İçeriğe geç

Büyücü Kralı

Bölüm 11 · 4 dk okuma

Büyücü Kralı

Bölüm 11

Bölüm 11

“Tamamdır, seni bulmak için döneceğim. Beni merak etme, Ain. Ama özle.” Neptün’e söylediğim gibi savaş sonrası yaralanan askerleri iyileştirmeye yardım ediyordum. Tek konuştukları konu ise ‘Hain Neptün’ gibi gözüküyordu. Önceki kadar kalbim kırılmıyordum, sadece duyduğum bazı sözler beni öfkelendiriyordu. Hiçbiri gerçeği bilmediği için aslında herkese iyilik yapmaya çalışan birisinin arkasından çok ağır konuşuyorlardı. Bir yandan ise onları suçlamak istemiyordum da. Sonuçta onların açısından bakıldığında haklılardı. Tek istediğim, bir seferliğine Neptün’ü anlamaya çalışmalarıydı. Çok şey istiyordum. Yapabilecek tüm şifa yardımlarımı akşama kadar hallettim. Tüm askerlere en az bir kere yardımım dokunmuş olmalıydı. Kendimle gurur duyarak hızlı müdahale için ayarlanmış sağlık çadırından çıktım. Yıldızlara ve gökyüzündeki dolunaya baktığımda yüzümde bir tebessüm vardı. “Neptün ile sevgili oldunuz demek. Onun iyi öpüştüğünü de düşünüyorsun.” Tanıdık sesi duyduğumda sağıma döndüm. Söyledikleri ise beni çok utandırmıştı. “Neler diyorsun öyle?!” Bu kişi çadırda iyileştirdiğim askerlerden biriydi; düşünce okuyan büyücüydü. İsmi neydi? “Ben demiyorum. Düşüncelerin diyor.” Sanırım ona asla yalan söylemezdim. Bu yüzden sadece dürüst olmayı seçmeye karar verdim. “Evet, iyi öpüştüğünü düşünüyorum ve sevgili olduk. Ama Neptün’le ilgili bu kadar basit konuşmamalısın. İnsanlar ondan şu an nefret ediyor.” “Biliyorum. Etrafta bizi duyacak kimse yok zaten.” “Bunu nasıl bilebilirsin? Hemen sağlık çadırının dibindeyiz.” “Düşüncelerini dinliyorum. Hepsi uyuyor ya da duyamayacak kadar uzaktalar.” Derince iç çektim ve nefesimi verdikten sonra birkaç adım attım. O da beni takip etmeye başladığında bu ikimiz arasında yürüyüşe dönüştü. “İsmin neydi bu arada?” Diyerek önce o sorduğunda hemen cevapladım. “Ain. Seninki nedir?” “Deimos.” “Farklıymış.” “Mitolojik bir isim. Peki, seninki ne demek?” Diyerek basitçe açıkladı ve benim adımın anlamını sordu. Düşününce bu bana garip geldi, çünkü herkes için görünmez olduğumdan dolayı kims ebana bu tarz sorular sormazdı. Hoşuma gittiğini kabul etmeliydim. “Bir tane yıldızın ismi.” Ne zaman geldik anlamadım ama şehrin merkezindeydik. Sohbetimiz o kadar tatlı ilerledi ki, bence bunu ikimizde anlamadık. “Evin hangi tarafta?” “İlerideki handa kalıyorum.” Açıkladığımda yüzünde bilmiş bir gülümseme vardı. O an fark ettim. Aslında benimle sohbet ederken bir şeyleri açıklamam veya dile getirmeme gerek yoktu. Ben düşündüğüm anda zaten ne söyleyeceğimi biliyordu. Ara ara seçtiğim cümleleri veya cevapları da en doğal haliyle öğreniyordu. Bu yüzden nerede yaşadığımı veya adımın anlamının cevabını beklemesine gerek yoktu. Sadece düşünmeme sebep olsa yeterdi. “Senin için doğru kişiyi bulmak zor olmalı.” Ortaya bir konu attığımda çoktan hanın önündeydik. “Neden?” Diye sorduğunda aslında neden bu konuyu açtığımı biliyordu. Bu garip bir sohbet şekliydi. “Çünkü insanlar kolay yalan söyler ve kimse yalancı birini istemez.” “Haklısın.” Gülümsedi, kararan havadan ve savaş zamanı olmasından dolayı bomboş kalmış halk pazarına doğru baktı. Mutlu bir yaz akşamı olsaydı burası insan ve ışık kaynardı. Şimdi kışa doğru ilerliyorduk ve insanlar mutsuzdu. “Bana eşlik ettiğin için teşekkür ederim.” Tebessüm etti ve bir şey demek yerine elini yanağıma koydu. Bu onun rica etme şekli miydi? Ben de kaba olmamak adına gülümsedim ve elini çekmesini bekledim. O ise bunu yapmadı, aksine yüzüme doğru yaklaşmaya başladı. Ben geri çekilmek için kafamı geriye çektiğimde ise hanın duvarına çarptığım için yeterince yapamadım. Deimos, farklı bir görünüşe sahip biriydi. Kahverengi omuzlarına yakın dalgalı saçları vardı. Gözleri ise bal rengi gibiydi ve boyu oldukça uzundu. Muhtemelen Neptün’den de uzundu. Omzuları genişti ve upuzun bacakları vardı. Dizlerine kadar siyah çizmeler giyiyordu ve boynunun yan tarafında ne olduğunu saçlarından dolayı tam anlamadığım dövmesi vardı. Bana iyice yaklaştığında dudağının üzerinde ufak bir beni olduğunu gördüm. Dudakları benim dudaklarıma kapandığında onu itmeye denesem bile beceremedim. Daha sonra ise duymamam gereken o sesi duydum. “Siz ikiniz ne yapıyorsunuz, Ain?” Neptün’ün kırgın, şaşkın ve öfkeli sesini duyduğumda Deimos geriye çekildi. Neptün, her zamanki görüntüsünde değildi bu yüzden Deimos onu tanıyacak mıydı merak ediyordum. Muhtemelen düşüncelerini okumayı denerdi, ancak kendisi Neptün’ün düşüncelerini okuyamadığını söylediğinden bunu fark edip onun kimliğini anlayacağına emindim. Ayrıca benim düşüncelerimden de onu tanıyacaktı. Tek yaptığım sıkıştığım duvar ve beden arasından bir şekilde kaçıp güvendiğim kişiye koştum. Neptün çok öfkeliydi ve ne yapacaktı bilmek istemiyordum. “Sen kim oluyorsun da, Ain’i öpüyorsun?” “Ondan çok hoşlandım.” “O beni seviyor.” Neptün’ün söylediği kalbimi hızlandırdı. “Kendisi de söyledi. O Neptün’ü seviyor. Bildiğim kadarıyla Neptün bu şekilde gözükmüyordu.” Kendinden emin şekilde söylediğinde Neptün’ün elini yumruk yaptığını gördüm. Onu sakinleştirmek için elini kavrayacaktım ki onu kaldırdı ve parmağını şıklattı. Bunu yaptığında ise normal haline döndü. Bunu yaptığında Deimos daha keyifli gözüküyordu. “Onu bulduk! Yakalayın!” Yüksek sesle bağırdığı anda etrafta sayısız üst seviye büyücü askerler belirdi. Neptü’ü yakalamak için hazırdılar. Neptün ise savaş formuna hazırlanıyordu ki bir şeyin beni yere doğru çektiğini hissettim. Yere baktığımda ise kum büyüsü olan birisinin zeminde bana bataklık oluşturduğunu anladım. O saniye ise beni yuttu ve Neptün’den uzağa götürdü. “Neptün... Yoksa Bay Neptün mü demeliyim? Bu kadar basit yakalanmanızı beklemezdim.” Büyücülerin arasında tutsak kaldığımda sadece izlemekle yetinebiliyordum. “Eğer kaçmaya kalkarsanız, Ain Bey’e neler olur acaba?” Beni işaret ederek söylediğimde Neptün’e beni umursamaması gerektiğini bağırmaya başladım. Neptün ise savaş formundan çıkıp normal haline döndü. “Sorun yok, Ain. Sen daha önemlisin. Buraya kadarmış.” Deimon, Neptün’e yaklaştı ve büyü gücünü kilitleyen kelepçelerden birini Neptün’ün ellerine ve boynuna geçirdi. Bu sayede ne elleri ne de düşünce gücü ile büyü yapabilecekti. Onu götürmeye başladıklarında beni de Neptün ile aynı atrafta olmaktan dolayı tutukladılar. Sanırım hikayemizin sonu bu kadardı. Bu hikayenin sonunda kötüler kazanacak ve düzen değişmeyecek gibi duruyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.