İçeriğe geç

Cennetim

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Cennetim

Bölüm 3

3. Bölüm

"Ve esas kız, yakışıklı çocuğun yanına ulaşır." diyerek yanıma gelen Aleyna'yla birlikte gülümsedim ve kalbimin hızlanmasına izin verdim.

Son iki haftadır sürekli konuşuyorduk ve bu gerçekten çok güzel hissettiriyordu.

"Yakışıklı çocuk ise esas kız için oturduğu bankta yer açar." diyerek ona ayak uydurdum. Aleyna gülümseyerek kaydığım bankta yanıma oturdu ve bana döndü. Bende ona baktığım da her zamanki gibi güzel bir şekilde gülümsüyordu.

Derin bir nefes alıp Aleyna'nın yüzünde gözlerimi gezdirdiğimde bakışlarım göz altlarına kaymıştı. Yavaş yavaş mor rengine dönmüş olan solgun cilt dikkatimi çektiğinde ise "Aleyna, iyi misin?" diye sordum.

Yutkunduğunda derin bir nefes aldı ve her zamanki gibi güzel enerjisini bana yayıp gülümsedi. Ardından "Sadece omzumda işlemediğim günahları taşıyorum." diye mırıldandı. Ona anlamsız bir şekilde bakarken "Edebiyat, anlamazsın." dedi.

Engel olamadan sesli bir şekilde kahkaha attığımda "Cahil miyim ben Aleyna, neden anlamayayım?" diye sordum. Dalgalı saçlarım görüş açımı hafifçe engellediğinde elimi kaldırdım ve saçımı hafifçe geriye doğru taradım. Aleyna bana gülümseyerek bakıyordu.

Birşey demeyip hâlâ bakmaya devam ettiğinde ise hafifçe kıkırdadım ve "Neden öyle bakıyorsun?" diye sordum çiçek kız kalbimi titretirken. Hafifçe tebessüm ettiğinde "Giray, çok güzel gülüyorsun. İnan bana gördüğüm en güzel gülüş seninki." dedi aniden.

Kalbim dedikleriyle daha fazla hızlanırken o gözlerini usul usul kırpıştırdı ve bana bakmaya devam etti. Ona bakmayı daha fazla sürdürürsem dayanamayacağımı bildiğim için başımı önüme çevirip mevsimden dolayı yaprakları dökülen ağaçlara baktım.

Aleyna derin bir nefes verdiğinde saçlarım rüzgardan dolayı hafifçe uçuşuyordu. Hafifçe karışmaya başladıklarında ise uzamış olan dalgalarım alnıma döküldü ve sola doğru hafifçe yön aldı.

"İnan bana Aleyna, nerede bilmiyorum ama bir yerlerde yine en güzel sen gülüyorsun."

İçimden geçenleri çekinmeden ona karşı söylediğimde dudaklarımın arasından çıkan kelimelerle hafifçe gülümsediğini görmüştüm.

Kendi kendime mırıldandım "Ben değil."

Aleyna bana döndüğünde ister istemez bende başımı lna çevirdim ve saçlarının rüzgardan dolayı karışmasını izledim. Saçları yüzünü örttüğü için yüzünü buruşturdu ve burnu kırıştı, tepkisi tebessüm etmemi sağlarken o saçlarıyla cebelleşiyormuş gibi geriye doğru ittirdi ve "Off!" diye söylendi.

Burnumdan güler gibi bir ses çıkarttığımda bana döndü ve sanki iki el dudak çizgisinden tutup çekiyormuş gibi anında gülümsedi.

"Çiçekleri sever misin Giray?" diye sordu anlamsızca.

"Beni sever misin Giray?" olarak algıladım sorusunu

Gülümsedim ve "Evet, çiçekleri severim Aleyna." diye cevapladım onu.

" Evet, seni severim Aleyna." diye cevapladım sorusunu.

Gülümsemesi yüzünde genişlerken "En çok hangi çiçeği seversin?" diye sordu merakla. Gülüşüm yerini yavaş yavaş tebessüme bırakırken yutkundum ve çipil çipil bakan gözlerin içine bakıp "Zakkum." dedim.

"Cehennem çiçeği." diye mırıldandığında yavaş yavaş solmuştu gülüşü, tıpkı bir çiçek gibi. Endişeyle başımı olumlu anlamda sallarken kalbimdeki hissin parçalanmasına izin verdim ve "Cehennem çiçeği." diyerek onu tekrar ettim.

Gülüşünü soldurdu, çiçeğim solmuş gibi hissettim.

"Bana cennet derler." dedi iri gözlerini hafifçe kırpıştırıp kirpiklerinin görüş açıma girmesini sağlarken.

" Ben zakkum olamam." dedi bana. O cennett, cehennem çiçeği olamazdı.

"Zakkumun anlamına bakmıyorum, cenneti de severim." dedim anlamasını umarak. Aleyna hafifçe gülümsediğinde ise kalbimdeki yoğun hisle yutkundum ve önüme döndüm.

O da önüne döndüğünde rüzgar ediyordu aramızda, saçlarımı ve onun saçlarını ayrı ayrı karıştırırken bize etki etmiyordu.

Rüzgar saçlarımızı değil, bizi karıştırıyordu.

Ağaçlardan dökülen solgun kahverengi ve turuncu rengini almış yapraklar yerde kendilerini belli ederken yoldan geçenler tarafından eziliyorlardı acımasızca, çıtırtı sesleri de bunun habercisiydi.

Sonbaharda genellikle solmuş yapraklar olurdu, çiçekler olmazdı. Ağaçlar kendini yenilerdi, bu yüzden yine başka bahara kalmıştı Aleyna'yla açan çiçekleri izlemek.

İkimizde konuşmayıp sadece manzarayı izliyorduk. Hoş, onunla sessizliği diğerleriyle konuşmaya tercih ederdim zaten.

Yanımda oturan çiçek kızı kıskandığım konularda vardı, bende çiçek olmak istedim mesela; fakat çiçek olan hep oydu.

Fakat bana gülümsediğinde anlamıştım zaten çiçeğin kim olması gerektiğini. Bu sayede anlamsız kıskançlığım son bulmuştu. Ona karşı küçük bi hayranlığım oluşmuştu bu iki haftada.

Okulda ayrı, dışarıda ayrı konuşmaya başlamıştık. Okulda genellikle birlikte sohbet ediyorduk. O, tüm enerjisini bana yayarak bir güneş misali aydınlatıyordu içimi. Onunlayken gülümsememek diye bir şey maalesef ki pek mümkün olmuyordu.

Aleyna Sayar, huzurlu hissettiriyordu.

****************************************

Yavaşça yutkunup anahtarıyla kilidi açan Aleyna olabildiğince sessiz bir şekilde kapıyı ittirdi ve derin bir nefes alarak tanıdık seslerin kulağını doldurmasına izin verdi.

Sesler yükselirken Aleyna takmamaya çalışarak ayakkabıları çıkarttı ve soğuk zemine bastı yalın ayakla. Daha birkaç dakika önce Giray ile mutluyken şimdi bu halde olması yine kalbindeki o hissin büyümesine neden olmuştu.

Gittikçe zayıflamaya başladığı için odasına doğru adımlarken duvardan destek aldı. Ses yapmamaya çalışıyordu fakat yapsa bile bu yüksek seste duyulacağını zannetmiyordu, tek istediği şey görünmemekti.

Açtı, çok açtı ama yemek yiyemiyordu. Canı acıyordu çünkü. En ufak lokmayı yediğinde kusmaya başlıyordu. Bu da durumları onun açısından daha da çıkmaza sokuyordu.

Derin bir nefes alarak odasına ulaştı ve anında kapıyı kapatarak çantasını yere koydu. Eş zamanlı olarak yere doğru düşmeye başladığında titreyen dizlerini kendine doğru çekti.

Aniden gelen sesle titreyen elleriyle birlikte kulaklarını kapattı ve eş zamanlı olarak "Yapma." diye fısıldadı.

Aleyna'nın çaresizce fısıldadığı bu tek kelimelik cümlenin seslisini içeriden bir kadın tekrarladı, "Yapma!" ardından ekledi "Lütfen."

Aleyna'nın titreyen elleri kulaklarına daha fazla baskı uygulamaya başladığında yutkundu ve titreyen dizlerini yerr sabitleyerek sertçe sürünmeye çalıştı.

Masasına ulaşmaya çalışırken ellerini kulaklarından çekemiyordu, duymak istemiyordu hiçbir şeyi. Çok duymuştu,her şeyi yeterince duymuştu zaten.

Yutkunarak masasının ayağından destek aldı ve hafifçe yükselerek tek eliyle çekmeceyi açtı. Çekmecenin içindeki beyaz şişe gözüne ulaşınca titreyen elini ona doğru uzattı ve kavradı.

Şişeyi açıp dudaklarına götürdüğünde ağzının içine düşen iki parçayı umursamadan yuttu ve şişeyi kapatıp hızla çekmeceye attı.

Masanın üzerine koymuş olduğu suyu alırken içeriden yükselen seslerle derin derin nefes almaya başladı. Suyu içti, ardından yorgunca yerden kalkıp kulaklıklarını taktı. Rastgele bir şarkı açarken sözlere dikkat edemeyecek kadar halsizdi.

Üzerini değiştiremeden yatağına uzandığında teninin sıcaklığının yükseldiğini hissetti, terlemeye başlıyordu ama bir yandan da üşüyordu. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi atarken nefes alması çok zordu. Göğsünü yerinden söküp almak istiyordu, çünkü öylesine sıkışıyordu ki bu iğrenç his sadece o şekilde giderdi.

Yeterince yorgun düştüğü için gözlerini kapattı ve uyumayı diledi. İçeriden gelen sesler daha fazla yükseldiğinde şarkının sesini daha fazla açtı ve sesi bastırmasına izin verdi.

Sesler kulağından uzaklaşınca huzurla gülümsedi ve kalbinin o kötü çarpıntısının müziğe rağmen kulağında bu kadar net hissedilmesine takılmadan uykuya daldı.

Eveeettt! Bir bölümün daha sonuna geldik. Hikayede küçük bir değişiklik yaptım. Farkettiyseniz eğer Yağız'ın adını Giray olarak değiştirdim. Artık Yağız'ımız değil Giray'ımız olacak. Aslında değiştirme diye bir şey yoktu aklımda ama arkadaşım rica etti bende kıramadım. O zaman yeni bölümde görüşmek üzere trong>

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.