Öğleden sonra kapı çaldı.
Masal kapıya doğru yürürken kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Kapıyı açtığında karşısında ailesini gördü.
Annesi hiç konuşmadan içeri girdi.
Babası ise Altay’a bakarak başını salladı.
“Konuşmamız gereken şeyler var.”
Masal şaşkınlıkla babasına baktı.
“Ne konuşacağız?”
Babası cevap vermeden Altay’a döndü.
“Sen ona anlatmadın mı?”
Masal’ın bakışları Altay’a çevrildi.
“Bana neyi anlatmadın?”
Altay derin bir nefes aldı.
“Masal… bu evlilik sadece ailelerimizin kararı değildi.”
Masal’ın yüzündeki şaşkınlık arttı.
“Ne demek istiyorsun?”
Altay bir süre sustu.
“Senin ailenden saklanan bazı şeyler var.”
Masal annesine baktı.
“Anne?”
Annesi gözlerini kaçırdı.
Masal’ın içindeki şüphe giderek büyüyordu.
“Benden ne saklıyorsunuz?”
Babası sonunda konuştu.
“Bunu sana söylemek zorundayız.”
Masal’ın elleri titremeye başladı.
“Ne oldu?”
Altay ona doğru bir adım attı ama Masal geri çekildi.
“Yaklaşma. Önce gerçeği söyleyin.”
Odadaki sessizlik birkaç saniye sürdü.
Sonunda annesi gözyaşlarını silerek konuştu:
“Masal, senin düşündüğün gibi bir evlilik değil bu…”
Masal’ın gözleri büyüdü.
“Peki ne?”
Kimse cevap vermedi.
Ve Masal o an, ailesinin yıllardır sakladığı sırrın kendi hayatıyla sandığından çok daha fazla bağlantılı olduğunu fark etti.
Devam edecek…