Hadi ama kader... Çocukları fazla hafife aldığın için onları umursamadın şimdi ne diye bağırıyorlar duymuyor musun?
"Bu kader benim! Kader benim! Ben çocuğum ve herkesten çokum."
•Texting•
Uzi: Kalbini çaldım.
Maya:-Sorun değil evde yoktum açmadım.
Uzi:Kim olduğunu sormayacak mısın?
Maya:Profilin kabak gibi fotoğrafın var.
Uzi:Seninde fıstık gibi.
Maya: Ayrı dünyaların insanız sen sebze ben kuruyemiş.
Uzi:İkisi toprakta yetişiyor.
Maya:Fıstık?
Uzi:Hı hı yer fıstığı
Maya: Böyle bir pot daha dünyaya gelmemişti nasıl kırmayı becerdin?
Uzi:Kısasın diye git annenle babana atar yap. Yapımında emeğim yok. Ama istersen yayılımında olur.
Maya:Terbiyesiz.
Uzi:Evlendik sonra canım. Sende hemen yanlış anlıyorsun.
Maya: Ne var Uzay?
Uzi: İçim boş, gezegensizim.
Maya:Ne saçmalıyorsun?
Uzi:Sensizim.
Maya:Ne yaptın Müslüm falan mı dinledin?
Uzi:Bir yanım Neşet baba bir yanım Ferdi.
Maya: Oo! Baya ağır dramdayız.
Hayırdır gecenin bu saati kakaolu süt içip kafayı mı buldun?
Uzi: Yok kalmamış.
Maya:Ne?
Uzi: Süt kalmamış.
Maya: Uzay git başımdan.
Uzi:İlk görüşte aşka inansana Allah aşkına lan!
Maya: Mesaj atma
Uzi: Peki en sevdiğin yazarın
yeni çıkacak kitap
kapağını atayım mı?
Maya: Atıyosun!
Uzi: Anlaşırsak atarım.
Maya: O anlamda değil palavra mı atıyorsun diye?
Uzi:Eğer yarın okul çıkışı benimle AVM'ye gelirsen atarım.
Maya: Ne malum yalan söylemediğin.
Uzi:Aşk güvenmektir, sana güveniyorum. Ben atayım yarın
okul çıkışı sen gelirsin.
Gönderiyorum...
jotun_heim
Instagram grubu
@maya_soydaner
Size Jotunheim'ın
yeni çıkaracağı
kitabın kapağını atıyorum.

Ben şu an sevinçten delirdim!
xxx:Ayça hüzünlü kekim.
xxx: Kötü karakter olsamda baş karakter benim diyen Mahşer Midillisi.
xxx:Hadi ortalığı karıştıralım!
@jotun_heim (Güneş)
Bu kapağa nasıl ulaştın!
••
Sabah erkenden uyanan Uzay rüyasında aldığı komando eğitimi ile sessizce hareket etti. Üniformasını giyip dün ablasının sinirle kapısını kıracak gibi vurduğu odasından ninja gibi çıktı.
Yayınevinin tarih belirleyip merakla beklenen kitabın kapağını açıklayacakken internete sızmıştı. Bunu yapanın o olduğunu hemen ortaya çıkmıştı. Heyecana kapılan Maya sevincini paylaşmak için ınstagram grubuna attığı kitap kapağını, gizemli yazar Jotunheim sorunca isim soyisim olarak direk suçluyu vermişti.
Uzay her şeye rağmen olaya pozitif bakıp bugün kendini Maya ile alışveriş merkezine gideceği için mutlu olmaya adadı. Tabii maddeleri arasında ablasının hışmından korunmakta vardı.
Sessizce kapıya ilerlerken portmantodaki aynada durup kendine çeki düzen verdi. Kaşlarını tükürük ile ıslattığı parmaklarıyla düzeltti. Daha da yaklaşıp saçlarını düzeltirken kendini oyuna kaptırdı.
Saçlarını dolgunlaştırmaktan vazgeçip alnına gelecek şekilde yapıştırır gibi düzeltti. Kendine hızlı bir komut verdi.
"Miran ol!" (Hercai-Atv dizisi)
Kaşlarını çattı, burun deliklerini büyültüp küçülterek omuzlarını geride bırakır gibi dikleşti. Aynada keskin bakışlar atarken Maya'nın bu halini sevip sevmeyeceğini düşündü. Ne kadar çok düşünürse o kadar yanlış yolu seçtiğini biliyordu. Bu tüm bahtsızların kaderiydi.
"Uzay ol!"
Kendi olmanın en iyisi olacağı ve günün tamamından benliği ile tad çıkarabileceğini biliyordu. Saçlarını düzeltip Uzay olmanın kurallarından gibi çantasını zemine bıraktı. Bir Uzay kişisi tüm yükün üzerine bırakıldığı ders kitaplarını süründürür peşinde kuyruk yapardı.
Evden sessizce çıkıp erken saatte okulun yolunu tuttu. Yolda vaktini geçirmek içinde WhatsApp grubuna mesajlar attı.
-Selam bebek ben kelebek öpücükler yolluyorum size öbek öbek.
-Sizin gittiğiniz yollar bizim ittiğimiz yollar gardaş ayıktıriyım.
-Lan mesaj atın canım sıkılıyor.
-İlk defa okula yürüyerek gidiyorum. Bir ara yolu bulmadım. Eve dönüp tekrar baştan başladım. Oyunun tekrarına düşmüş gibi hissettim.
-Küfredeyim mi size?
-Bunu yazan tosun
Aslı: Höst lan!
Uzi: Atlayan sazanı bulsun.
-Küfredeceğimi sandın de mi?
Aslı: Etmeyecek miydin?
Uzi:Evet edecektim.
Aslı:Malsın Uzay.
Uzi: Bana sadece diğerleri Uzay der.
Aslı:O replik öyle miydi?
Uzi: Evet! Bana sadece diğerleri Uzay der. Sen diğerleri değilsin. Uzi demen şart.
•
Yağız Efe sinirle söylenerek sınıfa girdi. "Kıza bak-" kapı arkasında bekleyen Uzay arkadaşını korkutarak önüne atlayıp sözüne şarkıyla devam etti.
"Bak bakakaldım, tatlı, sanki baklava." (Ezhel- Ufo361:Wir sind Kral)
İlk olarak irkilen Yağız Efe daha sonra sırıtan arkadaşını görünce saniye kaybetmeden ona vurmaya başladı. Bu dayağın nedenini bilmeyen Uzay kendini korumaya çalışıyordu. Yefe durmadan ona vurdu ve arkadaşına söylendi.
"Mala bak birde sırıtıyor! Lan sen nasıl tek başına gelirsin! Sen yoksun diye ablan beni bırakmadı! Yolda gelirken yolumu kaybettim senin yüzünde! Benim mükemmel vücuduma bir şey olsaydı ya!"
Elinden kurtulan Uzay öğretmen masasını kendine siper olarak kullandı. "Eğer ablam beni bulsaydı benim mükemmel vücuduma bir şey yapardı."
Öfkesini unutan Yağız Efe dedikodunun kokusunu alıp merakla yaklaştı. "Niye ki?"
Uzay yeni gelmeye başlamış öğrencilere bakıp burada ablasının kimliğini belli edecek şeyler söylemekten kaçındı. İpucu vermek istedi. "Dün hiç instagramı görmedin mi? Hem yürüyerek geldiğimi gruba yazdım!"
Bu soruyla alt dudağını sarkıtan Yağız Efe daha sonra öğretmen masasına kapanıp hönkürerek ağlamaya başladı.
"İnternetim yok benim! Paketim bitti! Öğrenciyim diye kimse bana paket almıyor! Ders çalış interneti ne yapacaksın pis köpek diyorlar! Bana internet vermiyorlar! Abim wifi şifresini istediğimde denklem verdi. Çözemedim ben onu!"
Çoktan arkadaşının derdini benimsemiş Uzay onun beline bir koala gibi sarılıp ağladı. Ablası da böyle işkenceler yapmıştı onun hâlinden anlardı.
Bu sırada telefonuna bakarak iri kıyım arkadaşının sırtına binmiş Ufuk sınıfa girdi. Arkadaşının sırtından inip minnetle bakarak, ağlamaklı ses tonuyla konuştu. Kendini acındırıyordu.
"Sağol yoldaş! Kanserim ben, dermanım olsa kendi ayaklarım üzerinde bir tavşan gibi... Zıp zıp zıp gelmek isterim. Ama gelemedim. Sağolasın."
İri cüssesinin aksine tiz bir sesle ağlamaya başlayan oğlan bu denli acıya dayanamayıp koşarak uzaklaştı. Yolda tanıştığı yeni arkadaşının karşısında ağlayarak onu daha fazla üzmek istemedi. Yol boyunca anlattığı acıklı hayat hikayesindeki on bir kardeş, sarhoş baba, üvey anneden çok etkilenmişti.
O gittikten sonra telefonu cebine sıkıştıran Ufuk "Okulu konumla buldum. Okul dediğin kırtasiye yanı olur niye buraya saklamışlar ki?! Ya da kırtasiye mi okul yanı oluyordu? Aman her neyse!" deyip sınıfa baktı.
Arkadaşlarını ilerde ağlarken görünce gözleri kocaman açıldı hayal gücünü tutamadı. İç ses çöplüğü devreye girdi hemen.
Ufo İsçöp:
Ufo: Yoksa az önce çocuğa yalan söylerken gerçek bana malûm mu olmuştu?
Yine Ufo: Mübarek insanlara malûm olurmuş. Endişe etme sen kuburdan hallicesin.
Ufo: O zaman bunlar niye ağlıyor?
Yefe:Sana ne be!
Yine Ufo:Oğlum sen nasıl sızıyorsun buraya!?
Ufo: Yoksa biz uzaylı mıyız?
Yine Ufo: Normal değiliz biz!
Ufo:Bu demek oluyor ki?
Yine Ufo:Biz uzaylıyız.
Ufo: Yaşasın dünyalı değilim
Yine Ufo: Allah'ın sana şükürler olsun! Zaten biliyordum ben hep hissetmiştim.
Ufo: Gel sarılalım.
Sınıfın girişinde durmuş kollarını kendine saran Ufuk gözlerini kapatmış alabildiğine sırıtıyordu. Hayallerine ve tüm isteklerine kavuşmuştu.
Arkadaşları ağlayıp o sırıtırken içeriye Aslı girdi. Hangi gruba katılacağını bilemeyen kız ortada dolandı. Bir adım ilerleyip yüzünü döküyor ağlıyor bir adım geri gidip seviniyordu. Arkadaşlarla ağlanır arkadaşlarla gülünürdü, bu yeni bilgisini sahaya uyarlıyordu.
Sınıfta büyük bir karmaşa vardı. Bunu bıçak gibi kesen bir ses oldu.
"Uzay!"
Sınıfa bağırarak giren Maya tüm duyguları değiştirmişti. Öfkeden gözleri dönmüş bir şekilde burnunda soluyarak bakıyordu.
Nereye gideceğine karar veren Aslı kendine sarılan arkadaşının korkuyla duvara sindiğini görünce onun yanına koştu. Kimse bu öfkeli kıza bulaşmak istemezdi. Tatlı, süslü sempatik hali yok olmuş içinden canavar çıkmıştı.
Aslı ve Ufuk her zamanki ödlekliklerini konuşturdu. Hızla birbirlerinin gözlerini kapatıp duvara yaslanarak gizlendiler. Kendine acımayı bırakan Yağız Efe'de derdine ortak olan arkadaşını arkada bıraktı. Anında satmıştı.
Ödleklere üçüncü ek olmak istedi. İlk önce ellerini onların zaten kapatılmış gözlerine kapattı fakat kendininki açık kalmıştı. Ellerini kendine kullandı. Varlığını yok etmek için avuçlarını göz yuvalarına kapattı.
"Biz aslında yokuz!"
Zaten gözü hedefe kitlenmiş olan Maya yerleri titretecek adımlarını atıp korkudan dona kalmış Uzay'a gitti.
"Jotunheim bana dava açabileceğini söyledi. Bana attığın kapağın paylaşılması yasal değilmiş."
"Yok canım korkutmak için demiştir."
"Sırf ondan izinsiz paylaştım diye Jotunheim hesabıma engel attı. En sevdiğim yazar tarafından engellendim yetmedi okurlar linç etti. Hesabımı şikayet etmişler, kapatıldı."
Uzay kafasını yana çevirip omuzlarını silkti. "Beni ilgilendirmez, anlaştık biz. Ben sana kapağı yolladım, sende paylaşmasaydın. Çıkışta alışveriş merkezine gideceğiz. Ben anlamam!"
Konuşmasının sonunda sesini yükseltip bağırmıştı. Herkes buna şaşırmıştı fakat dünden beri bunun hayalini kuran Uzay vazgeçmeyecekti.
Ufuk ellerini kankiloştoşkosunun gözlerinden çektiğinde diğerleride gözlerini açtılar. Üçlü askeri adımlar ile ilerleyip cesareti için arkadaşlarını alkışladılar. Onunla gurur duymuşlardı. Egosunun tatmin eden Uzay gözlerini kırpıştırıp etrafa baktı.
Yağız Efe onun yanaklarını sıkıp iki yana sallarken konuştu. "Okul çıkışı hiçbir yere gidemezsin çünkü Güneş Apla seni almaya gelecek. Sanırsam ağzına s*çacak."
Uzay'ın tüm keyfi kaçtı. Alt dudağını sarkıttı. "Bunu engellemeliyiz. Daha doğrusu engellemelisiniz."
Tayfa yeni bir eğlencenin doğduğunu anladığında gözlerinde ışıklar parladı. Taktik Ufo yine tayfanın akıl organında koltuğa yerleşti.
"Güneş Apla'ya engel atacağız."
*BLÖH*
-Burası Lise Özel Harekat-
Öğle arası plan yapmak için uygun bir zamandı. Hem yemeklerini yemiş karınlarını doyurmuşlardı, akıllarına başka bir şey takılmayacaktı. Aslında Yağız Efe açım diye ağlamayacaktı. Çaylarının yanına abur cubur alıp her zamanki masalarında toplandılar.
Taktik Ufo ayağıya kalkıp başını eğerek onlara selam verdi. Daha sonra masanın ortasına bir Halley koyup köşeyede paketinden çıkardığı gofreti koydu. İlk olarak gofreti işaret etti.
"Bu bizim okulumuz. Halley'de AVM."
Parmaklarını çaktırmadan gofrete uzatan Yağız Efe herkesin odaklandığı okullarını çaldı. El çabukluğu ile dişlerine götürüp koca bir ısırık aldıktan sonra geri yerine bıraktı.
Tayfa gözlerini kısıp ona dik dik baktığında ağzı dolu konuştu. "Ne bizim okul o kadar değildi!"
Başını sallayıp ciddiyetini koruyan Taktik Ufo, halleye baktı. Fakat bunu da birinin yiyeceğini düşündünce önlemini aldı. Balgamlı bir tükürüğü halleyin üzerine bıraktı.
Herkes iğrenip yüzünü ekşitsede umursamadı. Bu sefer karışık jelibon paketini açtı. İçinden ayıcık jelibonu çıkarıp takı töreninde kimden ne geldiğini sunan teyze gibi davrandı.
"Bir adet Güneş Apla."
Bu sefer vampir dişi jelobunu çıkardı. "Bir adet Maya. Bizim oğlanın kanını emdi."
Yılan jelibonunu çıkardı. "Bu bana Yalın'ı hatırlattı. Ama bu harekatta onun işi yok. O yüzden bu Yefe olsun."
Masaya bıraktığında Yağız Efe jelibonu eline alıp övgüler düzdü. "Çok yakışıklısın. Yılan seni."
Onu umursamayan Taktik Ufo kola jelibonu masaya bıraktı, orta parmağını yanağına sokup yeni açılan gazoz şişesini sesini çıkardı.
"Bu da bizim gaza gelen Uzimiz."
Tüm zemini hazırladıktan sonra artık meseleye döndü. Taktiği verecekti ve işi tekniklerini açıklamak için Yağız Efe'ye devredecekti.
"Şöyle ki Güneş Apla yani şu ayıcık seni okul girişinde bekleyecek. Sen şu AVM'ye gitmeden önünü kesecek. Biz senin önüne kendimizi siper etmemiz lazım. Böylece sen kaçış biz ise oyalanıştayız. Gerisini Teknik Yefe'ye bırakıyorum. Saygılarımla."
Konuşmasını bitirip selamlamak için eğildiğinde yanındaki arkadaşı kalktı. Onu taklit ederek Yağız Efe başını öne eğdi. "Saygısızlığım ve terbiyesizliğimle."
Belirlediği taktiği onlara hiddetle anlatmaya koyuldu. Elini sertçe masaya vurup okulun figürü olan gofreti eline aldı.
"Okul çıkışı böcek ilacı sıkılmış at sinekleri gibi sınıflardan çıkan öğrenciler başı kesik tavuk gibi nereye gittiklerini bilmeden koşarız. Müebbetten kurtulan suçlu gibi özgürlüğe koşarız. Önümüze çıkan Güneş Apla'yı da ezer geçeriz. Şu iri göbüşlü kayınço sizin önünüze siper olurken biz Ufo ile onu oyalarız. Ve asla yerinizi söylemeyiz."
İnandırıcı ve gayet açıklayıcı olmuştu. Ona minnetle bakan Uzay'ın yanındaki Aslı ayağıya kalktı. Onlara sinirle bağırırken bir yandan masadakileri topladı.
"Benim göbeğim yok kimseyi saklayamam. Çok istiyorsanız Camış önünüze geçsin. Ayrıca neden nimetleri oyuncak yaptınız günah!"
Elinde topladıklarını yemeye başladı. Halleyden bir ısırık aldığında baştan beri onun hayalini kuran Yağız Efe ağlayarak sızlandı. "AVM'yi yedi! Ya onu ben alacaktım. Al sen beni ye!"
Elinde uzattığı yılan jelibonuna bir anlaşma olarak sunarken karşılığında bir şeyler bekledi. Ama Aslı jelibonu alıp hızla ağzına attıktan sonra elindekileride ağzına tıktı.
Yağız Efe yanındaki arkadaşını kolunu tutup ısrar ile dondurma isteyen bir çocuğun annesine yapışması gibi mızlanıp durdu. Ayaklarını yere vurup çırpınırken "Onu ben istiyorum." diye tuturdu.
Gözlerini deviren Ufuk "Vazgeçilmez olan tükürüğümse aç ağzına tüküreyim." dedi. Sonunda bunu hatırlayan Yağız Efe yüzünü buruşturdu. "Iy! Ben onu unutmuştum. İstemiyorum vazgeçtim. Kayınço miden bulanmıyor mu senin?"
Ufuk onun yerine konuştu. "Onda mide denen bir şey yok. İğrenme duygusu da yok. Derste burnunu karıştırıp bana sürüyor." deyip okul üniformasının sümük olmuş kolunu gösterdi.
Aslı kaşlarını çatıp buna itiraz etti. "Yalan söyleme. Hepsi benim değil onların." Ufuk sırıtarak itiraf etti. "Doğru söylüyor bende azıcık ekleme yaptım."
Her şeyi duyan onların gülüşlerine katılsada aklı başka yerde olan Uzay'ın sessizliği fark edildi. Onlar sormaya kalmadan merak ettikleri şeyi söyledi.
"Maya ile AVM'de ne yapalım diye düşünüyorum. Onu kesinlikle kitapçıya götüreceğim."
"Yemek yedir. Şahsen ben bana yemek yediren herkesten hoşlanırım."
Yağız Efe'nin bu fikrine birlikte güldüler.
•••••
Okul zili çaldığında ablası geleceği için Uzay ile buluşmaların iptal olacağını düşünen Maya rahattı. Omzuna çantasını takıp ayaklandığında karşısında en sevimli sırıtması ile Uzay belirdi.
"Hadi gidelim."
"Aslında seninle vakit geçiresim yok ama belki kafam dağılabilir."
"Hadi gidelim."
"Arayıp annemden izin almalıyım."
"Hadi gidelim!" Bu sefer aynı şeyi tekrarlayan Uzay değil Aslı'ydı ona şaşkınlık ile baktılar. Çantasını yapay bir göbek yapıp önüne gelecek şekilde kollarına takmıştı. Artık 'iri göbüşlü' olmuştu.
Maya kaşlarını çattı. "O da bizimle mi geliyor?" Küçümseyerek bakan Aslı burun kıvırdı. "Ne münasebet!"
Arabasına dayanmış kaşları çatık bir şekilde bekleyen Güneş okuldan çıkan öğrenciler arasında kardeşini arıyordu. Onu zora sokmuştu ve yayınevi bunun için onu suçlamıştı.
Can havliyle nefes nefes koşan Yağız Efe hızla karşısına dikildi. Bugün okula getirmediği için sabah kavga etmişlerdi ve bunun için Yağız Efe hâlâ sinirliydi.
"Niye geldin?" diye çemkirdikten sonra kapris yaptı. "Ne kadar ısrar etsende senin arabana binmeyeceğim. Kalbimi kırdın."
Güneş'in pekte umrunda olmadı aksine işine geldi. "Daha önce kârıma hiç bu kadar iyi bir iş yapmamıştım."
Yağız Efe bu cüretini kaşını kaldırdı. "Demek öyle ha Güneş Apla."
"Aynen... Şimdi git o saklanan arkadaşına bak ve hemen gelmesini söyle."
Yağız Efe omuzlarını kaldırıp bunu reddetikten sonra küstüğünü belirtir gibi başını yana çevirdi. Sırası gelen Ufuk onların yanına gelip okul binasının kapısında bekleyen arkadaşları için uygun zaman oluşturacaktı.
"Selamun aleyküm Güneş Apla."
Güneş aceleciydi, kardeşine olan sinirini giderek artıyordu. "Uzay'ı çağır Ufo."
Ufuk zaman kazanmak için onun davranışını ayıpladı. "Allah'ın selamını verdik insan bir alır."
Oyanlandığını anlayan Güneş kaçışları olmadığını belli etti. "Ve aleyküm selam git Uzay'ı çağır."
Bu arada Uzay, Aslı'nın arkasına gizlenmiş ilerliyordu. Maya onun bu yaptığına katlanırken ilk kez annesinin izin vermemiş olmasını dilemişti. Her şey gerilim müziğindeki ritmin aksağanıyla oluyordu. Hepsinin kalbi güm güm atıyordu.
Yağız Efe öne uzandı "Benim kalbim tiki tak tak tak diye atıyor." diye itiraz ettikten sonra gözümüz yine Uzay'ın kaçışına doğru kaydı.
'İri göbüşlü' Aslı arkadaşını korumaya aldığı gibi çıkışta duran abisi ile de tehtide atmıştı. Aslan Hoca elinde çantası kardeşini beklerken onun girdiği değişik şekillere anlam veremedi.
"Aslı!"
Bu tanıdık sese Güneş'te döndüğünde göz kontağı kurduğu kişiyi görünce kendi kardeşini de yakaladı. Her şey çok hızlı olmuştu, tayfa ne yapacağını şaşırdı. Güneş tehditle kardeşine bağırdı.
"Uzay!"
Yavaşça dikelen Uzay ne yapması gerektiğini hakkından bir çok plan yaparken iki yanındaki kızlara bakıp bağırdı.
"Run!"
Uzay yakalanmanın paniği ile onların bileklerinden tutup koşarken arkasında sürüklüyordu. Suç ortaklarını arkada bırakırken kaçışındaki delilleri yanına almıştı.
Bu aksiyon hoşuna giden Maya gülümsediğinde kaçırılmayı komik bulduğunu belli etti. Diğer yanındaysa bu kaçırılmaya şaşkın biri vardı. Aslı...