İyi Okumalar 🦋
________
"Yürüyüş yapacak en uygun zamanı bulmuşum yine"
Hyunjin, montunu başına çekerek çok fazla ıslanmamak için koşarak yürüyordu resmen. Ama yağmur öyle bir yağıyordu ki araba yolları bile gölet olmuştu.
Bugün sabah hava çok güzel olduğu için kliniğe yürüyerek gitmişti ama gecesinde böyle yağmur yağacağını hesaba katmamıştı. Kalabalık otobüsleri sevmediği ve boş taksi bulamadığı için de çok fazla oyalanmamış 15 dakika yürüme mesafesinde olan evine koşmaya başlamıştı.
Yağmurlu havaları hiç sevmezdi. Böyle boğuk havalar ona hep çocukluğunu hatırlatırdı. 5 yaşından beri birlikte büyüdüğü köpeğini de aynı bu havada kaybetmişti.
Kkomi onun için çok önemliydi. 9 sene boyunca tek arkadaşı o olmuştu. Birgün gece uyandığında yaramaz köpüşünü yanında göremeyince evin her yerini turlamıştı. En sonunda odasındaki balkona çıktığında yerde hareketsiz bir şekilde yatan köpeğini bulmuştu.
Hava aynen böyle boğuk karanlık ve yağmurluydu. Ağlayarak kucağında köpeği ile ailesinin yanına gitmişti ama babası çok geç olduğunu demiş ve veterinere bile götürmemişti.
O gün hayat arkadaşını kaybeden küçük Hyunjin başka kimse bu acıyı yaşamasın diye veteriner olmaya karar vermişti. Şu an ne kadar çok masum can kurtarmıştı kendisi de farkında değildi.
Ama neredeyse tüm Seoul Hwang Hyunjin'in yeteneğini ve hayvan sevgisini biliyordu. Garip olan tarafı buydu ki hayvanlar da onu seviyordu.
Normalde veterinerden korkan küçük canlar Hyunjin'den asla korkmaz, onu görünce mutluluktan yerlerinde duramazlardı. Hyunjin de tatlı hastalarını fazlasıyla seviyordu.
Yaptığı en doğru seçimdi veteriner olmak. Gereksiz insanları kurtaracağına masum canlar için çabalamak daha huzur vericiydi.
Karmaşık düşüncelere dalan Hyunjin koşmayı ne zaman bıraktığının bile farkında değildi ama seviyordu dalıp gitmeyi.
...
Küçük beden öndeki sol patisini yere basmadan zorlukla üç patisi üzerinde yürümeye çalışıyordu ama canı o kadar çok yanıyordu ki sendeleyerek yürüyordu.
Bacakları kısa olduğu için vücudu yere yakındı ve şiddetli yağmur yüzünden karnındaki tüyler bile çamur olmuştu. Soğuk hava ise titremesine neden oluyordu.
Sonunda aradığı evin önüne vardığında demir çitlerin arasından geçmeye çalışmıştı ama demirler birbirine yakın olduğu için başını bile sokamamıştı.
Vücudunu tamamen yere yatırıp çitin altındaki küçük boşluktan geçmeye çalıştığında ise ön patisini kullanamadığı için hareket bile edememişti.
Sonunda tükenmiş bedenini toparlamaya çalışmış ve tüm gücü arka patilerine yükledikten sonra hızlı bir şekilde zıplamıştı çitin üstünden.
Ama ön patisini yere basamadığı için çitin diğer tarafında yere yapışmış ve arka sağ patisini de ezmişti.
Üç bacağıyla zor yürürken şimdi iki bacağıyla kendini çekiştirmiş ve yağmur suyundan ıslanmış kapının önündeki paspasın üzerine yatmıştı.
Daha fazla dayanma gücü yoktu. Çok emindi birazdan kendini kaybederek insan formuna dönüşüp bayılacağına ama dayanabildiği kadar dayanmaya çalıştı.
Üzerine düşen yağmur damlaları durduğunda gözlerini kısık bir şekilde açmış ve başının üstünde duran uzun bedene dikkatli bir şekilde bakmıştı. Aradığı kişi buydu. Ona yardım edecek tek kişi karşısında duruyordu.
"Merhaba"
Hyunjin kirli zemini aldırmadan dizleri üzerine çökmüş ve yağmurdan sırılsıklam olan küçük kedinin başını okşamıştı.
İlk önce korkmaması için güzelce sevmiş sonra karnından tutarak kaldırmış ve bacakları üzerinde dursun diye yere bırakmıştı.
Ama küçük kedinin ön patisini tamamen yere basmadığını arka sağ patisini de zorlar kullandığını gördüğünde olayı anlamıştı.
"O arabaların motorlarını söküp götlerine takacağım"
Kedi sanki onu anlamış gibi şaşkın şaşkın Hyunjin'in yüzüne baktığında Hyunjin kahkahalara boğulmuştu.
"Cins kedisin sen dışarıda ne yapıyorsun"
Hyunjin yaralı kediyi boynundan tutarak dikkatli bir şekilde kaldırmış ve kolları arasına aldıktan sonra cebindeki anahtar ile kapıyı açarak içeri girmişti.
"Önce tedavi edelim sonra kayıp ilanı veririz"
Ayakkabılarını çıkardıktan sonra montunu falan çıkarmadan doğru merdiven arasındaki küçük odaya doğru ilerlemiş ve birkaç eşya aldıktan sonra salona geri dönmüştü.
Tek kolunda kediyi tutarken diğer elinde, zorlukla aldığı eşyaları turuyordu. Koltuğun önünde diz çöktüğünde elindekileri koltuğun kenarına bırakmış ve küçük kediyi de yavaşça yan bir şekilde yaralı patisi üstte kalacak şekilde yatırmıştı.
İlk olarak hayvanlar için olan ıslak temizleme bezinin poşetini açmış, bir taraftan mavi gözleri ile onu dikkatlice izleyen güzelliğin boynunu gıdıklamış bir taraftan da kirlenmiş tüylerini temizlemişti.
"Kediler tüylerinin kirlenmesini hiç sevmez dimi?"
Küçük kedi mavi gözleri ile Hyunjin'in gülümsemesini izliyordu. Tüm ağrılarını da unutmuştu çoktan. Ama aynı zamanda da uykuya direnen tarafını da ayakta tutmaya çalışıyordu.
Hyunjin ise bandajla arka sağ patisini sıkıca sarmış, sonra iki tahta parçası ile ön patisini sabitlemeye çalışmıştı. Patileri çok kısa olduğu için çubukların boyunu kısaltarken de gülümsemeyi ihmal etmemişti.
Küçük patiyi iki tahta parçasının arasında sabitledikten sonra bandajla sıkıca sarmış ve küçük buruna öpücük kondurmuştu.
"Ne kadar sakin bir kediciksin sen. Türün ne acaba ilk defa böyle kedi görüyorum"
Hyunjin yumuşak tüyleri severken bir taraftan da gözlerini kısarak kediyi izliyordu. Gerçekten ilk defa böyle bir türle karşılaşıyordu. Çok değişik bir kediydi.
"Sana yiyecek bir şeyler getireyim. Yarın da klinikte röntgen çektiririz"
Tekrardan karşısında bir insan varmış gibi konuştuktan sonra montunu çıkarıp kirli sepetine atmış ve sokak kedileri için evinde tuttuğu mamadan almaya gitmişti mutfağa.
Yaralı kedi Hyunjin'in uzaklaştığını gördüğünde ayaklanmaya çalışmıştı gitmek için. Hemen şimdi tedavisini de olduğuna göre gitmeliydi.
Ama mümkün değildi bırak bu halde ayağa kalklmayı, başını bile kaldıramamıştı. Yavaş yavaş sona yaklaştığının da farkındaydı.
Kendisini bu kadar uzun süre tutması bile bir mucizeydi. İlk araba patisini ezdiğinde insan formuna dönmeliydi. O zamandan beri kendisini gayet iyi kontrol etmişti.
Ama şimdi mümkün değildi daha fazla dayanamazdı. Yoksa kendisini öldürecekti. Başına ne geleceği hakkında hiçbir fikri yoktu. Bunları düşünecek gücü de yoktu.
Yığılmış bedenini tamamen koltuğa bırakmış ve insan fromuna dönmüştü yıllar sonra ilk defa. Son hatırladığı şeyler ise kolundaki küçük bandajın ve çubukların düşmesi, çıplak vücudunu saklamak için ise cenin pozisyonuna geçmesiydi. Ondan sonrası ise baygınlıktı.
"İlaç veririm diye mama yerine kedi sütü getirdim artık bununla doyuracaksın karnını ufaklık"
Hyunjin, kasedeki sütü dökmemek için iki eliyle tutarak dikkatlice yürüyordu ve gözlerini kaseden çekmiyordu.
Yavaş yavaş adımladıktan sonra koltuğun önünde durmuş ve hemen sütü sehpanın üzerine bırakmıştı. Yüzündeki gülümsemesi ile koltuğa taraf döndüğünde ise karşılaştığı manzara yüzünden geriye doğru adımlamıştı.
Hemen arkasında sehpa olduğu için ona takılmış ve süt dolu kasenin üzerine düşerek sütü her yere dökmüştü.
Cam sehpa kırılmasın diye hemen ayağa kalkmış ve karşıdaki koltuğun arkasına geçmişti.
"Siktir"
Hyunjin ne yapacağını şaşırmıştı. Beyni hiçbir şeyi algılamıyordu. Şu an koltuğunda çıplak yatan bir insan vardı ve o insan tam 5 dakika önce kediydi.
Ya da bunların hepsi beyninin ona oynadığı küçük(!) bir oyundu.
Kessinlikle yanlış anlamış olmalıydı. Kedi evde bir yerdeydi ve bu çocuk evine camdan falan gizlice girmişti. Yani en mantıklı yolu buydu.
Uzun olan her ne kadar baygın bedene doğru yaklaşmak istese de korkuyordu. Anlamlandıramıyordu olanları. Ama yavaş yavaş koltuğa doğru ilerlediğinde kıvrılan bedenin sol kolunun tamamen morardığını farketmişti.
Aynı kedinin yaralı patisi gibi...
Hyunjin morluğun rengine baktığında durumun gerçekten ciddi olduğunu anlamıştı. Müdahale etmezse kesilecek duruma gelebilirdi.
O yüzden içinde biriken korkusunu bastırmış ve önce koltuğun başlığında duran küçük battaniyeyi alarak çıplak vücudu örtmüştü.
Kliniğe gitmeliydi...
__________
Umarım yazmayı beceriyorumdur...
Hayatınızı mahveden 3 şey
1: stres
2: gaz verici okurlar
3: gaza gelen yazar






