annem ve babam memlekete kardeşimle beni almaya gelirken araba kazası yüzünden ölmüşlerdi. Aradan yaklaşık 4 yıl geçmişti. Ama acıları hala ilk günki gibi tazeydi.
kimse bizi kabul etmemişti. Kimse bu yetim çocukları evime alayım dememişti. Ortada kalakalmıştık. Evimize dönecek paramız bile yoktu.
halam bi gün gelip 'çocuklar ben sizin paranızı veririm dert etmeyin' demişti.
Yeter ki gidin der gibi...
mecburen o parayı kabul ettim ve evimize gelmiştik. Üniversiteyi kazandığım halde gidememiştim çünkü kardeşime çalışarak bakmam lazımdı.
çok kısa sürede eve yakın bir iş buldum ve garsonluk yaparak çalışmaya başladım. En kısa zamanda ise halamın bize verdiği parayı tekrar ona vermiştim.
Hiç gerek yok bile dememişti.
öyle yaşayıp gitmiştik. Şuan ise nehir yani ben 22 yaşındaydım kardeşim ise gökdeniz 8 yaşındaydı.
Bugün izin günümdü. telefonumdan şarkı açarak yemek yapmaya başlamıştım. 2 saatin sonunda ise bitmişti. Yıkanan ve kuruyan çamaşırları katlarken de yine aynı şekilde şarkıyla yapıyordum.
gözlerin gözlerimden geçerken
bak yine tövbelerim bozulur
kim bilir kaç senedir sana ben
hazırım böyle hadi gel hemen hemen
Şarkı söylerken zil çaldı. Gökdeniz gelmişti büyük ihtimal. Kapıyı açtım. "Hoş geldin bir tanem." kapıyı kapattım.
"hoşbuldum abla." Çantasını salonun ortasına bırakarak mutfağa yöneldi.
"Önce çantanı odana bırak üstünü değiştir ve ellerini yıka. Koş!"
"ama abla çok acıktım."
"gökdeniz!"
oflaya puflaya mutfaktan çıktı ve çantasını alıp odasına gitti. Bende son birkaç çamaşırı daha katlayıp ayırdım ve yerleştirmek için önce kendi odama daha sonra ise gökdenizin odasına gittim. Çamaşırları bir güzel yerleştirip çıktım.
mutfağa gittiğimde tencerenin içine bakıyordu. "Boşuna bakma. Ne yaptıysam yiyeceksin."
beni farkedince bana doğru döndü. "Yok ya ondan değil. Psikolojik olarak kendimi hazırlayacaktım."
"öyle mii?" Dediğim de kafasını salladı ardından kaşıkları çıkardı ve masanın üzerine koyup oturdu.
ben de yemeği tabaklara koydum ve masaya oturduk.
"abla bugün ne oldu biliyor musun?"
"ne oldu bir tanem?"
"bugün sınıftan biri bir kızın kalemini çaldı. Ben de bu durumu farkedince kalemi hemen o çocuktan aldım ve kıza verdim. Teşekkür bile etti bana." Dedi gülümserken.
"aferin sana canım." Derken çenesini okşadım.
yemeğimiz bitince masayı toplamaya başladım. "Abla, pasta yapalım mı?"
son tabağıda makineye koyup gülümsedim. "Olur bir tanem. Sen şimdi koş ödevlerini bitir sonra da birlikte pasta yaparız, olur mu?"
"tamam olur." Sevinerek odasına gitti.
işim bitince pasta yapmak için gereken malzemeleri dolaptan çıkardım fakat birkaç malzeme eksikti.
"gökdeniz!" Diye bağırdım.
odasında ödevlerini yaparken seslendi. "efendim abla!"
yanına gidip "hani birlikte pasta yapacaktık ya?" Dedim.
"evet abla yapacaktık. Yoksa vaz mı geçtin? Yapmayacak mıyız?" Dedi üzülerek.
"hayır tabii ki yapacağız ama birkaç malzeme eksik onları almaya gideceğim. Sen de burda uslu uslu otur ödevlerini yap. Anlaştık mı?"
"tamam anlaştık." Dedi kocaman gülümseyerek. "Hadi çabuk git çabuk gel!"
"tamam tamam, hemen gidip gelirim merak etme." Dedim ve odasından çıktım kendi odama gittim. Siyah eşofman takımı giyerek komidinin üzerindeki cüzdanımı ve telefonumu da alarak tekrar gökdenizin odasına yöneldim.
"ben gelene kadar mutfakta bir şeylerle uğraşma." Diyerek uyardım.
"tamam abla."
odadan çıkıp anahatarıda alıp evden çıktım. Merdivenlerden aşağıya indim ve kapıdan çıktım. dümdüz ilerledim ve köşeyi döndüm. Karşıda market vardı. Yol zaten tek şerit olduğu için sol tarafa baktım. Arabanın gelmediğine emin oldum. Karşıdan karşıya geçerken aniden yere düştüm ve eş zamanlı olarak sağ tarfımda bir ağrı hissettim.
ben acıdan gözlerimi kapatmışken bi adam arabadan inmişti ve küfürler savurmaya başladı. En son "hay ben senin!" Dediğini duydum.
aniden havalandığımı hissettim ardından bedenimi bir yere bıraktı.