İçeriğe geç

Büyücü Kralı

Bölüm 12 · 4 dk okuma

Büyücü Kralı

Bölüm 12

Bölüm 12

Bu hikayenin sonunda kötüler kazanacak ve düzen değişmeyecek gibi duruyordu. Neptün ile ikimizde tutsak edildiğimizde karşılıklı demir parmaklıkların arkasına koyulduk. Uzun koridordaki en sondaki kısımlardaydık. Yüzümüzde kırgın ve üzgün ifadelerle sadece birbirimize bakıyor ve konuşabiliyorduk. Parmak uçlarımız bile birbirine dokunamıyordu. “Hepsi benim yüzümden.” Dediğimde Neptün bunu reddetti. “Hayır. Neden böyle söylüyorsun?” “Deimos ile tanışmasaydım ve konuşmasaydım, bunlar olmazdı.” “Hayır, Ain. Olacaktı. Bir düşünsene, her seferinde ilk sen mi ona yaklaştın, yoksa o mu?” “O, yaklaştı.” “Gördün mü? Onun yeteneği düşünceleri okumak demiştin. Muhtemelen zihninde benimle ilgili düşüncesi olan insanları hedefliyordu. Sen ise en doğru kişiydin.” “Yine de kendimi suçlu hissedemeden yapamıyorum.” “Ah, benim Ain’im. Temiz yürekliliğin seni cehennemde gibi hissettiriyor olmalı. Merak etme. Tüm bu durumu çözüp cenneti bu dünyaya getireceğim. Ne yapmam gerekiyorsa yapacağım.” Zor olsa bile güzel gözleri tebessüm etmeme güç verdi. Yere doğru kaydım ve bir şeyler bulmaya çalışan Neptün’ü izlemeye başladım. Neptün, güçlü ve zeki biriydi. “Önce buradan nasıl çıkabiliriz, onu düşünelim.” “Benim ne fikrim ne de gücüm var. Sana yardımcı olamıyorum.” “Sorun değil, Ain. Varlığın bana güç veriyor, bu yeter.” Üzerinden bir süre geçti ve ikimizde sadece çözüm aradık. Hiçbir kaçış yolu gibi duruyordu. Buradaki her şey Neptün için tasarlanmış gibi duruyordu. Güçleri kilitlendiği için büyü ile kaçamıyordu ve fiziksel olarak ise burayı kırıp kaçacak kadar güçlü değildik. “Ain, hiç gücüm yok diyorsun ancak illa bir yeteneğin olmak zorunda.” “Benim büyü gücüm sadece diğerlerinin büyü yeteneklerinin güç seviyesini görmemi sağlıyor. Yani hiçbir işe yaramaz. Zaten seviyesi o kadar düşük ki, yok gibi bir şey.” “Bu işimize yarayabilir.” Neptün yüzünde ufak bir umut ile bana baktığında ben de heyecanlanıp ayağa kalktım. “Ne yapabilirim? Bana anlatmalısın.” Heyecanlandığımdan ve umutlandığımdan olsa gerek Neptün tebessüm etti. “Bu tür kilitler büyü gücünü kilitler demiştim, biliyorsun.” “Evet.” “Ancak onları sadece vücudumunuzun bir noktasına depolarlar. Bu sayede ellerimiz veya zihnimizde büyü gücü olmaz. Benim büyü gücümün depolandığı yerimi bulursan belki burayı yıkabilirim.” Kötü bir fikir gibi durmuyordu. Benim iyice görmem için açıldı ve kendi etrafında dönmeye başladı. Ben ise tüm dikkatimi vermiş onu izliyordum. Sonunda bulduğumda ise buradan çıkabileceğimiz düşüncesi ile mutlu oldum. “Gördüm! Sol dizin! Şu an tüm gücün oraya toplanmış halde.” “Geriye çekil!” Neptün’ün söylediği ile hızla kafa salladım ve geriledim, o ise kendisinden emin şekilde dizini demir parmaklıklara vurdu. Vurması ile demirlerin kırılması bir oldu. O demir parçaları ise benim önümdeki demirlere çarptı ve onları biraz büktü. Daha sonra ise bileklerinin arasındaki zinciri dizine dayadı ve onları da hiç zorlanmadan kırdı. Bu sayede elleri boştaydı. Boynundaki tasma gibi olan aletten de kurtulduğunda tamamen özgürdü. Benim olduğum yere geldi ve parmağını şıklatması ile ben de parmaklıkların arkasından çıktım ve yanında belirdim. İkimizde özgür kaldığımız anda hızla yanaklarımı tuttu ve başparmaklarını dudaklarıma sürtüp temizlemeye başladı. Yeteri kadar yaptıktan sonra dudaklarıma birkaç öpücük kondurdu. “Sana halledeceğimizi söylemiştim. Şimdi gidelim.” Elini sıkı sıkı tuttum ve pencereden sertçe giren ağacın dallarına doğru onunla birlikte adım attım. Ağaç dalları bizi sıkıca kavrarken hızla o hapishaneden kaçtık. Artık ben de bir haindim, ancak korkmuyordum. Yaşadığımız ülkede ilk defa güvende hissediyordum ve bunun sebebi yanımdaki upuzun gri saçları olan bu adamdı. “Buradan uzaklara gidelim.” Dediğimde bana doğru baktı ve kafasını sağa sola salladı. “Hayır, Ain. Mücadele etmeliyiz.” Ağaç bizi ormana doğru götürürken etrafta bizi gören insanların seslerini duyuyordum. Neptün ise onlara zarar vermeden attıkları büyüleri etkisiz hale getirerek benimle konuşuyordu. İnsanlar askerleri veya yetkilileri çağırıyordu. Biz ise dev ağacın tepesinde onları umursamıyorduk. Güçlü büyücü olmak böyle hissediyordu demek ki. Ormana ulaştığımızda kimse yoktu artık. Ayaklarımız tekrar zemini bulduğumda ona sıkıca sarıldım. “Lütfen, sadece uzaklara gidelim. Dağlara gidelim mesela? Ya da bizimle savaşan ülkeye gidelim.” “Mutlu olacak mısın bu şekilde?” “Olacağım. Olmak zorundayım. Sonuçta birlikte olmayacak mıyız?” Sözlerime sadece gülümsedi ve yanağımı okşadı. “Hayır, Ain. Sana bir söz verdiysem tutmalıyım. Sana cenneti yaratacağım.” Neptün’ü asla ikna edemedim. Sonunda kabul ettim ve ilk iş olarak yaşayacak bir yer bulmaya karar verdik. Ormanda dolanıp en iyi çözümü üretirken eski bir kulübe bulduğumuzda buranın en doğru yer olduğunu anladık. Herkes bizi ararken biz ise o kulübeyi temizledik. Yaşanacak hale geldiğinde ise Neptün bir şey demeden sadece uzun uzun bana sarıldı. “Hayatımın kırk yılını yaşanmaz şekilde geçirdim. Hayatıma amaç arardım ama asla bulamazdım. Ama seninle tanıştıktan sonra hayatımın anlamını buldum. Bir kere de anlamlı şekilde yaşamak istiyorum.” Sözlerine sadece gülümsemekle yetindim. Böyle söylediğinde nasıl onu reddebilirdim ki? Onu desteklemekte benim hayatımın anlamıydı belki de? İçimdeki sıkıntılı nefesler durdu ve ben de onun bedenine sıkıca sarıldım. “Tamamdır! Yapalım bunu! Hayatına anlam katalım.” Neptün sayesinde güzel bir akşam yemeği yedik. Küçük ateşböceği ışıkları, güzel çiçek kokuları ve taze meyvelerle her şey mükemmeldi. Hatta kendimizi o kadar kaptırmıştık ki, dışarıda savaş sesleri yükselirken biz deliler için onlar müzik melodileri gibi geldi ve dans ettik. Yorulduğumuzda ise bir ağacın dalına oturup savaşın ışıklarını izleyerek güzel günlerin hayallerine daldık. Ne zaman gerçekleşti tam bilmiyordum ama en sonunda onun göğsüne yaslanmış uyudum. Bu ise sabah uyandığımda kötü haberlerin başlangıcı oldu. Sabah kulübede yalnız başıma uyandığımda savaş sesleri neşeli nidalar şeklinde duyuluyordu. Endişe ile Neptün’ü ararken farkında olmadan şehre yaklaştım. Belki de oradadır diyerek daha da yaklaştığımda uzaklardan bir ses duydum. “Bugün bizim bayramımız! Neptün öldü!” Ve bunu duyduğumda ben de öldüm.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

13. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.