İçeriğe geç

buz tutmuş kelebek || texting

Bölüm 29 · 3 dk okuma

buz tutmuş kelebek || texting

Bölüm 29

29

Güneş K. Toplu

Seni seviyorum ve senden nefret ediyorum. Ya da beni hayal kırıklığına uğrattığın için kalbimin parçaları batıyor, o yüzden sinirliyim.

Ya da sana hiçbir şekilde nefret duyamıyorum. Kendime bu sinirim.

"Güneş'im çok dalgınsın bugün, bir sorun mu var?" Sahilde ateşin etrafına oturmuş, Furkan'ın gitarıyla gelmesini bekliyorduk. Daha doğrusu ben bekliyordum. Onların haberi dahi yoktu.

"Bir sorunum yok abiciğim. Sadece Furkan'ın gelmesini bekliyorum." Abim kaşlarını çattı. Daha sonra önüne dönüp onun kim olduğunu düşünmeye başladı. Kim olduğunu biliyor gibiydi.

"Ooo bizden önce gelip yerimiz kapılmış." Efe'nin sesini duyduğumda bakışlarım onların geldiği yöne döndü. Ayağa kalktım ve bekledim onların yanımıza gelmesini. Ve asıl gelmesini beklediğim kişiye baktım. Furkan'a. Furkan ise elleri ellerinde olan bir kız ve omzunda gitar çantası ile Efe'nin yanındaydı.

"Ne zamandır burada oturuyorsunuz?" Furkan'ın yanındaki kız hepimize bakarak sordu sorusunu.

"Bir on dakika falan oluyor." Kız başını sallayıp, Furkan'ı karşımda boş olan yere doğru çekti. Ben de yerime oturup, Efe'nin de Furkan'ın diğer yanına yerleşmesini bekledim.

"İlk önce sabah biri benden şarkı istemişti, onu çalacağım. Bir sorun olur mu bir tanem."

"Olmaz abiciğim."

"Kim istedi sahi senden istek şarkı?"

"Kapa şu çeneni Efe."

"Sen sus kız cimcime." İstemsizce gülüp, kızın Efe'nin kafasına bir tane geçirmesini izledim.

O sırada Furkan gitar çantasından gitarını çıkarmıştı. Akorunu benim istediğim istek şarkıya göre ayarlamaya başladığında ise dünyadan soyut bir şekildeydi. Telefonumu çıkarıp, fotoğrafını çektim. Çok güzel çıkmıştı. Bu fotoğrafı kesinlikle ona atmalıydım.

"Tamam susun başlayacağım." Bizimkilerden ses seda çıkmıyordu. Herkes kendi içine gömüldüğü için sadece Efe ve kızın çıkardığı sesler aramızda geziniyorlardı ama bir müddet sonra onların sesi de kesilmişti.

"Seni buldum, kayboldum; hapsoldum eline..." diye girdi şarkıya Furkan. Gülümsedim. Hala elimde olan telefonumun kamerasını açıp, videoya almaya başladım. Bir kısmını alacak, bir kısmını da yıldızlara bakarak dinleyecektim.

Ateş oldun yaktın da güneş oldun tenime...

Güneş bendim. Onu yakan da bendim. Ateş gibi elini bana değdirdiği an yanmış gibi çeken de o'ydu.

Seni buldum, kayboldum; hapsoldum eline...

Dün öpmüştüm onu. Kaybolmuştum uzun uzun öptüğüm dudaklarında. Bir müddetten sonra da uzaklaştırmıştı beni kendinden zaten. Şimdide benim kalbimde o kaybolmuştu.

Ateş oldun yaktın da güneş oldun tenime...

Bir müddetten sonra şarkı ortalarına geldi. Videoyu kapatıp, başımı yukarıya çevirdim.

Uzun uzun dinledim. Düşüncelerimi susturdum. Çünkü içimde olan biteni dinlemek istemiyordum. Ana odaklanmak, kaçırmak istemiyordum. Gözlerimi yıldızlardan alıp, şarkıyı bitiren Furkan'ı alkışladım.

"Çok güzeldi." Bana gülümseyip, bekledi bir süre. Kimseden ses çıkmadı.

"Tekrar şarkı isteği alıyor musun?"

"İlk önce söylemem gereken bir şarkı var. Unutma bu şarkıdan sonra söyle bana." Gülümseyip ona başımı salladım. Akorları söyleyeceği şarkıya göre ayarladı. Başlayamadan ortaya atılan ise yanındaki kızdı.

"Bu şarkıyı her akşam söylemek zorunda mısın?"

"Zorundayım." Furkan'ın dediği kelimeyle kaşlarım çatıldı. Yanındaki kızın da aynı şekilde kaşları çatıldı.

"Delirtiyorsun beni ya!" Sinirle önüne dönen kıza Furkan gülümsedi.

"Yakında anlarsın beni." Kız omuz silkip ona ters bir şekilde bakıp cevap verdi.

"Anlamayacağımı çok iyi biliyor olmalısın." Furkan ona cevap vermeyip önüne döndü ve gitarda bir tele dokundu. Daha sonra yavaş yavaş melodiye girdi. Bir süre geçtiğinde ise şarkıya giriş yaptı.

"Sen dağıttın bak, ben topluyorum beni..."

Hırka.

Furkan'ın gözleri dolu doluydu. Tellerin notalarını ezberlemişçesine, yere bakarak söylüyordu. O instagramındaki kızla bir ilgisi var mı..? Merak ettim.

Hala adını bilmediğim kız Furkan'a dönüp baktı. Ağlamamak için kendini diretiyordu sanki o da. Efe'ye çevrildi bakışlarım. Bana bakıyordu öylece.

Ona gülümsedim. O da bana gülümsedi. Eliyle yıldızları gösterip, dudaklarından sessizce kelimeler döküldü.

"O orada." Başımı kaldırıp gökyüzüne baktım. Bir erkeği bu kadar üzebilecek kim olabilirdi gökyüzünde?

🌟🦋🌟

Ve 29.bölümün de sonuna geldikkkk🥹 Sanırım sizinle Furkan'ı da tanıştırmalıyım ama o bir gizem olarak sonsuza kadar değil belki ama bu kitapta kalacak...

Sizi üzen birileri varsa gökyüzüne bakıp fısıldayın lütfen "Sen dağıttın bak ben topluyorum beni" :)

Diğer bölümlerde görüşmek üzereeee♡ havada güneş var o yüzden size de güneşli günleerrrrr

Bölüm sonu

3 yorum