İçeriğe geç

CatLix / HyunLix

Bölüm 3 · 6 dk okuma

CatLix / HyunLix

Bölüm 3

🐾

İyi Okumalar 🦋

__________

Hyunjin battaniyeye sardığı bedeni kollarına almıştı dikkatli bir şekilde. Bir insana göre fazlasıyla hafif olduğu için şaşırmıştı ama buna zamanı yoktu. Üstüne mont almadan evden çıkmış ve hemen arabasına doğru adımlamıştı.

Kucağındaki küçük beden ıslanmasın diye hemen arabanın arka koltuğuna yatırmış ve morarmış kolunu dikkatlice havaya kaldırarak başının üstünde sabitlemişti. Şu an kolunun kalbin üzerinde durması gerekiyordu, kan gitmemesi için. İç kanama riski vardı ama onun insan olduğundan bile emin değildi ki.

Büyük beden telaştan titreyen elleri ile arabayı çalıştırmış ve çok da uzak olmayan kliniğe doğru yola koyulmuştu bir taraftan telefonuyla arama yaparken.

"Gecenin bu saatinde yine keşfette gördüğün kanadı incinmiş muhabbet kuşunu ağlayarak anlatmak için aradıysan gelir ağzına sıçar geri dönerim Hwang"

Hyunjin bunu ne zaman yaptım diye düşünürken aniden bulunduğu durum yüzüne tokat gibi çarpmıştı. Arabasında yarı zamanlı kedi olan bir varlık taşıyordu.

"Acil kliniğe gel lütfen"

Minho, tam küfür edecekken sonraki nezaket ekini duyduğunda duraksamıştı. Kuzeni asla onunla böyle konuşmazdı demek ki durum gerçekten ciddiydi.

"Geliyorum"

Hyunjin kısa zamanda varmıştı kliniğe. Hemen arabadan inmiş ve otomatik kilidi tuşla açtıktan sonra kapının kilidini açmış ve arabaya geri dönmüştü.

Yarı zamanlı kedi varlığın hala baygın olduğunu gördüğünde korkmaya başlamıştı. Titreyen eli ile boynundaki nabzını hissettiğinde rahatlamıştı. Ne yavaştı ne de hızlı, gayet normal bir şekilde atıyordu.

Tekrar küçük bedeni dikkatli bir şekilde kucağına aldığında kliniğe doğru koşmuş ve veteriner kliniği olduğu için hasta yatağına değil de bekleme kısmındaki koltuğa bırakmıştı.

İçinden Minho gelene kadar uyanmasın diye dua ediyordu. Çünkü tek başına ne yapacağını bilmiyordu. Minho geldiğinde de ne yapacağını bilmiyordu gerçi.

Araba sesi duyduğunda derin bir nefes almıştı. Çok geçmeden Minho tavşanlı pijamaları ile ciddi bir şekilde içeri dalmıştı. Anlaşılan yine Jisung etkisine uğramıştı kuzeni.

"Ne bok yedin yi-"

Minho koltukta bir insan olduğunu gördüğünde bu sefer gerçekten ciddileşmişti. Şakayı bırakma zamanı gelmişti.

"Ne yaptın? Arabayla mı çarptın. İt hastaneye götürsene"

Hyunjin, kıyafetinin yakasını sıkan Minho'nun ellerini tutmuş ve kendisinden uzaklaştırmaya çalışmıştı ama boşuna çabalıyordu.

"Tedavi et. Hastaneye götüremem. Ben bir şey yapmadım sadece güven bana"

Minho, kuzenini yakasından itmiş ve baygın bedeni kontrol etmek için dizleri üzerine çökmüştü. Morarmış kolunu gördüğünde ise derin bir iç çekmişti.

Telefonunun flaşını açıp gözlerini kontrol ettiğinde doktorluk hayatı boyunca ilk defa böyle bir şeyle karşılaşmıştı. Normalde göz irisleri tepki için ya küçülür ya da büyürdü ama onun irisleri oval oluyordu ışığa karşı.

Anlamaz bakışları ile yanında yere çöken Hyunjin'e taraf dönmüştü.

"Lütfen hiçbir şey sorma lütfen"

Minho tekrar sabır diler bir şekilde derin bir nefes almış ve işine devam etmişti. Battaniyeyi çekmek için hamlede bulunduğunda Hyunjin kendini öne doğru atmış ve Minho'yu durdurmuştu.

"Çıplak"

"Hyunjin yanlış bir şey yapmadın dimi?"

"Saçmalama Minho"

"Genel kontrol yapmalıyım"

Hyunjin elini geri çektiğinde Minho geri kalan vücudu tamamen incelemişti. Ayak bileğinde hafif kızarma ve kolunda morarma vardı. Göz bebeklerini saymazsak nabız ve kalp atışları dahil geri kalan her şey normaldi.

Fazla zaman kaybetmeden ayak bileğini ve kolunun röntgenini çekmişlerdi. Ayağında sorun yoktu ama kolunda dirseğinin biraz altında bir kırık vardı ve bilek bükümü ezilmişti.

Minho, alçı için sıcak su ve alçı çamuru hazırlarken Hyunjin de dikkatli bir şekilde yarı zamanlı kedinin ayak bileğine krem sürüyordu.

Baygın bedenin kolunu sabitlemek için koltuğun yanına küçük sehpa çekmiş ve morarmış kolunu oraya uzatmışlardı. Sabit bir işlem yapabilsinler diye.

"Ben alçıyı bitirene kadar elini yumruk halinda sıkmadan sabit bir şekilde tut"

Hyunjin başını sallayarak hemen kuzenini onaylamış ve yarı zamanlı kedinin parmaklarını birbirine yakınlaştırarak elini yumruk haline getirmişti.

Minho, hızlı bir şekilde alçı bezlerini sıcak suda ıslatmış, sıkmış ve yaralı kola sarmıştı. Hem bilek hem de dirsek kısmında sorun olduğu için işlem uzun sürmüştü.

En sonunda dirsekten avuç içine kadar bezleri sardıktan sonra sıkılığını ve kırışıklıkları düzeltmiş ve alçı çamurunu sürmüştü. Isıtıcı ile kuruttuktan sonra da son kontrolleri yapmış ve yorgunluk, uykusuzluk yüzünden güçsüz düşen vücudunu yere bırakmıştı.

"Öğlen önemli bir ameliyatım var. Şimdi uyumak için gidiyorum ama umarım akşama her şeyi açıklarsın"

Minho tekrar kontrolleri yaptıktan sonra uyumak için oyalanmadan eve geri dönmüştü. Alçı yapmak uzun bir işlemti ve güneş yavaş yavaş doğmaya başlamıştı.

Hyunjin de yarı zamanlı kediyi dikkatli bir şekilde eve taşımış ve boş olan yan odasındaki yatağa yerleştirdikten sonra üstüne bir şeyler giydirmiş, uyumaya bırakmıştı.

Ne kadar endişeli olsa da kendisinin de uykusu vardı. Bunların başına dert olmayacağını umarak odasına gitmiş ve kendini yatağına atmıştı.

Güneş yavaş yavaş doğmaya başladığı için etraf da aydınlanıyordu. Hyunjin uyuyamayacağını anladığında yatağından kalkmış ve bilgisayarının başına geçmişti. Gerçekten bir şeyler araştırmasaydı kafayı yiyecekti.

...

Felix, karnının sesli bir şekilde guruldamasıyla sese korkmuş ve telaşlı bir şekilde gözlerini açmıştı. Sesin kendi midesinden geldiğini anladığında ise hemen sakinleşmişti.

Yataktan kalkmak için kollarından destek alacağı sırada sol kolunda hissettiği ağırlıkla duraksamıştı ve kolunda duran beyaz şeye bakmıştı.

Ne olduğunu bilmiyordu ama çok ağırdı ve taş kadar sertti. Kolunu kaldıramayacağını anladığında diğer eli ile kolunu desteklemiş ve öyle ayağa kalkmıştı.

Hyunjin'in tanıdık kokusunu her yerde alabildiği için onun evinde olduğunun farkındaydı bu yüzden rahattı.

Ayağa kalktığında üzerindeki şort tam belinden düşecekken sağ eli ile şorta tutunmuş ve böylece sol kolunun düşmesine neden olmuştu.

Alçı sıkı olduğu için canı yanmamıştı ama bu beyaz şeyin bu kadar ağır olması ona normal gelmiyordu.

Bir eliyle şortunu sıkıca tutarak odadan çıkmış ve parmak uçlarında yürüyerek alt kata inmişti. Bulduğu her dolap kapısını açtıktan sonra beyaz olan dolabı açmış ve gördüğü gimbap sayesinde kocaman gülümsemişti.

Hemen dilimlenmiş gimbapları almış, tezgaha bıraktıkran sonra şortuna sıkıca tutunarak sandalyeye oturmuştu.

Otururken alçılı kolunun tezgahın üzerine koyduğu için kıpırdanmış ve yanda duran bardağın yere düşerek kırılmasına neden olmuştu. Ama bu önemli değildi. Zaten bardaklar kırılmak için değiller miydi?

Hyunjin ise uykusu hafif olduğu için alt kattan gelen cam kırılma sesi ile endişeli halde başını bilgisayarındna kaldırmıştı. Araştırma yaparken burada uyuya kalmıştı anlaşılan.

Bilgisayarı kapattıktan sonra ilk yan odaya bakmış ve yarı zamanlı kediyi yatağında bulamadığında endişelenmişti.

Ses çıkarmamaya özen göstererek merdivenleri inmiş ve son basamakta durarak hafif yana doğru eğilerek mutfak tarafına bakmıştı.

Felix bir dilim gimbabı sağ yanağına diğerini de sol yanağına sokmaya çalışıyordu. Tek eliyle bu biraz zordu ama dolu yanaklarındna başardığı anlaşılıyordu.

Sarı saçları da sanki başına balon sürtülmüş gibi elektiriklenmiş bir halde havada uçuşuyordu. Uyurken başını yastığa çok sürtmüş olmalıydı.

Felix hiçbir şeyi aldırmadan yemeğini yiyor, enerji toplamaya çalışıyordu. Önce bol bol enerji toplayacaktı sonra da buradan gidecekti.

Aklına incinmiş ayağı geldiğinde çiğnemeyi durdurmuş ve eğilerek ayağına bakmıştı. Ayak bileği de sarılmış haldeydi.

Acımadığı için omuzlarını silkerek boş vermiş ve etrafı incelemeye başlamıştı gimbaplarını yiyerken bir taraftan da bu gimbapların asla bitmemesini diliyordu.

Merdivenin yanında uzun bedeni gördüğünde çiğnemeyi ve etrafa bakmayı durdurmuştu. Gözlerini bile kırpmıyor hatta nefes bile almıyordu. Bir anda heykele dönüşmüştü sanki.

Hyunjin ise donup kalan yarı zamanlı kediye kaşlarını çatarak bakmış, farkedilmemek için hareket etmediğini anladığında ise küçük bedeni korkutmamak için sessizce gülmüştü.

"Hareket etmediğinde görünmez olduğunu mu sanıyorsun sen?"

___________

Yazamıyormuşum gibime geliyor ağlayacağım 😭😭😭😭

Bölüm sonu

14 yorum