İçeriğe geç

Bulutlu Karmaşası

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Bulutlu Karmaşası

Bölüm 3

☁️ 3 ☁️

Aklıma gelen ilk şeyi yaptım. Yana kaçtım. Böylece top kafamın yanından geçti. Ancak durmayıp arkamdaki kişinin suratına çarptı. Benim suçum değildi ama yine de kendimi kötü hissettiğim için yanına gittim.

"İyi misin?" dedim hemen. Top sarışın bir öğrenciye çarpmıştı. Top çok sert çarptığı için çocuk yere düşmüştü. Ellerini burnuna götürmüştü. Canı çok acıyor olmalıydı.

"Sana iyi gibi mi görünüyorum?!" dedi sinirle. Ellerini yüzünden çekti. Mavi gözlerini öfkeyle bana çevirdi. Hemen sonra burnundan aşağı süzülen kanları gördüm. Eğer o top bana çarpsaydı bayılabilirdim. O zaman ona çarptığı için burnu mu kırılmıştı?

"Berbat görünüyorsun." dedim elimi ona uzatırken. Dejavu gibi gelmişti. Bu üçüncü kez oluyordu. Çocuk sorgulamadan elimi tutup kalktı.

"Başını öne doğru eğ." Dedim.

"Arkaya doğru eğmem gerekmiyor mu?" Dedi. Sesinden onun hala kızgın olduğunu anlayabiliyordum. Yine de topun ona çarpması benim suçum değildi.

"O yanlış bir bilgi. Sen öne doğru eğ." Dedim. Şaşırtıcı bir şekilde bu sefer itiraz etmeden beni dinledi.

"Hadi gel. Seni revire götüreyim." diyerek koluna girdim. Umarım bayılmazdı. Sadece suçlu hissettiğim için yardım ediyordum. Başıma kalmasını istemiyordum.

Kafamı arkama çevirdim. "Niye orada duruyorsun? Yardıma gelsene Yankı." dediğimde Yankı sorulamadan yanıma geldi. Önüme geçip yürümeye başladı. Yekta ile Merve'nin bizi arkadan takip ettiğini tahmin ediyordum.

Revire geldiğimizde yaralıyı doktora teslim ettik. Doktor hemen ne olduğunu sordu. Ardından çocuğun burnunu eliyle kontrol etti. "Kırık yok. Buz kompresi uygulayacağım. Ardından eve gidip dinlen. Ben müdür yardımcısına haber veririm." dediğinde rahatladım.

"Geçmiş olsun. Umarım yakın zamanda iyi olursun." dedim gülümseyerek. "O zaman biz gidiyoruz. Bay!" dediğimde bana el salladı. Çıkarken arkamızdan kapıyı kapattık.

"Bu gerçekten ilginçti." dedi Yankı. "Bunu nasıl yapıyorsun?" Neyi nasıl yapıyordum?

"Peki sen nasıl o fotoğrafı biliyorsun?" Bir süre yüzüme dik dik baktı. Ne diyeceğini düşünür gibiydi.

"Çıkışta bizimle gelin. O zaman nasıl öğrendiğimi anlarsın." dedi Yankı.

"Daha bugün tanıştık. Neden seni takip edip bir yere gideyim?" o kız benim için hala şüpheliydi. Ona nasıl gözüm kapalı güvenebilirdim? Üstelik bana kaba davranıyordu.

"O zaman okuldan sonra kardeşinle Bulutlu Merkez Kütüphanesine gel. Oranın önünde buluşalım. Olur mu?" bu sözlerin üzerine Merve'ye baktım. Kafasını olumlu anlamda sallayınca gülümsedim.

"Anlaştık. O zaman orada görüşürüz." dedim ve Merve'nin elinden tutup oradan ayrıldım.

Ondan sonra pek bir şey olmamıştı. Yankıyla birbirimizin telefon numaralarını aldık. Bizim onu ekeceğimizi düşünüyordu muhtemelen. Daha sonra Yankı ile Berkay'ın konuşmasından kafasına top gelen öğrencinin adının Kayra olduğunu öğrendim. Berkay'ın sıra arkadaşı Kayra olduğu için Yankı ona olan bitenleri anlatmıştı. Zilin çalmasıyla Yankı kulağıma fısıldadı: "Çaktırmadan arkana bak." Yankı'nın tuhaf bir şekilde bazı olaylardan haberi oluyordu. O yüzden dediğini yaptım. Ancak gördüklerimle şaşkınlıkla önüme döndüm. Deri ceketli ile merdivenlerden düşmesin diye bileğinden yakaladığım çocuk arka sıramda oturuyordu. Bunu nasıl bunca saattir fark edememiştim?

"Merak etme. Her şeyi anlatacağım." dedi Yankı bana samimi bir gülümseme gönderirken. Ne diyeceğimi bilemedim. O ikisini de Yankıyı da görmezden gelmeye karar verdim. Bu yüzden rahatsız etmek istemediğim Berkay ile konuştum. Çözemediği sorulara yardım ettim. Seneye sınava girecektik. Bu sayede ikimiz birbirimizi motive ederek sınava hazırlanabilirdik.

Berkay'ın yanı boş olduğu için geçici olarak onun yanına geçtim. Son iki ders bedendi. Hoca isteyenlere ders çalışması için izin verdi. Sıranın üzerinde birkaç tane test kitabı vardı. Elime en üsttekini alıp yapamadığı sorulara baktım. Beklediğimden kolaydı. O yüzden üç tane çözdüm. Ardından Berkay'ı dürttüm.

"Yapamadımlarından bazılarını çözdüm. İstersen anlatabilirim." Dediğinde gülümseyerek başını salladı. Hemen ona çözümü anlattım.

"Beklediğimden daha karmaşıktı." Dedi Berkay memnuniyetsizce soruya bakarak.

"Aslında kolay bir soru. Sadece hata yapmamak gerekiyor." Dedim önemli bir şey değilmiş gibi.

"Tuğçe bu yayınevinin soruları zor olmasıyla ünlü." Dediğinde şaşırıp teste baktım.

"Olabilir. Bu arada yanında neden bu kadar çok test kitabı var? Hepsini birden çözemezsin ki!"

"Bugün son iki derste Kayra ile çözemediğimiz sorulara bakmak için anlaşmıştık. O yüzden getirdim."

"Neden Kayra'ya soruyorsun ki? Hocalara sorsan daha iyi olmaz mı?"

"Kayra da çözemiyorsa hocaya soruyorum. Onları meşgul etmemek için. Bu arada Kayra okul ikincisi. Genelde çok yardımcı oluyor."

"Öyle mi? Birinci kim peki?" Dedim merakla.

"Benim." Dediğinde şaşkınlıkla ona baktım. Ardından gülümsedim.

"Birinci olduğuna göre hem zeki hem de çalışkan olmalısın. Oldukça havalısın."

"Abartılacak bir şey yok." Dedi Berkay utanarak. Çok tatlıydı.

"Öyleyse sana meydan okuyorum." Dedim sırıtarak. "Çünkü geldiğim yerde ben de okul birincisiydim."

"Meydan okumanı memnuniyetle kabul ediyorum." Dedi Berkay. Ardından gün bitene kadar çalışmaya devam ettik.

Tüm dersler bittiğinde Merve'yi buldum. İkimiz el ele tutuşarak çıkış kapısına gittik. O sırada birden önümüzde siyah bir araba durdu.

"İsterseniz birlikte gidebiliriz." dedi arkamda olduğunu fark etmediğim Yankı. O an o arabanın onlara ait olduğunu anlamış oldum.

"Ne dersin?" dedim Merve'ye bakarak. Hala onlara güvenmiyordum ama bana verdiği bilgilerle bayılmama engel olduğu için Yankı'ya bir şans vermek istiyordum.

"Ne olacaksa olsun. Birlikte gidelim. Böyle daha hızlı olur."

"Pekala. Birlikte gidelim Yankı!" dedim ona nezaketi için gülümserken. O da bana gülümsedi ve kapımızı açtı. Arkaya ben, Merve ve Yekta oturduk. Yankı ise öndeki yolcu koltuğuna oturmuştu.

"Merkez Kütüphanesine gidelim lütfen Ali Bey." dedi Yankı şoföre. Sessiz geçen yolculuğun ardından varış noktamıza varmıştık. Arabadan indiğimde devasa binaya baktım. Muhteşemdi. İçeri girdikten sonra kütüphaneye olan hayranlığım daha da arttı. Çalışmak için çok fazla alan vardı. Bireysel çalışma için çok fazla çalışma masası vardı. Grup çalışmaları için özel odalar yapılmıştı. Her oda bir diğerinden camdan duvarlarla ayrılıyordu. Ve tabii ki her kütüphane gibi çok fazla kitabı vardı. Burası benim için çok özel bir yer olacak gibiydi. Hem çalışmak hem de kitap okumak için mükemmeldi. Ayrıca internetten baktığımda evime ve okuluma yakın olduğunu görmüştüm.

Kütüphaneye girmek için uygulamadan kayıt olmak gerekiyormuş. Bunu hallettikten sonra Yankı'nın bizim için önceden randevu aldığını öğrendiğim çalışma odasına girdik.

"Oturun lütfen!" dedi Yankı heyecanla. Ardından çantasından bir kitap çıkardı. "Bunu sesli bir şekilde okumanı rica edeceğim. Merve sen de ablanın yanına oturup gözlerinle takip etsen sevinirim. Gerçek olduğunu kendi gözlerinizle görmenizi istiyorum." dedi Yankı kitabı bana uzatırken.

Elime aldığımda önce kapağına baktım. "Bu Kalp Kimin İçin Çarpıyor?" diye kitabın adını sesli olarak okudum. "Yazarın adı Meryem Yıldırım. Daha önce duyduğumu sanmıyorum." diyerek romanın arkasına göz attım. Kitabın açıklaması tüylerimi diken diken etti. Herkesin duyması için sesli bir şekilde okudum:

"Yeni bir şehre taşınır Tuğçe. Taşınmanın etkisiyle arkadaşlarıyla olan iletişimi kopmuştur. Ailesinin sürekli meşgul olmasıyla tamamen yalnız kalır. Ruhu karanlıkla bulanır. Işık sanki hiç var olmamış gibi ardından bir iz bırakmadan kaybolmuştur. Bu depresyonun etkisiyle kendini derslerine verir. Ancak hayatına canlılık üç yakışıklı ve romantik erkekle yeniden gelir. Ne var ki, Tuğçe hepsinden etkilenmiştir. Kalbi aklından bağımsız hızlanıyordur. Bu durumdan kurtulmak için kalbinin gerçek sahibini bulması gerekiyordur."

Bölüm sonu

2 yorum