Duygu sabah sekiz buçuk gibi uyanmış, odasından çıkmaya utanmıştı. Kötü hissediyor, evine dönmek istiyordu. Annesini birkaç kez aramıştı ama cevap alamamıştı. Babasını aramaya çekinmişti, annesi belki içindeki bu kötü hissi anlardı ama babası şımarıklık olarak değerlendirebilirdi. Napacağını bilememenin verdiği kaygıyla bir sağa bir sola yürüyor, telefonunu kontrol edip duruyordu. Yatağına geri yatıp uyumaya çalışsa da başarılı olamamıştı. Susadığını hissedince ayaklarının ucuna basarak sessizce odadan çıktı. Merdivenlerden indiğinde mutfağı bilmediği için etrafa göz gezdirdi. Ama aklına gelen şeyle donup kalmıştı. Bardakların yerini bilmiyordu. Dolapları da açmak istemiyordu, karıştırmış gibi hissederdi. Amcası, Serap veya Barış görse de öyle düşünebilirlerdi. Sonuçta on iki yıldır görüşmüyorlardı. Ona güvenmemelerini anlardı. Telefonun çalmasıyla yüzünde hafif bir tebessüm oluştu. Annesi olduğuna emindi. Zaten başka kim olabilirdi ki? Telefonunu gece yatmadan giydiği bol, gri eşofmanın cebinden çıkardı. Derin bir nefes aldı ekrana bakmadan. Hislerini paylaşmayı pek sevmezdi ama bu sefer annesine içindeki bu kötü hisleri anlatmak zorunda olduğunu hissediyordu. Çünkü onu anlaması gerekiyordu. Anlarsa muhakkak bir çözüm bulunur, anne babası onu gelip alırlardı. Telefonunun ekranına baktığında büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Bilmediği bir numaraydı. Susturmak için kapama tuşuna bastı. "Duygu?" Amcasının sesini duyduğunda arkasına dönmeden dolan gözlerini hızla kırpıştırıp elinin tersiyle sertçe sildi. "Efendim amca?" Fırat kızın ağladı ağlayacak halini fark etti ama üzerine gitmek istemedi. "Erken uyanmışsın, rahat edemedin mi?" Duygu yanlış anlaşılmaktan korkarak hızla cevapladı. "Hayır, rahat uyudum. Her şey için teşekkür ederim." Fırat ne diyeceğini bilemedi. Sonra aklına gelen fikirle elini yeğeninin omzuna koydu. "Kahvaltı hazırlayacağım, yardım etmek ister misin?" Duygu içten içe rahatlamıştı. Amcasının üzgün olduğunu fark etmediğini sanmıştı. "Olur" dedi. Hem bu sayede mutfağın ve bardakların yerini de öğrenebilirdi. Fırat da Duyguyla aynı durumdaydı, en az Duygu kadar rahatlamıştı. Çünkü ona nasıl davranacağını bilmiyordu. Beş yaşında bir kızı ve on yedi yaşında bir oğlu vardı ama onları kendi büyütmüştü. Duygu hakkında hiçbir şeyi bilmiyordu oysaki. Neyi sevip sevmediğini, alerjilerini, korktuğu şeyleri... Ama şimdi bu genç kız onun sorumluluğundaydı. Çünkü Duygu'nun bundan haberi olmasa da bu eve misafir olarak gelmemişti.
Bölüm 3
3. Bölüm
