İçeriğe geç

Büyücünün Tılsımı

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Büyücünün Tılsımı

Bölüm 2

Bahar Festivali

“Neiye!” Annemin bana seslenmesi ile uyandım. Bugün bahar festivali vardı. Hemen üstüme bir şeyeler geçirip ardından en önemlisi Bayan Sarah’nın bana hediye ettiği kolyeyi taktım. Bahar festivali her yıl kasabada baharın gelip çiçeklerin açması, kışın bitmesini kutlayan bir festivaldir.

Mutfağa doğru ilerlerken babamın resmini gördüm. Annem çizmişti. Babam annem bana hamileyken ölmüştü, bundan dolayı onu hiç görmemiştim. Onun yokluğundan dolayı hep merak etmiştim, acaba bir babaya sahip olmak nasıl bir histi? Ama bugün bu tarz kötü düşüncelerden uzak durmalıydım. Kafamı iki yana salladım ve mutfağa gittim. Annem mutfakta yoktu muhtemelen dükkânı erken açmıştı.

Bugün gibi özel günlerde dükkân ekstra ilgi çekiyordu. Annem tablolar, ufak heykeller, tahta oymalar, kara kalem çalışmaları vb. yapıp satıyordu. Yemeğimi yiyip dükkâna indim. Tahmin ettiğim gibi annem dükkandaydı, genç bir çiftin resmini yapıyordu. “Neiye, kasaya geçer misin?” “Tabi ki.” deyip kasaya geçtim. Dükkân çok doluydu.

Ortalama bir saat sonra Bay Keidt gelip “Neiye, süsler için yardım eder misin?” Anneme baktım. Çiftin resmini çoktan bitirmişti. “Merak etme kasaya ben bakarım.” Annemin kasaya baktığını bilmek içimi rahatlattı. “Tabi.” Bay Keidt kasabanın muhtarıydı. Süslemeleri telekinezi büyüleri sayesinde hızlıca ve emek harcamadan bu süslemeleri halledebilirdim. Onunla birlikte kasaba meydanına doğru gittim. Ev zaten meydana yakındı. Oraya vardığımız vakit süslerin çoğu kutulardaydı, tezgahlar yarım yamalak yapılmaya çalışılmış gibiydi. Önce çiçekleri duvarlara ve direklere astım. Beş dakikada hepsini aşıp tezgâhları kurmaya geçmiştim. “Neiye olmasaydı var halimize.” Yüzümün kızardığını hissettim. Bunu diyen normalde oldukça asabi olan Bayan Cheni idi. Diğerleri de bunu onayladı. Ortalama iki saat içinde işlerin hepsini bitirmiştik. Saat daha bir olmasına rağmen insanlar gelmeye başlamıştı bile. Ben esnafların malzemelerini tezgahlara taşırken, diğerleri dinleniyordu. Hepsi kan ter içindeydi oysa en çok ben iş yapmıştım tabi büyü yardımıyla.

Gün batmaya yakın festival eğlenceleri başlamıştı. Danslar, oyunlar ve nicesi. Daha sonra annemin tezgahının oraya gittim. Annem tezgahında baharı çağrıştıran şeyler satıyordu. Orada Annem ile Bayan Cheni ile annemin konuşmasına şahit oldum. “Bizim çocuklar kasabanın yanındaki ormana gitmiş, orada dediklerine göre garip büyük bir silüet görmüş ve bir inleme duymuşlar. Ardından oradan hemen kaçmışlar.” Annemin gözleri fal taşı gibi açılmıştı. “Oradan hemen kaçmaları iyi olmuş. Bizimkilere söyleyeceğim ormana gitmesinler.” Karnıma ağrılar girmişti. Aklıma Bayan Sarah’nın gönderdiği kitaplardan birinde bahsedilen yaratık gelmişti. Cahtikler. Cahtikler ormanlarda yaşarlar, ayrıca olukta tehlikelilerdir. Acaba o silüet onlardan birine mi aitti? Bunları düşünmek karnımı ağrıtmıştı. Anneme haber verip eve gideceğimi söyledim.

Eve vardığımda mektup geldiğini fark ettim. Bayan Sarah’dan gelmişti. Bu beni biraz olsun neşelendirmişti. Hemen odama çıkıp mektubu okumaya başladım.

Sevgili Neiye:

Yakın zamanda bir cahtiki yaşadığın kasabanın yakınında birkaç maceracının elinden kaçtı. Seni bu konuda uyarmak istedim. Bir süre sonra yanına güçlü bir maceracı göndereceğim. Ona güvene bileceğine emin ol ve lütfen onunla ilgilen ve korkma. Kendini koruyabilecek kadar büyü bildiğini biliyorum. Çevreni korumayacağın konusunda lütfen endişelenme çünkü buna ihtiyaç duymayacaklar.

Titrediğimi hissettim. Kasabaya saldırırsa ne yapacaktım? Birkaç savaş ve savunma büyüsü biliyordum ama onların yetmeyeceğini biliyordum. İlk deha korkuyordum.

Bölüm sonu

8 yorum