayım? O adamın bu ihaneti bilmeye hakkı yok mu?" Babamın sesi şimdi yalvarır gibi çıkıyordu, "Ne isterseniz yaparım. Bunu yapmayın yeter ki!" İşte bu beni güldürmüştü. Az önce ikimizi de sinir etmeye çalışan adam mıydı bu? Asla yıkılmazmış gibi duran babam şu an acınası durumdaydı. Onun bu hale geleceğini hiç düşünmemiştim. Yalvaran gözlerle bakıyor ama Barlas da ben de onu umursamıyorduk. "Biz senin gibi bir adamdan ne isteyebiliriz ki?"

"Öykü, kızım yapma bunu bana!" Bana yalvarıyordu! Babam! Hayatta en nefret ettiğim kişi şu an bana yalvarıyordu. Gerçek miydi bu? Bir de bana utanmadan kızım diyordu. Nasıl da yakışmıyordu ağzına bu kelime. "Kızım mı? Kızın olduğum şimdi mi aklına geldi?" Sorumu cevaplamadı, "Hayatım biter yapmayın!" Bizim de istediğimiz buydu zaten. Hayatının bitmesi."Ne o, çaresiz görünüyorsun!" Kaşlarım çatılırken gözlerine nefretle baktım, "Sen annemi karnında bebeğiyle terk edince işte o da aynen böyle çaresiz kalmış. Ona yardım edecek, elini tutacak kimsesi yoktu. Senin de yok. Şimdi onu anlayabiliyorsun, değil mi? Çaresizlik neymiş görüyorsun?"

"Hata yapıyorsun!" diye bağırdı."Hayır. Hata yapmıyorum. Yapmam gerekeni yapıyorum. Seni o çok sevdiğin şirketinden, parandan ve gününü gün ettiğin kadınlardan ayırıyorum!" "Babana bunu yapamazsın!" "Sen benim babam değilsin! Bana babalık yapmayan biri benim babam olamaz!" O kadar şiddetli bağırmıştım ki boğazımın parçalandığını hissediyordum."Ama sen benim kızımsın." Gözlerim dolmaya başlarken zor konuşuyordum. "Hayır. Ben annemin kızıyım!"

Ben ağlamamak için derin nefesler alırken o çaresizce gözlerime bakıyordu. Biliyordu çünkü onun kaderi benim iki dudağımın arasındaydı. Bu yüzden beni ikna etmeye çalışıyordu. "İstersen her şeyi değiştirebilirim. Birlikte mutlu olabiliriz." Çocuk mu kandırıyordu? Bunu yapacağına kim inanırdı? Yapacak olsa bile ben ister miydim acaba? Bunca yaşanan olaydan sonra onu yanımda isteyeceğimi mi sanıyordu? Unutacak mıydık her şeyi? Annemle benim hakkında söylediklerini?

Bu o kadar kolay mıydı? Baba sevgisine ihtiyacım var diye onun gibi birinin bana babalık yapmasını istemeyecektim. Benim onun gibi bir babam yoktu. Hiç olmamıştı. Bundan sonra da olmayacaktı. "Karşılığında ne isteyeceksin? Anlaşma olana kadar susmamı mı?" Gözlerini benden kaçırdı. Yüzüme bakamıyordu. Çünkü evet, tam da onu isteyecekti."Sen ne rezil bir adamsın ya!" diye bağırıp kafamı hafifçe iki yana salladım, "Boşuna ölmeni istememişim senin. Keşke ben doğmadan önce ölseydin de bu kadar şerefsiz bir insan olduğunu görmeseydim! Boşuna acı çekmeseydim. Bana ve anneme servet avcısı dediğini duymasaydım. Annemi hayatım boyunca ağlarken görmeseydim!"

Tutmaya çalıştığım gözyaşlarım yanaklarıma düşecekken Barlas bunu fark etti. Sırtımı ona doğru çevirip bana sarılarak yüzümü sakladı. Güçlü kollarıyla beni sararken kulağıma onun duymayacağı şekilde fısıldıyordu. "Sakın onun gözünün önünde ağlama. Seni öyle görmesin." Bunu başaramazdım. Şu an çok kötüydüm ve buradan gitmek istiyordum. Daha fazla onu görmek, sesini duymak istemiyordum. Onun yüzünden sürekli ağlamaktan bıkmıştım. Nefret ediyordum ondan ve hayatımdan bir an önce çıkıp gitmesini istiyordum.

Birkaç dakika o şekilde durduktan sonra gözlerimden akan yaşları sildim. İyi olduğumu anlayan Barlas yanağımı okşadı ve kendini geri çekip elindeki telefondan birini arayıp kulağına koydu. Karşısındakiyle konuşurken babama bakıyordu, "Numara tamam mı?" Cevap gelince keyifle güldü. "Güzel. Şimdi asıl görmesi gereken kişiye gönderiyorsun daha sonra da Arslan'ın şirketindeki tüm bilgisayarlarda yayınlıyorsun, anlaşıldı mı?" diyerek telefonu kapattı. Şu an babamın ona korkuyla baktığını hissedebiliyordum. Sırtım ona dönüktü ama ifadesini görebiliyor gibiydim.

Barlas önümden çekilip ona doğru yaklaşırken, "Bu ihaneti bütün çalışanların görmeliydi. Nasıl bir patronla çalıştıklarını bilmek onların da hakkı," dedi."Beni herkese rezil edeceksin!" Beni kandıramayacağını anlayınca kendi benliğine geri dönmüştü. "Bana gerek yok ki kendi kendini rezil ettin sen zaten."

"Hayatımı bitirdin!" O kadar öfkeliydi ki bıraksalar ikimizi de öldürecekti."Bu kızı üzmeyecektin Arslan. Bunun bedelini ödemeyeceğini mi sandın?" Babam nefretle Barlas'ın gözlerine bakmaya devam ederken, Barlas onun arkasında duran Samet'e baktı."Çöz şunu." Samet Barlas'ın dediğini yapıp onu kelepçe tarzı şeylerden kurtarırken Barlas babamı uyardı. "Şimdi ne yapacaksın, biliyor musun? Pılını pırtını toplayacaksın ve bu şehirden defolup gideceksin! Bir daha Öykü'yü de annesini de rahatsız etmeyeceksin." Babam Samet'in kollarını çözmesi üzerine hızla ayağa kalktı ve Barlas'a birkaç saniye öfkeyle bakıp gözlerini bana çevirdi.

Yanıma doğru yürüyüp önümde durunca elini bana tokat atmak için havaya kaldırdı. " Nelere sebep oldun? Seni alçak köpek! " Benim yüzümden başına bunların gelmesini kabullenememişti. Hıncını benden çıkarmak istiyordu. Sert tokadı yanağımda hissetmeyi beklerken kapattığım gözlerimi Barlas'ın öfkeli sesiyle açtım. Babamı duvara dayamış boğazını sıkıyordu. "Ona nasıl dokunmaya kalkarsın?" Neredeyse öldürecekti onu. Boğazını öyle sıkıyordu ki babam güçlükle nefes alıyor, elinden kurtulmak için çırpınıyordu.

Ben bu görüntüyle şok olmuş bir halde yerimde dururken Samet ve Ali Barlas'ı durdurmaya çalışıyor, Çetin de onu sakinleştiriyordu. "Barlas, bırak şunu biz hallederiz!" Barlas öfkeden ateş saçan gözleri ve kasılmış çenesiyle ellerini boğazından çekip yakasından tuttuğu gibi onu kapıya doğru ittiğinde, "Götürün şunu gözüm görmesin!" dedi.Onu itmesiyle babam sendeleyip kapının önüne düşünce boğazını tutarak öksürdü. Yüreğim daha fazla dayanmıyordu. Barlas onu neredeyse öldürecekti ve ben bunu bugün ikinci defa görüyordum. Her şeyin bitmesini, onun hayatımızdan çıkmasını istemiştim ama bu o kadar zor olmuştu ki unutamayacağım görüntüler bırakmıştı bana.

Nefret ettiğim, baba diyemediğim adam hayatımdan çıkmıştı, buna sevinmem gerekirken kendimi hiç de mutlu hissetmiyordum. İstediğim bu değil miydi? Şimdi niye acıyordu kalbim? Çıkmıştı işte. Bitmişti. İntikamım alınmıştı. Daha niye üzülüyordum? Baba mıydı o? Babalık mı yapmıştı?Samet ve Ali onu kollarından tutmuş götürürken Çetin de arkalarından gitti. Barlas yanıma yaklaşıp gözyaşlarımı yanaklarıma koyduğu ellerinin başparmaklarıyla sildi. "Bitti. Artık gözyaşlarının sebebi olmayacak."

Ağlamaktan zor konuşuyordum. "Ben çok kötüyüm Barlas!" Bana sıkıca sarılıp saçlarımı okşadı, "Ben buradayım bir tanem, yanındayım. Geçecek, hayatından çıktı artık. Bir daha onu görmeyeceksin."Evet, sanırım bundan sonra onu hiç görmeyecektim. Sesini de duymayacaktım ama şu an canımın yanmasının sebebi beni ondan intikam almış olmaya zorlamasıydı. Yaptıklarıyla beni buna mecbur bırakmıştı. Hayatımdan çıkmıştı ama söylediği son şey hâlâ kulaklarımda yankılanıyordu.

'Seni alçak köpek!' Bana son sözü bir hakaret olmuştu. Zihnimin en ücra köşesine inen ve oraya yerleşen hakaret hiçbir zaman oradan kaybolmayacaktı. Bundan sonra onu böyle hatırlayacaktım. Bana söylediği hakaretle. Gözyaşlarım Barlas'ın omzunu ıslatırken ben de ona sıkıca sarıldım. Ağlamaktan çatlayan sesim fısıltı halinde çıktı. "İntikamımı aldığın için teşekkür ederim Barlas. İyi ki varsın. İyi ki yanımdasın."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.