İçeriğe geç

Camdan Kalpler

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Camdan Kalpler

Bölüm 5

Kırılma Noktası

Gamze o gece camın önünden hiç ayrılmadı.

Saatler geçti.

Gece uzadı.

Ama o… gelmedi.

İlk defa…

gerçekten gitmiş gibi hissettirdi.

“Güray…” diye fısıldadı.

Cevap yoktu.

Sabah oldu.

Gamze gözlerini camın önünde açtı.

Uyuyakalmıştı.

Hemen karşıya baktı.

Boş.

Yine aynı terk edilmiş oda.

Ama bu sefer… bir şey farklıydı.

Karşı duvarda…

ince bir çatlak vardı.

Gamze’nin kalbi sıkıştı.

“Bu… dün yoktu.”

O gün hiçbir şey yapamadı.

Ne yemek yiyebildi, ne oturabildi.

Aklında tek bir şey vardı:

Ona ne oldu?

Geceyi bekledi.

Dakikalar geçmek bilmedi.

Saat yine gece yarısını geçtiğinde…

ışıklar bir an titredi.

Ve…

o geldi.

Ama bu sefer…

çok kötü görünüyordu.

Güray dizlerinin üzerindeydi.

Nefes alıp vermesi düzensizdi.

Sanki… acı çekiyordu.

Gamze panikle cama yazdı:

“NE OLDU SANA?!”

Güray başını kaldırdı.

Zorlanarak ayağa kalktı.

Ve yazdı:

“SEN… BENİ ÇAĞIRDIN.”

Gamze’nin elleri titredi.

“Ne?”

Güray:

“İSMİMLE.”

Gamze geri çekildi.

“Ben sadece…”

Güray sertçe yazdı:

“BU… SINIRI ZORLADI.”

Gamze’nin gözleri doldu.

“Ben zarar vermek istemedim…”

Güray yavaşladı.

Yumuşadı.

Camın önüne geldi.

“Biliyorum.” dedi.

“Zaten sorun bu.”

Gamze anlamadı.

“Ne demek?”

Güray gözlerini kaçırdı.

“Biz… birbirimize zarar veriyoruz.”

Gamze başını salladı.

“Hayır… ben sana zarar vermek istemiyorum!”

Güray:

“İstemekle olmuyor.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Gamze bu sefer sordu:

“Senin dünyanda… ne oluyor?”

Güray derin bir nefes aldı.

Ve ilk kez…

kendi tarafını anlattı.

“Benim dünyam…” dedi,

“senin dünyanın kırılmış hali gibi.”

Gamze kaşlarını çattı.

“Her şey aynı ama…” diye devam etti Güray,

“eksik.”

“Renkler daha soluk.”

“Sesler daha uzak.”

“İnsanlar… sanki tam yaşamıyor.”

Gamze dikkatle dinliyordu.

“Ve en garibi…” dedi Güray,

“ben hep bir şeyin eksik olduğunu hissediyordum.”

Gamze fısıldadı:

“Ben miyim?”

Güray gözlerini kaldırdı.

Hiç tereddüt etmedi.

“Evet.”

Gamze’nin gözlerinden yaş aktı.

“Sen ortaya çıkmadan önce…” dedi Güray,

“her şey sadece… boştu.”

Gamze elini cama koydu.

“Peki şimdi?” diye sordu.

Güray da elini koydu.

Aynı hizaya.

Yine o görünmeyen mesafe.

“Şimdi…” dedi,

“ilk defa yaşıyorum.”

Gamze’nin kalbi kırıldı.

Çünkü bu cümle…

aynı zamanda bir felaketti.

“Benim yüzümden…” dedi Gamze,

“dünyan parçalanıyor mu?”

Güray cevap vermedi.

Ama sessizliği…

her şeyi anlattı.

Tam o anda…

arkadaki duvar yine çatladı.

Bu sefer daha büyük.

Gamze korkuyla bağırdı:

“GÜRAY!”

Güray geri baktı.

Duvarın içinden… ışık sızıyordu.

Ama bu ışık güzel değildi.

Keskin, rahatsız edici bir şeydi.

“Zamanımız azalıyor…” dedi.

Gamze panikledi.

“Ne demek bu?!”

Güray tekrar ona döndü.

“Bu bağ…” dedi,

“ya tamamen kopacak…”

Bir saniye durdu.

Gamze nefesini tuttu.

“…ya da iki dünyadan biri yok olacak.”

Gamze dondu kaldı.

“Ne…?”

Güray gözlerini kapattı.

“Ve genelde…” dedi,

“daha zayıf olan kaybeder.”

Gamze’nin sesi titredi:

“Hangisi zayıf?”

Güray gözlerini açtı.

Yavaşça…

acı bir gülümsemeyle:

“Benimki.”

Gamze başını salladı.

“Hayır…”

Güray:

“Eğer devam edersek… ben yok olurum.”

Gamze’nin içi parçalandı.

“Ya durursak?”

Güray cevap verdi:

“Ben yine eksik yaşarım.”

Gamze çöktü.

İşte ilk kez…

seçimle karşı karşıyaydı.

Ya onu kurtaracaktı…

ve onu kaybedecekti.

Ya da onunla kalacaktı…

ve onu yok edecekti.

Gamze gözlerini kapattı.

“Ben…” dedi,

“seni kaybetmek istemiyorum.”

Güray gözlerini kapattı.

“Ben de…” dedi,

“ilk defa kaybetmekten korkuyorum.”

Ve o an…

ikisi de anladı:

Bu aşk… sadece imkansız değildi.

Aynı zamanda bir seçimdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.