İçeriğe geç

ÇETE

Bölüm 28 · 15 dk okuma

ÇETE

Bölüm 28

26.Bölüm

Korkuyordum.Korkum babamın tam kafasına isabet eden kurşunla daha da artarken gözlerimin önünde yere yığılışını seyrettim. Dizleri yere değerken gözleri ona ateş eden yabancının üzerindeydi. Onlardan uzak olduğum için kapüşonlu katilin yüzünü göremiyordum, hızla onlara doğru koşmaya başladım. Babamın gözleri bir anda bana döndü. Bir elini kaldırmış karşısındaki katili işaret edecekken gücü kalmadığı için elini indirip gözlerini kapattı ve yere yığıldı. Öyle bir çığlık attım ki boğazım yırtılacak gibi hissettim. Acı çekiyordum. O katili durduramadığım için acı çekiyordum. Babam gözlerimin önünde vurulmuştu ve ben hiçbir şey yapamamıştım. Yapabildiğim tek şey ağlamak ve çığlık atmaktı. O ölmüştü. Öldürülmüştü.Var gücümle babama doğru koşarken onu öldüren katil elindeki silahı beline yerleştirerek yanına çömeldi ve elini boynuna doğru götürdü.

Nabzını kontrol edip öldüğünden emin olmak mı istiyordu? Yerimde durup onu izledim. Yüzünü hâlâ göremiyordum ve korkuyordum. Kimdi bu katil? Görmek istiyordum. Korkuyla babamın cesedine doğru yaklaştığımda hemen karşımda olan ve hâlâ babamın yanında duran katile uzun uzun baktım. Başı öne eğik olduğu için yüzünü hâlâ göremiyor, bana bakmasını bekliyordum. Gözlerim bir an yerde boylu boyunca uzanan babama kayınca gözyaşlarım beni tekrar esir aldı. Tüm bedeni saniyeler içinde bembeyaz olmuştu ve alnından akan kan etrafında küçük bir göl oluşturmuştu.Bu manzara çığlık atmam için yeni bir neden oluştururken elimle ağzımı örttüm.

Gözlerimin önünde ölmüştü. Her şey o kadar kısa bir zamanda olmuştu ki o katilin onu ne için öldürdüğünü bile anlayamamıştım. Gözlerimden akıp çeneme doğru yol alan yaşlar onun cansız bedenine damlarken derin nefesler alıyordum. "Öldürdün onu!" Sesim yankılanırken bir uçurum kenarında olduğumuzu yeni fark ediyordum. "Neden? Neden yaptın bunu?" Canım yanıyordu. Babamın ölümü içimde öyle bir acıya neden olmuştu ki tarifi yoktu."Senin için yaptım." Sesi tanıdıktı. Kapüşonunu indirip ayağa kalkarak bana döndü. Gözleri gözlerimle buluştuğu an kalbimin sıkıştığını hissettim. Bu imkânsızdı. Olamazdı! Babamın katili o olamazdı!Bana doğru adım atmaya başladığında geriye doğru adım attım. Bana yaklaşmasını istemiyordum. Babamı öldürmüştü. Katil olmuştu. "Onun yüzünden daha fazla acı çekmene izin veremezdim." Kafamı iki yana sallayarak ağlamaya devam ettim. "Ben senden bunu istememiştim!"

"Evet," dedi sakince, "Sen istememiştin ama ben istedim. Seni ondan kurtarmak istedim." Bana doğru yaklaşmaya devam ederken hâlâ titriyordum. Nasıl yapardı bunu? Katil olmayı nasıl göze alırdı? "Yaklaşma bana!" Uçurumun kenarına iyice yaklaşırken söylediğimi umursamadı ve bana doğru adım atmaya devam etti. "Konuşalım Öykü. Dinle beni."

"Hayır, seni dinlemeyeceğim. Onun katili oldun sen!"

"Senin için yaptım."

"Katilsin sen Barlas!" diye gözyaşları içinde bağırdığımda hiçbir şey söylemedi. Çünkü o da biliyordu, katil olmuştu artık. Kahroluyordum. Sevdiğim insan benim için katil olmuştu ve ben bu gerçekle boğuşuyordum şu an. Dalgaların kayalıklara çarpıp çıkardığı sesi dinlerken uçurumun kıyısında durdum. Bir adım ötesi sonsuzluktu, ölümdü. Bunu istiyor muydum peki? Bilmiyordum. Aklım o kadar karışıktı ki ne istediğimi bilmiyordum. Bildiğim tek şey vardı o da sevdiğim insanın babamın katili olduğuydu."Onun ölmesini istiyordun."

"Evet, bunu istedim ama senin öldürmeni istemedim!"

"Seni kimse üzemez. Buna izin vermem!" Bana adım adım yaklaşırken elimi kaldırıp onu durdurmaya çalıştım. "Yaklaşma!"

"Ölmesi gerekiyordu, öldürdüm." Bunu ne kadar rahat söyleyebiliyordu. Sanki karşımda Barlas değil de bir başkası vardı. Onu tanıyamıyordum. Bu muydu benim sevdiğim insan? Bir katil miydi? Bana iyice yaklaşınca bağırdım. "Yaklaşma dedim sana!"

"Senin için yaptım. İyi ol diye." Gözyaşlarım durmak bilmezken tekrar bağırdım, "Yaklaşma diyorum!" Korkuyordum ondan. Babamın ölümüne sebep olduğu için korkuyordum. Aklım almıyordu hâlâ. Nasıl yapabilmişti bunu? Katil olup bunu benim için yaptığını nasıl söyleyebilirdi? Barlas böyle biri değildi ki. O kimseyi öldürmezdi. Katil değildi. Olamazdı."Artık seni üzemeyecek. Bitti. O öldü." Son söylediği kalbime bir hançer gibi saplanırken kafamı iki yana salladım, "Hayır, hayır!" Ağlıyordum ama gözyaşlarım tükenmişti sanki. "Sen bunu yapmış olamazsın. Bir katil olamazsın!"

"Seni üzenin katili olurum Öykü. Oldum da."

"Hayır!" Yanıma yaklaşıp bana dokunmak için elini kaldırdı. Buna izin vermemek için bir adım daha geri gittim ve kendimi sonsuzluğa bıraktım.İrkilerek uyandım. Arabadaydım. Kafamı arabayı kullanan Barlas'a çevirdiğimde bana bakmadığını gördüm. Yeniden uyuyakaldığımı fark etmemişti. Tekrar önüme baktığımda gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Aynı rüyayı üst üste ikinci görüşümdü. Bu ilk defa başıma geliyordu. Bir önceki uykumda da aynı rüyayı görmüştüm. Garipti. Ve korkutucu... Barlas, "Gördüğün rüyayı mı düşünüyorsun?" deyince irkildim.

Etkilendiğim iki şey vardı. Hem babamın ölümü hem de onu öldürenin Barlas oluşu. Ama galiba etkisinden çıkamamamın sebebi Barlas'ı katil olarak görmemdi. "Hı hı."Hafiften gülümserken kucağımdaki elimi tutup avucumdan öptü. "Düşünme artık. Adı üstünde rüyaydı. Bu kadar düşünmeye değmez." Gece ter içinde uyanıp rüyayı ona anlattıktan sonra uzun uzun konuşmuştuk ve Barlas elinden geldiğince beni rahatlatmaya çalışmıştı. Sürekli rüya olduğunu dile getirmişti ama ben öylesine etkilenmiştim ki korkum uyandıktan sonra bile devam etmişti. Şimdi yeniden aynı rüyayı görmek çok tuhaftı. Ben de onun gibi gülümsemeye çalıştım.

Arka koltukta oturan Bade ve Ateş sessizce yolu izliyorlardı. Dün onları yalnız bırakmak bir işe yaramamış gibi görünüyordu. "Ağrın var mı Ateş?"

"Yok, iyiyim ben merak etme."

"Eve gidince bol bol dinlen ve çabucak iyileş, tamam mı? Hepimiz bir an önce iyileşmeni istiyoruz," dedim. İyi ki bir evi vardı. Olmasa kimde kalacağı muammaydı. Bizimkilerle arası olmadığı için onlarda kalmak istemeyebilirdi. Ona her konuda destek olmaya çalışan aile dostları olmasa eminim hayatı daha zor olacaktı. Dün Barlas bana ondan bahsetmişti. Adamın onu çok sevdiği belliydi. Kendisine ev ve araba hediye etmişti. Belli ki adam Ateş'i arkadaşları olan anne babasının emaneti olarak görüyordu ve bu yüzden ona yardım ediyordu. Ateş de onu sevip değer veriyordu. Adam üzülmesin diye kaza yaptığını bile söylememişti. "İyiyim zaten Öykü."

"Bade'nin iyi olman için elinden geleni yapacağını biliyorum. Bence seni çabuk iyileştirecek."

"Aslına bakarsan Bade'nin yanımda kalmasına gerek yok. Dün zaten çok yoruldu. Bugün biraz dinlensin." Bade hızla ona dönerken kaşlarını çatarak konuştu, "İyiyim ben. Ayrıca yorgun falan da değilim. Sana bakabilirim." Aslında amacımız Ateş'i evinde yalnız bırakmamaktı ama ikisinin o evde yalnız kalacak olması da şu durumda iyi olmuştu. Belki Bade bu sefer gerçeği ona söylerdi. Dünden sonra buna pek inancım kalmamıştı ama yine de bir umudum vardı"Ateş, konuştuk bu konuyu, değil mi? Yanında birinin kalması gerekiyor. Hastasın sen. Bade de yorgun olmadığını söylüyor, sana bakabilir ve bu yüzden seninle o kalacak. Bu konuyu uzatmayalım olur mu?"

Ateş yüzünü Bade'ye çevirdi. "Uykusuz kaldın, dinlenmen gerekiyor." Bade sesli bir nefes verdi ve kafasını iki yana salladı, "Hayır, uykusuz değilim. Sen uyurken ben de biraz kestirdim. İyiyim, yani sana bakabilirim."Ateş uzun uzun Bade'nin gözlerine bakarken Barlas dikiz aynasından arkaya bakıp sırıttı, "Sana bakmak için gönüllü kız işte, daha ne istiyorsun? Bırak da baksın. Belki onun sayesinde çabuk iyileşirsin." Barlas'ın evimin önünde durduğunda arabadan çıkmadan, "Kendine dikkat et ve çabuk iyileş. Anlaştık mı?" diye sordum.

"Tamam." Emniyet kemerimi çözerken kafamı Barlas'a çevirdim. "Onları bıraktıktan sonra sen de eve geçeceksin, değil mi?" Bütün gece uyumamıştı ve uykusuzluktan gözleri kızarmıştı. "Bilmiyorum. Önce karakola gideceğiz. Sonra eve bırakacağım onları. Oradan da Ateş'in arabasına yapılabilecek bir şey var mı diye tamirciye gideceğim. İşim uzun sürebilir yani, bu yüzden eve gidemeyebilirim." Belli ki dinlenemeyecekti."Ama sen gidince dinlen tamam mı?" "Gerek yok iyiyim ben, okula gideceğim." Kaşlarını çatıp şaşkınca yüzüme baktı, "Uykusuz değil misin?"

"Çok değil."

"Peki, o zaman okul çıkışı seni almaya gelirim."

"Gerek yok uykusuzsun sen."

"Eğer vakit kalırsa çıkış saatine kadar dinlenirim. Bir saat uyusam yeter zaten." Onu gelmemesi konusunda ikna edemeyeceğimi biliyordum ama yine de itiraz ediyordum. "Barlas gerçekten gerek yok, dinlen işte."

"İtiraz istemiyorum. Seni ben alacağım," deyip sıkıca sarıldı ve yanağımdan öpüp kulağıma, "Seni seviyorum," diye fısıldadı. Ben duyduğum şeyle gülümserken kendini geri çekip bana baktı. "Beni bekliyorsun, tamam mı?"

"Tamam," deyip çantamı aldım ve arabadan inip kapıyı kapatmadan önce tekrar gülümseyerek ona baktım, "Okul çıkışında görüşürüz." Gülümseyerek, "Görüşürüz," deyince kapıyı kapatıp eve doğru yürüdüm. İçeri girdiğimde annemin mutfakta olduğunu tabak çanak seslerinden anlamıştım. Çantamı yere bırakıp montumu vestiyere astıktan sonra annemin yanına gittim. Kahvaltı için bir şeyler hazırlıyordu. İçeri girdiğimi fark edip bana doğru döndü, "Öykü, ne zaman geldin sen kızım? Bu kadar erken geleceğini tahmin etmiyordum."

"Şimdi geldim anne."

"Arkadaşın nasıl, hastaneden çıktı mı?"

"İyi, sadece biraz başı ağrıyor. Hastaneden de çıktı, şimdi dinlenmek için evine gidiyor." Bu durum annemi rahatlatmış gibi görünüyordu, "Bir sorun yok yani, değil mi?"

"Hayır yok."

"İyi sevindim, hadi otur da bir şeyler ye sonra da biraz uyursun. Yorgun görünüyorsun."

"Uyudum ben anne iyiyim. Okula gideceğim." Kaşları birden çatıldı, "Emin misin? Biraz dinlensen iyi olurdu."

"Gerek yok. Gidip duş alayım sonra kahvaltımı ederim," deyip hızla banyoya gittiğimde üzerimdekilerden kurtulup kendimi duşa attım. Yaklaşık on beş dakika kadar duşta kaldıktan sonra çıkıp odama gittim ve üzerime yedek okul formamı giydim. Saçlarımı kurutup üsten sıkıca topladıktan sonra bugüne ait derslerin kitaplarını çantama yerleştirip mutfağa annemin yanına gittim. Çok fazla vaktim kalmadığı için hızlı hızlı kahvaltımı yapıp hemen evden çıktım ve koşar adım okula gittim.Sınıfa girdiğimde Koray ve Aysun oturmuş birbirleriyle konuşuyorlardı.

Yanlarına gidip çantamı sırama bırakınca Koray yüzüme baktı. Şaşırmış görünüyordu, "Öykü, senin burada ne işin var? Neden geldin? Senin şu an dinlenmek için evde olman gerekmiyor mu?" Aysun da şaşkındı. Belli ki ikisi de bugün okula geleceğimi düşünmüyordu. Gözlerim Aysun'un üzerindeyken ona bakmamak için kendimi zorladım. "Evet, ama okula gelmek istedim." Nedense dün çok uyuyamamama rağmen kendimi uykusuz hissetmiyordum."Ateş nasıl, durumu iyi mi?"

Koray soru sorarken Aysun'un da merak ettiğini tavırlarından anlıyordum. Onunla konuşmayacağımı bildiği için soruyu Koray'ın sormasını beklemişti ve bu yüzden meraklı gözleri hâlâ benim üzerimdeydi. Gözlerimi Aysun'a çevirmemeye gayret edip Koray'a, "İyi, merak etme," dedim. "Hâlâ hastanede mi?" diye sordu. "Hayır çıktı, Barlas'la karakola uğrayıp eve geçecekler."

"Yanında kalacak, değil mi? Yalnız bırakmaz umarım onu." Kaşlarını çatmış bana bakarken hafiften gülümsedim. "Yalnız olmayacak merak etme, yanında Bade kalacak."

"İyi bari bir şeye ihtiyacı olursa Bade ona yardımcı olur. Çıkışta ziyarete gidelim mi?" Koray gözlerini Aysun'a çevirmiş merakla cevap vermesini bekliyordu. "İyi olurdu ama benim çıkışta işim var. Gelemem. Sen git ben yarın giderim onu ziyarete."

"Çok mu önemli bu iş?" Koray'ın sorduğu soruya kafasını aşağı yukarı sallayarak cevap verdi. "Evet." Suratımda sinirli bir gülüş belirirken sesimi olabildiğince ifadesiz tutmaya çalışıyordum. "Ne işiymiş bu? Yeni sevgilinle mi buluşacaksın?" Gözlerini yerden kaldırıp bana çevirdi ve kafasını hafifçe yana yatırdı. "Öykü lütfen." Sesinden ve yüzünden tartışmak istemediği anlaşılıyordu ama umurumda değildi. Gerekirse yine tartışacaktık. Ona o kadar sinirliydim ki birkaç saniye gözlerinin içine baktım, "Ne lütfen? Söyle de bilelim o çok önemli işinin ne olduğunu!" Benim aksime o sakin konuşuyordu, "Neden böyle yapıyorsun anlamıyorum."

"Anlamıyor musun? Gerçekten mi?"

"Aşırı tepki gösteriyorsun Öykü," deyince sesli bir nefes bıraktım. Koray bu konuşmanın tartışmaya gideceğini anlamış gibi araya girecekken elimle onu durdurdum ve Aysun'a bakarak konuşmaya devam ettim, "Haksız mıyım?"

"Mutluyum ben Öykü. Bu senin için önemli değil mi?"

"Önemliydi ama artık değil. Öyle adamlarla birlikte olduğun sürece de olmayacak."Kahverengi gözleri dolmuştu. "Beni kırıyorsun!'" Bunu umursamamış gibi davranıyordum. "Sen beni çoktan kırdın. Bu durumda benim de seni kırmam çok sorun olmaz diye düşünüyorum." Ağlamamak için gözlerini yere eğip birkaç kere kırpıştırdı ve tekrar gözlerime baktı. "Mutlu olmamı istemiyor musun?"

"Mutluluk parayla olmaz Aysun. Senin önce bunu anlaman gerekiyor. Parasını sevdiğin adamlarla mutlu olamazsın."

"Bunu kimse bilemez."

"Sen tam bir aptalsın." Sesim yine ifadesiz çıkmıştı. Diyecek çok şey vardı ama artık ne söylersem söyleyeyim umurunda olmayacağını görüyordum, "Böyle pervasızca hareket ettiğin için çok pişman olacaksın."Kafasını hafifçe sağa sola oynattı. Söylediğim şeye inanmak istemiyordu, "Hayır böyle bir şey olmayacak." Neye inandığı belliydi ama nedense ben yine pişman olacağını hissediyordum. "Umarım öyle olur. Çünkü eğer benim dediğim gibi olursa çok üzüleceksin ve inan bana bu sefer umursamayacağım."

Tam ağzını açmış bir şey diyecekken ilk dersin hocası sınıfa girince sustuk. Daha fazla konuşmak istemiyordum zaten, hocanın gelmesi iyi olmuştu. Konuştukça tartışacaktık. Bu da aramızın iyice açılmasına neden olacaktı. Bunu istemediğim için konuşmak istemiyordum. Diyecek bir şeyim yoktu. Daha ne diyebilirdim ki? Bundan sonra konuşmam kalbini kırmaktan başka hiçbir şeye yaramayacaktı ve ben bunun olmasını istemiyordum. Üzülmesini istemiyordum çünkü. Umurumda olmayacağını söylüyordum ama gerçek öyle değildi elbette umurumdaydı. O benim arkadaşımdı ve onun üzülmesi canımı yakacaktı.

***

Çıkış zili çalınca hemen çantamı alıp sınıftan dışarı çıktım. Canım sıkkın olduğu için bugün iğrenç geçmiş, hiçbir dersi dinleyememiştim. Aysun'la bu halde olmamız beni üzüyordu. Kalbim paramparçaydı. Bundan sonra aramızın nasıl olacağını düşünüyordum. Ne zamana kadar böyle giderdi bilmiyordum ama kolay kolay affetmeyecek gibiydim. Asık suratla okuldan çıktığımda Barlas'ın geldiğini ve arabasında beni beklediğini gördüm. Hemen koşup arabaya binerek ona sıkıca sarıldım. Bu hareketim onu güldürürken o da bana sıkıca sarıldı, "Çok özlendik galiba?"

Sesi keyifli çıkıyordu, kafamı geri çekip gülümseyerek yüzüne baktım. "Hı hı." Gözlerinin hâlâ kızarık olduğunu görünce bir elimi yanağına koyup okşadım. "Dinlenmedin, değil mi?" Kafasını hafifçe sağa sola oynattı, "Hayır."

"Beni eve bıraktıktan sonra dinlensen iyi olur."

"Hemen eve mi gitmek istiyorsun? Ben önce bir şeyler yaparız diye düşünmüştüm." Onunla vakit geçirmek istiyordum ama şu an uyumasını ve dinlenmesini daha çok istiyordum. "Dinlenmelisin Barlas."

"Dinleniyorum zaten," deyip o da elini yanağıma koydu. "Uykunun bana senden daha mı iyi geleceğini sanıyorsun? Ben böyle dinleniyorum. Senin yanında." Yanağımı okşuyordu, "Şu an dinlenmekten daha çok sana ihtiyacım var, varlığına." Gülüşüm büyürken emniyet kemerimi taktım, "Gidelim." Gülümseyerek önüne dönüp arabayı çalıştırdığında gözüm bir anda önümüzden geçen Aysun'a takıldı. Hızlı hızlı yürüyerek durağa doğru gidiyordu. Bunu fark edince elimi direksiyonun üzerine koyup Barlas'ı durdurdum. "Bir saniye." Nereye gittiğini biliyordum. Nedense içimde onu takip etme isteği oluşmuştu. Şu an bunu düşünmem çok saçmaydı ama görmek istiyordum. Nasıl bir adamla birlikteydi merak ediyordum.Barlas ne olduğunu anlayamamış gibi şaşkınca yüzüme bakıyordu.

Gözlerimle durakta otobüs bekleyen Aysun'u işaret ettim ve, "Onu takip edebilir miyiz?" diye sordum. Barlas Aysun'a bakıp kaşlarını çattıktan sonra gözlerini bana çevirdi. "Öykü bu..." Sözünü yarı da kesip onu ikna etmeye çalıştım. "Barlas lütfen. Aysun'un nasıl biriyle birlikte olduğunu görmek istiyorum. Sonra istediğin yere gideriz, lütfen."Sırtını koltuğuna yasladı, "Bu seni öfkelendirmekten başka hiçbir işe yaramayacak biliyorsun değil mi?" Biliyordum. Onu yine babası yaşındaki bir adamla görmek sinirlerimi alt üst edecekti ama bunu göze alıyordum. Görmeliydim. Arkadaşımın nasıl bir adamla birlikte olduğunu ve ona nasıl davrandığını görmek istiyordum. "Biliyorum ama yine de görmek istiyorum."

Aysun gelen otobüse binerken Barlas arabayı çalıştırdı. "Peki, madem istiyorsun görelim bakalım." Hareket eden otobüsün arkasından giderken kafamı koltuk başlığına yaslayıp gözlerimi otobüse diktim. Nerede buluşacaklardı acaba? İkisini birlikte görmeye midem ne kadar dayanırdı bilmiyordum ama katlanmaya çalışacaktım artık.Yaklaşık on dakika sonra Aysun otobüsten indi. Kısa bir mesafe yürüyüp oldukça şık bir restorana girdi. Adamın onu içeride beklediğini tahmin edip emniyet kemerimi çözdüm ve arabadan indim. Barlas da arkamdan geliyordu.

İçeri girdiğimde Aysun'u bulmak için etrafa bakındım. Cam kenarındaki bir masada o adamla oturduğunu görünce Barlas'a işaret ettim. "Oradalar."Derin nefesler alarak sakin kalmaya çalışıyordum. Sinirlenmemeliydim. O masayı dağıtmamak için sakin kalmam gerekiyordu. Adamın sırtı bize dönük olduğu için yüzünü göremiyordum ama Aysun'u çok iyi görebiliyordum. Yüzü gülüyordu. Mutluydu. Adamla hararetli hararetli konuştuğu için bizi fark etmemişti. Ben yanlarına gitmemek için kendime hâkim olmaya çalışırken Barlas kolumdan tutup beni bir masaya doğru çekti. "Şuraya oturalım da dikkat çekmeyelim."

Dediğini yapıp masaya oturduğumda gözlerim hâlâ onların üzerindeydi. Adamın yüzünü göremediğim için bu durumdan biraz rahatsız olmuştum ama dikkatle onları izlemeye devam ediyordum. Hiçbir anı kaçırmak istemiyordum. Birbirlerine karşı tavırlarını izlemek istiyordum. Ne konuştuklarını da duymak istiyordum ama uzak olduğumuz için imkânsızdı. Onlar konuşmaya devam ederken bu yaptığım şeyin ne kadar aptalca olduğunu düşündüm. Eminim Aysun sırf yanındaki adamı görmek için onu gizli gizli izlediğimin farkına varsa çok kırılırdı. Resmen arkadaşımı takip etmiştim. Aslında bunu yapmama gerek yoktu, istesem Aysun'un o adamla beni tanıştıracağını biliyordum ama bunu kesinlikle istemiyordum. Çünkü bu iğrençliğe tekrar katlanamazdım.

Barlas'la yan yana oturmuş dikkatle onları izlerken adam garsonu çağırmak için kafasını yana çevirdi. Gördüğüm şeye inanamıyordum. Donup kalmıştım. Yanlış görmüş olma umuduyla gözlerimi birkaç kez kırpıştırıp öyle bakınca şok olmuş bir halde kafamı Barlas'a çevirdim. O da şaşkın görünüyordu. Kafasını bana çevirmiş ne diyeceğini bilemezken bunun doğru olmamasını diledim. Kâbus görüyor olmalıydım. Bu gerçek olamazdı. Böyle bir şey mümkün değildi!

Gözlerim yavaşça o tarafa doğru kayarken bir anda dolmuştu. Kalbimde inanılmaz bir acı vardı. Bir yorgunluk kaplamıştı bedenimi. Konuşmaya bile mecalim yoktu. Gitmek istiyordum buradan. Nefesim kesiliyordu. Boğuluyor gibiydim. Kendimi büyük bir darbe yemişim gibi hissediyordum. O masayı dağıtmak istiyordum ama yerimden kalkacak gücüm yoktu. Şu an sadece ağlamak istiyordum. İçimdeki tüm siniri atana kadar ağlamak ve çığlık çığlığa haykırmak...

Garson yanımıza gelip, "Hoş geldiniz efendim," diyerek elindeki menüleri bırakırken Barlas sanki ne istediğimi anlamış gibi ayağa kalktı kolumdan tutup, "Gidiyoruz!" diyerek beni restorandan dışarı çıkardı. Beni dinleyip Aysun'u takip ettiği için pişman olduğunu sesinden anlamıştım. Eminim şu an kendine kızıyordu. Oysaki suçlu olan bendim. Neden gelmiştim ki zaten? Kiminle çıktığını neden umursamıştım? Aptaldım ben. Görmüştüm de ne olmuştu sanki? Kendimi üzmekten başka neye yaramıştı bu? Mekândan çıkmak beni rahatlatmasa da yeniden nefes almamı sağlamıştı.

Arabaya doğru yürürken gözlerimde tutmaya çalıştığım yaşlar yanaklarıma dökülüyordu. Dökülen aslında acımdı. İçimde biriktirdiğim ve her gün biraz daha büyüyen, büyüdükçe bünyeme zarar veren acım. Neden? Neden bitmiyordu?Barlas beni yolcu koltuğuna oturtup kendi de sürücü koltuğuna geçince beni kendine doğru çekti ve sıkıca sarıldı.

Ağlamam şiddetlenirken saçlarımı okşuyordu. "Geçecek güzelim, geçecek."O kadar kötüydüm ki ağlamam bir türlü durmuyordu. Böyle bir şeyin başıma gelmiş olmasına inanamıyordum. Bir kâbusta gibiydim ve uyanamıyordum. Lanet ediyordum ona. Pisliğin tekiydi. Aysun'un kim olduğunu biliyordu ve bunu sırf canımı yakmak için yapıyordu. Nefret ediyordum ondan. İğreniyordum. Bir kez daha ölmesini istedim. Çünkü hayatımdan başka türlü çıkmayacaktı.

Ağlamaktan çatlayan sesimle konuşmaya çalıştığımda, "Canımı yakmak için yapıyor bunu biliyorum. Aysun'un arkadaşım olduğunu biliyor," dedim.Barlas da bu duruma şaşırmıştı. Aysun'un birlikte olduğu adamın babam olmasını o da benim gibi beklemiyordu. "Biliyorum." Kendimi geri çekince acıyan gözlerimle ona baktım. Ruhum da gözlerim gibi acıyordu, "Ben ona ne yaptım Barlas? Neden yapıyor bunu bana?"

Cevap veremezken yanaklarımdaki yaşları silmeye başladı. Derin bir nefes aldım. "Nasıl bir baba o? Bir baba bunu kızına nasıl yapabilir?" Gözleri bir anda öfkeyle kısıldı, "Bunun hesabını verecek merak etme!" O sildikçe yanaklarıma yeni yaşlar damlıyordu. Gördüğüm görüntü gözlerimin önünden gitmiyordu. Arkadaşım ve babam! Bu olacak şey değildi! "Aysun'u kullanıyor. Bana acı çektirmek için onu kullanıyor. Böyle bir babaya sahip olduğum için ondan utanıyorum!" Barlas tekrar bana sarılırken ben de ona sıkı sıkı sarıldım, "Yardım et bana Barlas, ondan intikam almam için yardım et. Lütfen!"

"Üzülme," Sesi öfkeli çıkarken elini başımın arkasına koydu. "Bunun bedelini ona ödeteceğim!" Ondan intikam almak istiyordum ama bunu tek başıma başaramazdım. Babam güçlüydü, ona benim gücüm yetmezdi. Barlas'a ihtiyacım vardı. O bana yardım edebilirdi. Babamın hakkından anca o gelirdi. Gözyaşlarımı elimin tersiyle silerken sesim meraklı çıktı, "Nasıl?" Bunu nasıl yapacağını merak ediyordum. Belli ki bir şeyler düşünüyordu."Ona öyle bir şey yapacağım ki neye uğradığını şaşıracak!"

Kafamı geri çekip gözlerine baktım. Kahverengi gözleri öfkeyle parlıyordu, "Ne yapacaksın?"

"İş hayatını bitirip onu bu piyasadan sildireceğim!" Sesi kendinden emin çıkmıştı. "Nasıl yapacaksın? Bu öyle kolay mı?" Yüzümü avuçlayıp gözlerimin içine baktı. Babama en az benim kadar nefret duyduğunu gözlerinde görüyordum, "Bu gözlerden onun yüzünden yaş aktı ya inan bana benim için hiçbir şey zor değil. Bunu sen de göreceksin zaten. Bizzat şahit olacaksın. Hem de istediğin zaman."

"Ya hemen istersem?" Gözleri kısıldı, "Hemen yaparım. Yeter ki ağlama." Alnını alnıma dayayıp gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. "Benim için çok kıymetlisin Öykü. Senin tek damla gözyaşın için benim yapamayacağım hiçbir şey yok. Bunu o şerefsiz de görecek!

Bölüm sonu

1 yorum

  • Öykü farkında değilsin ama rüyanı gerçeğe dönüştürüyorsun. İntikam hırsından dolayı mı.