Larin bir adım geri attığında evin içi sanki onunla birlikte geri çekildi. Koridor uzadı, duvarlar ince bir esneklikle yer değiştirir gibi oldu. Nereye dönse bir ayna vardı artık, eskiden olmayan köşelerde bile yansıma yüzeyleri belirmişti. Ama bu aynalar sadece görüntü vermiyordu, gecikiyordu. Her yansıma Larin’den yarım saniye gerideydi ve bu küçük fark tüm gerçeği bozan bir çatlak gibi büyüyordu.
“Bu bir oyun değil,” dedi Larin ama sesi yine kendi sesi değildi. Daha düz, daha soğuk, sanki başka bir ağızdan çıkmış gibiydi. Bir anda salondaki büyük aynaya baktı. İçinde kendisi vardı ama gözleri ona uymuyordu. Oradaki Larin daha sakindi, daha sabırlıydı ve bekliyordu. Sanki dışarıdaki Larin’in panik yapmasını izlemek için yaratılmıştı.
Bir tık sesi geldi. Ama bu kez dışarıdan değil, aynanın içinden. Larin geri çekilmek istedi ama ayakları yerden kopmadı. Salonun ışığı bir an söndü ve geri geldiğinde aynadaki görüntü değişmişti. Şimdi sadece tek bir Larin vardı ama o da doğru değildi. Çünkü o da bakıyordu ama nereye baktığı belli değildi.
Kapı sesi duyuldu. Bu kez netti. Evde bir kapı açılmıştı ama hangi kapı olduğu belli değildi. Mutfaktan mı, banyodan mı, yoksa duvarın içinden mi geldiği anlaşılmıyordu. Larin sesin geldiği yere doğru yürümek zorunda kaldı, çünkü durmak daha kötüydü. Her adımda ev biraz daha “tanıdık olmaktan” uzaklaşıyordu.
Mutfak kapısına ulaştığında içeride kimse yoktu ama masa kuruluydu. Üzerinde bir bardak su vardı. Bardağın içi doluydu ama su hareket etmiyordu. Sanki zaman o bardağın içinde durmaya karar vermişti. Larin bardağa bakarken arkasından aynı ses tekrar geldi. Tık. Bu kez çok yakındı.
Döndüğünde banyoyu gördü. Kapı açıktı. Ama içerisi banyo değildi artık. İçeride kendi odası vardı. Yatağı, masası, kitapları. Ama hepsi yanlış yerlerdeydi. Ve yatağın üstünde biri oturuyordu. Larin’in kendisi. Başını kaldırdı ve doğrudan Larin’e baktı.
“Sen içeri girdiğinde ev seni bırakmadı,” dedi içerideki Larin.
Larin geri adım attı ama arkasında artık salon yoktu. Sadece aynalar vardı. Her biri farklı bir anı gösteriyordu. Birinde okuldaydı, birinde çocukken, birinde hiç olmadığı bir yerdeydi. Hepsi onu çağırıyordu ama aynı kelimeyi söylemiyorlardı. Sadece bakıyorlardı.
İçerideki Larin ayağa kalktı ve kapıya doğru yürüdü. “Artık sıra değişti,” dedi. “Dışarıda kalmak güvenli değil.”
Kapı tamamen açıldı.
Ve ev ilk kez iki Larin’i aynı anda tuttu.
Biri içerideydi, biri dışarıda.
Ve hangisinin gerçek olduğu artık önemli değildi.