İçeriğe geç

Buzdan Ev

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Buzdan Ev

Bölüm 2

2. Bölüm

Apartmanın beşinci katına çıktıklarında Duygu amcasının arkasından ilerlemeye devam ediyordu. Adam cebinden çıkardığı anahtarla kapıyı açtığında içeriden beş altı yaşlarında bir kız çocuğu fırladı. Fırat küçük kızı kucağına aldıktan sonra ayakkabılarını çıkarıp içeri girmişti. Duygu ise davet edilmeden içeri girmekten çekinmişti. "Gelsene" dedi Fırat kapıda kalan yeğenine. Duygu da ayakkabılarını çıkarıp içeri girdi. Fırat'ın kucağından inen küçük kız hızla gelip Duygu'ya sarılmıştı. Ayrıldığında da bilmiş bir kibarlıkla ismini sormuştu. "Ben Duygu." Diye cevapladı kızı. Dizlerinin üzerine çöktü onun boyuna gelmek için. "Senin ismin ne?" "Mercan" dedi kız yüzünde büyük bir gülümsemeyle. Babasının kahverengi gözlerinin aksine iri mavi gözlere sahipti Mercan. Gülümserken gözleri kısılıyor, sağ yanağındaki gamzesi ortaya çıkıyordu. "Serap, Barış! Biz geldik!" Diye seslendi Fırat eşi ve oğluna. Duygu Barış'ı hayal meyal hatırlıyordu. Hemen hemen aynı yaştalardı. Küçükken pek de iyi anlaşamazlardı. Serap merdivenlerden hızlı hızlı inip yanlarına geldiğinde Duygu'ya sıkı sıkı sarılmıştı, bu da Duygu'nun gerilmesine sebep olmuştu. "Kusura bakma canım, kapı sesini duymadım. Sözde seni karşılamaya birlikte gelecektik ama amcan bana haber vermeyi unuttu anlaşılan." Fırat eşinin sitemli bakışlarına gülmüştü. "Bölmek istemedim canım, kitaba çok odaklanmış gözüküyordun." O sırada merdivenlerden ağır ağır inen figür kızın daha da gerilmesine sebep olmuştu. Kuzeni Barış soğuk bakışlarıyla tam karşısında duruyordu. "Hoş geldin" dedi ama pek hoş olduğunu düşünmediği her halinden belliydi. "Hoş buldum." "Sana odanı göstereyim canım, yorulmuşsundur. Dinlenirsin." Serap Duygu'yu oğlundan kurtarmak ister gibi merdivenlere yönlendirirken Mercan da zıplaya zıplaya arkalarından ilerledi. Yukarı çıktıklarında Duygu etrafı incelemeye başlamışken Serap eliyle merdivenlerin tam karşısındaki kapıyı gösterdi. "Şurası banyo, şurası Barış'ın şurası da Mercan'ın odası." Duygu başını salladığında kadın anlatmaya devam etmişti. "Bizim odamız şurası, bir şeye ihtiyacın olursa çekinme." Gösterdiği odanın yanındaki odanın kapısını açtı Serap. "Burası da senin odan." Duygu yengesinin arkasından içeri girdiğinde kendine hazırlanan oda karşısında çok utanmıştı. Çift kişilik bir yatak, hemen yanında bir şifonyer, karşısında bir çalışma masası ve kapının hemen yanında pencerelere bakan bir gardrop bulunuyordu odada. Yerde küçük tatlı bir halı vardı. İki yandan tokayla tutturulmuş koyu mavi perdeler sokak lambalarının yaydığı ışığın pencerelerden içeri süzülmesine izin veriyordu. "Beğendin mi?" Diye sordu Serap odayı inceleyen Duygu'ya. "Şey, ben çok teşekkür ederim." Serap mahcup mahcup kendisine bakan kıza telaşla cevap verdi. "Ne teşekkürü canım? Sen bizim de kızımızsın." Ama bu cümleler Duygu'nun karşısındaki kadına karşı duyduğu utanma duygysunu hafifletmedi. "Ben çok üzgünüm, size de yük oldum." Serap tedirginlikle ne diyeceğini düşünürken kapıda beliren Fırat onu kurtarmıştı. "Yük olduğun falan yok Duygu, hadi yat artık. Yarın sana okul için forma bakmaya gideceğiz."

Bölüm sonu

1 yorum