İki arkadaş hazırlanıp kapının önüne çıkmışlardı şimdi. Çıkmışlardı çıkmalarına ama Hilal verdiği kararın doğruluğunu sorguluyordu. İnsanlar kaldırımlarda yürüyor, arabalar geçip gidiyorlardı. Bu sırada ise Hilal, rüzgara tutulmuş yaprak gibi titriyordu yol ortasında. Titremesini durdurmak için ellerini kollarına sardı. Nereye adım atacaktı ki? Nereye gidecekti? İnsanlar korkutucu, arabalar ise çok daha korkutucuydu. Yüzünü gerisin geri binanın kapısına yönlendirse de, hemen yanındaki arkadaşı kolundan tutarak durdurdu onu. 'Hadi!' dercesine yolu işaret etti ve dudaklarını kıpırdattı anlaşılabilir bir şekilde. "Korkularını yen." Gözlerini kapatıp soğuk havayı içine çekti Hilal. Bu sözleri söylemek ne kadar da basitti öyle! İnsanlara baktığı her anda onlardan iğrendiğini ve korktuğunu biliyor muydu arkadaşı? Her bir araba yankarından geçtiğinde o kötü günü aklının, zihninin içinde bir kez daha yaşadığını? Abisinin ölümünü saniye saniye bir kez daha izlediğini? İçinden yükselen öfkeyi zorlukla tuttu Hilal. Bilmiyordu... Kimse bilmiyordu neden bu halde olduğunu. "Basit bir yas" deyip geçiyorlardı ama, bir insanın, katilinin gözlerinin her gece rüyasına girmesinin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorlardı! Söylemek basitti, fikirde bulunmak, yapmacıktan teselli sözleri söylemek... Kim anlayabilirdi ki onu? Arkadaşı ne kadar anlayabilirdi? Gözlerini yeniden açtığında bu sefer yanında değil karşısındaydı arkadaşı. "Seni zorlamak istemiyorum. Sadece biraz yürüyeceğiz başka hiç bir şey yapmayacağız" Elleri her gergin olduğu zamandaki gibi hızlı hızlı söylüyordu cümlelerini. Gözleri ise, korku doluydu. Deva da istiyordu ya arkadaşının iyi olmasını. Onun nasıl kötü olduğunu kendi gözleriyle görüyordu. Ama bir adım atılmazsa eğer, nasıl iyileşebilirdi ki bir insan? "Lütfen... Lütfen güzelim." Gözleri doldu Deva'nın. Sevdiği adamın kardeşini bu halde görmek en çok onu yaralıyordu ya. O'nu, Hilal'ini, Canfeda'sını yeniden dünyaya kazandırmak istiyordu sadece. Onun o bomboş bakışlarına yeniden hayat gelmesini istiyordu. Bu yalancı gülüşler yerine, yeniden o gerçek tebessümünü görmek istiyordu kardeşi gibi gördüğü bu kızın. Anlayamazdı. Bunu en iyi o biliyordu ya. Ne onun yaşadıklarını yaşamaya dayanabilirdi ne de onu anlayabilirdi. Elinden en fazla onun yanında olmak, ve sevdiğinin emanetine en iyi şekilde sahip çıkmaya çalışmaktan başka bir şey gelmiyordu...
Bölüm 11
Canfeda_11
Bölüm sonu
1 yorum
Bir dakika ya bu kızın abisi şehit değil mi arabayı görünce niye aklına ölüm mü geldi araba falan mı çarptı yani aklım karışmıyor şu an burada araba çarpıyor aklına onun ölümü geldi diyor ama önceki bölümde de vatan sağ olsun diyor yani şehit değilsin Neden öyle diyor anladım anlamadım ben oraya ya 😂
1Yanıt
