İçeriğe geç

CatLix / HyunLix

Bölüm 4 · 6 dk okuma

CatLix / HyunLix

Bölüm 4

🐾

İyi Okumalar 🦋

___________

"Hareket etmediğinde görünmez olduğunu mu sanıyorsun sen?"

Hyunjin gülümseyerek yanakları gimbap dolu bedene doğru adımlıyordu. Felix ise hala azimle kıpırdamamaya devam ediyordu. Ama biraz daha lezzetli gimbapları çiğnemeden ağzında tutarsa, ağzının suyu akacaktı.

Felix, Hyunjin'in ona yaklaştığını gördüğünde hemen son dilim gimbap'ı eline almış ve ağzındakileri yutmaya çalışmıştı. Ondan korkmaması gerekiyordu ama yine de yaklaşması kalp hızını arttırıyordu.

Hyunjin, küçük olanın etrafa baktığını gördüğünde kaçacak yer aradığını anlamıştı. Daha fazla yaklaşmadan yerinde durduğunda yerdeki cam kırıklarını görünce kaşları çatılmıştı.

Uzun beden hemen sonra Felix'in camlara basmak üzere olan çıplak ayaklarını görünce hızla öne doğru atlamış ve yarı zamanlı kediyi kolları arasına almıştı havaya kaldırarak.

Hyunjin küfürler savurarak yerdeki camlara basmadan oradan uzaklaşmaya çalışıyordu. Gözlerini parkenin üzerinden çekmiyordu hiçbir cama basmamak için.

Sonunda mutfaktan uzaklaşıp salona geçtiğinde bakışlarını kollarında duran küçüğe doğru çevirmişti ve anında gözleri şokla açılmıştı. Şimdi bayılmazsa drama queen'lik ödülünü iade edecekti.

Felix, korktuğu için tek eli ile sıkıca Hyunjin'in omzuna tutunmuş ve gözlerini sıkıca kapatmıştı. O kadar sıkı kapatmıştı ki göz etrafı kırışmıştı. Ama Hyunjin'i şaşırtan, yarı zamanlı kedinin başında küçük sarı kulakların olmasıydı.

Kedi gibi kulakları vardı ve Hyunjin her sesli nefes aldığında sese doğru tepki vererek minik minik kıpırdıyorlardı. Garip ama tatlıydı, fazlasıyla garipti.

"Kediye falan dönüşeceksen yapma o alçıyı yapmak hiç kolay değildi"

Hyunjin gerginliğini bir tarafa bırakmış ve sesinin titrememesine özen göstererek konuşmuştu. Felix de gözlerini yavaş yavaş açsa da hala tek eliyle sıkıca Hyunjin'in omzuna tutunuyordu. Parmakları yavaştan uyuşmaya başlamıştı bile.

Felix gözlerini tamamen açtığında Hyunjin'in yüzüne dikkatlice bakmıştı. Sonra ise bakışlarını etrafında dikkatle gezdirdi. Güvende olduğunu anladığında ise derin bir nefes aldı.

Büyük beden dikkatli bir şekilde kucağındakinin bakışlarını ve parlak gözlerini inceledi. Çok tatlıydı, hareketleri aynı kedi gibiydi. Olduğu alanın güvenli olduğunu anlamak için dikkatlice izliyordu her yeri.

Felix, bulunduğu kolların güvenli olduğunu onaylamış olacak ki diğer elinde canı pahasına koruduğu gimbap'ı ağzına götürmüş, zorlukla da olsa tek seferde ağzına tıkmıştı.

Onun için kucakta olmak garip değildi. Aksine kucakta olmayı çok seviyordu. Önemli olan karnının tok olmasıydı.

Hyunjin de gözlerini sarışından alamıyordu. Hala hiçbir şeyi anlamdıramamıştı ama kucağındaki beden çok değişikti ve hareketleri garip olsa da fazlasıyla tatlıydı.

Ne olduğunu, nereden geldiğini, onu nasıl bulduğunu ya da en basitinden ileride ne olacağını bilmiyordu ama şu an sanki hiçbir şey umrunda değildi. Onun tatlı tatlı kucağında dolu yanakları ile gimbap yemesini izlemek istiyordu.

"Umarım konuşmayı beceriyorsundur"

Felix, tavana odaklanan gözlerini konuşan dudaklara çevirmişti. Ama güzel avizenin üzerine çıkmayı da iyileştikten sonra kafasına not etti.

Hyunjin ile konuşmak istiyordu ama aynı zamanda da çekiniyordu. Sadece böyle dursalar olmaz mıydı. Hem iyileştikten sonra kesin gidecekti. Konuşmaya ne gerek vardı ki.

Küçük beden umursamadan başını aşağı indirmiş ve yakışıklı veterinerin boynunu kokladıktan sonra başını oraya yaslamış ve gözlerini kapatmıştı. Biraz daha uyumak istiyordu. Rahat rahat uyumayalı uzun zaman olmuştu.

Hyunjin ilk boynunda hissettiği nefesler sonra da soğuk burun yüzünden irkilmişti. O, yarı zamanlı kedi ile konuşmaya çalışırken, kedi hiçbir şeyi umursamadan boynuna mı sokulmuştu?

"Şaka gibi"

Uzun beden bir gün olanlara açıklık getirmeyi umut ederek kucağındaki hafif bedeni yavaşça koltuğa bırakmıştı. Gerçekten çok çabuk uykuya dalmış..

Odadan aldığı kalın battaniyeyi uyuduğu için saçları koltuğa dağılan küçük bedenin üzerine örtmüştü.

"Burnun soğuksa üşümüşsündür.."

Sarışının üstünü sıkıca kapattıktan sonra, kliniğe gitmeden ona uyacak kıyafetler almayı da aklının bir köşesine not etti.

...

Hyunjin ne kadar işine odaklanmak istese de hep aklı evde kalıyordu. Bir taraftan açıklanamayacak olaylar yaşaması diğer taraftan da eve döndüğünde koltukta uyuyan sarışın bir beden bulamaması onu gerçekten korkutuyordu.

Bu yüzden işine de doğru düzgün odaklanamamıştı. Papağana yanlışlıkla kedi maması verecekken sahibi tarafından uyarılmıştı neyse ki.

Düşünmeden edemiyordu. Kucağına aldığında karşılaştığı kulaklar, sonra insan hali ile kedi gibi boynuna sokulup uyuması. Gerçekten fazlasıyla hoşuna gidiyordu ama ya bunların hepsi bir rüyaysa.

Daha fazla işe odaklanamayacağını anladığında, randevusu da olmadığından bugün erken kapatma kararı almıştı. Bir an önce eve gitmek ve hala sarışının evinde olduğuna emin olmak istiyordu.

Arabadan aceleyle indiği için aldığı kıyafetleri unutmuş ve bagajdan poşetleri almak için telrar arabaya geri dönmüştü. Her şeyi aldığından emin olduktan sonra kapıyı açarak kendini eve atmıştı.

Poşetleri kenara bırakır bırakmaz ilk gözlerini koltukta gezdirmişti. Yarı zamanlı kediyi bıraktığı yerde bulamadığında derin bir nefes almıştı. Koltukta sadece battaniye vardı.

Mutfağa girmiş ve orada da kimseyi göremediğinde kendi odasına ve diğer boş odaya bakmıştı. Gittiğini anlaması ise çok zaman almamıştı.

Uzun beden üzülmüştü. Sarışınla çok bir zaman geçirmemişti ama onun tatlılığını sevmişti. Tatlı suratı o kadar çok sevmişti ki, garip olayları umursamayacak hale gelmişti.

Onu daha fazla tanımak istemişti. İnternette araştırma yapmıştı ama hiçbir şey bulamamıştı doğru düzgün. Onunla konuşup hakkındaki her şeyi öğrenmek istemişti.

Bu kadar erken gideceğini hesaba katmamıştı. Hem yaralıydı canı çok yanıyordur ki neden gitmişti. Üstündeki kıyafetler de ince ve boldu üşürdü ki onlarla.

Bileği de burkulmuştu. Çok yere basmaması gerekiyordu. Kolundaki alçının da kontrole ihtiyacı vardı. Hyunjin bunları düşünerek boş odadan dolu gözleriyle çıkmıştı.

Ya bu olaya gerçekten üzülmüştü ya da enayi gibi bir günde gördüğü kişiye alışmıştı. Ya da belki de yaralı halde dışarıda yalnız olması onu üzmüştü.

Hyunjin tekrar evde yalnız olduğunu anlayarak derin bir nefes almıştı. Gitmiş olsa bile bulacaktı onu. Niye böyle bir şey yapacaktı bilmiyordu bulacaktı işte. Bir kere o kulakları sevmeden bırakamazdı.

Hem alçısının bakıma ihtiyacı vardı, ohoo bunun kesilerek çıkarılması falan vardı. Evet kesin bu yüzden bulacaktı yarı zamanlı kediyi.

Odadan çıktığında yan taraftaki banyonun ışığının açık olduğunu farketmişti. Hava tam kararmamıştı ama ışığın açık olduğu aralık kapıdan zor da olsa anlaşılıyordu.

Uzun beden içinde yeşeren umut tomurcuklarıyla banyoya doğru adımlamış ve zaten açık olan kapıyı tıklatmıştı. Biraz bekledikten sonra ses gelmediği için kimse yoktur diyerek içeri dalmıştı.

Yerde gördüğü bedenle hem sevinmiş hem de telaşlanmıştı.

Felix ıslanmış kıyafetleri ile küvetin yanında oturuyordu ve sessizce ağlıyordu. Durmadan yaşlar akan gözleri ve kırmızı burnu gözükmeseydi ağladığı anlaşılmayacaktı bile.

Kapının açıldığını gördüğünde ise dolu dolu olduğu için daha çok parlayan gözlerini Hyunjin'e çevirmişti. Acaba kızar mıydı ki ona?

Felix ağlamanın verdiği etki ile dudaklarını büzmüş ve alçılı kolunu zorlukla da olsa havaya kaldırarak Hyunjin'e taraf uzatmıştı.

"Islandı"

Geldiğinden beri ettiği ilk kelimeden sonra hıçkırarak ağlamaya başladı. Sabah Hyunjin ona "alçıyı yapmak çok zordu" demişti ve şimdi Felix onu ıslattığı için çok üzgündü.

Sadece duş almak istemişti kolunu ıslatmayacaktı ama yanlışlıkla her yerini su içinde bırakmıştı ve çok pişmandı.

Hyunjin yerde oturan küçük bedenin ilk defa sesini duymuştu ve onun şokundaydı ama tatlı tatlı, masum bir şekilde ağlaması bu şokun uzun sürmesine izin vermemişti.

Hızla yerdeki küçük bedenin yanına çökmüş ve gözlerinden akan yaşları silmişti yumuşak bir şekilde.

"Sorun değil çok ıslanmamış tekrar kuruturuz ağlama"

Felix aldığı şefkat dolu dokunuşlar ve sözcükler karşısında daha çok ağlamak istemişti. Yerde duran bacaklarından destek alarak yerde sürünmüş ve biraz daha yaklaşmıştı Hyunjin'e.

İlk önce dolu gözleri ile yakışıklı suratı dikkatlice incelemiş, sonra da tüm vücudunu yerde oturan Hyunjin'in göğsüne saklamıştı. Başını geniş ve rahat göğüslere sürtmüştü gözlerini kapatırken.

Burası gerçekten rahattı...

____________

Çooook tatlı 😭😭😭

Çok saçma gitmiyordur umarım. Nasıl ilerliyor değiştirmem gereken bir şey var mı 😭😭😭

Bu kitabı yazarken "bok gibi oldu" perilerim geliyor 🧚‍♂️

Çook tatlı kapaklar yapmış okurlarım biraz da buna ağlayayım 😭😭😭

Bölüm sonu

14 yorum