İçeriğe geç

CAMIN ARDINDA

Bölüm 10 · 2 dk okuma

CAMIN ARDINDA

Bölüm 10

Şenlik Günü

"İnsan bazen bir günü ömür boyu hatırlar. Ama o günü unutulmaz yapan şey, yaşadığı an değil; henüz fark etmediği ayrıntıdır."

Şenlik sabahı okul, her zamankinden saatler önce uyanmış gibiydi.

Bahçeye kurulan rengârenk çadırlar rüzgârda hafifçe sallanıyor, okulun girişine asılan büyük pankart güneş ışığında parlıyordu. Müzik kulübü hoparlörleri deniyor, kantinden gelen taze poğaça kokusu bahçeye kadar yayılıyordu.

Larin okulun kapısından içeri girerken bu kez yüzünde hafif de olsa bir gülümseme vardı.

İlk defa okula gelirken içinde küçük bir heyecan hissediyordu.

Belki de bunun sebebi şenlik değildi.

Belki de artık okulda onu bekleyen insanlar vardı.

"Buradasın!"

Ece koşarak yanına geldi.

"Hadi, herkes seni bekliyor."

Beraber bahçeye geçtiler.

Emre, eski radyoyu çalıştırmaya uğraşıyordu.

"Yemin ederim biraz daha uğraşırsam bu radyo bana küfredecek."

Kaan güldü.

"Bence önce fişini tak."

Emre durdu.

"...Haklı olabilirsin."

Herkes kahkahaya boğuldu.

Asya başını iki yana salladı.

"Sen gerçekten ilginç birisin."

"Teşekkür ederim."

"İltifat değildi."

"Bugün herkes bunu söylüyor."

Larin gülerken gözlerinin kenarında oluşan küçük çizgileri fark eden Kaan bir an ona baktı.

"İnsan güldüğünde bambaşka biri oluyorsun."

Larin'in gülümsemesi dondu.

Kimse ona daha önce böyle bir şey söylememişti.

Ne diyeceğini bilemedi.

Sadece teşekkür eder gibi başını eğdi.

O sırada Mina elinde süslerle yanlarına geldi.

"Kaan, şu masayı birlikte düzenleyebilir miyiz?"

"Tabii."

İkisi standın diğer tarafına geçerken Larin'in içini tarif edemediği hafif bir kıskançlık kapladı.

Bu his hoşuna gitmedi.

Çünkü kıskanmak, kendini yetersiz hissetmenin başka bir yoluydu.

Öğle saatlerine doğru okul bahçesi ziyaretçilerle dolmuştu.

Veliler, mezunlar ve öğrenciler stantları geziyor, eski fotoğraflara bakıyor, müzik dinliyordu.

Onların standı beklediklerinden daha fazla ilgi görmüştü.

Özellikle eski radyo ve siyah beyaz fotoğraflar herkesin dikkatini çekiyordu.

Melis Öğretmen standın önünde durup gururla gülümsedi.

"Gerçekten harika iş çıkarmışsınız."

Emre hemen öne atıldı.

"En büyük katkı benim."

"Asıl katkın bütün yiyecekleri bitirmekti." dedi Ece.

Bir kahkaha daha yükseldi.

Larin, bu anın içinde kaybolmak istedi.

Sanki ilk kez gerçekten bir grubun parçası olmuştu.

Şenlik bitmeye yaklaşırken okul müdürü toplu fotoğraf çekileceğini duyurdu.

Bütün öğrenciler bahçedeki büyük merdivenlere dizildi.

Öğretmenler en öne geçti.

Öğrenciler arkalarına sıralandı.

"Biraz sağa!"

"Sen öne gel!"

"Herkes görünsün!"

Fotoğrafçı makinesini hazırladı.

"Üçe kadar sayıyorum!"

"Bir..."

"İki..."

"Üç!"

Flaş patladı.

Tam o anda Larin'in gözü istemsizce okul binasının ikinci katındaki pencerelerden birine kaydı.

Bir anlığına...

Sanki orada biri duruyordu.

Beyaz bir siluet.

Hareketsiz.

Onlara bakıyordu.

Larin gözlerini kırptı.

Pencere bomboştu.

"Larin!"

Ece koluna dokundu.

"Ne oldu?"

"Hiç..."

"Bir şey gördün sandım."

"Yok."

Ama emin değildi.

Belki güneş gözünü almıştı.

Belki de perdeydi.

Kendini daha fazla düşündürmek istemedi.

Akşam eve döndüğünde ayakkabılarını çıkarıp doğruca odasına geçti.

Şenlikten çekilen fotoğraflar okulun uygulamasına yüklenmişti.

Telefonunu açtı.

İlk fotoğraf...

İkinci fotoğraf...

Üçüncü fotoğraf...

Sonra toplu fotoğraf.

Parmağıyla ekranı büyüttü.

Herkes oradaydı.

Ece...

Emre...

Kaan...

Mina...

Asya...

Öğretmenler...

Ve kendisi.

Larin uzun süre fotoğrafa baktı.

Sonra telefonu kapattı.

O gece fark etmediği küçük bir ayrıntı vardı.

Fotoğrafın en arka sırasında...

Kimsenin durmadığı yerde...

Siyah, belirsiz bir gölge seçiliyordu.

Kimse onu henüz görmemişti.

Ama bir gün...

O gölgeyi herkes tanıyacaktı. 🪞🖤

Bölüm sonu

1 yorum