Şaşkınlıkla Yankı'ya baktım. "Bunu nereden biliyorsun?" Dedim soğuk çıkan sesimle. Deri ceketli benim adımı bilmiyordu. Onunla tanışmamıştık. Bu kız benimle aynı yerdeki sitede oturuyor olabilirdi. Belki dün bizi görmüş olabilirdi...
"Sen sadece benim dediklerimi yap. Eğer bu iki olay gün içinde gerçekleşirse çıkışta sana bunu nereden bildiğimi anlatacağım."
Ona kaşlarımı çatarak baktım. "Sence bunu nereden bildiğimi öğrenmek benim için önemli mi? Bizi dün görmüş olabilirsin. Bunun sır olan bir tarafı mı var?" Dedim kollarımı göğsümde kavuşturarak. Acaba Yankı dünkü çocuğa takıntılı bir manyak olabilir miydi? Bu düşünce beni ürpertti. Sorunlu insanlarla uğraşmak istemiyorum.
"Öyle mi? Pekala." Dedi genişçe gülümseyerek. "O fotoğraflardan biri senin yedinci yaş gününde çekilmişti. Ebeveynlerin, akrabalarınızı ve arkadaşlarını evinize davet etmişti. O gün pijama partisi yapmıştınız değil mi?" Ben ona korku ve şaşkınlık karışımı bir duyguyla baktım.
"Yedi kız vardı o fotoğrafta. Annen her kız için bir bebek almıştı. Fotoğrafı yatmadan önce çekmiştiniz. Annen size yatmanızı söyleyerek gitti ama o gün uyumak yerine bütün gece oturup çizgi film izlediniz. Hayatında ilk defa sabahlamıştın değil mi?" Korkuyla ona baktım. Fotoğrafı gören biri akıl yürüterek o gün pijama partisi yaptığımızı anlayabilirdi. Ama fotoğraf çekildikten sonrasını nasıl öğrenmişti?
"Nasıl?.." Dedim ama devamını getirmedim. Ne diyeceğimi veya ne yapacağımı bilmiyordum. Bu kız beni korkutuyordu. Bu anıyı bizzat dinlemeden o fotoğrafın hikayesini bilemezdi.
"Bu kadar korkak olma. Her şeyin bir açıklaması vardır." Bana beni küçümsediğini belli eden bir bakış attı. "Böyle davrandığın için sana tekrardan aptal demek istiyorum. İnan bana kendimi zor tutuyorum."
"Bunu söyleyerek zaten bana 'Aptal' dedin." Diyerek ona baktım. Ardından sırada hafifçe kayarak aramızdaki mesafeyi azalttım. "Buralarda yeniyim. Geldiğim ilk dakikadan olay çıkarmak istemiyorum." Dedikten sonra kulağına doğru eğildim. "Bu sana ilk ve son uyarım Yankı. Böyle davranmaya devam edeceksen karşılık vermek zorunda kalacağım. İkimiz de bütün dönemi birbirimize zehir etmek istemeyiz değil mi?" Diye fısıldadım. Hemen sonra tepkisini görmek için geri çekildim. Kafası karışmıştı. Bana baktı. Bir süre öyle kaldı. Kıza inme mi inmişti?
Birden kahkaha attı Yankı. "Bu gerçekten ilginç! Bence bu dönem oldukça eğleneceğim!" Dediğinde ofladım. Bu kız gerçekten normal değildi.
Öğle arasına kadar ilginç bir şey olmamıştı. Kendimi öğretmenlere tanıttım. Birkaç kişiyle tanıştım. Berkayla konuşmak istedim ama test çözdüğünü görünce rahatsız etmedim. Yemek vakti geldiğinde Merve ile yemek yemeye karar verdiğimiz için sınıftan çıkmak için ayağa kalktım. Ben kenar tarafında oturduğum için Yankı'nın geçmeme izin vermesini bekledim.
"Yemekhaneye mi gidiyorsun?" Dedi Yankı elindeki telefonu masaya koyarken.
"İzin verirsen gideceğim." Dedim mesafeli bir tonda.
"Harika!" Dedi ayağa kalkarak. Telefonu masadan alarak sıradan çıktı. "Seni götüreyim."
"Gerek yok. Kardeşimle yemek yiyeceğim. Kendimiz buluruz."
"Olmaz. Vakit gelmek üzere. Ben de geleceğim."
"Sadece bizi rahatsız edersin Yankı." Diyerek onu görmezden gelip önden yürümeye başladım. Merdivenlerden inerken hala bana seslendiğini duyabiliyordum. Ona dönüp cevap verecekken birine çarptım. Bu saatte herkes yemek yemeye gittiği için etrafta bir sürü kişi vardı. Şimdi düşerse birçok kişi yaralanabilirdi. Neyse ki, ben korkuluklara tutuduğum için bu sefer düşen kişiyi tutabilirdim. Karşımdaki kişinin bileğini tutup çektim. Böylece dengesini sağladı. Kimse yaralanmadı.
Bileğini tuttuğum kişi arkasını döndü. Ben ondan bir basamak üstteydim. Benden daha uzun olduğu için döndüğünde göz göze geldik. Kumral saçlarıyla uyumlu bal rengi gözleri vardı. Bana kaşlarını çatarak baktı.
"İyi misin?" Dedim. Bana neden bana bu kadar sert baktığını sormak istiyordum.
"İyiyim." Dedi hiçbir duygu barındırmayan sesiyle. Ardından bir şeyler mırıldandı ama ne dediğini anlamadım. Sonra da merdivenlerden aşağı inmeye devam etti. Ben de aşağı indim. Bu çocuğun yüzü tanıdık geliyordu. Acaba nerede görmüştüm?
Alt kata indiğimizde sürü halinde aşağı inmeye devam etmeyi bırakıp kardeşimin sınıfının önünde beklemeye başladım.
"Bunu nasıl yaptın?" Duyduğum sesle şaşırdım. Hala beni takip ediyordu.
"Asıl sen söyle. Sonuçta kehanette bulunan sendin Yankı."
"Çok tuhaf. Senin ayağının kayması gerekiyordu. Mete seni tutacaktı. Ama tam tersi oldu." Güldü. "Gerçekten çok ilginç bir insansın Tuğçe."
"Sen de öylesin." Dedim. O sırada Merve sınıftan çıktığı için onu geride bıraktım. Kardeşimin elinden tutarak kalabalığı takip etmeye başladım. Ancak Yankı'nın sesini duymuştum.
"Neler olduğuna inanamayacaksın Yekta! Çabuk! Onları kaybetmeyelim." Hala bizi mi takip edecekti?
Yemeklerimizi aldıktan sonra Merve ile boş bir masaya oturduk.
"Sana anlatmam gereken şeyler var." Dedim. Dünden beri olan her şeyi anlattım.
"Bu gerçekten tuhaf." Dedi Merve. "Önce kendi gözlerimle görmeme izin verir misin? Yemekten sonra bahçeye çıkalım. Gerçekten kafana top gelecek mi merak ediyorum."
Sinirle güldüm. "Buna izin verir miyim sanıyorsun?" Dedim.
"Bilemiyorum. Birazdan göreceğiz."
Yemekten sonra bahçeye çıktık. Arkamızdan Yankı ve adının Yekta olduğunu öğrendiğim kişi geliyordu.
"O kızıl saçlı bahsettiğin Yankı mı?" Dedi Merve onlara bakarak.
"Evet."
"Yekta ile aynı sınıftayız. Yankı gibi tuhaf biri değil. Ya da bana öyle geldi."
O sırada bizi izleyen Yankı bağırdı: "Tuğçe! Geliyor!" İlk başta ne olduğunu anlamadım. Ardından
kafama doğru gelen ve beni bayıltacak toptan bahsettiğini anladım.


