İyi okumalar 🦋
___________
Hyunjin kolları arasına kıvrılan bedene sarılmış ve tek eli ile sırtını okşarken diğer eli ile de yumuşak saçları okşamıştı.
En azından yarı zamanlı kedinin konuşabildiğini öğrenmişti. Bu da bir ilerleme sayılırdı. Hem de büyük bir ilerleme.
Felix, onu yumuşak yumuşak okşayan bedene daha fazla sokulmuş, başını durmadan kaslı gövdeye sürtmüştü. Ne kadar kollarını kaldırıp Hyunjin'e sarılmak istese de alçı buna izin vermiyordu.
Şu kolundaki beyaz şeyden kurtulduğu ilk gün sıkıca sarılacaktı Hyunjin'e. Onunla bu denli ilgilenmesi Felix'in küçük kalbini huzurla dolduruyordu.
Küçük beden üstünü de ıslattığı için üşüyordu ve Hyunjin kolları arasında hafifçe titreyen bedeni daha fazla sarıp sarmalamak istede de oyalanmaması gerektiğini biliyordu.
Felix'i omuzlarından tutarak yavaşça kendisinden uzaklaştırmaya çalışıyordu ama Hyunjin uzaklaştırdıkça Felix daha çok sokulmaya çalışıyordu Hyunjin'in göğsüne. Gerçekten de bir kedi gibiydi...
H: "Duş almana yardım edeyim sonra hemen alçıyı kurutalım tamam mı?"
Bu sefer Felix karşı gelmemiş ve Hyunjin'e sokulmayı bırakmıştı. Sıcak bedenden uzaklaşır uzaklaşmaz üşüdüğü için yüzünü buruşturmuştu. Hyunjin'in kollarında olmak daha iyiydi.
Uzun olan ayağa kalkmış suyu sıcacık ayarladıktan sonra küvetin dolması için tıpayı kapatmıştı.
Hyunjin bunları yaparken felix bağdaş kurarak oturduğu yerden başını kaldırarak gözleri ile Hyunjin'in her hareketini izliyordu, irisleri Hyunjin'in olduğu yöne doğru kayıyordu hep.
H: "Üstünü çıkarmana yardım edeyim mi?"
Büyük beden sarışınla konuşmak için tekrar yere oturduğunda Felix yine gözlerini kırpmadan onun hareketlerini takip etmişti. Büyülenmiş gibiydi. Başını onaylar anlamda hızlı hızlı aşağı yukarı salladığında Hyunjin gülümsemişti. Fazlasıyla tatlıydı.
Hyunjin hareketlerini küçüğünü korkutmamak için bilerekten yavaşlatmış ve zaten Felix'in üstüne bol olan tişörtünü yavaşça çıkarmıştı.
Onu rahatsız etmemek için bakışlarını vücudundan kaçırarak Felix'in ayağa kalkmasını sağlamış ve gözlerine bakarak üstündeki şortu da çıkarmıştı. Sarışın olan üzerinde sadece boxerla kalmasına pek rahatsız olmuş gibi değildi.
Hyunjin eli ile suyu kontrol etmiş ve güzel olduğuna karar verdiğinde musluğu kapatmıştı. Felix ise beklemeden sabırsızlıkla sağlam olan eli ile Hyunjin'in koluna tutunarak ayağını kaldırmış ve küvetin içine girmişti.
Kirli olmayı sevmiyordu. Hep tertemiz dolaşmak onu daha rahat hissettiriyordu.
Büyük beden sıcak suyun içinde mayışan güzelliği ısırmamak için dişlerini sıkarken onun sol kolunu küvetin kenarına yaslamıştı su olmaması için.
Hemen sonrasında duşu açmış ve sarı saçları ıslatarak parmakarıyla masaj yapmaya başlamıştı. Hyunjin uzun saçları şampuanlarken Felix çoktan gözlerini kapatmıştı.
Uzun bedenin dokunuşları o kadar yumuşak ve rahatlayıcıydı ki küçük olan başını uzun parmaklara doğru itiyordu daha fazla masaj yapması için.
Hyunjin de yarım ağız sırıtarak yarı zamanlı kedisinin başını okşuyordu. Küçük kedisini ter temiz yıkadıktan sonra havluya sarmış ve koluna dikkat ederek üstünü giyinmesini söyledikten sonra banyodan çıkmıştı.
Felix üstünü giyinirken Hyunjin banyonun kapısındna bir saniye bile ayrılmamıştı. Dikkatle dinliyordu eğer yardıma ihtiyacı olursa diye.
Sonunda Felix, Hyunjin'in ona aldığı üstüne tam olan beyaz eşofman ve beyaz tişörtü giyinmiş bir şekilde banyodan çıkmıştı.
Alçılı kolu yüzünden tişörtünü giyinmesi eper zor olmuştu dağılmış yarı ıslak saçlarına bakılırsa.. ve bir de etiketi önde olan tişörte bakılırsa..
Büyük olanın güldüğünü görünce kaşlarını çatmıştı sarışın olan. Neye gülüyordu ki komik bir şey mi vardı.
Hyunjin yerden bitme küçüğünün çatık kaşlarını gördüğünde gülüşünü durdurmuş ve tişörtün eteklerinden tutarak dikkatlice çıkarmıştı. Ön tarafını çevirdikten sonra da tekrar aynı dikkatli şekilde giydirmişti Felix'e.
H: "Adını öğrenebilir miyim?"
Küçük olan umursamaz bir şekilde omuzlarını silkmiş ve merdivenlere doğru adımlayarak aşağı inmişti. Duş aldığı için karnı acıkmıştı ve o yuvarlak şeylerden yine bulmak için gerekirse tüm dolapları karıştıracaktı.
Hyunjin ise Felix'in umursamazlığı ve sanki kendi eviymiş gibi rahat olması, ondan çekinmemesi karşısında şok olmuş bir şekilde donup kalmıştı. Gerçekten farklı birisi olduğu ortadaydı.
Uzun olan ne kadar süre orada donup kalmıştı bilmiyordu ama mutfağından dökülme sesleri geldiğinde koşarak aşağı inmişti.
"Dur hayır"
Hyunjin tencere dolabındaki tencereleri yere döken Felix'i durdurmuş ve koltuk altlarından tutarak ayağa kaldırmıştı.
"Ne yapmaya çalışıyorsun?"
Felix cevap vermeden Hyunjin'in yüzüne baktığında küçük olanı konuşturmanın ne kadar zor olduğunu anlamış ve beline sarılarak havaya kaldırıp tezgahın üzerine oturtmuştu.
"Kıpırdamadan bekle"
Hyunjin havada parmağını sallayarak konuştuğunda Felix sallanan parmağa gözünü bile kırpmadan bakmıştı. Sonrasında ise ellerini önünde birleştirerek uslu bir çocuk gibi sakince oturmuştu.
Büyük bedenin tencereleri düzenli bir şekilde dolaba yerleştirmesini izlemiş ve hiç kıpırdamamıştı.
Uzun olan sonunda dolabı düzenlemeyi bitirmiş ve ayağa kalkarak tezgahta oturan sarışına bakmıştı. Aynı bıraktığı gibi kıpırdamadan duruyordu.
Hyunjin tezgahta oturan bedene doğru yaklaşmış ve sarı saçları okşamıştı. Bulduğu her fırsatta ona dokunmak yanında olmak istiyordu. Bazen düşünüyordu acaba büyülü biri miydi ve şu an onun büyüsüne kapılmış olabilir miydi.
Bazen de peri gibi olan yüze bakıyor onun asla kötü birisi olamayacağını kendine söylüyordu. Kötü bir şey yapamayacak kadar temiz, masum ve melek gibi bir yüze sahipti.
Kendi kendine Felix'in ne kadar masum gözüktüğünü düşünürken bir anda tüm mutfağı Felix'in karnının guruldaması sarmıştı.
Küçük olan ne olduğunu anlamak için etrafına bakmış sonra da elini karnına yaslayarak başını eğmiş ve karnına bakmıştı. O ses kendinden mi çıkmıştı? Hyunjin ise gözleri kaybolana kadar gülümsemişti.
"Aç mısın?"
Felix hemen başını onaylar anlamda sallamıştı.
"Ne yemek istersin?"
Hyunjin sarışın olanı elinden geldiğince konuşturmaya çalışıyordu ama o sadece vücut dilini kullanmayı seçiyordu. En kısa zamanda konuşmasını sağlamalı ve hakkında birkaç şey öğrenmeliydi. Yoksa düşünmekten deliye dönecekti.
Felix bir şey söylemeden Hyunjin'in yüzüne baktığında bir süre öylece durmuş, birbirlerinin gözlerine bakmışlardı. Felix'in konuşmayacağı ortadaydı.
Büyük beden pes ederek başını iki yana sallamış ve buzlukta duran gibmapları alıp mikrodalgaya atmış ve dakikayı ayarladıktan sonra beş dakika boyunca mikrodalgaya bakmıştı.
Düşünüyordu.. her zamanki gibi çok fazla düşünüyordu ve bu gerçekten iyi bir şey değildi.
Sonunda mikrodalganın bittiğini belli eden ses çınladığında kapağını açmış ve gimbapları doğradıktan sonra tezgahta hala kıpırdamadan oturan Felix'in kucağına bırakmıştı.
Sonra ise beklemeden salona geçmiş ve koltuğa oturmuştu. Biraz saha düşünmek istiyordu ve eğer kendisi de konuşmazsa belki yarı zamanlı kedi konuşur diye tahmin ediyordu.
Felix ise kucağında duran lezzetli yemeğe bakmış, dudaklarını yalamış sonra ise arkasına dönerek salonda oturan Hyunjin'e bakmıştı.
Hissddiyordu.. onun üzgün olduğunu hissediyordu.
Küçük beden kucağında duran tabağı tezgaha bırakmış ve tek koluyla zorlukla da olsa destek alarak tezgahın üzerinden inmişti.
Küçük adımlarıyla Hyunjin'e doğru yürüdüğünde Hyunjin onu farketmemişti bile.
Bir anda kucağında ağırlık hissettiğinde gerçekliğe dönmüştü büyük beden.
Felix hiç yadırgamadan bacaklarını Hyunjin'in iki yanına doğru uzatmış, rahat bir şekilde kucağına oturmuş, sağlam kolunu boynuna doladıktan sonra başını da boynuna gömmüştü.
Hyunjin ise öylece durdu.. zaman onun için bir süreliğine durdu.
Tekrar düşünmeye başladı ama bu sefer içini sadece hol düşünceler sardı. Acaba dedi kendi kendine acaba bir süre önce gittiğini düşünerek onu delirten bu küçük beden onun için güvenli alan olabilir miydi.
Acaba şu an kucağında bebek gibi ona sarılan güzellik ona hayatı boyunca tatmadığı sevgiyi.. aile sevgisini verebilir miydi.
Yoksa çok mu açgözlüydü? Daha ne olduğunu anlayamadığı birisinden sevgi bekleyecek kadar açgözlü olabilir miydi?
Değildi.. hayatında bir sürü insan olmuştu ama kimse ona bu kadar iyi hissettirmemişti daha önce.
Hyunjin sonunda derin bir nefes almış ve kollarını ince bele sararak küçüğünü biraz daha kucağına doğru çekmiş ve sıkıca sarılarak burnunu saçlarına gömmüştü.
"Adım Felix"
____________
Şaka bir yana bu kitabı yazmak beni çok zorluyor...
Umarım mahvetmiyorumdur 🥺






