Kulaklığımdan gelen sesleri umursamadan sadece melodiye odaklamıştım kendimi, bir yandan da kitaplarımı dolabıma yerleştiriyordum.
Sözlerinden çok melodinin ne anlattığını dinlerdim genellikle, çünkü melodinin sözlerden daha etkili olduğuna inanırdım. Sözlerin bile anlatamadığı şeyin melodilerde gizli olduğunu duyar, ona göre anlam yüklerdim şarkıya.
Bazen de düşünmekten melodiyi bile duyamayacak hale gelirdim. Ben düşünürken o şarkı gelip geçerdi; ben ise düşüncelerimle baş başa kalmış olurdum. Özellikle Aleyna'yı düşünmeye başladığım zamanlar çok olurdu bu.
Onu düşünmekten çok sevdiğim melodileri ve anlamları kaçırırdım. Düşüncelerimde çoktan beynimi istila etmiş olurdu.
Ve onunla baş başa bırakırlardı beni.
Derin bir nefes aldığım da gözüm dolap kapağının iç tarafına kaydı. İçine asmış olduğum çiçekler kokusunu belli ederken gülümsedim ve elimi rastgele bir çiçeğe atıp okşadım. Mavi, kadifemsi çiçeğin dokusunu hissederken bakışlarımı ortadaki boynu bükülen çiçeğe çevirdim ve sıkıntıyla bir nefes aldım. Yakında solacağı belli oluyordu.
Kufeya çiçeğiydi solacak olan çiçeğim.
Gözlerimi kırpıştırarak çiçeklerimi bıraktım ve kitaplara son kez göz gezdirerek dolabın kapağını ittirerek kapanmasını sağladım. Dinlediğim şarkı bittiğinde çalma listem kafasına göre yeni bir şarkıyı verdi kulaklarıma. Anında melodiye odaklanırken sağ tarafa döndüm gitmek için. Ancak gördüğüm şeyle boğazım düğümlendi ve adımlarım yere kendini sabitledi.
Çünkü karşımda, ışıldayan gözleriyle bana bakan bir Aleyna duruyordu. Bu da yetmezmiş gibi üstüne üstlük bana gülümsüyordu.
Kulaklığımdan gelen ses yavaşça boğuklaşırken melodi geçip gidiyordu ve ben adeta kitlenmiş gibiydi. Ne gidebiliyor, ne de hareket edebiliyordum. Aleyna'nın güzel gözleri ve çiçek gülüşü beni etkisi altına almış durumdaydı.
Öyle ki burnuma gelen kokuyla gözlerimi kapatma ihtiyacıyla dolup taştım. Kıskandığım konu aklıma gelirken haklılıkla gözlerimi kapattım.
Onlar haklıydı, Aleyna gerçekten cennete sahipti.
Gözlerimi açtığımda durakdamış olan Aleyna gerçekliğe dönmemi sağladığında anında elimi cebime telefonumu çıkarttım. Yutkunduğumda nefesim ve kalbim adeta titriyordu.
Aleyna, karşımdaki varlığıyla sadece birkaç saniyede bile dengemle oynamıştı.
Karşımdaki çiçek kız gülümseyerek bana yaklaşırken "Geçen gün için özür dilerim! Aklımdaydın ama hiç fırsatı yakalayamadım. Büşra'nın beni tanıştırmak istediği arkadaşı sendin değil mi, Giray Çağlar olan!" dedi.
Başımı usulca olumlu anlamda salladım ve dalgaların alnıma dökülmesine izin verdim. "Ben Aleyna Sayar!" diyerek elini uzattı yüzündeki gülümsemesini korurken. Yutkunarak ona baktığımda elimde olmadan gülümsedim ve kaşlarımı havaya kaldırıp "Giray Çağlar!" dedim elini sıkarken.
Gülümsemesi genişlerken "Memnun oldum Giray."dedi. Bende başımı salladım ve " Bende, bende memnun oldum." dedim elimi çekerken.
Arkadan gelen "Aleyna!" sesiyle karşımdaki güzel kız arkasını dönüp onu bekleyen arkadaşlarına başını olumlu anlamda salladı. Ardından bana bakıp "Sonra görüşürüz!" dedi çocuk gibi. Gülümseyerek "Görüşürüz!" dediğimde arkasını dönüp ilerlemeye başladı.
Sonrasında duraksayıp tekrar bana döndü, heyecanla yapacağı hamleyi beklerken hafifçe gülümseyip "Ve esas kız, yakışıklı oğlanın yanından ayrılır." diyerek bana son bir bakış attı. Ardından arkadaşlarının yanına doğru ilerledi.
Onun arkasından şokla bakarken kalbim fazla hızlıydı, zakkum seven birine göre fazla hızlıydı hatta.
Ben, çivilenmiş gibi koridorun ortasında dikilirken gerçekten gülüşünün çiçek olduğuna kanaat getirmiştim. Cennete sahip olduğuna da.
Ve doğruydu, onun yanında ben hiçbir zaman çiçek olamazdım. Ben ne çiçek gülüşlü olurdum ne de cennete sahip olurdum.
Çünkü Aleyna gülüşüyle çiçekleri, kokusuyla cenneti andırırken sıra bana gelmezdi.
Fakat gelmesine gerek yoktu, çünkü onları en güzel Aleyna yaşatırdı.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Bardaktaki suyunun son yudumlarını alırken, boğazındaki yumrunun geçmesini bekliyordu Aleyna. Masanın üzerindeki küçük beyaz şişeye bakarken iri gözlerindeki ışıltısını kaybettiğini hissetti.
Yavaş adımlarla soğuk zeminde adımlayarak masanın yanına ulaştı ve şişeyi elinin için hapsetti. Masasına bağlı olan çekmeceyi açarak kafes görevi gören elini gevşetti ve şişeyi usulca çekmecenin içine yerleştirip kapattı küçük gözeneği.
Ellerini masanın iki yanına dayayıp destek alırken kafasını kaldırıp küçük aynasına bakıp kendisini inceledi.
İri gözlerinin altı mordu, gözbebekleri ise ışıltısını söndürmüştü. Saçları terkediğinden dolayı ıslaktı ve yanaklarına hafifçe kapatıyordu. Dudakları kuru kalmıştı.
Aleyna diliyle dudağını ıslatırken hafifçe burnunu çekip terli saçını eliyle karıştırdı. Kabus gördüğü için uyanmıştı bu saatte.
Kalbi ağrımaya başlarken derin bir nefes aldı ve tanıdık hissin geçmesi için birkaç kere yutkundu. İçerden sesler gelmeye başladığında ise hafifçe güldü ve kulaklığını alarak usulca yatağına yerleşti.
Müziği açıp sesi fullerken yutkundu ve şarkının sözlerine odaklanmaya çalıştı.
Fakat kalbindeki o ağır his geçmiyordu.
Gözlerini yumup birkaç kere nefes aldığında daha fazla dayanamadı ve yatakta doğrulup, artık yazmaya alışmış olduğu numaraya mesaj attı.
Aleyna:
Büşra
dayanamıyorum
Telefonunu kapattığında saatin geç olduğunun farkındaydı ve yüksek ihtimalle yazdığı genç sabah görecekti fakat yine de umursamadı.
Gözlerini tekrardan yumduğunda kendini rahat bırakarak o hissin geçmesini bekledi ve huzurlu bir şekilde uyumayı diledi.
Saatler birbirini devirirken akrep ve yelkovan çarpıştı, ikisi denk geldiğinde ise Aleyna o hisle birlikte uyudu.
Son dört aydır olduğu gibi.
Herkese yeniden merhaba! 2 3 kere kontrol ettim ama yine de yazım hatam varsa kusura bakmayın diğer bölümde görüşmek üzere trong>