Masal, Altay’ın sözlerinden sonra gözyaşlarını tutamayarak odasına çıktı. Kapıyı kapatıp yatağının kenarına oturdu. Ailesinin onu istemediği bir evliliğe zorlaması yetmezmiş gibi şimdi de hiç tanımadığı biriyle aynı evde yaşamak zorundaydı.
Bir süre sessizce düşündü.
Tam o sırada kapının hafifçe çaldığını duydu.
Masal cevap vermeyince kapı açıldı. Altay kapının önünde durmuş, elinde bir bardak su tutuyordu.
“Masal, iyi misin?”
Masal başını kaldırmadan cevap verdi.
İyiymiş gibi mi görünüyorum?”
Altay birkaç saniye sessiz kaldı.
“Ben de bu evliliği kendi isteğimle yapmadım.”
Masal ilk kez ona dikkatlice baktı.
“Öyleyse neden her şeyi benim suçummuş gibi davranıyorsun?”
Altay cevap vermekte zorlandı.
“Çünkü ne yapacağımı bilmiyorum.”
Masal ayağa kalktı.
“Ben de bilmiyorum.”
İkisi bir süre birbirlerine baktılar. Sonunda Altay elindeki suyu masanın üzerine bırakıp odadan çıktı.
O gece ikisi de uzun süre uyuyamadı.
Ertesi sabah Masal mutfağa girdiğinde masanın üzerinde bir not gördü.
“Bugün ailen gelecek. Sana söylemem gereken önemli bir şey var.”
Masal notu okuduğunda içine garip bir şüphe düştü.
Altay ne saklıyordu?
Ve ailesi neden yeniden geliyordu?
Masal, cevabını öğrenmek için beklemeye karar verdi.
Ama o gün duyacağı gerçek, hayatını tamamen değiştirecekti…

