Ertesi sabah güneş, plazaların soğuk cam yüzeylerine vururken İstanbul trafiği her zamankinden daha gergindi. Karahan Holding’in devasa giriş kapısının önünde siyah, lüks bir cip durdu. Kapıyı açıp dışarı ilk adım atan, altındaki botları ve deri ceketiyle Kaan oldu. Hemen ardından, gözlerindeki o korkusuz ve asil ifadeyle Aylin indi. El ele tutuştular. Güvenlik görevlileri onları durdurmak istedi ama Kaan’ın o öldürücü bakışları ve yanlarında yürüyen holding baş avukatını görünce geri adım attılar.
Doğrudan en üst kata, yönetim kurulu başkanının odasına çıktılar. Kaan, sekreterin engellemesine izin vermeden devasa meşe kapıyı sertçe iterek açtı.
Aylin’in babası, masasında çökmüş bir halde telefon trafiğini yönetmeye çalışıyordu; oteldeki skandal yüzünden holding hisseleri taban yapmıştı. Karşısında kızını ve sanayi serserisi dediği Kaan’ı el ele görünce öfkeyle ayağa kalktı.
"Ne cüretle buraya gelirsiniz?! Güvenlik!" diye bağırdı yaşlı adam.
"Boşuna nefesini tüketme, Karahan," dedi Kaan, sesini hiç yükseltmeden ama odadaki tüm havayı donduracak bir netlikle. Masaya doğru yürüdü, ellerini cebine sokup adamın tam karşısında dikildi. "Güvenliklerin aşağıda imza topluyor. Çünkü bu sabah itibarıyla holdingin nakliye ve lojistik işçileri, sanayideki dostlarımızın çağrısıyla iş bıraktı. Kamyonların tek bir tekerleği bile dönmüyor."
Babasının gözleri şokla büyüdü. Aylin öne çıktı, masanın üzerine holding ana sözleşmesini ve avukatın hazırladığı belgeleri bıraktı. "Annemden kalan yüzde otuzluk hissemin yönetim hakkını bugün devralıyorum baba," dedi Aylin, çelik gibi sert bir sesle. "Hakan’la yaptığın o kirli anlaşmaları, gümrük kaçakçılığı belgelerini avukatım emniyete sunmak üzere. Ya Kaan’ın tamirhanesine verdiğin tüm zararı kuruşu kuruşuna tazmin eder ve bizi rahat bırakırsın ya da bu holdingin çöküşünü canlı yayında izlersin."
Yağmurlu bir gecede dikiz aynasını kırdığı adam, şimdi onun koskoca imparatorluğunu sallıyordu. Aylin’in babası çaresizce koltuğuna geri çöktü. Kaan, adama doğru hafifçe eğildi: "Zenginlik arkana saklanacağın bir kalkan değilmiş, gördün mü? Cam sarayının ilk camı kırıldı. Devamını istemiyorsan gölgemizden bile uzak duracaksın."