Akşam mektubu okuduktan sonra gözüme uyku girmemişti. Gece boyu büyü kitaplarımdaki savaş büyülerini tekrar etmiştim. Güneş doğduktan sonra annem beni uyandırmaya geldi. Uyanık olduğumu görünce şaşırmıştı, çünkü genelde geç kalkardım. “Amanın, Neiye uyandın mı?” Başımı onaylar şekilde salladım. Kendimi hala kötü ve endişeli hissediyordum. Bundan dolayı kahvaltımı yaptıktan sonra kütüphaneye gidip savaş büyülerine çalışma kararı verdim. Kahvaltımı yaptıktan sonra kasaba kütüphanesine gittim.
Hyacinthi Kasabası Kütüphanesi. Kasaba kütüphanesi Bayan Sarah buradayken inşa edilmişti. Kütüphanedeki kitapların çoğunu o bağışlamıştı. Girdikten sonra gözüme ilişen kitaplardan birini aldım. “Maga Elflerinden Savaş Büyüleri” Maga elfleri savaş büyülerinde uzmanlaşmıştır. Kitaptaki zayıf mana bölümünü açtım. Büyücülerde mana gücü oldukça önemlidir çünkü çoğu büyü güçlü mana isterdi. Ancak daha sonra mana kristalleri keşfedildi, bunlar sayesinde zayıf manası olan büyücüler veya manasını kontrol edemeyen büyüler bu büyüleri yapabilmeye başladı. Bu mana kristalleri aynı zamanda doğal bir şekilde ulaşılması imkânsız mana gücü gerektiren büyülerin keşfedilmesine de olanak sağladı. Daha sonralarda mana kristallerini daha rahat kullanmak için asalar yapılmaya başlandı. Bu nedenle bir manaya güçlü demek zorlaşmıştı. Benim de bir asam olmadığı için güçlü mana gerektiren büyüleri yapamıyordum. Bir saat boyunca orada durdum. Kütüphane kasabanın ormana yakın kısmında olduğu için rahat rahat kitap okuyordum çünkü cahtiki kasabaya saldırır ise hemen duya bilirdim. Kitap okumak bile kendimi daha iyi hissetmemi sağlamıştı. Kitaptaki zayıf mana bölümünü bitirdikten sonra acıktığımı fark ettim ve kitabı yerine koyup çıktım.
Kütüphanenin yanında Bayan Cheni’nin kardeşi Bayan Cperi’nin tatlı dükkanı vardı. İçeriye girdiğim anda beni neşeyle karşıladı. “Ah Neiye. Dün bana yardım ettiğin için çok teşekkür ederim. Sen olmasaydın malzemeleri asla tezgaha taşıyamazdım. Krep yemek ister misin?” Kafamı onaylar bir şekilde salladım ve ormanı en iyi şekilde gören masaya oturdum. Krep kocamandı. Üstünde çeşit çeşit meyveler vardı.
Bir süre sonra benden sadece bir kaç yaş büyük birinin masaya oturduğunu fark ettim elindeki savaş baltasını bıraktıktan sonra mavi gözleri ile beni süzdü. Siyah saçları gözlerini kapatıyordu. “Leydi Neiye sen olmalısın.” Gerilmiştim. Nerden adımı biliyordu ki? Ardından devam etti “Leydi Shieni’nin mektubu sana ulaştığını düşünüyorum. Benim geleceğimi biliyor olmalısın” Yeni biriyle tanışmaktan oldum olası gerilmişimdir, bundan kısa cevaplar vermeye özen gösterdim. “Evet.” dedim. Bundan dolayı sevinmiş gözüküyordu. Muhtemelen anlatmak ile zaman kaybetmek istemiyordu. “Güzel. Sizden cahtikinin nerede olduğu hakkında bilgi istiyorum çünkü bana sadece ormanda olduğu söylenmişti.” Sorularının beni zorlamamasına sevindim. Ormanı göstererek. Şurası ormana açılıyor. Bende ne olur ne olmaz cahtiki saldırırsa haberim olsun diye burada bekliyordum ama bunu herhangi başka bir kasabalıdan da öğrenebilirdin. Bana gelmenin başka bir nedeni daha olmalı.” Bana bakarak sırıttı “Düşündüğümden daha zekiymişsin. Bu doğru normal bir cahtiki olsaydı rahatça onunla başa çıkabilirdim ancak bu cahtiki bir mana kristali yuttu. Bir büyücü olmadan yenilemez.” Daha önce okuduğum büyü tarihi kitaplarından bir aklıma geldi. Koca bir şehir sadece mana kristali yutmuş bir yaratık yüzünden savaş alanına dönmüştü. Bunu görünce yüzümden kanın çekildiğini hissettim. Birden konuşmaya başladı. “Endişelenmenizi anlıyorum ancak bu tür mana kristali yutmuş yaratıklar ancak manası güçsüz büyücüler için tehdittir Leydi Neiye. Leydi Shieni’nin anlattığına göre mananız gayet güçlü. Daha siz on iki yaşındayken bile bir kilometre öteden mananız hissedilebiliyormuş.” Muhtemelen beni cesaretlendirmek için abartıyordu. “Abartıyorsun” dedim. Kafasını iki yana salladı. “Bunların hepsini Leydi Shieni kendi ağzıyla söyledi. Onu tanıyorsan bilirsin ki karşındaki kişideki olmayan özellikleri asla övmez.” Bakarsan doğru diyordu. Bayan Sarah asla boş övgülerde bulunmazdı. Buda onun övgülerini değerli kılardı. Ardından devam etti “Peki bu cahitikiyi yenmemde yardım edecek misin?” Muhtemelen hayır demek gibi bir şansım yoktu. Bundan dolayı direk “Evet, yardım edeceğim Bay ... Birde adınız neydi?” İkimizin yüzünde aptal bir ifade aldı. Bakışlarını yorumlamak gerekirse muhtemelen bunu söylemeyi nasıl unuttuğunu düşünüyordur.
“ Hytie.” Sanki utancını gizlemek için kısık sesle söylüyordu ve bu onu çok tatlı yapıyordu. “Tanıştığımıza memnun oldum Hytie.” Yüzünde hafif bir tebessüm oluştu ve hemen ardından ciddi ruh haline geri döndü. “E planımız ne?”







