İçeriğe geç

cesaretin var mı ?

Bölüm 6 · 34 dk okuma

cesaretin var mı ?

Bölüm 6

Geride Kalamayanlar

Rukiye ve Güney dönme dolaptan indiklerinde el ele Asel'in yanına gittiler.

Asel bir bankta oturmuş, başını öne eğmişti. Etrafında kimse yoktu.

Güney etrafına bakındı.

Güney: Yusuf nerede?

Asel başını kaldırmadan cevap verdi.

Asel: Ne bileyim ya… Ben banane ondan.

Rukiye Asel'in yüzüne baktı ama bir şey söylemedi.

Asel bir anda ayağa kalktı.

Asel: Hadi gelin. Şurada bir club var, oraya gidelim.

Rukiye şaşkınlıkla baktı.

Rukiye: Kanka, yasak. Otele gitmememiz gerekiyor. Bir de saati aşıyoruz. Yarım saatte otelde olmamız gerek.

Asel omuz silkti.

Asel: Peki, tamam. Siz gidin o zaman. Ben cluba gidiyorum.

Asel dönüp yürümeye başladı.

Rukiye arkasından baktı.

Rukiye: Ya bu kız gerçekten gidecek.

Güney iç çekti.

Güney: Tek başına bırakamayız.

Rukiye başını salladı.

Rukiye: Tamam. Gidelim.

İkisi Asel'in peşinden gitti.

---

Clubun içi kalabalıktı.

Yüksek sesli müzik, renkli ışıklar ve kalabalığın uğultusu birbirine karışıyordu.

Asel kendini müziğin akışına bırakmıştı.

Bir süre sonra masaya tekila shotlar geldi.

Güney yalnızca bir yudum aldıktan sonra bıraktı.

Asel ise farkına varmadan fazla içmişti.

Gecenin ilerleyen saatlerinde artık yürümekte bile zorlanıyordu.

Rukiye ile Güney onu iki yanından destekleyerek otelin yolunu tuttular.

---

Odaya girdiklerinde Rukiye Asel'i yatağın kenarına oturttu.

Asel bir anda kötüleşti ve banyoya koştu, kustu.

Bir süre sonra geri geldiğinde gözleri dolmuştu.

Sonra hiçbir şey söylemeden ağlamaya başladı.

Rukiye artık dayanamıyordu.

Rukiye: Gerizekâlı! Kendini bu kadar nasıl kaybedebilirsin ya?

Asel ağlamaya devam etti.

Rukiye: Kim için, ne için yapıyorsun bunu? Sana yazık değil mi?

Asel cevap vermedi.

Rukiye'nin sesi biraz yumuşadı ama öfkesi hâlâ belliydi.

Rukiye: Alperen bir hata yaptı. Tamam, anlıyorum. Kendine yediremiyorsun. Yansıtmamaya çalışıyorsun. Ama çözüm bunlar değil, Asel.

Asel yüzünü ellerinin arasına aldı.

Rukiye devam etti.

Rukiye: Yusuf'a da ümit veriyorsun. O çocuğu duygusal boşluğunda harcıyorsun. Kötü davranıyorsun, sonra hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorsun.

Asel gözyaşlarını silmeye çalıştı.

Rukiye: İçindeki acıyı böyle mi çıkaracaksın?

Asel bir anda ayağa kalktı.

Asel: Tamam! Yeter! Ben hava alacağım.

Rukiye hemen ayağa kalktı.

Rukiye: Ben de geliyorum.

Asel başını salladı.

Asel: Hayır. Tek.

Hâlâ dengesiz yürüyordu.sarhoştu.

Rukiye endişeyle arkasından baktı ama Asel kapıdan çıkmıştı.

---

Otelin dışı sessizdi.

Asel biraz ilerleyip durdu.

Tam o sırada karşı tarafta Alperen'i gördü.

Alperen de dışarı çıkmış sigara içiyordu.

Asel onu görünce acı bir kahkaha attı.

Asel: Vay… Hikâyemizin baş kahramanı da buradaymış.

Alperen şaşkınlıkla ona döndü.

Alperen: Asel?

Asel ona baktı.

Asel: Alperen.

Alperen birkaç saniye onu süzdü.

Alperen: İyi misin sen?

Asel kahkaha attı.

Asel: Ah, hâlâ soruyorsun… Öyle mi?

Alperen'in yüzü ciddileşti.

Alperen: Tabii ki umurumda. Neden bu kadar içtin?

Asel'in gülümsemesi bir anda değişti.

Asel: Neden diye mi soruyorsun bir de?

Alperen cevap vermedi.

Asel ona doğru birkaç adım attı.

Asel: Ne yapacaktın o kızla? Başka ne olacaktı?

Alperen: Asel, bak… Düşündüğün gibi değil.

Asel başını sallayarak güldü.

Asel: Değil mi?

Alperen: Şu an çok iyi durumda değilsin. Başka bir zamanda konuşalım.

Asel'in gözleri doldu.

Asel: Peki videodaki gibi… Nasıl yaptın?

Alperen sustu.

Asel'in sesi titremeye başladı.

Asel: Nasıl öyle öpüştüyodunuz?

Alperen bir adım daha yaklaştı.

ve aseli öptü, uzun uzun öpüştüler.

Asel bi anda alpereni itti ve

Bir anda ağlamaya başladı.

Alperen hiçbir şey söylemedi.

Asel yüzünü çevirdi.

Asel: ben ne yaparsam yapayım… olmuyor.

Alperen ona baktı.

İlk defa verecek bir cevabı yoktu.

Asel başını eğdi.

Asel: Ben senden nefret etmek istiyorum.

Kısa bir sessizlik oldu.

Asel: Ama beceremiyorum.

Alperen'in yüzündeki ifade değişti.

Asel gözyaşlarını silip arkasını döndü.

Asel: Keşke hiç tanışmasaydık.

Ve sendeleyerek otelin kapısına doğru yürümeye başladı.

Alperen arkasından baktı.

Alperen, Asel'i otelin koridorundan odasına kadar getirdi.

Rukiye kapının önünde bekliyordu.

Alperen, Asel'i ona teslim etti.

Alperen: İyi değil. Bırak uyusun.

Rukiye hiçbir şey söylemedi.

Sadece Alperen'e baktı.

Sonra kapıyı doğrudan yüzüne kapattı.

Alperen birkaç saniye kapının önünde kaldı.

İçeriden hiçbir ses gelmeyince başını eğip uzaklaştı.

---

Asel odaya girer girmez kendini yatağa bıraktı.

Başını yastığa koymasıyla gözleri kapandı.

Birkaç saniye içinde uyuyakaldı.

Rukiye onun başında durup derin bir nefes aldı.

Rukiye: Allah'ım ya…

Yatağın kenarına oturdu.

Bir süre Asel'i izledi.

Sonra gözlerini kapatıp gün boyunca yaşananları düşündü.

Festival.

Yusuf'la kavgası.

Asel'in kendini kaybetmesi.

Alperen'le karşılaşması.

Rukiye'nin aklından bütün gece geçti.

Bir süre sonra o da yatağına uzandı ve düşüncelerin arasında uyuyakaldı.

---

Ertesi Sabah

Güneş odanın perdelerinden içeri giriyordu.

Rukiye çoktan uyanmıştı.

Asel'in yanına gidip omzunu dürttü.

Rukiye: Asel.

Asel tepki vermedi.

Rukiye biraz daha sert dürttü.

Rukiye: Asel, kalk artık.

Asel gözlerini zorla açtı.

Asel: Başım çatlıyor…

Rukiye gözlerini devirdi.

Rukiye: Şaşırdık mı?

Asel cevap vermedi.

Rukiye ona bir kahve uzattı.

Rukiye: Al. Kendine gelirsin.

Asel kahveyi aldı ve birkaç yudum içti.

Bir süre sonra yüzündeki sersemlik biraz dağıldı.

Rukiye yatağın karşısına geçip kollarını bağladı.

Rukiye: Dün Alperen'le ne konuştunuz?

Asel kaşlarını çattı.

Asel: Ne Alperen'i?

Rukiye birkaç saniye ona baktı.

Rukiye: Hatırlamıyorsun, değil mi?

Asel başını salladı.

Asel: Hayır.

Rukiye iç çekti.

Rukiye: Tabii…

Asel birkaç saniye düşündü.

Sonra dün geceyle ilgili görüntüler yavaş yavaş aklına gelmeye başladı.

Otelin dışı.

Alperen.

Konuşmaları.

Söyledikleri.

Bir anda yüzü değişti.

Asel: Allah kahretsin…

Elini alnına götürdü.

Rukiye onun yüzüne baktı.

Rukiye: Düşündüğüm şey, değil mi?

Asel cevap vermedi.

Sadece başını salladı.

Rukiye gözlerini kapattı.

Rukiye: Offf Asel, off…

Sonra Asel'e döndü.

Rukiye: Ne yap ne et, kendini toparla. Yoksa gerçekten elimden bir kaza çıkacak.

Rukiye kapıyı sertçe kapatıp kahvaltıya indi.

---

Asel bir süre yatağında oturdu.

Sonra derin bir nefes aldı ve kalkıp hazırlanmaya başladı.

Rukiye'nin üzerinde kare yaka askılı kırmızı crop top ve önü bağlama detaylı, kat kat fırfırlı şifon kırmızı mini etek vardı.

Metalik altın rengi ince bantlı topuklu sandaletlerini giydi.

Altın tonlarındaki burgulu çantasını aldı. Çoklu katmanlı altın kolyesini, halka küpelerini, bel zincirini ve çiçek detaylı aksesuarlarını tamamladı.

Asel ise halter yaka, sırt ve bel kısmında cut-out detayları bulunan uzun pembe maxi elbisesini giydi.

Pudra pembe tonlarında düz terliklerini geçirdi.

Pembe çerçeveli güneş gözlüğünü ve Dior desenli pembe çantasını aldı.

Kolyesini, halka küpelerini ve kalp figürlü altın bilekliğini taktı.

İkisi de hazırlanıp kahvaltıya indi.

---

Kahvaltı masasında Güney ve Rukiye oturuyordu.

Bir süre sonra Taha da aşağı indi.

Asel ona dönüp gülümsemeye çalıştı.

Asel: Günaydın.

Taha başını bile çevirmeden yürüyüp başka bir masaya geçti.

Asel arkasından baktı.

Sonra gözlerini devirdi.

Yusuf'la daha fazla vakit geçirdikçe Taha'yla olan bağı da iyice kopmuştu.

Asel masaya oturdu.

Güney ona bakıp güldü.

Güney: Ayılmışsın baldız.

Asel başını eğdi.

Asel: Dün yaşananlardan dolayı kusura bakmayın.

Rukiye hâlâ ona kızgındı.

Asel ayağa kalktı, Rukiye'nin yanına gidip onu yanağından öptü.

Asel: Telafi edeceğim. Söz.

Rukiye de onu öptü.

Rukiye: Salak mısın? Kendine yaptığın şeye kızıyorum.

Asel başını salladı.

Asel: Biliyorum.

Tekrar yerine oturdu.

Tam o sırada Yusuf masaya geldi.

Suratı asıktı.

Asel onu görünce onun yüzündeki ifade de değişti.

İkisi de birbirine bakmadı.

Tek kelime konuşmadılar.

Rukiye ve Güney kendi aralarında sohbet etmeye devam etti.

Bir süre sonra Rukiye ikisine bakıp dayanamadı.

Rukiye: Aaa, ne oldu ya size? Ne bu haller?

Güney hafifçe güldü.

Güney: Nazar değdi bence.

Asel gözlerini devirdi.

Yusuf önündeki tabağa bakarak konuştu.

Yusuf: Bir şey yok gardaş. Yemeğinize devam edin.

Asel başını salladı.

Asel: Aynen. Bence de.

Güney ikisine bakmaya devam etti.

Güney: Noldu gardaş? Söylesenize.

Yusuf: Bir şey olduğu yok.

Asel Yusuf'a baktı.

Asel: Evet. Her zamanki gibi, rolünü oynuyor Yusuf.

Yusuf başını kaldırdı.

Yusuf: Ben mi rol yapıyorum?

Asel: Aynen. Sesin dün yüksek yüksek çıkıyordu ama.

Yusuf gözlerini devirdi.

Yusuf: Dünü geride bırakıp oturdum ben bu masaya.

Asel'in yüzündeki ifade sertleşti.

Asel: Aynen. Sen geride bırakınca geride kalıyor zaten, değil mi? Bir özür bile dileyemiyorsun çünkü.

Yusuf ona döndü.

Yusuf: Dedim ya. Yaşanan her şeyi geride bıraktım.

Asel kısa bir kahkaha attı.

Asel: Umurumda bile değilsin zaten.

Yusuf'un bakışları değişti.

Yusuf: Madem umurumda değilim, neden özür bekliyorsun?

Asel sustu.

Yusuf devam etti.

Yusuf: Umrunda olmayan bir insanın laflarına niye takılıyorsun?

Rukiye şaşkınlıkla ikisine bakıyordu.

Güney ise sessizce onları izliyordu.

Asel'in gözleri dolmaya başladı ama sesini belli etmemeye çalıştı.

Asel: Peki sen niye gözünde şımarık zengin kızı olan birine böyle davranıyorsun?

Yusuf'un sesi bu kez daha sakindi.

Yusuf: Normal bir arkadaşıma nasıl davranıyorsam sana da öyle davranıyorum. Ne bekliyorsun?

Asel birkaç saniye ona baktı.

Sonra gözlerini kaçırdı.

Asel: Ne bekleyeceğim ya senden?

Yusuf sustu.

Asel'in sesi titremeye başladı.

Asel: Etrafımda dolaşmayı bırak o zaman.

Bir an sessizlik oldu.

Asel sandalyesinden kalktı.

Asel: Müsaadenizle.

Gözleri dolmuştu.

Masadan uzaklaşıp tuvalete doğru yürüdü.

Rukiye onun arkasından baktı.

Güney de Yusuf'a döndü.

Masada artık kimsenin konuşası yoktu.

Asel kahvaltıdan sonra fazla oyalanmadan odaya çıktı.

Bir süre sonra Rukiye de kahvaltısını bitirip onun yanına geldi. Odaya girer girmez çantasını yatağın üzerine bıraktı.

Rukiye: Tamam. Şimdi dün geceyi konuşuyoruz.

Asel yatağın kenarında oturmuş telefonuna bakıyordu.

Asel: Ne var yine?

Rukiye gözlerini devirdi.

Rukiye: Dönme dolapta Güney'le olanları anlatıyorum.

Asel telefonu hemen kenara bıraktı.

Asel: Ohaaa! Harbi mi?

Rukiye gülerek başını salladı.

Rukiye: Harbi. Çocuk bayağı gerildi. Sonra konuştuk, sakinleşti.

Asel: Ay sonunda adamı sakinleştirmişsin.

Rukiye: Zor oldu ama.

Asel bir anda ayağa kalkıp Rukiye'ye sarıldı.

Asel: Ayyy çok sevindim lan sizin adınıza!

Rukiye de gülerek ona sarıldı.

Rukiye: Salak, abartma.

Asel: Ama çok tatlısınız ya.

Rukiye: Daha dün kavga ediyorduk, bugün tatlı olduk.

Asel: İşte aşk böyle bir şey demek ki.

Rukiye kahkaha attı.

İkisi yatağın üzerine oturup bir süre Güney'den, dün gece yaşananlardan, festivalden ve okulda dönenlerden konuştular.

Arada birbirlerine laf atıyor, arada kahkahaya boğuluyorlardı.

Bir süre sonra Rukiye'nin yüzündeki gülümseme kayboldu.

Asel'e dönüp daha ciddi bir ifadeyle baktı.

Rukiye: Asel.

Asel: Efendim?

Rukiye: Yusuf'la dün ne oldu?

Asel'in yüzü bir anda değişti.

Ama hemen umursamaz bir tavır takındı.

Asel: Kanka, umurumda değil. Boşver.

Rukiye birkaç saniye onu izledi.

Rukiye: Asel…

Asel: Ne?

Rukiye: Sen bu çocuğu seviyorsun. Farkında mısın?

Asel'in yüzü anında buruştu.

Asel: Iyyy! Asla amk!

Rukiye gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.

Asel: Bir daha duymayacağım bunu. Kanka, yanıma nasıl yakıştırıyorsun sen onu ya?

Rukiye: Tamam tamam. Sen bilirsin.

Rukiye başını sallayıp dolabına yöneldi.

Ama yüzündeki gülümsemeyi saklayamıyordu.

Çünkü Asel'in söylediklerinden çok, Yusuf'un adı geçtiği anda gözlerinin nasıl değiştiğini görmüştü.

---

Bir süre sonra ikisi de aqua park için hazırlanmaya başladı.

Rukiye kahverengi tonlarında desenli bir bandana taktı.

Kahverengi-siyah hayvan desenli bikini takımının üzerine beyaz, hafif şeffaf bir pareo geçirdi.

Beyaz parmak arası terliklerini giydi.

Katmanlı altın zincir kolyesini ve bel zincirini taktı. Halka ve küpeleriyle pembe çiçekli gösterişli yüzüklerini de tamamladı.

Asel ise leopar desenli bikini takımını giydi.

Üzerine büyük halka detaylı altın renkli zincir kemerli, uçuş uçuş pembe dantel pareosunu bağladı.

Pudra pembe parmak arası terliklerini geçirdi.

Pembe, üzerinde işlemeli dudak motifi bulunan plaj çantasını aldı. Saçına altın renkli çiçek detaylı aksesuarını taktı.

İkisi de güneş kremlerini sürüp son kontrollerini yaptı.

Rukiye: Hazır mısın?

Asel: Hazırım. Bugün kimse beni durduramaz.

Rukiye: Dün de aynısını dedin.

Asel ona baktı.

Asel: Tamam, o konuyu kapattık sanıyorduk.

Rukiye: Tamam tamam. Susuyorum.

İkisi gülerek odadan çıktı.

Aşağı indiklerinde Güney onları görünce hemen Rukiye'nin yanına gitti.

Pareosunu nazikçe Rukiye'nin etrafına sardı.

Güney: Aşkım ama ya…

Rukiye gülerek pareosunu düzeltti.

Rukiye: Güneeey, tamam.

Güney gülümseyerek onun yanında yürümeye başladı.

O sırada Yusuf'un bakışları Asel'e kaydı.

Asel bunu fark etti.

Yusuf birkaç saniye onu süzdükten sonra yüzünde hafif, muzip bir gülümseme belirdi.

Asel gözlerini devirdi.

Rukiye bunu fark edip Güney'e baktı.

Güney de Yusuf'a baktı ama bir şey söylemedi.

Dört arkadaş birlikte otelden çıkıp aqua parka doğru yola koyuldular.

Aqua parkın girişinden içeri girdikleri anda Rukiye'nin gözleri büyüdü.

Her tarafta rengârenk kaydıraklar, dev havuzlar, şelaleler ve güneşin altında parlayan su vardı. Müzik uzaktan duyuluyor, öğrenciler gruplar halinde etrafta dolaşıyordu.

Rukiye etrafına bakıp hayranlıkla bağırdı.

Rukiye: Vayyyy! Burası harikaymışş!

Asel de etrafına bakındı.

Asel: Ay evettt! Burası bayağı iyiymiş.

Öğretmenler öğrencileri toparlamak için bir noktada toplandı.

Herkes kendi arkadaş grubunun yanına geçerken Belenay gelip Asel'in yanında durdu.

Belenay, Asel'e uzaktan küçük bir öpücük gönderdi.

Asel de göz kırparak karşılık verdi.

Belenay kızların yakın arkadaşıydı. Aynı zamanda Alperen'e de göz kulak oluyordu; özellikle Asel'in yanında bir şey olup olmadığını fark etmeye çalışıyordu.

Öğretmenlerden biri öne çıktı.

Öğretmen: Arkadaşlar, önce kuralları dinliyoruz. Havuzlarda koşmak yok. Kaydırak sıralarında birbirinizi itmek yok. Belirlenen alanların dışına çıkmak yok. Herkes kendi grubuyla hareket edecek. Bir sorun olduğunda direkt öğretmenlere geliyorsunuz.

Öğrencilerden birkaç kişi aynı anda homurdanınca öğretmen kaşlarını kaldırdı.

Öğretmen: Daha başlamadan kuralları delmeye çalışmayın.

Gruptan kahkahalar yükseldi.

Öğretmenler son kontrollerini yaptıktan sonra öğrencileri serbest bıraktı.

Asel hiç beklemeden havuza doğru koştu.

Asel: Ben gidiyorum!

Ve kendini suya bıraktı.

Rukiye: Aselll!

Rukiye de arkasından havuza atladı.

Birkaç saniye sonra Güney ve Yusuf da geldiler.

Güney, Rukiye'nin yanına yüzdü.

Rukiye ona bakıp gülümsedi.

Rukiye: Çok güzel değil mi?

Güney: Güzel.

Rukiye: Sadece güzel mi?

Güney gülerek başını salladı.

Güney: Sen yanımdasın ya, daha ne olsun?

Rukiye gülümseyip ona su sıçrattı.

Güney: Ooo, başladık mı?

Rukiye kahkaha attı.

Rukiye: Belki.

İkisi sakin sakin havuzun içinde yüzmeye devam ederken Asel kendi halinde biraz ilerledi.

Tam o sırada yanında Yusuf belirdi.

Yusuf saçma sapan yüzme hareketleri yaparak Asel'in etrafında dönmeye başladı.

Asel birkaç saniye onu izledi.

Asel: Gerizekâlı, uzakta yüz ya!

Yusuf cevap vermeden yüzmeye devam etti.

Asel gözlerini devirdi.

Asel: Koca havuzda geldi yine beni buldu.

Yusuf bir anda elini suya vurup Asel'e su sıçrattı.

Asel'in yüzü bir anda değişti.

Asel: Sen ne yapıyorsun?

Yusuf sırıttı.

Yusuf: Ne yaptım ki?

Asel eliyle suyu Yusuf'a doğru itti.

Asel: Al bakalım.

Yusuf bu kez daha fazla su sıçrattı.

Asel de karşılık verdi.

Bir anda olay resmen su savaşına dönüştü.

Asel: Yusuf!

Yusuf: Ne var?

Asel: Yapmasana ya!

Yusuf: Sen başladın.

Asel: Sen başladın!

İkisi birbirlerine su sıçratmaya devam etti.

Yakındaki birkaç kişi dönüp onlara bakmaya başladı.

Asel bir anda Yusuf'un omzuna doğru hamle yaptı.

Asel: Gel buraya sen!

Yusuf kahkaha atarak geri çekildi.

Asel onu havuzun içinde şakayla karışık aşağı bastırmaya çalıştı ama Yusuf kolayca kurtuldu.

Sonra Asel'i belinden destekleyip sudan çıkararak havuzun kenarına oturttu.

Asel şaşkınlıkla ona baktı.

Yusuf da havuzun kenarında ona bakıp sırıttı.

Yusuf: Ya sen gerçekten bu kütleyle beni boğabileceğini mi sanıyosun?

Asel hiç düşünmeden cevap verdi.

Asel: Boyu değil, işlevi aslan.

Yusuf'un kahkahası patladı.

Asel elindeki suyu direkt Yusuf'un suratına vurdu.

Asel: Hadi şimdi.

Sonra tekrar havuza atladı.

Yusuf arkasından bakıp başını salladı.

Yusuf: Manyak.

Asel cevap vermeden Belenay'ın yanına yüzdü.

Asel: Belenay, gel şunlardan uzaklaşalım.

Belenay: Ne yaptınız yine?

Asel: Hiçbir şey. Çocuk kendi kendine geldi.

Belenay güldü.

İkisi birlikte yüzmeye başladılar.

Asel Belenay'la konuşup gülerken bir ara bakışları istemsizce başka tarafa kaydı.

Yusuf havuzun kenarında bir kızla konuşuyordu.

Kız bir şey söyleyince Yusuf gülüyordu.

Asel birkaç saniye boyunca onlara baktı.

Belenay bunu fark etti.

Belenay: Asel?

Asel hemen bakışlarını çevirdi.

Asel: Ne?

Belenay: Bir şey yok.

Asel: Zaten bakmıyordum.

Belenay hafifçe güldü.

Belenay: Ben bir şey demedim ki.

Asel dudaklarını büzdü.

Asel: Boş boş konuşuyordur kesin.

Ama birkaç saniye sonra gözleri yine Yusuf'a kaydı.

Bu kez biraz daha uzun baktı.

Sonra kendi kendine söylenip Belenay'a döndü.

Asel: Hadi kaydırağa gidelim.

---

Bir süre sonra herkes kaydırakların olduğu bölüme geçti.

Karşılarında onlarca farklı kaydırak vardı.

Kimi neredeyse dümdüz aşağı iniyor, kimi karanlık tünellerden geçiyor, kimi de büyük bir havuzun içine bırakıyordu.

Güney, Rukiye'nin yanına geldi.

Güney: Hangisine biniyoruz?

Rukiye etrafa baktı.

Rukiye: Şu.

Parmağıyla en yüksek kaydıraklardan birini gösterdi.

Güney'in yüzü düştü.

Güney: O mu?

Rukiye: Evet.

Güney: Emin misin?

Rukiye: Korktun mu?

Güney hemen dikleşti.

Güney: Ben mi? Hayır.

Rukiye sırıttı.

Rukiye: Hadi bakalım.

İkisi sıraya girdi.

Önlerindeki birkaç kişi çığlık çığlığa aşağı kayarken Güney'in yüzündeki cesaret giderek azaldı.

Sıra onlara geldi.

Görevli: Hazır mısınız?

Rukiye:

Rukiye: Hazırız!

Güney:

Güney: Değiliz.

Rukiye onu itti.

Rukiye: Geç artık!

İkisi aynı anda kaydı.

Rukiye çığlık atarak kahkahaya boğulurken Güney'in sesi bütün parkı doldurdu.

Birkaç saniye sonra havuza düştüler.

Rukiye sudan çıkar çıkmaz gülmeye başladı.

Rukiye: Güney! Suratını görmeliydin!

Güney saçlarını geriye attı.

Güney: Ben gayet iyiydim.

Rukiye: Tabii canım.

---

Sıra Asel ve Belenay'a geldi.

Belenay daha sakin olan kaydırağı seçti.

Asel: Sen ciddi misin? Şuna binelim.

Daha büyük olanı gösterdi.

Belenay'ın gözleri büyüdü.

Belenay: Asel, o çok yüksek.

Asel: Daha güzel işte.

İkisi sıraya geçti.

Asel önden kaydı.

Asel: AAAAAAA!

Belenay arkasından bağırarak geldi.

İkisi kaydırağın sonundaki havuza neredeyse aynı anda düştü.

Asel sudan çıkıp kahkahalarla bağırdı.

Asel: BİR DAHA!

Belenay saçlarını yüzünden çekti.

Belenay: Sen gerçekten normal değilsin.

Asel: Biliyorum.

---

En son Yusuf sıraya geldi.

Asel onu görünce hemen Belenay'a döndü.

Asel: Bak, şimdi kesin bir saçmalık yapacak.

Yusuf sıranın başına geçti.

Görevli işaret verdi.

Yusuf kendini kaydırağa bıraktı.

İlk birkaç saniye her şey normaldi.

Sonra tünelden gelen garip bir bağırış duyuldu.

Yusuf: OĞLUM BU NE?!

Asel kahkahayı bastı.

Birkaç saniye sonra Yusuf havuza düştü.

Sudan çıktığında saçları tamamen yüzüne yapışmıştı.

Asel kahkahalar içinde onu gösterdi.

Asel: Hani çok cesurdun?

Yusuf saçlarını geriye atıp Asel'e baktı.

Yusuf: Sen bir daha benimle konuşma.

Asel: Tamam.

Bir saniye durdu.

Asel: Ama çok komiktin.

Yusuf gözlerini devirdi.

Belenay ikisine bakıp başını salladı.

Belenay: Siz ikinizin kavgası da ayrı bir spor dalı.

Asel cevap vermedi.

Ama yüzündeki gülümseme, biraz önce Yusuf'u başka bir kızla konuşurken gördüğündeki huzursuzluğu tamamen gizleyemiyordu.

Bir süre sonra grup, aqua parkın en büyük kaydıraklarının bulunduğu bölüme geçti.

Rukiye, yukarı doğru kıvrılarak çıkan dev kaydırağa baktı.

Rukiye: Güney…

Güney: Hı?

Rukiye: Buna binelim.

Güney kaydırağa baktı, sonra Rukiye'ye döndü.

Güney: Bunun sonu var mı?

Rukiye kahkaha attı.

Rukiye: Aşağıda havuz var ya.

Güney: Ben onu sormuyorum. Ruhumuzun bedenden ayrılacağı noktayı soruyorum.

Rukiye: Korktun mu?

Güney hemen dikleşti.

Güney: Ben mi? Asla.

Rukiye: O zaman gel.

Rukiye onun elinden tutup sıraya soktu.

Bir süre sonra sıra onlara geldi.

Görevli işaret verdi.

Rukiye hiç düşünmeden kendini kaydırağa bıraktı.

Rukiye: AAAAAAA!

Güney arkasından kaydı.

Güney: RUKİYEEE!

İkisi tünelin içinde kahkahalar ve çığlıklar arasında ilerledi.

Kaydırağın sonundaki havuza düştüklerinde Rukiye sudan çıkar çıkmaz Güney'e baktı.

Rukiye: Çok güzeldi!

Güney nefes nefese başını salladı.

Güney: Evet.

Rukiye: Bir daha?

Güney birkaç saniye düşündü.

Güney: Seninle her şeye bir daha.

Rukiye'nin yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.

Rukiye: Ay sen böyle konuşunca kızamıyorum sana.

Güney de gülerek elini tuttu.

İkisi havuzdan çıkıp kenarda biraz oturdu.

Rukiye başını Güney'in omzuna yasladı.

Güney de başını onun başına hafifçe yasladı.

Etraflarında herkes bağırıp çağırırken ikisi birkaç saniyeliğine kendi dünyalarında kaldı.

---

Biraz ileride Asel ve Yusuf hâlâ kaydırak seçmeye çalışıyordu.

Asel en büyük kaydırağı gösterdi.

Asel: Buna biniyorum.

Yusuf başını salladı.

Yusuf: Ben yokum.

Asel: Niye?

Yusuf: Çünkü dün yeterince rezil oldum.

Asel: Korktun yani.

Yusuf: Korkmadım.

Asel: Korktun.

Yusuf: Korkmadım dedim.

Asel kollarını bağladı.

Asel: O zaman gel.

Yusuf: Tek başına bin.

Asel tam sıraya girecekken görevli onları birlikte kayabilecekleri bölüme yönlendirdi.

Görevli: İkiniz beraber kayabilirsiniz.

Asel hemen Yusuf'a döndü.

Asel: Oh, kader bile yakamızı bırakmıyor.

Yusuf: Ben hâlâ ayrı kaymayı tercih ediyorum.

Asel gülerek onu sıraya doğru itti.

Asel: Hadi gel ya.

Sıra ilerledikçe Yusuf'un yüzündeki ifade değişmeye başladı.

Asel bunu fark etti.

Asel: Yusuf…

Yusuf: Efendim?

Asel: Korkuyorsun.

Yusuf: Sus.

Asel: Korkuyorsun.

Yusuf: Asel, sus.

Sıra onlara geldi.

İkisi kaydırağa oturdu.

Görevli işaret verdi.

İlk anda hızlıca aşağı doğru kaymaya başladılar.

Asel çığlık atıp kahkahalarla bağırdı.

Asel: YUSUF!

Yusuf: NE?!

Asel: ÇOK HIZLI!

Yusuf: SEN İSTEDİN BUNU!

Bir virajda Asel'in dengesi biraz kayınca Yusuf refleks olarak koluyla onu destekledi.

Yusuf: Dur, dikkat et!

Asel tekrar dengelenince ikisi de rahatladı.

Bir sonraki virajda Yusuf bu kez kendisi savruldu.

Asel: AHAHAHA! Hani korkmuyordun?

Yusuf: Şu an sırası mı?!

Kaydırak bir anda aşağı doğru hızlandı.

İkisi aynı anda bağırdı.

Sonunda havuza düştüklerinde Asel suyun içinden kahkahalarla çıktı.

Yusuf da birkaç saniye sonra başını sudan çıkardı.

Asel ona baktı.

Asel: Yaşıyor musun?

Yusuf: Maalesef.

Asel: Çok şükür.

Yusuf saçlarını geriye attı.

Yusuf: Bir daha senin seçtiğin hiçbir kaydırağa binmem.

Asel sırıttı.

Asel: Yalan.

Yusuf: Değil.

Asel: Beş dakika sonra yine geleceksin.

Yusuf cevap vermedi.

Çünkü Asel'in dediğinin doğru olduğunu ikisi de biliyordu.

Biraz ileride Rukiye onları görüp Güney'e dirseğiyle dokundu.

Rukiye: Şunlara bak.

Güney baktı.

Güney: Bunlar kavga ediyor mu eğleniyor mu belli değil.

Rukiye gülerek başını salladı.

Rukiye: Bence kendileri de bilmiyor.!

Kaydıraklardan sonra grup aqua parkın rafting bölümüne doğru ilerledi.

Rafting alanında büyük şişme botlar sırayla suya bırakılıyor, her grubun başında bir görevli bulunuyordu.

Rukiye uzaktan botlara bakıp heyecanla Güney'e döndü.

Rukiye: Güney, buna kesinlikle bineceğiz.

Güney: Ben zaten geleceğimizi biliyordum.

Rukiye: Korkuyor musun?

Güney: Senin yanında korkmak ayıp olur.

Rukiye kahkaha attı.

Bir süre sonra sıra onların grubuna geldi.

Görevli herkesi bota yerleştirdi.

Botun ön tarafına Asel ve Yusuf, arka tarafa ise Rukiye ve Güney oturdu.

Herkes küreklerini aldı.

Görevli: Hazır mısınız?

Dördü birden bağırdı.

Hepsi: HAZIRIZ!

Bot suya bırakıldığı anda akıntı onları hızla ileri sürükledi.

İlk başta su sakindi.

Sonra önlerinde ilk viraj belirdi.

Bot bir anda yana doğru savrulunca Asel çığlığı bastı.

Asel: AAAAAA!

Yusuf kahkaha atarak küreğini suya daldırdı.

Yusuf: Asel, küreği çek!

Asel: ÇEKİYORUM ZATEN!

Rukiye: YUSUF, SEN DE ÇEK!

Güney: Hepiniz aynı anda çekseniz keşke!

Bot virajı dönerken üzerlerine su sıçradı.

Dördü de aynı anda bağırıp ardından kahkahaya boğuldu.

Bir sonraki viraj daha sertti.

Botun önü yükselip tekrar suya indi.

Rukiye: GÜNEY!

Güney: BURADAYIM!

Rukiye: ÇOK HIZLI GİDİYORUZ!

Güney: SEN İSTEMEDİN Mİ ZATEN?!

Asel kahkahalar arasında küreğini bırakıp iki eliyle tutundu.

Asel: Ay yeter kanka! Bunalttı,bu canyeleği benimki küçük geldi bana!

Yusuf ona dönüp kaşlarını kaldırdı.

Yusuf: Daha yeni başladık.

Asel: Bana ne!

Asel bir yandan söylenirken bir yandan can yeleğini çıkarmaya başladı.

Yusuf hemen fark etti.

Yusuf: Asel, onu çıkarma.

Asel: Kanka rahat edemiyorum.

Yusuf: Görevli özellikle takın dedi.

Asel cevap vermeden yeleği kenara koydu.

Bot ise tam o sırada yeni bir viraja girmişti.

Herkesin dikkati suya ve akıntıya dönmüştü.

Bir anda Rukiye'nin oturduğu taraf sertçe yana savruldu.

Rukiye: AAAAA!

Rukiye dengesini kaybedip botun dışına düştü.

Güney: RUKİYE!

Güney hiç düşünmeden ona uzandı.

Rukiye'nin kolundan tutup kendine doğru çekti ve görevlinin de yardımıyla onu tekrar bota bindirdi.

Rukiye nefes nefese kalmıştı.

Rukiye: İyiyim, iyiyim!

Güney hâlâ endişeyle ona bakıyordu.

Güney: İyi misin gerçekten?

Rukiye başını sallayıp gülümsedi.

Rukiye: İyiyim.

Güney rahat bir nefes aldı.

Bot tekrar akıntıya girdi.

Bir süre herkes daha dikkatliydi.

Ama birkaç dakika sonra yeniden gülmeye başladılar.

Asel tam önündeki suya bakıp gülüyordu ki bot aniden sert bir şekilde yana döndü.

Asel: Aaa—!

Bir anda dengesi bozuldu.

Asel botun kenarından suya düştü.

Rukiye: ASEL!

Yusuf saniyesinde ayağa kalktı.

Yusuf: ASEL!

Asel suyun içinde dengesini toparlamaya çalışıyordu. Can yeleği olmadığı için yüzeye çıkmakta zorlanıyordu ve dalgalar onu biraz aşağı çekiyordu.

Yusuf hiç beklemeden suya atladı.

Görevli de hemen müdahale etmeye hazırlanırken Yusuf Asel'in bulunduğu tarafa doğru yüzdü.

Asel'i suyun altında fark edip ona ulaştı ve yukarı doğru çıkardı.Suyuj altında burunları birbirine değiyordu.

İkisi birlikte su yüzüne çıktığında Asel derin bir nefes aldı.

Yusuf onu güvenli tarafa doğru yönlendirdi.

Bir anlığına ikisi de konuşmadı.

Suyun ortasında, nefes nefese burun buruna birbirlerine bakıyorlardı.

Asel hâlâ şaşkındı.

Yusuf'un yüzündeki endişe ise yerini yavaş yavaş rahatlamaya bırakıyordu.

Yusuf: İyi misin?

Asel birkaç saniye sonra başını salladı.

Asel: İyiyim…

Yusuf tam o sırada Asel'in boynundaki yıldız kolyeyi fark etti.

Elini uzatıp kolyeyi dikkatlice tuttu.

Kolyeye birkaç saniye baktı.

Yusuf: Bunu hâlâ takıyorsun.

Asel ne diyeceğini bilemedi.

Asel: Ee… takıyorum.

Yusuf kolyeyi bıraktı ve ona bakarak, hafif muzip bir ifadeyle konuştu.

Yusuf: Boğulmadın dimi? Suni teneffüse ihtiyacın var mı?

Asel'in yüzü anında kızardı.

Asel: Ya sen salak mısın acaba?

Yusuf gülmeye başladı.

Yusuf: Tamam, tamam. İyisin demek.

Görevli ikisinin bota dönmesine yardım etti.

Asel bota çıktığında Rukiye hemen ona sarıldı.

Rukiye: Kanka ödümü kopardın!

Asel: Benim de ödüm koptu zaten.

Güney başını iki yana salladı.

Güney: Biriniz düşüyor, diğeriniz atlıyor. Bu rafting değil, can pazarı.

Yusuf bota çıkıp saçlarından akan suyu silkti.

Asel ona baktı.

Asel: Bu arada…

Yusuf: Ne?

Asel: Sağ ol.

Yusuf omuz silkti.

Yusuf: Bir şey değil.

Görevli tekrar kürekleri dağıttı.

Görevli: Hadi, devam ediyoruz!

Dördü yeniden yerlerine geçti.

Bu kez Asel can yeleğini düzgünce taktı.

Yusuf da bunu görünce başını salladı.

Yusuf: İşte şimdi oldu.

Asel gözlerini devirdi.

Asel: Tamam baba.

Rukiye kahkaha attı.

Rukiye: Siz ikiniz gerçekten ayrı bir olayısınız.

Bot yeniden akıntıya kapıldı.

Önlerinde yeni bir viraj vardı.

Asel bu kez hazırlıklıydı.

Ama yine de virajı görünce çığlığı bastı.

Asel: AAAAAA!

Yusuf kahkahalar içinde küreğini çekti.

Yusuf: Hadi Aselsan!

Ve bot, dört arkadaşın kahkahaları arasında bir sonraki viraja doğru hızla ilerledi.

Rafting macerasının ardından herkes biraz soluklanmıştı.

Aqua parkın son etkinliği ise gruplar arasında yapılacak su topu maçıydı.

Takımlar belirlendi.

Bir tarafta **Taha, Alperen, Belenay ve nisa **vardı.

Diğer tarafta ise Rukiye, Güney ve Yusuf, asel

Asel kendi takımına baktı, sonra havuza baktı.

Yüzünü buruşturdu.

Asel: Ben oynamak istemiyorum kanka.

Yusuf, havuzun diğer tarafından ona baktı ve gözlerini devirdi.

Asel bunu hemen fark etti.

Asel: Ne ya? Ne bakıyosun öyle?

Yusuf hafifçe başını yana eğdi.

Yusuf: Ne aşkmış amk. Atlatamadın hâlâ.

Asel'in ağzı açık kaldı.

Asel: Ne?!

Yusuf omuz silkti.

Yusuf: Bir şey demedim.

Asel sinirle ona doğru birkaç adım attı.

Asel: Bak çocuk, seni gebertirim. Ne alakası var?!

Yusuf güldü.

Yusuf: Tamam tamam, sakin.

Asel bir anda onu havuza doğru itti.

Yusuf: Oğlum!

Yusuf suya düşerken herkes kahkahaya boğuldu.

Asel de gülerek ellerini kaldırdı.

Asel: Tamam hadi! Başlayalım amk. Görün neler olacak.

Herkes havuza girdi.

Hakem düdüğünü ağzına götürdü.

Hakem: Hazır!

Herkes yerini aldı.

Hakem: Başla!

Düdük sesiyle maç başladı.

İlk birkaç dakika tamamen eğlence havasındaydı.

Kızlar topu birbirlerine atarken sürekli gülüyor, bazen topu yanlışlıkla kendi arkadaşlarına gönderiyorlardı.

Belenay topu Asel'e attı.

Belenay: ASEL!

Asel: AT!

Asel topu yakalayıp Rukiyeye doğru fırlattı.

Rukiye son anda eğildi.

Rukiye: Lan az daha kafama geliyordu!

Asel kahkaha attı.

Asel: Savaş bu kanka!

Güney topu kaptı.

Hızla kaleye doğru ilerledi.

Yusuf önünü kesmeye çalıştı.

Yusuf: Güney, pas!

Güney son anda topu Rukiye'ye verdi.

Rukiye topu tekrar Güney'e attı.

Güney topu yakalayıp kaleye gönderdi.

GOL!

Rukiye çığlık attı.

Rukiye: GÜNEEEY!

Güney sevinçle Rukiye'yi havuzun içinde kaldırdı.

Rukiye: İndir beni ya!

Güney: İlk gol!

Rukiye: Tamam tamam, indir!

İkisi gülerek tekrar suya döndü.

Maç devam etti.

Asel karşı taraftaki oyuncuları engellemeye çalışırken Nisa topu kapmaya uğraşıyordu.

Bir anda top tekrar Güney'in eline geçti.

Güney ilerlerken Taha önünü kesti.

Taha topu almaya çalışıyormuş gibi yapıp kolunu sertçe savurdu.

Dirseği Güney'in burnuna geldi.

Güney bir anda durdu.

Elini burnuna götürdü burnu kanıyodu.

Rukiye'nin yüzündeki gülümseme silindi.

Rukiye: Taha! Napıyosun ya sen?!

Güney'i hemen kenara doğru çekti.

Rukiye: İyi misin?

Güney başını salladı.

Güney: İyiyim.

Yusuf ise havuzun ortasından Taha'ya döndü.

Yusuf: Napıyon la sen, yarram?

Taha ona doğru döndü.

Taha: Ne diyon la sen amına koyduğum?

Yusuf'un yüzü bir anda değişti.

Yusuf: Bir daha yap da görelim.

Taha Yusuf'un üzerine yürüdü.

Taha: Ne yapacan?

Yusuf onu itti.

Taha da karşılık verdi.

Bir anda ikisi havuzun ortasında birbirlerine vurmaya başladı.

Belenay: OĞLUM YAPMAYIN!

Alperen hemen Yusuf'a doğru gitti.

Alperen: Yusuf!

Ama Taha'yı durdurmaya çalışırken Taha onu da itti.

Alperen'in de siniri taştı.

Alperen: Sen ne yapıyorsun?!

Alperen Taha'yı geri itti ve Yusuf'la Taha'nın arasına girmeye çalıştı.

Fakat birkaç saniye sonra Alperen de Yusuf'la karşı karşıya geldi.

Nisa: ALPEREN YETER!

Belenay Alperen'i geriye çekmeye çalışıyordu.

Belenay: Alperen bırak!

Asel de Yusuf'a ulaşmaya çalışıyordu.

Asel: YUSUF! Yeter artık!

Rukiye ise Güney'i tutmuştu.

Rukiye: Güney sen dur!

Güney, burnundaki kanı silip Taha'ya baktı.

Güney: Sen de ne yaptığını sanıyorsun?

Taha cevap vermeden önce Güney öne atıldı.

Güney ile Taha da birbirine girdi.

Rukiye: GÜNEY!

Nisa ve Rukiye ikisini ayırmaya çalışıyordu.

Belenay ise Asel'le birlikte Yusuf ve Alperen'i birbirinden uzaklaştırmaya uğraşıyordu.

Sonunda hakemler ve aqua park görevlileri havuza girerek herkesi ayırdı.

Yusuf'u havuzdan çıkardılar.

Alperen'i de geri çektiler.

Taha ise hâlâ bağırıyordu.

Taha: BIRAKIN LAN BENİ!

Hakemlerden biri sertçe uyardı.

Hakem: Yeter! Herkes kenara!

Asel, Alperen'e döndü.

Sinirle onu göğsünden itti.

Asel: Napıyosun ya sen?!

Alperen nefes nefese saçlarını düzeltti.

Alperen: O başlattı.

Asel ona birkaç saniye boyunca sadece baktı.

Ne diyeceğini bilemedi.

Sonra yüzünü buruşturup havuzdan çıktı.

Asel: Allah'ın belası…

Hemen Güney'e döndü.

Asel: İyi misin kanka?

Güney burnunun kenarındaki kanı silip gülümsedi.

Güney: İyiyim, sıkıntı yok baldız. Keyfinize bakın.

Asel gözlerini devirdi.

Asel: Sen de hâlâ şaka yapıyorsun.

Rukiye, Güney'in yanında durup Taha'ya sert bir bakış attı.

Taha da ona bakıp sanki yaptığı şey normalmiş gibi bir ifadeyle başını salladı.

Rukiye'nin bakışları daha da sertleşti.

Bir görevli Güney'i kenara aldı ve burnundaki küçük yaraya pansuman yaptı.

Asel ise birkaç metre ileride Yusuf'u gördü.

Yusuf hâlâ sinirliydi.

Asel yanına gitti.

Asel: Delirdin mi ya sen?

Yusuf ona döndü.

Yusuf: Az bile yaptım o piçlere.

Asel: Tamam, yeter artık. Zaten yeterince rezil olduk.

Yusuf'un yüzü değişti.

Yusuf: Niye? Kime rezil oldun?

Asel sustu.

Yusuf gözlerini ondan ayırmadı.

Yusuf: Alperen'e mi?

Asel'in yüzü gerildi.

Bir saniye boyunca ikisi de konuşmadı.

Sonra Asel Yusuf'a bir tokat attı.

Yusuf olduğu yerde kaldı.

Asel'in gözleri dolmuştu.

Asel: Aynen öyle.

Elini boynuna götürdü.

Boynundaki yıldızlı kolyeyi çıkardı.

Bir an kolyeye baktı.

Sonra Yusuf'un önüne bıraktı.

Yusuf aşağıya, kolyeye baktı.

Asel hiçbir şey söylemeden arkasını döndü ve uzaklaştı.

Yusuf ise olduğu yerde kalakaldı.

Elindeki yıldız kolye, birkaç saniye boyunca sadece ikisinin arasında kalan sessizliğe dönüştü.

Aqua parkın çıkışına doğru yürürlerken kimse konuşmuyordu.

Az önceki eğlenceli kalabalığın yerini ağır bir sessizlik almıştı.

Herkes yorgundu.

Ama bu kez yorgunluk sadece raftingden, kaydıraklardan ya da havuzda geçen saatlerden değildi.

Taha hâlâ sinirliydi.

Güney burnundaki pansumanla sessizce yürüyordu.

Rukiye sürekli ona bakıyor, iyi olduğundan emin olmaya çalışıyordu.

Belenay ile Nisa da birkaç adım geriden geliyordu.

Alperen hiçbir şey söylemeden yürüyordu.

Yusuf ise herkesten biraz uzakta, elinde Asel'in önüne bıraktığı yıldızlı kolyeyle ilerliyordu.

Asel de tek kelime etmeden yürüyordu.

Kimse kimseye bir şey sormadı.

Kimse az önce yaşananları açmadı.

Otobüse bindiklerinde de aynı sessizlik devam etti.

Normalde yol boyunca kahkahalar, müzikler ve birbirlerine atılan laf sokmalar eksik olmazdı.

Şimdi ise sadece motorun sesi duyuluyordu.

Rukiye camdan dışarı bakıyordu.

Bir süre sonra Güney'in eline hafifçe dokundu.

Güney ona baktı.

Rukiye: Çok mu ağrıyor?

Güney başını iki yana salladı.

Güney: Yok. İyiyim.

Rukiye yine de ikna olmamış gibi yüzüne baktı.

Rukiye: Emin misin?

Güney: Eminim.

Rukiye başını onun omzuna yasladı.

Güney de sessizce elini tuttu.

Ön tarafta Asel cam kenarında oturuyordu.

Yusuf birkaç koltuk ötede tek başına oturmuştu.

İkisinin arasında daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir mesafe vardı.

Asel bir ara göz ucuyla Yusuf'a baktı.

Yusuf'un elindeki yıldız kolyeyi görünce bakışlarını hemen dışarı çevirdi.

Yolun geri kalanında bir daha dönüp bakmadı.

---

Otele vardıklarında herkes otobüsten ağır ağır indi.

Kimsenin enerjisi kalmamıştı.

Otele girer girmez öğretmenler akşam yemeği saatini hatırlattı.

Öğretmen: Hadi çocuklar, önce yemek. Sonra odalara çıkabilirsiniz.

Kimse itiraz etmedi.

Hep birlikte yemek salonuna geçtiler.

Masada da konuşmalar çok azdı.

Arada Belenay bir şey söylüyor, Nisa kısa bir cevap veriyor, sonra yine sessizlik oluyordu.

Güney yemeğini yerken Rukiye yanında oturuyordu.

Asel ise sessizce önündeki yemekle uğraşıyordu.

Yusuf başka tarafta oturmuştu.

İkisi bir kez bile göz göze gelmedi.

Yemek bitince herkes neredeyse aynı anda ayağa kalktı.

Rukiye: Ben odaya çıkıyorum.

Asel: Ben de.

Güney de ayağa kalktı.

Güney: Ben de geçeyim artık.

Yusuf hiçbir şey söylemeden onların arkasından yürüdü.

Asansöre bindiklerinde yine kimse konuşmadı.

Katlarına çıktıklarında odalarına dağıldılar.

Asel ve Rukiye kendi odalarına girdi.

Kapı kapanır kapanmaz Asel çantasını yatağın üzerine bıraktı ve kendini yatağa attı.

Asel: Ben bittim.

Rukiye ayakkabılarını çıkarıp yatağın kenarına oturdu.

Rukiye: Ben de.

Bir süre tavana baktılar.

İkisinin de konuşacak çok şeyi vardı.

Ama ikisi de o an için sadece sessiz kalmak istiyordu.

Rukiye derin bir nefes aldı.

Rukiye: Biraz dinlenelim kanka.

Asel gözlerini kapattı.

Asel: Aynen.

Odanın içi sessizleşti.

Dışarıda otelin koridorunda ayak sesleri duyuluyordu.

Antalya'daki günün bütün heyecanı, kahkahaları ve kavgası geride kalmıştı.

Şimdilik herkesin ihtiyacı olan tek şey biraz sessizlikti.

Akşam olduğunda otelin üzerindeki sıcak hava yerini hafif bir deniz esintisine bırakmıştı.

Aqua parkta yaşananların ardından herkes biraz sessizleşmişti. Gün boyu yaşanan tartışmalar hâlâ grubun üzerinde bir ağırlık gibi duruyordu.

Ama o akşam için program belliydi.

Önce birlikte yemek yiyecekler, ardından denizin hemen yanında kurulan büyük konser alanına geçeceklerdi.

Odada ise kızlar hazırlanıyordu.

Rukiye aynanın karşısında son kez kendine baktı.

Üzerinde göğüs dekoltesini öne çıkaran, ön kısmı ortadan derin bir yırtmaçla açılan ve etek uçları asimetrik şekilde inen vahşi leopar desenli straplez bir parça vardı. Elbisenin siyah detayları, desenin iddialı görüntüsünü daha da belirginleştiriyordu.

Altına bacağını saran, sivri burunlu ve kalın yüksek topuklu siyah çizmelerini giymişti.

Omzuna minimal siyah çantasını aldı.

Saçlarını son kez düzeltti ve takılarına baktı.

Uçlarında küçük yıldız motifleri sallanan uzun altın rengi küpeleri ve zarif altın kolyesi, ışıkta hafifçe parlıyordu.

Rukiye aynada kendine bakıp başını yana eğdi.

Rukiye: Tamam. Oldu bu.

Arkasından Asel'in sesi geldi.

Asel: Kanka sen konsere değil, birini dövmeye gidiyor gibisin.

Rukiye dönüp ona baktı.

Rukiye: Sus amk. Sen kendine bak.

Asel aynanın karşısına geçti.

Üzerinde tek omuzlu, gümüş rengi ışıltılı ve pullarla kaplı parti bluzu vardı. Üzerine hafif yıpratılmış detayları bulunan koyu renk denim kot şort giymişti.

Ama kombinin en dikkat çekici parçası uzun mavi simli çizmeleriydi. Çizmeler ışığı yakaladıkça neredeyse bütün bacağı boyunca parlıyordu.

Lacivert kapitone çantasını gümüş zinciriyle omzuna taktı.

Bileğindeki kare kadranlı gümüş saat, mavi mineli yonca detaylı bileklikler ve gümüş kelepçe bilezik kombinine eşlik ediyordu. Parmaklarındaki kelebek detaylı yüzükler de hareket ettikçe ışıldıyordu.

Asel saçını düzeltti.

Asel: Ben de oldum.

Rukiye birkaç saniye ona baktı.

Rukiye: Sen de konsere değil, sahneye çıkmaya gidiyorsun.

Asel güldü.

Asel: E yani.

İkisi de son kez aynaya baktı.

Sonra çantalarını alıp odadan çıktılar.

---

Merdivenlerden aşağı indiklerinde lobide diğerleri onları bekliyordu.

Güney, Rukiye'yi görür görmez yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Güney: Vay be.

Rukiye kaşını kaldırdı.

Rukiye: Ne?

Güney: Bir şey yok. Gayet…

Bir an durdu.

Güney: Güzel olmuşsun.

Rukiye gülümseyerek yanına geçti.

Rukiye: Sen de fena değilsin.

Güney elini uzattı.

Rukiye elini tuttu.

Biraz ileride Yusuf sessizce duruyordu.

Asel onu görünce kısa bir an bakışları buluştu.

Yusuf'un yüzündeki ifade hâlâ tam olarak düzelmemişti.

Asel de hiçbir şey söylemeden bakışlarını kaçırdı.

Aralarında, öğleden sonra havuzun kenarında kalan o yıldız kolyenin sessizliği vardı.

Yusuf'un cebinde olduğunu Asel biliyordu.

Ama ikisi de bundan bahsetmedi.

Taha da grubun biraz dışında duruyordu.

Rukiye, Güney'in koluna girerken diğerlerine baktı.

Rukiye: Hadi ya, yemek soğuyacak.

Herkes yavaşça restorana doğru ilerledi.

---

Yemek boyunca konuşmalar kısa ve temkinliydi.

Belenay arada ortamı yumuşatmaya çalışıyor, Nisa ona eşlik ediyordu.

Güney ile Rukiye ise kendi aralarında konuşuyordu.

Asel çoğunlukla sessizdi.

Yusuf da ona bakmamaya çalışıyordu.

Bir süre sonra uzaktan konser alanından gelen müzik sesi duyulmaya başladı.

Restoranın açık tarafında deniz görünüyordu.

Ufukta gökyüzü tamamen kararmış, kıyı boyunca konser alanının ışıkları yanmaya başlamıştı.

Sahnenin dev ekranları uzaktan bile görülebiliyordu.

Birkaç dakika sonra yemekler bitince grup ayağa kalktı.

Belenay: Hadi artık, konser başlamak üzere.

Bu kez herkes biraz daha hızlı hareket etti.

Otelin dışına çıktıklarında denizden gelen serin rüzgâr yüzlerine vurdu.

Konser alanı otelden çok uzakta değildi.

Yürüdükçe müzik sesi yükseliyordu.

---

Denizin hemen dibindeki geniş alana geldiklerinde karşılarına devasa bir sahne çıktı.

Sahnenin arkasında karanlık deniz uzanıyordu.

Mavi ve beyaz ışıklar suyun üzerine vuruyor, dalgalar her ışık değişiminde başka bir renge bürünüyordu.

Kalabalık gittikçe artıyordu.

İnsanlar ellerinde telefonlarla sahneye doğru ilerliyor, hoparlörlerden yükselen müzik bütün kıyıya yayılıyordu.

Sahnenin dev ekranında gecenin sanatçısının adı belirdi:

HANDE YENER

Kalabalıktan büyük bir alkış yükseldi.

Rukiye'nin gözleri büyüdü.

Rukiye: OHA.

Asel kahkaha attı.

Asel: Kanka sen az önce sakinleşelim diyordun.

Rukiye: Ben hiçbir şey demedim.

Güney güldü.

Güney: Beş dakika önceki Rukiye'yi tanımıyorum.

Rukiye onun koluna hafifçe vurdu.

Rukiye: Sus.

Sahne ışıkları bir anda karardı.

Kalabalığın sesi yükseldi.

Denizin üzerinde yalnızca sahnenin ışıkları kalmıştı.

Sonra müzik başladı.

İlk ışık patladığında bütün sahne aydınlandı.

Kalabalık hep birlikte bağırdı.

Kızlar da birbirlerine bakıp kahkahalarla kalabalığın içine karıştılar.

Bir süreliğine gün boyunca yaşanan kavga, tartışmalar ve kırgınlıklar geride kalmış gibiydi.

Sadece deniz, müzik, ışıklar ve dört bir yandan yükselen kahkahalar vardı.

Asel başını kaldırıp sahneye baktı.

Sonra farkında olmadan birkaç metre ileride duran Yusuf'a baktı.

Yusuf da aynı anda ona dönmüştü.

İkisi birkaç saniye sessizce birbirine baktı.

Yusuf'un eli cebindeydi.

Asel ne olduğunu anlamış gibi bakışlarını önce onun eline, sonra gözlerine çevirdi.

Yusuf hiçbir şey söylemedi.

Asel de söylemedi.

Tam o sırada sahneden yükselen alkış sesi ikisinin de dikkatini tekrar sahneye çevirdi.

Rukiye uzaktan bağırdı:

Rukiye: ASEL! GEL LAN!

Asel gülerek onların yanına koştu.

Yusuf da birkaç saniye sonra arkasından yürüdü.

Denizin üzerinde ışıklar dans ederken konser gecesi yeni başlıyordu.

Hande Yener sahneye çıktığında konser alanı bir anda hareketlendi.

Sahnenin ışıkları denizin üzerine vuruyor, kalabalık müzikle birlikte dans ediyor, kıyı boyunca kahkahalar ve alkışlar yükseliyordu.

Rukiye çoktan kendini müziğe kaptırmıştı.

Rukiye: ASEL! Hadi lan, oynasana!

Asel gülerek onun yanına geçti.

Asel: Oynuyorum zaten kanka!

Güney de ikisinin yanında dans ederken bir anda etrafına bakındı.

Sonra biraz geride duran küçük bir bira kasasını fark etti.

Kimsenin dikkatini çekmediğinden emin olduktan sonra kasayı yere bıraktı.

Güney: Tamam, kimse görmeden takılın.

Rukiye gözlerini büyüttü.

Rukiye: Güney?!

Güney gülmeye başladı.

Güney: Ne var lan? Bir geceliğine rahat bırakın bizi.

Belenay ve Nisa da gülerek yanlarına geldi.

Herkes kendi arasında eğlenmeye devam etti.

Asel de bir şişe alıp açtı.

Bir yudum aldı.

Rukiye ve Güney de kendilerine birer tane açtı.

Müzik yükseldikçe kalabalığın enerjisi de artıyordu.

Bir süre sonra Yusuf yanlarına geldi.

Elinde iki şişe vardı.

Yusuf: Ben gidiyorum.

Asel istemsizce ona baktı.

Yusuf cevap vermeden kalabalığın biraz ilerisine doğru yürüdü.

Asel'in bakışları onun peşinden gitti.

Yusuf birkaç metre ileride durdu.

Sonra yanına bir kız geldi.

Asel'in yüzündeki ifade bir anda değişti.

Kız tanıdıktı.

O sabah havuzda gördüğü kızdı.

Asel birkaç saniye boyunca onlara baktı.

Yusuf ise kızla konuşuyor, gülümsüyor, arada ona doğru eğilip bir şeyler söylüyordu.

Oldukça rahat ve ilgili görünüyordu.

Kız da sürekli gülüyordu.

Asel'in elindeki şişe havada kaldı.

Bakışları istemsizce Yusuf'tan kıza, sonra tekrar Yusuf'a kaydı.

Yüzündeki gülümseme yavaş yavaş silindi.

Rukiye bunu fark etmedi.

Asel birkaç saniye daha baktıktan sonra başını çevirip sahneye döndü.

Sanki hiçbir şey olmamış gibi dans etmeye devam etti.

Ama birkaç saniyede bir gözleri yine aynı tarafa kayıyordu.

Yusuf hâlâ kızın yanındaydı.

---

Bir süre sonra Rukiye merakına yenildi.

Güney'e doğru eğilip sahneden gözünü ayırmadan sordu.

Rukiye: Güney…

Güney: Efendim?

Rukiye başıyla Yusuf'un olduğu tarafı işaret etti.

Rukiye: O kız kim?

Güney önce Yusuf'a, sonra kıza baktı.

Kaşlarını kaldırdı.

Güney: Hee… Emine.

Rukiye'nin yüzü değişti.

Rukiye: Emine kim?

Güney birkaç saniye düşündü.

Güney: Yusuf'un eski sevgilisi.

Rukiye hemen Güney'e döndü.

Rukiye: Ne?!

Güney sesini biraz alçalttı.

Güney: Esas hikâyelerinden biri. Bunların ilişkisi bayağı ciddiydi zamanında.

Rukiye'nin gözleri büyüdü.

Sonra istemsizce Asel'e baktı.

Asel tam karşılarında duruyordu.

Ama konuşmayı duymamış gibi yapıyordu.

Güney sözlerine devam etti.

Güney: Uzun süre beraberdiler. Sonra ayrıldılar. Çok detayını bilmiyorum ama Yusuf'un hayatındaki ciddi ilişkilerden biri.

Asel yavaşça Güney'e döndü.

Yüzünde tuhaf, anlamaya çalışan bir ifade vardı.

Asel: Eski sevgilisi mi?

Güney başını salladı.

Güney: Evet.

Asel hiçbir şey söylemedi.

Sadece tekrar Yusuf'a baktı.

Yusuf hâlâ Emine'nin yanındaydı.

Bir şey anlatıyor, Emine de gülüyordu.

Asel'in kaşları hafifçe çatıldı.

İçinde garip bir huzursuzluk oluşmuştu.

Ne olduğunu biliyordu.

Kıskanıyordu.

Hem de kendine itiraf etmek istemeyeceği kadar.

Ama bunu belli etmek istemiyordu.

Rukiye ona baktı.

Rukiye: Asel?

Asel hemen sahneye döndü.

Asel: Ne?

Rukiye: Bir şey yok.

Asel başını salladı.

Asel: Hadi dans etsene.

Rukiye hafifçe gülümsedi.

Rukiye: Tamam.

Müzik yeniden yükseldi.

Dördü sahneye doğru dönüp dans etmeye devam etti.

Asel de dans ediyordu.

Gülüyordu.

Şarkıya eşlik ediyordu.

Ama aklının bir köşesinde tek bir şey vardı.

Emine.

Ve Yusuf'un bütün gece onun yanında olması.

---

Gece ilerledikçe konser daha da kalabalıklaştı.

Sahnenin ışıkları sürekli değişiyor, denizin üzerindeki yansımalar dalgalarla birlikte hareket ediyordu.

Rukiye bir şişe daha açtı.

Güney de ona eşlik etti.

Asel de bir tane daha aldı.

Bir yandan dans ediyor, bir yandan sahneye bakıyordu.

Ama Yusuf'un yanına hiç gelmediğini fark etmişti.

Ne bir selam.

Ne bir bakış.

Ne de yanlarına uğramak için bir bahanesi vardı.

Yusuf bütün gece Emine'nin yanındaydı.

Asel bunu her fark ettiğinde içindeki huzursuzluk biraz daha büyüyordu.

Rukiye ve Güney kendi dünyalarında eğleniyordu.

Belenay ve Nisa kahkahalarla dans ediyordu.

Taha da kalabalığın arasında arkadaşlarıyla takılıyordu.

Herkes eğleniyordu.

Herkes gecenin tadını çıkarıyordu.

Asel ise arada gülse de gözleri sürekli kalabalığın diğer tarafına kayıyordu.

Yusuf ve Emine hâlâ oradaydı.

Asel sonunda bakışlarını sahneye çevirdi.

Hande Yener'in sesi denizin üzerinden yükselirken Asel de diğerlerine katılıp dans etmeye devam etti.

Ama yüzündeki gülümsemenin altında artık tek bir düşünce vardı:

“Eski sevgilisi…”

Konser — Bölüm Sonu

Gece artık yavaş yavaş sona yaklaşıyordu.

Hande Yener'in sahnedeki son şarkıları çalarken kalabalık hâlâ dans ediyor, denizin üzerindeki ışıklar dalgalarla birlikte hareket ediyordu.

Herkes eğleniyordu.

Rukiye ve Güney biraz çakır olmuş hâlde, kalabalığın arasında kimseye belli etmeden birbirlerine yakın duruyor, arada küçük öpücüklerle birbirlerini güldürüyorlardı.

Rukiye: Güney, biri görücek.

Güney: Görsünler.

Rukiye gülerek onu kendinden uzaklaştırdı.

Rukiye: Sus, manyak.

Güney kahkaha attı.

Birkaç metre ileride Asel de müziğe eşlik ediyordu.

Ama ara sıra bakışları istemsizce kalabalığın diğer tarafına kayıyordu.

Alperen'le de gece boyunca birkaç kez göz göze gelmişti.

Her seferinde ikisi de birkaç saniye birbirine bakıyor, sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi başka tarafa dönüyordu.

Yusuf ise hâlâ Emine'nin yanındaydı.

Asel artık bunu fark ettiğinde eskisi kadar belli etmemeye çalışıyordu.

Sadece yüzündeki gülümseme biraz daha zor oluşuyordu.

Rukiye Asel'in koluna girdi.

Rukiye: Kanka hadi, son şarkı!

Asel gülümsedi.

Asel: Tamam.

İkisi birlikte sahneye döndü.

Müzik yükseldi.

Kalabalık hep birlikte alkışlamaya başladı.

Tam o sırada Asel'in çantasındaki telefon titredi.

Asel önce önemsemedi.

Telefon tekrar titredi.

Ekrana baktı.

Bir bildirim vardı.

Rehber Öğretmeni

Asel'in kaşları çatıldı.

Mesajı açtı.

«“Asel, istediğiniz kamera kayıtlarını buldum. İncelemen için gönderiyorum.”»

Mesajın altında bir video vardı.

Asel'in yüzündeki ifade bir anda değişti.

Asel: Kanka…

Rukiye müzikten dolayı onu zor duydu.

Rukiye: Ne oldu?

Asel cevap vermedi.

Videoya bastı.

Asel'in gözleri büyüdü.

Bu görüntü soyunma odasına Aseli kimin kitlediğinin görüntüsüydü.

Görüntüdeki kişi kameraya doğru dönmeye başladı.

Asel'in gözleri büyüdü.

Ekrandaki görüntü....

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.