İçeriğe geç

Burası Lise

Bölüm 48 · 8 dk okuma

Burası Lise

Bölüm 48

Dark Daffy Pink Duck

Çakıl taşlarının, kırılmış parke zeminlerin ve bolca toprağın iz yaptığı yolda yürüyorlardı. Yakınlarında raylar ve emekliye ayrılması ile terk edilmiş vagonlar duruyordu. Konteynırların arasına doğru ilerlemeye başladıklarında Uzay kuşkuyla etrafa baktı. Herkesten önde yürüyen Meriç'e hiç güvenmiyordu. Bu güvensizlik yerini bulmuşken gün yüzüne çıkmaya hevesli bir şekilde dilinden döküldü.

Yanında yürüyen ve ellerini cebine tıkmış, saçlarını ise sweatinin içinden çıkarmayan Aslı'ya yanaştı. Kız her ne kadar etrafı heyecan içinde inceleyip bakınsada zihni kuşku için her daim verimli topraklara sahipti. "Meriç bizi kuytu köşelere getirdi kesin öldürüp gömecek."

Onun bu sözüyle Aslı, gözlerini kısıp bakışlarını keskinleştirerek bir müddet Meriç'in arkasına baktı. Fakat daha sonra kendini ferahlatacak bir sebep bulmuş gibi rahatlayıp gülümsedi.

Uzay'a hemen arkalarından gelen Karam'ı gösterdi. Her ne kadar kızın yüzünde hoşnutsuzluk olsa da Aslı onun burada olmasından mutluydu.

"Merak etme Uzi. Karam’ı da yanımızda getirdim ben. O ölüden kormuyor. Bizde Meriç’i öldürüp gömebiliriz, güçler eşit yani."

Uzay kafasını çevirip arkasındaki kıza bakınca derin bir nefes aldı. "Doğru Karam burada." Bakışlarına karşı Karam sert ve korkutucu bir bakış atınca bu sefer de ondan korkmaya başladılar. "Sahi onun burada ne işi var?"

Aslı arkadaşına gülümsedi, gülümseme her an kinayeli laf dokundurmaya doğru yol alacak göz kısılmalarına dönüşebilirdi.

"Ben onunlayken fark ettim hiç arkadaşı yok onun. Satanistte değilmiş. Hiç hanefi mezhepli satanist mi olurmuş canım!"

Dün inandıkları tüm mantık devreleri bir gün sonrasında güncelleme ile yenilenebiliyordu. İkiside her fikire hazırakondu yapabilirdi. Aslı sona bıraktığı haberi coşkuyla verdi. "Bu yüzden artık o benim kardim. Nasıl ki siz üçünüz cemiyetsiniz, biz de örgütüz." Yeri gelmişken de üçlünün onu aralarına almadıklarını belli etti.

Karam bunları duyduktan sonra şaşkınlık ile kaşlarını kaldırdı.

"Neden benim rızam alınmadı? Belki seninle arkadaş olmak istemiyorum."

Aslı maziye, ta okulun açıldığı iki ay sonrasına gitti. Gözlerine geçmişin ve yaşanmışlığın nostaljik bakışını yerleştirdi. Fakat sonra pekte uzun bir süre geçmemiş olduğunu hatırlayınca kendine çeki düzen verdi.

Anımsadığı anı ile tebessüm etti. O da başlarda Ufuk'a böyle demiş onunla arkadaş olmak istememişti. Fakat Ufuk kendinden emin bir şekilde şöyle demişti.

"Sen benimle arkadaş olma ben seninle arkadaş olurum." dedi Aslı. Kendinden emindi ve güven doluydu. Karam buna anlam vermedi, kaşlarını çatarak "O nasıl bir şey?" diye garipsedi.

Aslı, bunu uzun uzadıya anlatmak, suyunu çıkartana kadar açıklamak isterdi. Ufuk ile olan kankiloştoşkoluğunu düşününce derin bir iç çekip "Deniz gibi, girince alışıyorsun." diye özetledi. O da arkadaşlık bağına sarıldıkça alışmıştı. Ufuk ile sanki kundakta ayrılmış ikiz kardeş gibiydi. Kankiloştoşkosunu içinden anmışken suretinden de nasibini almak için kafasını ona çevirdi.

Uzay'ın sırtına binmiş, kollarını boynuna dolarken başını da omzuna gömmüştü. Nefes alırken bile dikkatli davranıyor, fark edilmemeye çalışıyordu. Yarı yolda Uzay'ın çantasını atıp onun sırtına binerken tüm oyunculuğu ile çanta gibi davranıyordu. Bu kadar yolu kafasında silahla bile gelmezdi. O üşengeçliğe partime değil bir ömür sigortalıydı.

Fakat Ufuk sıkılmaya başladı kankiloştoşkosunun ona baktığını görünce sırıttı. Uzun süre sürdürdüğü sessizliği bozdu. Kafasını kaldırıp önde giden Meriç'e bağırdı.

"Daha ne kadar yürüyeceğiz acaba canım arkadaşım Meriç?"

Onun sırtından silkeleyen Uzay sinirle bağırdı. "Sanki yürüyormuş gibi birde soruyor. Farkında değilmişim gibi davranıyorum Ufo, ama seni sırtımda taşıdığımı hissedebiliyorum."

Ufuk suç üstü yakalansada kanındaki yüksek şeker seviyesinin onu tatlı yaptığına inandığı için gülümsedi. Arkadaşını sevimliliği ile kandırmaya çalıştı.

"Ne var yani kardi!? Oraya kadar gidiyorsun benide bıraksan ne olur sanki." Uzay kontrolsüz öfke yükselişi ile daha fazla bağırdı. "Otobüs müyüm ben!"

Meriç sonunda onları kâle alıp cevap verdi. Derin bir nefes alıp durduktan sonra eliyle önünde durdukları duvarları gösterdi.

"Geldik."

Herkes etrafa bakındı görmeyi bekledikleri bir insandı fakat etrafta kimse yoktu. Grafiti dolu duvarlardan başka hiçbir şey yoktu. Meriç, ilk önce Aslı'ya dönüp hatırlatma yaptı. Daha sonra etrafa alık alık bakan çocuklara sağdaki duvarı gösterdi.

"Sözünde dur Ufaklık. İşte aradığınız DarkDaffyPinkDuck bu."

Uzay tek bir hareketle sırtındaki kambur arkadaşında kurtuldu. Onun yanına şefkatli bir anne edası ile gitti. "Güneş başına vurdu bu garibin. Çocuğum, o duvar. Hemi de ne güzel resim çiziktirmişler annem, görüyorsun değil mi?"

Şiveli anne rolüne kendini fazla kaptırıp Meriç'in saçını okşadı. Meriç sert bir tavırla onu geriye itti. "Çek elini! Aradığınız bu. Bu grafiti yıllar önce yapılmış. #DarkDuffyPinkDuck yani DarkPink ve Daffy Duck."

Uzay o dedikten sonra dikkat kesildi. Duvarda pembe ve siyah renklerin oluşturduğu Duffy Duck çizilmişti. Resmin altına imza gibi yazan Dark Pink yazısında ayrı birde okul ismi vardı. Uzay şaşkınlık ile duvara yaklaşıp bunu arkadaşlarına gösterdi. "Aa altında Atatürk Merkez Anadolu Lisesi yazıyor. Ablamın okulu bu. Oradan mezun oldu sonra üniversiteye gitmemiş zaten."

Onun yanına ilerleyen Aslı neden eğitime devam etmediğini merakla sordu. "Zekiymiş ama çalışmıyormuymuş?"

Uzay kafasını ikiye sallayıp rahat bir tavırla cevapladı. "Yoo, tembel tenekenin tekiymiş. Ders kitabının arasına sürekli roman koyup okuyormuş. Zaten üniversite sınavına girmeye zahmet bile etmemiş."

Meriç onların arasına girip kaynatmalarına izin vermedi. Bir an önce Aslı ile olan konularına dönmek istiyordu. "O zaman git ablana sor. Sana daha iyi anlatır. Bu grafiti o lisede intihar eden bir kızın ölümü üzerine resmedilmiş."

Karam burun kıvırarak olduğu yerden resime baktı. "Kim gidenin ardından pembe siyah Duffy Duck çizer ki?"

Meriç bu konuda onla aynı fikirdeymiş gibi resmi süzerken omuzlarını silkti. Bildiğini ve kulaktan dolmada olsa duyduklarını anlattı. "O lisedekiler çizmişler. İki yılda bir üstünden geçer gibi yeniliyorlar zaten. Altı-yedi senelik ya da daha fazla."

Aslı hüzünle resmi incelerken "Kız niye intihar etmiş acaba?" diye kendi kendine mırıldandı. Onun sorusunu duyan Meriç "Benim bildiği kadarı ile-" diyerek söze başladığında kamuflaj giymiş Yağız Efe sindiği duvarın dibinden ses verdi. "Zorbalıktan."

Herkes sese doğru şaşkınlık ile döndü. Karam sonunda onu bulduğu için sevinsede gün boyunca aramaktan yorulduğunu unutmadı. Kaşlarını çatarak ona doğru yürüyüp kaçmasına izin vermemek için kolundan tuttu.

Yağız Efe yakalansada bunu umursamadan bakışlarını duvar resminde sabit tutup anlatmaya başladı.

"Çocukluğu boyunca zorbalığa maruz kalmış. Görünüşü, kekemeliği konusundaki alaylara ve dalga geçmelere bir gün dayanamamış. Aslında cıvıl cıvıl bir kızmış. Hep pembe renkli kıyafetleri varmış. Ama dayanamamış. Bir gün bu dünyadan gitmek istemiş. Tüm pembeliği ile karanlığa gitmiş. En yakın arkadaşları alay edenleri suçlamış. Alay edenler pişman olmuş ama artık bunun için çok geçmiş. Burayı anıt mezar olarak kullanıyorlarmış. Yeniliyorlar, pişmanlıklarını belirtiyorlar, özlemlerini gideriyorlar. O kız içlerinde pembe bir karanlıkta yer alıyor. Onlarda kendilerine DarkPink diyor."

Anlattığı şeyler çocukların tüm alaylı hayatlarına ciddiyet tohumları serpmişti. Bu ciddiyet anlatılanların ağırlığı ve üzüntünün sulaması ile yeşermişti. Kimseden bir süre ses çıkmadı. Bunu üstünden ilk atan Uzay "Sen bunu nereden biliyorsun Yefe?" diye sordu.

Ufuk'ta merakla bir soru daha ekledi. "Daffy Duck dedikleri kim biliyor musun?"

Yağız Efe, cebinden katlanmış eski resimi çıkarttı. Onlara göstermek için yakınlaşacaktı fakat kolunda pranga olmuş bir adet Karam vardı. "Abimin lise yıllıklarındaki tüm fotoğraflarında yanından duran kız. O abimin en yakın arkadaşıymış. Zaten bana bunları abim anlattı."

Onu da sürükleyerek arkadaşlarının yanına gitti. Resimde Yiğit'in yanında söylediği gibi pembe kıyafetler içinde bir kız gülümseyerek poz vermişti. Hepsi resme baktılar.

Aslı heyecanla "Nasıl yani sen bu zamana kadar biliyor muydun?" derken gelecek suçlamaları eşikte bekletti. Yağız Efe başını iki yana salladı.

"Ben bilmiyordum abim biliyormuş. Karam'ın polise gittiğini öğrenince meselenin peşini bırakayım, onu rahatsız etmeyeyim diye anlattı."

Uzay, işe Yiğit'in karışmasıyla daha fazla düğüm olan meseleyi çözemedi. Kızgın bir şekilde, içindeki endişeyi hissettirerek konuştu. "Bu meselenin ablamla ne alakası var?"

Herkes bunu çözmek için düşünürken Meriç "Sizin abiniz ve ablanız ile aynı dönem öğrencisi mi?" diye sordu. Uzay başını salladı. "Evet. Onlar hep yan yanaymışlar." diyerekte sağlam bağlarını belli etti.

Yağız Efe yutkundu, suyu bulandırmaktan belki de ilk kez çekiniyordu. "Ama Guneş Apla, Daffy Duck ile arkadaş değildi." diyerek herkesi çelişkide bıraktı. Herkesin aklına nasıl olurda Yiğit'in en yakın iki arkadaşı birbirleriyle bir bağ kurmaz geçiyordu. Güneş'in de zorbalık edenlerden olabilme olasılığı vardı.

Ufuk ihtimaller ile savaşıyordu. Entrikalar onun zihninin kraliçesiydi fakat şimdi bir türlü sonuca varamadığı için sinirliydi. "Guneş aplanın hiç arkadaşı olmamış. Kimseyle arkadaş olmak istemiyormuş. Kimseye katlanamadığını söylemişti." deyip kuşkuları yani yeni olasılıkları yok etmeye çalıştı.

Güneş kimse ile arkadaş değilken Daffy Duck ile de arkadaş olmaması normal karşılanabilirdi. Güneş'in kimseye katlanamama meselesi Karam'ın hoşuna gitti. "Ablanı sevebilirim desene aynı ben." dedi.

Uzay aklına gelenle şeyle panikledi. Yerinde duramayıp amaçsız adımlar attı. Ablası ile tavana bakarak yaptığı konuşmayı hatırlıyordu. "Ama aslında herkes onu sevsin isterdi. Her ne kadar arkadaş istemiyor numarası yapsa da içten içe bunu istiyordu."

Meriç anlamak için "Ablan asosyal miydi?" diye sorduğunda onun yerine Ufuk cevap verdi. "Hayır fazlası ile kendini beğenmişti."

Meriç bunu söylemenin ona kaldığını yoksa diğerlerinin düşünse de dile getirmeyeceğini iyi biliyordu. Derin bir iç çekerek doğruyu acı bir şekilde söyledi. "Kendini beğenmiş olan insanların zorbalık potansiyeli fazla olur."

Aslı konuşmaya parantez açık ek bilgi ekler gibi "Doğru, kendinden biliyor." diyerek sessizliğe gömüldü. Arkadaşları konuyu tam açığa çıkarmadan ondan bir şey çözmelerini istiyordu. Fakat bunu yapamazdı. Aslı'dan sakladıkları her ne ise aradıklarını bulmaları için açıkça söylemeleri gerekiyordu.

Yağız Efe diğerlerinin tepkisinden korkarak "O zaman Güneş Abla bu kıza zorbalık etmiş olabilir mi? Belki Yiğit abimi kıskanmıştır." diye sordu. Kesin konuşmuyordu çünkü Uzay buna sinirlenirdi.

Meriç'in böyle bir çekingesi yoktu. "Bu ismi kullanarak ablanızla uğraştıklarına göre etmiş."

Uzay öfke ile onlara dönüp bağırdı. "Benim ablam kötü değil!" Herkes onun sesiyle titredi. Kimse ablasının bir ölüme sebebiyet vermesini düşünmek istemezdi. Kimse düşünsün de istemezdi.

Aslı, ortalarındaki Meriç'i üvey evlat gibi itip Uzay'a sarıldı. Onu teselli etmek öfkesini bitirmek istiyordu. "Bizim Güneş’imiz yapmaz öyle şey..."

Ufuk sarılmanın her zamanki gibi ortasında bitip aralarına girerek iki arkadaşınada sarıldı. "Güneş’imiz yapmaz." dedi.

Kendi eksikliğini hissettirmek istemeyen Yağız Efe onlara sarılmak istediğinde kolundaki Karam'ı da araya soktu. Sıradaki kişi olarak ondan avutucu cümle bekliyordular. Fakat Yağız Efe sarılmanın verdiği refahla cümlesindeki fesatlığı aynı anda verdi.

"Ama Guneş Apla'ya bunu yapan başka bir şeyde yapar."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.