İçeriğe geç

Cennetim

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Cennetim

Bölüm 1

1. Bölüm

Aleyna, çiçek gülüşlü bir kızdı. Öyle bir gülüşü vardı ki, gülüşünün etkisiyle kırışan burnuyla ve güzel gülüşüyle herkesi gülümsetmeye yeterdi.

Çipil çipil gözleriyle bakardı etrafa, parlak gözleriyle yansıtırdı tüm duygularını karşısındaki kişinin aynasıymışçasına. Tepkilerini koruyamaz, izin verirdi tüm duyguların gözlerinin önünde belirmesine.

Bu yüzden hislerini gizleyemezdi, tüm duygularını açık yaşardı. Belki de bilerek gösterirdi, öyleyse bile kimse bilmezdi çünkü karşısındaki çocuğun büyüsüne kapılırdı.

Aleyna'nın yaşam sevinci vardı, yaşamayı seviyordu. En ufak detayları kafaya takmak yerine gelişigüzel yaşardı. Mutsuz anlarda bile herkese ışık olurdu, en karanlık zamanlarda aydınlatırdı her şeyi parlak bir güneş gibi.

Çiçek gülüşlü kız, kendisinin güneşiydi .

Narin bir kızdı Aleyna, henüz on sekiz yaşını yeni devirmişti. Ve geriye dönüp baktığında mutsuz bir hayat görmek onun canını sıkardı, bu yüzden bu on sekiz yılını olabildiğince dolu dolu geçirmişti. Mutluydu ve önemli olan buydu.

Birde kokusu vardı Aleyna'nın. Cennet kokuluydu.

Öyle bir kokusu vardı ki; tüm güzel çiçeklerle bile anlatılamayacak kadar büyülüydü. Yanından geçtiği kişilere kadar uzanan bir sis gibiydi, yayılıyordu.

Çiçek gülüşlü kız, cennete sahipti.

Aleyna, kitap okumayı çok severdi. Hatta bir şeyi anlatırken edebiyata dökmeyi bir oyun olarak görürdü. "Ve Aleyna Sayar, çipil çipil bakan gözleriyle yan karakter olan güzel kız Büşra Demir'in yanına yaklaştı." derdi arkadaşının yanına ulaştığında. Ardından kıkırdardı küçük oyununa. Bazen arkadaşları ona ayak uydururdu, bu onun gülüşünü genişletirdi.

Kendisine takılan bu güzel lakabı da bilirdi Aleyna. İlk öğrendiğinde ayna karşısına geçip bir saat boyunca aralıksız bir şekilde gülümsemişti ve yanıbaşında tuttuğu orkidesini hafifçe okşayarak "Çiçek olmayı hak ediyor muyum gerçekten?" diye sormuştu kendi kendine.

Ardından bu düşüncesine gülümseyip "Ve esas kız, gülümsemesine lakap alır. Gülüşünde çiçeği yaşatır." demişti bir kitap karakteri edasıyla. Ardından gözlerini hafifçe kırpıştırıp kirpiklerinin ahenkle dans edişini izlemişti.

İşte Aleyna Sayar buydu; cennete sahip çiçek kız.

Giray Çağlar ise çiçeklere aşıktı.

Kumral teniyle uyumlu, alnına dökülen kahverengi saçlarıyla göz kamaştırırdı. O da gülümserdi fakat kimse ona çiçek dememişti.

O da isterdi çiçek olmak.

Bu yüzden kıskanırdı Aleyna'yı. Çünkü Giray ne çiçek gülüşlü olabilmişti ne de cennete sahipti.

O sıradandı, çiçek olamazdı.

Fakat çiçeklerle ilgiliydi, her çiçeği bilirdi. Çiçeklerin anlamlarını, onlara nasıl davranılmasını da iyi bilirdi.

En çok zakkum çiçeğini severdi Giray. Cennet olmayınca cehennem çiçeği çekmişti ilgisini. Zakkum çiçeği çok güzeldi ona göre fakat anlamından dolayı bazı toplumlar tarafından sevilmezdi. Cehennem olduğuna inanmıyordu Giray, ona göre cennetti çünkü bu çiçek.

Hoş, Giray cennete de cehenneme de inanmıyordu ama olsun.

Ayrıca her çiçeği bilen Giray, Aleyna'yı bilmiyordu. Çünkü onun hangi çiçek olduğunu çözemiyordu.

O eşsizdi.

Uzakta izlerdi Aleyna'yı, kıskançlığının içinde aslında bir hayranlığı da vardı. Mesela bazen durup düşünürdü Aleyna'nın gülüşünü.

O herkese gülerdi fakat Giray'a hiç gülmemişti, güler miydi bir gün?

Giray bilmese bile en derin hücrelerinde bir terde Aleyna'ya karşı beslediği duyguları vardı. Saf bir hayranlıktı bu ona karşı.

Fakat kıskançlığı baskın geliyordu tüm bu güzel duygularına. Hoş, neyi kıskandığını bile bilmiyordu fakat kıskanıyordu işte.

Kendisi çiçek olamamıştı, bu yüzden çiçek olanı kıskanıyordu.

Aleyna ise tüm bunlardan habersiz bir şekilde etrafındaki herkese gülümserdi, onu uzaktan izleyen bir çift gözü fark etmeden çiçek olurdu yine.

Giray ise, uzaktan Aleyna'yı izlerken içten içe de ona da gülümsemesini isterdi. Ayrıca kendisi de çiçek gülüşlü kıza gülümsemek isterdi.

Bu çok kolaydı fakat Giray çekingen biriydi, sanıldığının aksine.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Büşra, oturduğu yerden gülen arkadaşını izlerken hafifçe gülümsedi ve sohbet edişine dikkat kesildi. Yine bıcır bıcır bir şeyler anlatıyordu yüzünden eksik olmayan gülümsemesiyle. Arkadaşları da onu dinlerken yaydığı o güzel enerjiden dolayı ister istemez gülümsüyorlardı.

Büşra'nın gözleri bu sefer en arka sıraya kaydı. Kahverengi saçlı çocuğun bukleleri alnına düşmüştü fakat geriye atmak adına hiçbir harekette bulunmamıştı. Gözleri sadece çiçek kızın üzerindeydi ve dışarıdan bakıldığında anlatılmayacak şekilde bakıyordu.

Giray Çağlar, Aleyna Sayar'a çok güzel bakıyordu.

Büşra oturduğu yerde kısa bir nefes aldı ve arkadaşının durumuna üzüldü. Giray belli etmese bile Aleyna'dan hoşlanıyordu, bunu anlamıştı. Fakat herkesi gören Aleyna, Giray'ı fark etmemek için çabalıyor gibi duruyordu.

Herkesi gören Aleyna Sayar, Giray Çağlar'a kör olmuştu.

Büşra her iki tarafında arkadaşıydı, bu yüzden artık ikisi adına bir şeyler yapmak istiyordu. Belli etmese bile ikisi birbirlerine yakışıyordu ve çoğu özelliği aynıydı.

Mesela Giray çiçekleri çok severdi, Aleyna ise bir çiçekti.

Birbirlerini tamamlıyorlardı.

Büşra oturduğu yerden hafifçe ayaklandı ve Aleyna'nın yanına adımladı, bunu fark eden Giray ise merakla yerinde doğrulup konuşacakları şeyi duymak istedi.

Sanki duyabilecekmiş gibi.

Büşra hafifçe boğazını temizlediğinde Aleyna'ya ifhafen konuştu, "Aleyna" Aleyna'nın bakışları Büşra'ya kaydığında o eşsiz gülümsemesini yüzüne takındı ve "Büşra! Bir şey mi oldu?" diye sordu bir şey diyeceğini anlamış gibi.

Büşra başını olumlu anlamda sallarken "Seni tanıştırmak istediğim biri var." dedi aklına ilk gelen şeyi söylerken. Aleyna'nın ağzı açıldığında Büşra umursamadan devam etti "Giray, yakın arkadaşım. Tanışmanızı istiyorum."dedi Giray'ı işaret ederek.

Aleyna'nın bakışları en arka sırada oturan çocuğa kaydığında; çocuğun çoktan kendilerini izlemiş olduğunu gördü. Giray yakalanmanın utancıyla dolup taşsa da Aleyna'yla göz göze gelmenin çocuksu heyecanıyla çeviremedi başını.

Büşra merakla Aleyna'ya bakarken, sınıfa her şetden bihaber olan Elif girdi ve aceleci bir şekilde Aleyna'nın kolunu çekiştirdi. Aleyna "Üzgünüm, şuan gitmem gerek." diyerek Elif'e ayak uydurduğunda Büşra omuzlarını düşürdü ve arkadaşının yanına doğru adımladı.

Tüm konuşmayı duyan Giray ise hayranlık duygularını bastırmış, tüm o güzel duygularının yanına bir de olumsuz bir kaç duygu eklemişti. Umursamamış gibi durmasına rağmen içten içe kendini bitiriyordu.

Büşra dudaklarını büzüp "Üzgünüm." diye mırıldandığında Giray burnundan güler gibi bir ses çıkarttı ve "Boş ver, ben zakkum seviyorum zaten." dedi acımasız bir şekilde.

Giray zakkum severdi fakat Aleyna cehennem çiçeği olamayacak kadar masumdu.

Onları ayıran ince bir çizgi varsa, o da buydu.

Beğendiyseniz lütfen beğeni tuşuna basın. Yorumlarınızı da merakla bekliyorum. Eğer beğenmediğiniz bir yer varsa da lütfen yorumlarda belirtin.

Görüşmek üzere kendinize iyi bakın m>

Bölüm sonu

1 yorum