İçeriğe geç

CENNET KRALLIĞI

Bölüm 8 · 2 dk okuma

CENNET KRALLIĞI

Bölüm 8

KADERİN OKU

Yay kirişi sessizce bırakıldı.

Ok, havayı yararak pencereye doğru ilerledi.

Tam o anda Baldwin'in bakışları pencerenin dışına kaydı.

En ufak bir tereddüt göstermeden eldivenli kolunu uzattı ve Alya'yı sertçe geriye çekti.

Çat!

Ok, pencerenin ahşap çerçevesine saplandı.

Cam parçaları odanın içine saçıldı.

"Dışarı!"

Baldwin'in sesi ilk kez bu kadar sert yankılandı.

Koridoru muhafızların koşuşturması doldurdu.

"Çatıyı kapatın!" diye bağırdı şövalyelerden biri.

Ancak suikastçı çoktan kaybolmuştu.

---

Alya hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Ellerinin titrediğini fark etti.

Baldwin, okun saplandığı yere yaklaştı.

Okun ucuna bağlanmış küçük bir parşömen vardı.

Şövalye dikkatlice çözüp krala uzattı.

Parşömende yalnızca tek cümle yazıyordu:

"Geçmiş gömülmez."

Baldwin, yazıyı uzun süre sessizce inceledi.

Sonra kâğıdı katlayıp cebine koydu.

Bu sözün anlamını biliyor gibiydi.

Ama odadakilerden hiçbiri onun ne düşündüğünü anlayamıyordu.

---

Aynı gece...

Sarayın altındaki eski mahzenlerde yalnızca bir meşale yanıyordu.

Siyah pelerinli adam diz çökmüş, karşısındaki yaşlı adama başını eğmişti.

"Başarısız oldun."

"Beklemediğim bir şey oldu."

"Neymiş o?"

"Kral..."

Adam dişlerini sıktı.

"Kızı kendi canını tehlikeye atarak korudu."

Yaşlı adamın yüzü karardı.

"Demek tahmin ettiğimizden daha hızlı ilerliyor."

Masanın üzerine aynı yabancı mühür bırakıldı.

"Artık vakit daralıyor."

---

Ertesi sabah Baldwin, sarayın en güvenilir şövalyelerini topladı.

Alya da odanın bir köşesinde sessizce bekliyordu.

Kral, masanın üzerine eski bir harita serdi.

Haritada Kudüs'ün doğusunda küçük bir manastır işaretlenmişti.

"Yıllar önce kaybolan bazı kayıtlar burada saklanıyordu."

Şövalyeler dikkatle dinliyordu.

"Aradığımız cevaplar da orada olabilir."

İçlerinden biri öne çıktı.

"Majesteleri, ben giderim."

Baldwin başını iki yana salladı.

"Hayır."

Şövalye şaşırdı.

"Bu görev küçük bir birlikle yapılacak."

Sonra gözleri Alya'ya döndü.

"Ve o da bizimle gelecek."

Odadakiler aynı anda itiraz etti.

"Majesteleri, bu çok tehlikeli!"

"Bir esir..."

Baldwin sözlerini kesti.

"Artık mesele onun kim olduğu değil."

Maskesinin ardındaki gözleri kararlıydı.

"Mesele, neden herkesin onu aradığı."

Alya'nın kalbi hızlandı.

Hayatında ilk kez sarayın dışına çıkacaktı.

Ama bu yolculuk, özgürlüğe değil; geçmişinin karanlık sırlarına doğru olacaktı. Sarayın taş duvarlarının ardında başlayan hikâye, artık Kudüs'ün dışına taşınıyordu. Burada onları bekleyen şey ise yalnızca düşmanlar değil, yıllardır saklanan gerçeklerdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.