İçeriğe geç

CENNETİN KÜLÜ(THE ASHIRT OF HEAVEN )

Bölüm 3 · 2 dk okuma

CENNETİN KÜLÜ(THE ASHIRT OF HEAVEN )

Bölüm 3

BÖLÜM 3 — “KAYITLARIN ALTINDAKİ GERÇEK”

Kule sarsılmıştı.

Ama bu bir deprem gibi değildi.

Sanki bina değil, gerçekliğin kendisi titreşmişti.

Makinenin içinden açılan kapı hâlâ oradaydı.

Beyaz bir boşluğa değil…

daha çok “unutulmuş bir anıya” açılıyordu.

Kül havada asılı kalmıştı.

Sanki dünya bile karar verememişti: devam mı etmeliydi, durmalı mıydı.

Felix kapıya baktı.

Bakışı artık önceki gibi değildi.

Daha net.

Daha ağır.

Sanki bir şey hatırlamaya başlamıştı ama bu hatırlama güzel değildi.

Felix sessizce konuştu:

“Bu sadece bir makine değil.”

Hyunjin hemen atıldı.

“Bunu zaten söyledin.”

Felix ona bakmadı.

“Hayır… önceki sefer de bunu söylemiştim.”

Hyunjin durdu.

“Ne diyorsun sen?”

Felix yavaşça başını çevirdi.

“Bu cümleyi daha önce de kurdum.”

Bir anda ekranlar yeniden yandı.

Ama bu sefer görüntüler rastgele değildi.

Sıralıydı.

Bir dosya açıldı:

DÖNGÜ 01

Sonra:

DÖNGÜ 02

Sonra:

DÖNGÜ 03

Ve her dosyada aynı şey vardı.

İki kişi.

Aynı yüzler.

Ama farklı halleri.

Hyunjin bir adım geri attı.

Hyunjin ekrana baktı.

“Bu… mümkün değil.”

Ekrandaki görüntüde onlar vardı.

Ama gözleri boştu.

Sanki konuşmayı değil… itaat etmeyi öğrenmiş gibiydiler.

Hyunjin yumruğunu sıktı.

“Bu ben değilim.”

Felix sessizce cevap verdi.

“Evet… ama biziz.”

Makinenin sesi değişti.

Artık mekanik değildi.

Daha çok bir insan sesi gibiydi.

Soğuk ama tanıdık.

“HER DÖNGÜ BİR DENEYDİR.”

Hyunjin bağırdı:

“NE DENEYİ?!”

Cevap hemen geldi.

“SESİN DAYANIKLILIĞI.”

Bir ekran daha açıldı.

Bu sefer yazı yoktu.

Bir video.

Bir oda.

Beyaz.

Felix ve Hyunjin oturuyor.

Ama konuşmuyorlar.

Gözleri sabit.

Ve bir ses geliyor:

“Konuşmayı unutmayın.”

Hyunjin geri çekildi.

“Bu… eğitim mi?”

Felix yavaşça başını salladı.

“Hayır.”

Durdu.

“Silme işlemi.”

Bir anda kapıdan soğuk bir rüzgâr çıktı.

Ama bu rüzgâr hava değildi.

Hatıra gibiydi.

Hyunjin’in gözleri bir an boşaldı.

“Ben… bunu hatırlıyorum.”

Felix ona döndü.

“Ne?”

Hyunjin kafasını tuttu.

“Bu yer… daha önce de buradaydık.”

Sessizlik.

Makine daha hızlı çalıştı.

Ekranlar yeniden değişti.

Bir yazı belirdi:

“DENEKLER HATIRLAMAYA BAŞLADI.”

Felix kapıya baktı.

Ve ilk kez bir şey fark etti.

Kapının içinde görünen oda değişmişti.

Artık boş değildi.

Orada birileri vardı.

Ama yüzleri net değildi.

Sanki sistem onları gizliyordu.

Hyunjin nefesini hızlandırdı.

“Bu döngü… ne kadar sürüyor?”

Felix cevap vermedi.

Çünkü cevap artık sayı değildi.

Bir hisdi.

Bir ekran daha açıldı.

Bu sefer tek bir görüntü.

Bir kontrol odası.

Ve orada bir siluet.

Yüzü görünmüyordu.

Ama elini kaldırdı.

Ve makine durdu.

Bir anlığına.

Hyunjin dondu.

“Bu kim?”

Felix gözlerini kıstı.

“Bizi izleyen.”

Ve o anda sistem sesi değişti.

Artık makine konuşmuyordu.

Sistem… panikliyordu.

“ANOMALİ TESPİT EDİLDİ.”

“DÖNGÜ STABİL DEĞİL.”

Kül bir anda geri çekildi.

Tüm ekranlar titredi.

Ve kapıdan gelen görüntü netleşti.

Beyaz oda.

İçinde iki kişi.

Ama bu sefer…

onlar izlemiyordu.

Bizi izliyorlardı.

Hyunjin geri çekildi.

“Bu doğru değil…”

Felix yavaşça konuştu.

“Belki de ilk kez…”

Durdu.

“…doğru olmaya başlıyor.”

Makine bir çatırtıyla durdu.

Sessizlik geri geldi.

Ama bu seferki sessizlik farklıydı.

Boş değil.

Bekleyen.

BÖLÜM SONU

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.