İyi Okumalar 🦋
___________
Felix, anahtarın kapıya temas etme sesini duyduğunda mutfakta içtiği sütü bırakmış ve nefes nefese koşarak kapıya ilerlemişti.
Hyunjin kapıyı açar açmaz küçük olan, büyüğünün boynuna atlamış ve iki koluyla da ona sıkıca sarılmıştı.
Artık bu durum rutin haline gelmişti. Her sabah Hyunjin işe gittiğinde Felix gitmemesi için binbir türlü tatlılıklar yapıyordu ama sonunda yine Hyunjin gidiyordu.
Ve akşam olduğunda Hyunjin eve gelir gelmez küçüğü kapının önünde boynuna atlıyor uzunca süre sarılıyordu. Felix tüm gün boyunca sabırsızlıkla bekliyordu büyüğünün gelmesini.
Günün sonunda Hyunjin geldiğinde birlikte evi topluyorlardı, yemek yapıyorlardı, oyunlar oynayıp, filmler izliyorlardı.
Her geçen gün Felix insan olmaya biraz daha alışıyor, kaybettiği yılların yerini doldurmak için onlarca yeni şeyler öğreniyordu.
Hyunjin'in küçük kedisi artık neredeyse ev eşyalarını tamamen tanıyor, iyi bir şekilde telefon kullanabiliyordu.
Tek bir sorun vardı Felix'in geceleri bitmeyen enerjisi...
Bazen Hyunjin, Felix'i gece koşusuna götürüyordu ve uzun süren koşudan sonra Felix eve varır varmaz odasına bile çıkmadan koltukta uyuyup kalıyordu.
H: "Birileri beni yine çok özlemiş"
Felix başını Hyunjin'in boynundan çekmeden onaylar anlamda sallamış ve daha sıkı sarılmıştı büyüğüne.
Hyunjin için de en az Felixinki kadar değişmişti hayatı. Yalnız geçen yıllarının ardında artık onu evde bekleyen birisi, zaman geçirebileceği, onu saf kalbi ile seven birileri vardı.
Felix için hayat kusursuz ilerlerken Hyunjin için biraz daha yorucuydu. Çünkü Hyunjin'in Felix'e olan hisleri değişiyordu.
Onun hisleri küçüğünün hisleri kadar masum değildi. Hyunjin, Felix'i onu kimseyle paylaşamayacak kadar seviyordu... ciddi anlamda seviyordu.
Ama Hyunjin, Felix'in hislerinin hangi yönde olduğunu bilmiyordu ve öğrenmeye de çekiniyordu. Felix'i kaybetmemek için kendi hislerini de saklamaya hazırdı...
F: "Sen beni özlemedin mi? Gerçi özleseydin gitmezdin ki"
Hyunjin, kollarında Felix ile kapıyı kapatmış ve ayakkabılarını çıkararak içeri geçmiş, mutfağa doğru ilerlemişti.
H: "Ama Felix, benim işe gitmem, çalışmam ve para kazanmam lazım. Yoksa sana her gün süt alamam"
Mutfağa vardıklarında, Felix Hyunjin'den uzaklaşmış ve kaşlarını çatarak, sinirli olduğunu sandığı yüz ifadesi ile büyüğüne bakmıştı.
F: "O zaman ben de işe gideyim"
Hyunjin, tezgahta duran yarısı içilmiş sütü almış ve bardağı küçüğünün eline tutuşturmuştu.
H: "Her akşam geldiğimde bu konuşmayı yapıyoruz Felix. Seni tehlikeye atamam, dışarısı çok tehlikeli"
Felix yüzü düşmüş bir şekilde sütünü içerken Hyunjin üzerini değiştirmiş, elini yüzünü yıkadıktan sonra mutfağa geri dönmüştü.
Küçüğünün üzüldüğünü biliyordu ama başkalarının onu öğrenip, ona zarar vermesinden de korkuyordu. Onu sadece kendisine saklamak istiyordu.
H: "Film gecesi yapmaya ne dersin?"
Sanki dakikalar önce üzgünlükten suratı düşen Felix değilmiş gibi, küçük olan mutlu bir şekilde başını kaldırmış ve büyüğünü onaylamıştı.
Sütü tek nefeste içtiği için dudağının üzeri beyaz olmuştu ve Hyunjin tekrar, yine ve yeniden onun tatlılığı karşısında eriyip kalmıştı.
Küçüğüne doğru yaklaşmış, peçete yardımı ile dolgun dudakların üzerinde duran süt katmanını temizlemişti.
Felix ise fazlasıyla mıtluydu. Onun için film gecesi demek, sıcak battaniyenin altında Hyunjin'in kollarının arasına sokulmak demekti.
...
Hyunjin her zaman animasyon ya da komedi tarzı filmler açardı Felix'in ilgisini çekmesi, onun sıkılmadan izlemesi için ama bu sefer farklı bir şey açmayı düşündü.
Hislerini Felix'e anlatamazdı veya Felix'in anlamasını bekleyemezdi ama belki bir şekilde onun anlamasını sağlayabilirdi.
Korktuğu tek bir şey vardı hislerinin karşılıksız kalması. Eğer Felix, onun gerçek hislerini öğrenirse ve bunu istemezse Hyunjin'i bırakıp gider miydi?
F: "Ne izleyeceğiz? Yine ördeklerin göçünü izleyelim mi?"
Küçük olan koltuğa atlayıp yumuşak battaniyeye sarılırken kumanda ile uğraşan Hyunjin'in dikkatini üzerine çekmişti.
En son ördeklerin göçünü izlemişlerdi ve ikisi de çok sevmişti gerçekten eğlenceli ve çok tatlı bir animasyonda ama bu sefer Hyunjin'in planları başkaydı.
H: "Daha güzel bir şey açacağım"
Hyunjin, tüm bölümleri birleştirilip film haline getirilen dizinin oynat tuşuna tıklatmış ve masada duran patlamış mısır kabını alarak koltuğa oturmuştu.
Felix hemen sarıldığı battaniyenin altından çıkmış, koltukta küçük küçük ilerleyerek Hyunjin'e sokulmuştu.
Artık ne yapması gerektiğini anlayan büyüğü battaniyeyi Felix'in küçük ellerinden almış, Felix'i kolları arasına çektikten sonra battaniyeyi ikisinin üzerine örtmüştü.
Cherry blossom after winter kavga saynesinde Felix, parlayan gözleri ile Hyunjin'e dönmüştü.
F: "Biz seninle hiç kavga etmiyoruz ki"
Hyunjin başını onaylar anlamda sallamış ve küçüğünü gülümseyerek onaylamıştı. Her film izlediklerinde Felix durmadan soru soruyor, karakter ve olay benzetmeleri yapıyor, film boyunca asla susmuyordu.
Normalde olsa Hyunjin'i sinir ederdi bu durum ama söz konusu Felix olunca onunla ilgili hiçbir şeye sinir olamıyordu. Aksine işten sinirli döndüğünde küçüğünün tek bir sarılması tüm sinirlerini alıyordu.
Felix ilk başlarda yine sorular sorsa da film ciddileşmeye başladığında ilk defa susmuş ve filmin sonuna kadar hiçbir şey sormamıştı.
Sonda yazılar ve kamera arkası fotoları giderken, kapanış sahnesi olurken bile Felix tek kelime bile etmemişti.
Kolları arasına sığınan yarı zamanlı kedisinin yüzüne bile bakmaya cesaret edemiyordu Hyunjin. Korkuyordu ya film ve konusu onu rahatsız ettiyse, ya bu durumu hiç sevmediyse.
Ekran tamamen karanlık olduğunda hava karardığı için ve televziyonun ışığı kapandığı için göz gözü görmez oldu.
Felix hala kıpırdamazken Hyunjin onun uyuduğunu düşündü ve dikkatli bir şekilde koltuktan kalktı sarışınını odasına götürmek için.
Koltuktan kalktığı an bileğine sarılan el onu olduğu yerde durdurdu. Dönüp bileğine baktığında Felix'in küçük eli onun bileğini tam bir şekilde saramamıştı bile.
H: "Odana götüreyim mi seni uykun gelmiştir"
Felix başını hayır anlamında salladığında, Hyunjin koltuğa geri oturmuştu ama küçük el hala bileğini sıkıca tutuyordu. Onu ilk defa durgun ve konuşmadan görmek biraz garipti.
Sanki ilk tanıştıkları zamanlara dönmüşkerdi. Felix konuşmaktan çekinir gibi olmuştu ama son zamanlarda bu öyle değildi. Felix, çok konuşan asla susmayan birisiydi.
Şimdi susması ise Hyunjin'i pişman ediyordu. Keşke açmasaydı filmi diye kendisini hırpalıyordu içten içe.
F: "Hyunjin"
H: "Efendim"
Hyunjin, Felix'in kısık sesini duyduğunda hemen ona doğru dönmüştü karanlık olduğu için neredeyse yüzünü göremiyordu.
H: "Işığı açıp geleyim"
Hyunjin tekrar ayağa kalktığında, Felix onun bileğinde duran elini sıkılaştırmıştı.
H: "Karanlıktan mı korkuyorsun Felix? Hemen açıp geleyim ışığı"
Felix, başını hayır anlamında sallamıştı ama Hyunjin bunu görememişti.
F: "Açma ışığı"
Hyunjin sıkıntılı bir nefes alarak koltuğa oturduğunda, yanında kıpırdanmalar hissetmişti.
Felix, büyüğünün bileğini bırakmadan ona doğru yaklaşmış ve başını göğsüne yaslayarak Hyunjin'e sürtünmüştü kedi gibi.
Hyunjin de bir şey demeden göğsüne sığınan kedisini tek koluyla sarmış ve saçlarına öpücük kondurmuştu. Felix'in canı bir şeye sıkılmıştı ve Hyunjin'in tek dileği filmin onu rahatsız etmemiş olmasıydı...
Felix, saçına kondurulan öpücük yüzünden iç geçirmiş ve burnunu çekmişti.
H: "Felix ağlıyor musun sen?"
Küçük olan biraz daha büyüğünün göğsüne sığınmış ve elini Hyunjin'in bileğinden çekerek, kucağına çıkmış, boynuna sıkıca sarılmıştı.
F: "Onlar aynı evde yaşıyorlar ve hep aynı yatakta uyuyorlar, hep öpüyorlar birbirlerini. Ama sen beni hep ayrı yatağa bırakıyorsun yalnız uyuyup üşümem için. Hiç beni öpmüyorsun. Ben seni seviyorum lütfen beni sev, bırakma. Sen söylemiştin birbirimizi asla bırakmayacağız diye"
Felix gözyaşları ile Hyunjin'in göğsünü ıslatarak hıçkırıklar içinde zorlukla da olsa konuşuyor film yüzünden içinde kalanları söylüyordu.
Hyunjin ise kollarındaki küçüğünü daha sıkı sarıp sarmalamış ve durmadan saçlarına öpücük kondurmuştu.
H: "Seni hep öpüyorum, sarılıyorum bunu nereden çıkardın"
F: "Hep saçımı öpüyorsun, hiç dudaklarımı öpmedin. Çok mu kötü dudaklarım?"
Hyunjin duyduklarının şokunu atlatmaya çalışırken, Felix ise ağlamaya devam ediyordu. Hyunjin'in içinde kopan fırtınalardan habersiz bir şekilde...
_______________
Tamam artık konuşun halledin aranızdaki hisleri sonra da elim sende oynayın.
Felix'e kinnporsche izletirdim de travma olmasın çocuğa.
Artık gelecek bölüm sonraki seneye kısmetse inşallah.
Battaniye altında öpüşme gelmez mi ya? Kim bu kitabın yazarı?












