İçeriğe geç

CatLix / HyunLix

Bölüm 9 · 6 dk okuma

CatLix / HyunLix

Bölüm 9

🐾

İyi Okumalar 🦋

________

H: "Kural bir: birbirimizi bırakıp gitmek yok"

Hyunjin, Felix'in saçlarında duran elini çekmiş ve küçüğünün tepkisini ölçmek için dikkatli bir şekilde gözlerine bakmıştı.

Felix de kıpırdamadan Hyunjin'in yüzüne bakıyordu ama sonrasında derin bir nefes almış ve yanaklarındaki kekleri yemeye devam etmişti.

Hızlı hılzı çiğneyip yuttuktan sonra Hyunjin'in büyük elini iki eliyle tutmuş ve kaldırarak saçlarının üzerine yerleştirmişti.

F: "Ama sen bana alışamadığını söyledin"

Hyunjin görevini anlamış ve yumuşak saçları tekrar parmakları ile okşamaya başlamıştı. Felix ise gözlerini kapatmamak için direniyordu.

H: "Alıştım. Hem de çok fazla alıştım. Gidersen çok üzülürüm"

Sarışın olan parlak gözlerini büyüğüne çevirmiş ve gülümseyerek kollarını havaya kaldırmış ve Hyunjin'in boynuna sıkıca sarılmıştı.

F: "Çok mu üzülürsün?"

Uzun beden bir süre tereddüt etse de çok düşünmeyi bir kenara bırakmış ve kollarını yarı zamanlı kedisinin beline sarmıştı. Küçük beden kolları arasında kaybolacak kadar küçüldüğünde tezgahta oturan Felix'i biraz daha kendine çekmiş ve daha da sıkı sarılmıştı.

H: "Çok üzülürüm"

Felix de daha sıkı sarılmıştı büyüğüne ve başını yan çevirerek Hyunjin'in omzuna yasladığı için küçük burnu tekrar Hyunjin'in boynuna temas etmişti.

Büyüğünün eli sarı saçlarının arasına tekrar dalınca Felix huzurlu bir şekilde gözlerini kapatmış ve uykulu ses tonu ile konuşmuştu.

F: "O zaman sen artık benim sahibim misin?"

Hyunjin anlık panikle parmakları arasındaki sarı tutamları sıkmış ama hemen sonra kendisini toparlamıştı. Bu cümleyi, bu hitabı duymayı beklemiyordu.

Ve neden kalbi hızlanmaya başlamıştı...

H: "Hayır Felix öyle bir şey yok. Sen insansın ve insanların sahibi olmaz"

Felix onu sıkıca kavrayan kollardan uzaklaşmış ve Hyunjin'in yüzüne bakarak onaylar anlamda başını sallamıştı. Hyunjin ne derse o...

...

H: "Şurada da banyo yapmak için ihtiyacın olan şeyler var"

Demişti Hyunjin banyodaki beyaz dolabı açıp içindeki şampuan ve duş jellerini göstererek. Felix yüksekte olan dolabın içini görebilmek için parmak uçlarına çıkmış ve dolabın içine dikkatli bir şekilde bakmıştı.

Dikkatini çeken pembe kutuya uzanmıştı almak için ama dolabın yüksek olması yetmezmiş gibi istediği şey de en üst raftaydı. Ne kadar küçük ellerini havaya kaldırsa da parmak uçlarında dursa da bir türlü yetişememişti kutuya.

Büyük olan ise bir süre bu tatlı manzaranın tadını çıkarmış ama küçüğünü daha fazla yormamak için pembe duş jeli kutusunu alarak Felix'e uzatmıştı.

Sarışın kutuyu eline alır almaz Hyunjin küvete doğru dönmüş ve suyu açarak sıcak tarafa çevirmişti.

H: "Suyu önce soğuk taraf yani mavi taraftan açıyorsun sonra kırmızıya çeviriyorsun ve ihtiyacın olacak kadar ısınıyor tamam mı?"

Suyu açmak için küvete doğru eğilen beden yarı zamanlı kedisinin anlayıp anlamadığını görmek için arkasına dönmüştü ama duş jelini ağzına sıkan Felix'i görünce paniklemişti.

H: "Hayır!"

Hyunjin hemen ayağa kalkmış ve kutuyu Felix'in elinden almıştı.

H: "Tükür hemen!"

Uzun beden kolunu ince bele sarıp sarışınını lavaboya taraf çevirmiş ve tükürmesi için başını iterek öne eğmişti.

Felix ise Hyunjin'in ilk defa yüksek ve sinirli sesini duyduğu için tedirgin bir şekilde ağzındaki güzel çilek kokulu şeyi tükürmüştü.

Arkadan ona sıkıca sarılan beden hemen musluğu açmış ve avcuna doldurduğu suyu Felix'in ağzına doldurmuştu.

H: "Çalkala ve tükür"

Sarışın olan artık Hyunjin'in sert sesinden rahatsız olmaya, gözleri dolmaya başlamıştı. Her zaman yumuşak bir tonda konuşan kişi neden şimdi böyle yapıyordu ki.

Ve o kadar fazla ağzını çalkalamıştı ki yorulmuştu resmen. Sadece çilek tadındaki şeyi yemek istemişti o kadar.

Sonunda Felix yorulup küçük eli ile Hyunjin'in su dolu elini ittiğinde Hyunjin küçüğünü kendine taraf çevirmiş ve iki elini yumuşak çilli yanaklara yaslamıştı.

H: "Yuttun mu Felix?"

Felix dolu gözleri ile başını iki yana salladı.

H: "Bak Felix yuttuysan söyle"

F: "Yutmadım"

Hyunjin sanki dakikalardır nefes almıyormuş gibi derin bir nefes almış ve yarı zamanlı kedisini kolları arasına alarak sıkıca sarılmıştı.

Felix ise başını tekrar büyüğünün boynuna gömmüş ve tuttuğu yaşları serbest bırakmıştı.

F: "Niye bana kızıyorsun ki?"

Uzun beden sarışını daha sıkı sarıp sarmalamış ve yumuşak tutamlara hafif bir öpücük bırakmıştı.

H: "Kızmıyorum ki Felix sadece korktum. Eğer şampuan yerşen zehirlenirsin ve mideni yıkatmak zorunda kalırız"

F: "Çilek yenilmiyor mu?"

Hyunjin kıkırdayarak gülümsemiş ve sıkıca sarıldığı bedeni çok sıkmamak için biraz kollarını hafifletmişti.

H: "Çilek yeniliyor bebeğim ama bu çilek değil aroma sadece. Yani duş almak için, güzel kokmak için"

Uzun olan yarı zamanlı kedisinin omuzlarından tutarak kendisinden uzaklaştırmış ve azıcık ağlamasına rağmen hemencecik kızaran burnuna ve gözlerine bakmıştı.

Çok tatlı.. her şeyiyle çok tatlı.

H: "Ben sana yemen için çilek alacağım tamam mı?"

Felix başını hızlı hızlı onaylar anlamda sallamış ve sıcak kollardan ayrılmanın verdiği huzursuzluğu küçük bedeninden atmaya çalışmıştı.

H: "Tamam bugünlük bu kadar yeter. Yarın mutfaktaki eşyaları gösteririm şimdi dinlenelim mi?"

Hyunjin Felix'in zarif omuzlarını okşadığında Felix de onu onaylamış ve hemen kollarını büyüğünün boynuna sarmıştı.

Hyunjin de dinlenmek olarak salonda oturmayı aklından geçirse de anlaşılan küçük yarı zamanlı kedisi dinlenme tesisi olarak kollarını seçmişti.

Hoş itiraz edemezdi zaten. Hemen iki elini de ince bele sararak sıkıca sarılmış ve burnunu sarı tutamların arasına gömmüştü.

...

Felix koltukta yarı uykulu, bir gözü açık bir gözü kapalı, saçları dağılmış şekilde oturuyor, Hyunjin'in çilekleri yıkamasını bekliyordu.

Banyoda bir süre sarıldıktan sonra salona inmişler ve Felix koltukta kestirirken Hyunjin çoktan yarı zamanlı kedisine çilek alıp gelmişti.

Şimdi gece biraz geç olmasına rağmen Felix uykuyla savaşıyor çileklerini yemek için uyumuyordu.

Büyüğü çilekleri güzelce yıkayıp tabağa doldurduktan sonra koltuğa, sarışının dibine oturmuş ve çileklerle dolu olan tabağı onun dizlerinin üzerine bırakmıştı.

Felix dağınık sarı saçları ile uykulu suratına rağmen Hyunjin'e taraf dönmüş ve kocaman gülümsemişti. Sonra ise zaman kaybetmeden büyük kırmızı çilekleri yemeye başlamıştı.

Her zamanki gibi iki eliyle de yemeye çalıştığı için yanaklarını çok fazla doldurmuştu. Felix hep böyle yiyordu ve Hyunjin de alışmıştı onun iki yanağı ve iki eli dolu bir şekilde yemek yemesine.

Bu suratı gördüğünde hep ilk kez karşılaştıkları, Felix'in mutfakta gimbap yediği sahne gözlerinin önüne geliyordu. O zaman farkedilmemek için kımıldamadan durmuştu küçük olan ve bu Hyunjin için fazlasıyla tatlıydı.

Sanırım ilk bakışında kapılmıştı yarı zamanlı kedisinin tatlılığına.

Felix zorla dolu ağzına bir çilek daha sokmaya, eli ile itmeye çalıştığında ağzı fazla dolu olduğu için dolgun dudağının kenarından çileğin kırmızı suyu akmıştı.

Hyunjin ise refleks olarak hemen baş parmağı ile küçüğünün çenesine kadar akan tatlı sıvıyı parmağını çenesinden dolgun dudaklara kadar sürükleyerek temizlemişti.

Hala gülümseyerek Felix'i izlerken parmağında kalan sıvıyı yaladığında küçüğü ile göz göze geldiği an paniklemişti.

Ne yaptığını o zaman anladığı sırada tam Felix'ten özür dileyecekti ki sarışın gülümseyerek diğer elinde tuttuğu tatlı çileği Hyunjin'in dudaklarına bastırmıştı.

Hala şok etkisinde olan uzun beden ise ağzını açmış ve çileğin hoş tadının ağzında yayılmasına izin vermişti.

Şu an ağzında olan hoş tat az önce yediği çileğe mi yoksa Felix'in dudaklarından akan sıvıya mı aitti emin değildi... ama hiçbir çileğin bu kadar tatlı olmadığına da emindi.

Yarı zamanlı kedisi karnı şişene kadar çileklerini yedikten sonra başını büyüğünün dizlerine yaslamış ve uyumuştu. Bir süre Hyunjin yumuşak sarı saçları okşayarak düşünmüştü.

Yine her zamanki gibi fazla düşünüyordu ama bu sefer düşüncelerinin çıktığı tek bir kişi vardı, dizlerine yatan küçük masum beden.

Felix çok masumdu ve Hyunjin onun masumluğunu çalmak istemiyordu. Ama.. içinde ona en kirli oyunları öğretmek isteyen bir kişiliği yatıyordu ve o kişiliğin uyanmaması için çok çabalıyordu.

Büyük beden derin bir nefes almış ve dizlerinde yatan yarı zamanlı kedisini uyandırmadan kollarına alarak odasına geçmişti.

Felix'i odasındaki yatağa bıraktıktan sonra küçük elini kavramış ve yok sayılacak derecede hafif bir öpücük bırakmıştı beyaz tene.

H: "Seninle aramızda olan bu ilişki ne inan bilmiyorum ama beni çıldırtacak kadar hoşuma gidiyor"

____________

Yazar çıvdırdı 🥰. Kitap çok masum biraz fesatlık yapsam mı? 👉🏻👈🏻 🙂

Bu arada en sevdiğiniz meyve ne? Benim armut 🙂 🍐

Bebeklerim anlaşmayı yenilemiş. Sanırım Seungmin'in dediği gibi 50 yaşlarına kadar şarkı aöylüyor olacaklar 🙏

Bölüm sonu

21 yorum