Gözlerimi yavaş yavaş açtığımda arabada olduğumu anladım. Kapıyı kapatıp kendi koltuğuna geçtiğinde yüzünü yandan görüyordum.
düz burunlu ve çok hafif sakalları vardı. Gençti belliydi.
aniden silah sesleri gelince refleks olarak bağırdım.
"bağırma!" Dedi dışarı bakarken. Ardından yan koltuktaki silahı alarak arkadakilere ateş etmeye başladı. Hem arabayı sürüyordu hem de ateş ediyordu.
ben kimin eline düşmüştüm böyle!
"İndir beni!" Diye bağırdım. "İnsanları öldürmek isteyenlerle işim olmaz benim!" Araba sallandığı için kolum koltuğa çarptı. İnledim. Kırılmış olamazdı değil mi?
"ölmek istiyorsan çekeyim sağa in, nasıl fikir?" Dedi benle ilk defa göz teması kurarak.
gözleri pek belli olmuyordu ama kahverengi gözleri vardı.
önüne dönerek arabayı son sürat sürmeye devam ederek konuştu. "Şimdi soracaksın niye ölecekmişim diye? Hemen cevaplayayım. Arkadakiler peşimde ve seni şuan bırakırsam seni, beni yakalamak için kullanırlar. Yorma beni daha."
yavaşça yattığım yerde oturmaya çalışırken "kurşun beynini delmeden yat aşağıya!" Diye bağırdı.
arkamızdakilere baktığımda aramızda biraz da olsa mesafe vardı. Ben olduğum yere çökerken "ne bağırıyorsun ya!?" Dedim.
kolum hala ağrıyordu. Hareket ettiremiyordum. "kolum kırılmamıştır değil mi?"
"olabilir." Dedi soğukkanlılıkla.
"bana sen çarptın bilmem farkında mısın? Ayrıca hastaneye götür beni."
"hastaneye gitmiyoruz." Dedi aynadan arkayı kontrol ederek.
"ne demek gitmiyoruz! Nereye götürüyorsun beni!" Diye soludum sinirle
"Doktor arkadaşımın yanına."
"ben hastaneye gitmek istiyorum!" Bir kere daha kolumdan dolayı inledim. Başım da çok fena ağrımaya başladı.
"Ordaki de doktor, arkadaşım da doktor sonuç olarak iyileşeceksin işte ne car car konuştun!"
"tanımadığım insanlara güvenmiyorum! Ya beni hastaneye götür ya da beni eve götür!"
dikiz aynasından bana baktı ardından önüne döndü. Cevap vermedi.
"Cevap versene!"
"hoşuna gitmeyecek cevapları duymak isteyeceğini düşünmüyordum." Dedi bilmiş bilmiş.
"o zaman hoşuma gidecek cevaplar ver! Nasıl fikir?"
"Maalesef aradığınız cevaplara ulaşılamıyor." Dedi ve tekrar arkaya doğru silah sıktı
arkamı dönüp baktığımda artık o arabalar yoktu. "Arabalarda gittiğine göre hadi bırak beni."
"ağzına bant yapıştırmak zorunda bırakma beni. Sürekli seni dinleyemem!" Dedi alayla.
"beni mi kaçırıyorsun?" Dedim şaşırarak. O kadar şeyin arasından nasıl çıkarmıştım bunu.
"indir beni derhal!" Camı açıp bağırdım. "İmdat! Yardım edin! Kaçırıyorlar beni!" Derken aniden sweatimi tuttuğu gibi çekti ve kendi tarafından camı kapatarak kitledi.
"niye bağırıyorsun!? Zorun ne senin!? Doktora gidiyoruz işte daha ne istiyorsun!?" Dedi bağırarak.
"bağırma bana!"
"kes sesini otur aşağıya o zaman, adamı sinir etme!"
kardeşim evdeydi, tekti. Bana bir şey olursa ne yapardı o. Hem kardeşimi düşündüğüm için hem de sağ kolumdaki ağrıdan dolayı gözlerim yaşarmıştı. dikiz aynasından bana bakarak bişeler geveledi ağzının içinde.
malikane gibi bir eve geldiğimizde bahçeden içeri girdi ve arabayı parketti. Bana dönüp "inebilirsin." Dedi.
etrafıma baktığımda 5 den fazla koruma vardı. Az da olsa korkmuştum. Nereye gelmiştim böyle. Düştüğüm durum felaketti.
o arabadan inip arka tarafın kapısını açınca tekrar gözgöze geldik. "Güvenli burası, korkma. Ben de sana bir şey yapacak değilim zaten."
kolumu göstererek "yaptın zaten yapacağını!" Dedim sinirle.