İçeriğe geç

Bulutlu Karmaşası

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Bulutlu Karmaşası

Bölüm 1

☁️ 1 ☁️

Yorulduğum için yanımda duran sandalyeye oturdum. Günlerdir olduğu gibi yeni taşındığımız evimizin temizliği bitmek bilmiyordu. Bu yüzden yıllardır yapmadığım ev işini geçtiğimiz iki haftada yapmıştım. Şimdi ise salonu bir güzel temizlemiştim. Ardından kitaplığa bulabildiğim tüm kitapları rastgele dizdim. Bunun için daha sonra azar yiyeceğine emindim. Annem her zaman her şeyi belli bir düzene göre sıraladı.

"Mehmet! Albümler nerede?" Diyerek ikinci kattan aşağı seslendi annem.

"İkinci kattaki kolilerin arasında olacaktı. Oraya bak!" Dedi babam işini bırakıp anneme cevap verdi.

"Baktım zaten!" Diye sinirle üst kattan merdivenlere indi annem. Saçını gelişigüzel toplanmıştı. Üstünde rengi solmuş bir tişört vardı. Gözlerinin altı yeterince uyumadığı için morarmıştı. Son günlerde çok yorulmuştu. Yeterince dinlenmediği için öfkesi bir türlü dinmek bilmiyordu.

"Çekil oradan. Ben gider bakarım." Dedi babam oflayarak. Birkaç dakika sonra aklı karışık bir şekilde üst kattan seslendi: "Gülay! Burada yoklar."

"Ben de sana onu diyorum. Yoklar! En son sen almıştın. Nereye koyduğunu hatırlamıyor musun?"

"Burada yoklar çünkü eve getirmedim." Dedi babam aklına gelen koliyle.

"Ne demek getirmedim? İstanbul'da mı bıraktın?!"

"Sakin ol. Arabada kaldılar." Ardından salondaki bana ve kardeşime seslendi: "Kızlar! Biriniz arabadaki koliyi getirsin." Cümlesi biter bitmez kız kardeşim Merve, bir anda koşarak banyoya gitti. Kapıyı kapatırken bana dil çıkarmayı ihmal etmedi.

"Seni küçük şeytan!" Diye sinirle ayağa kalktım.

"Tuğçe. Hadi kızım. Sen getiriver." Dedi annem.

"Niye ben getiriyorum! Bu Merve bir işe yaramıyor. O gitsin."

"Hadi kızım. Üzme beni. Zaten bu son. Neredeyse tamamen yerleştik." Annemin bu sözlerinin üzerine söylenerek yürüdüm. Babamın bana attığı anahtarı havada yakaladım ve evden çıktım.

"Bunlar liseye gidiyorlar ama hala üç yaşında çocuk gibi kavga ediyorlar." Diye annemle arkamdan dedikodumu yapan babamı tam kapıyı kapatmak üzereyken duymuştum. Ama umursamadım.

Otoparka gidip arabanın bagajından koliyi aldım. Altı üstü on dakikalık yoldu. İşten eve dönerken alsalar ne olurdu sanki? Bunları boşverip eve doğru yürümeye başladım.

O sırada karşıdan deri ceketli birinin yürüdüğünü gördüm. Kendi aptallığıma kızdım. Hala şubat ayında olduğumuz için hava soğuktu ama ben üstümde gri bir tişört ve altımda ince bir eşofman varken dışarı çıkmıştım. Üstelik buzlanmış yolda yürümeye uygun bir bot veya çizme giymemiştim. Onların yerine ayaklarımda terliklerim vardı. Düşmemek için dikkatli yürümeye başladım. Çok sakardım. Düz yolda dahi düzgünce yürüyemiyordum. Ancak eskiden çok düştüğüm için artık nasıl dengemi çabucak toparlayacağımı biliyordum. Benim asıl endişelendiğim annemin değerli albümleriydi. Onların düşmesinden korktuğum için daha sıkı tuttum.

Bir süre sonra ayağım kaydı. Hemen kendimi toparladım. Çok şükür ne bana ne de kutuya bir şey olmamıştı. Ancak deri ceketli çocuk benim düşeceğimi zannedip beni tutmaya çalıştı. Bu yüzden kendisi yeri boyladı.

"İyi misin?" Dedim elimi uzatarak. O ise bana ters bir bakış attı. Sonra da elimi tutarak ayağa kalkmaya çalıştı. Ancak çok ağır olduğu için onu kaldıramadım. Deri ceketli yine düştü. Bu yüzden elim hala elini tutarken onun üstüne düştüm. Elimdeki kutu kaydı. İçindeki albümler ve poşetlerin içindeki fotoğraflar etrafa dağıldı.

Yüzüm bu yabancının yüzüne yakınken şaşkınla ona baktım. Yemyeşil gözleri, siyah saçları vardı. Tahminen benim yaşlarımda bir erkekti. Ne yapıyordum ben? Birinin üstüne düşüp yüzünü inceliyordum. Utançla hemen onun üzerinden kalktım.

"Özür dilerim. Kalkmana yardım edebilirim sandım." Dedim. O da ayağa kalktı. O an fark ettim. Boyu oldukça uzundu. Benden yaklaşık bir kafa boyu daha uzundu. Yapılı gibi duruyordu. Çok ağır olmalıydı. Onun gibi birini en başta kaldırabileceğimi zannetmem hataydı zaten.

"İyi misin? Berbat görünüyorsun." Dedim tekrardan.

"Ben iyiyim ama sanırım sen değilsin. Üşümüyor musun?" Dedi kıyafetlerimi göstererek.

"Beni boş ver. Evim beş dakikalık mesafede. Neyse. Bay!" Dedim ve hemen dağılan eşyaları toplamaya başladım. Önce albümleri kutuya geri koydum. Sonra da poşetlerden birini alıp etraftaki fotoğrafları koymaya başladım.

Birden az önceki kişinin bana yardım etmeye başladığını fark ettim.

"Teşekkürler!" Dedim işimiz bitince.

"Rica ederim." Dedi ve ceketini çıkarıp kafama attı. Hemen başımdaki kıyafeti elime aldım.

"Üşüteceksin. Bunu giy. Daha sonra senden alırım." Dedi ve yürümeye başladı.

"Bekle! Evim yakın. İhtiyacım yok buna. Ayrıca seni nereden bulacağım?"

"Sen de kalsın o zaman!" Diyerek yürümeye devam etti. Arkasına dönüp bakmadı bile. Elini boş ver dercesine sallamıştı. Gittiği yönde bildiğim kadarıyla otopark ve sitenin ana kapısı vardı. Eğer dışarı çıkmayı düşünüyorsa üstündeki o hırkayla üşüteceği kesindi. Arkasından koşmak gibi bir niyetim yoktu. Üşümeye başlamıştım. Elimdeki kıyafete baktım. Ceketi eve gidene kadar giymek gibi bir niyetim yoktu. Hem bir yabancıya aitti hem de sigara ve parfüm karışımı kokuyordu. Bu koku başımı ağrıtıyor ve midemi bulandırıyordu.

"Bahçeye mi gömsem acaba?" Dedim kendi kendime. Sonra bu fikirden vazgeçtim. Muhtemelen aynı sitede oturuyorduk. Onu bir dahaki görüşümde ona verirdim. Ayrıca onda adını koyamadığım bir tuhaflık vardı.

"Neyse. Beni ilgilendirmez." Dedim ve eve gittim.

Ertesi gün sabah erkenden evden çıktım. Kardeşim Merve ile yeni okulumuzun ilk günüydü. Aynı zamanda ikinci dönem başlıyordu. Müdürden sınıfımızı öğrendik. Ben 11-A sınıfındaydım. Merve ise 10-B sınıfındaydı. Onun sınıfı müdürün odasıyla aynı kattaydı. Benim sınıfımsa bir üst kattaydı. Çıkışta buluşmak üzere sözleşip ayrıldık.

Sınıfa girdiğimde bir kız bana baktı. Gördüğüm en güzel kızlardan biriydi. Kızıl saçları omuzundan zarifçe dökülüyordu. Gözleri maviydi. Yüzü bir heykelinki kadar güzeldi. İnsanların görünüşünü önemsemezdim normalde. Ama bu kız çok dikkat çekiciydi. Yanındaki çocuğa döndü. "Bu o mu Yekta?" Dedi.

"Bir bakalım... Onu daha önce görmedim. Yeni gelmiş olmalı... Siyah kahküllü saçları ve mavi gözleri var... Galiba o." Dedi adının Yekta olduğunu öğrendiğim kişi.

"Herhangi bir aptal ana karaktere benziyor..." Kız, beni baştan aşağı süzdü. "Hayal kırıklığı... Hadi gidelim." Dedi kız. İkisi birlikte sınıftan çıktılar. Onlarla konuşmak için yanlarına gidecektim. Şüphesiz benden bahsediyorlardı. Ama onlarla ne konuşabileceğimi bilmediğim için vazgeçtim.

"Pardon. Bir şey sorabilir miyim?" Dedim gördüğüm ilk kişiye.

"Tabii." Dedi. Elinde bir roman vardı. Kitabı kapatıp bana baktı. İstemeden ne okuduğuna baktım. Suç ve Ceza'yı okuyordu. Ben de okumak istiyordum ama nedense bir türlü satın alamamıştım. Halbuki klasik bir eser olduğu için diğer kitaplar kadar pahalı değildi.

"Ben yeni öğrenciyim. Burada hiç boş yer var mı?" Dedim kitabı sormayarak.

"Bir düşüneyim." Diyerek sıralara göz gezdirdi. "Yankı'nın yanı boştu. Cam kenarındaki üçüncü sıra."

"Teşekkürler. Bu arada ben Tuğçe."

"Tanıştığımıza memnun oldum Tuğçe. Ben Berkay. Senin önünde oturuyorum." Dedi gülümseyerek. O anda zil çaldı.

"Ben yerime geçeyim. Sonra görüşürüz." Dedi Berkay.

"Görüşürüz." Dedim. Bana söylediği yere oturdum. Öğrenciler sınıfa girmeye başladı.

"Bunun olacağını tahmin etmeliydim." Duyduğum sesle kafamı yanıma çevirdim. Az önce bana "Aptal ana karakter." Diyen kızdı.

"Madem öyle. Tanışalım. Yankı Aksoy." Dedi elini uzatarak.

"Tuğçe Yıldız." Dedim soğuk bir sesle. Onunla konuşsa mıydım?

"Niye bana dik dik bakıyorsun?"

"Neden bana aptal dedin?" Bu sözümün üzerine güldü.

"Bugün kafana bir top çarpacak. Ardından bayılacaksın. Bundan önce merdivenden düşmek üzereyken başka biri bileğinden yakalayarak seni tutacak."

"Ne anlatıyorsun sen?" Dedim sinirle. Ne saçmalıyordu?

"Sadece bugün bekle ve olacakları gör."

"Niye böyle bir şey yapayım?"

"Dün olanları hatırlamıyor musun? Buzlu bir yolda deri ceketli bir çocukla etrafa saçılan fotoğrafları toplamıyor muydun?"

Bölüm sonu

10 yorum

  • https ://discord.gg /SJtpHRWMFF Merhaba🌺3600+ üyeli yazar ve okur topluluğu adına buradayım. Sizi Discord'ta sohbet eğlence,oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/sohbet botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli, tüm gün aktif sunucumuza davet ediyorum.Sunucumuzda özenle seçilmiş yazarlar ve okurların içinde sizi de görmeye mutlu oluruz.Sunucumuz keşfedilmemiş ve gelişmekte olan yazar ve okurlardan oluşuyor.Haftanın 5 günü sırayla bir yazarın kitabının 3 bölümü okunur yorumlanır,sunucuda isteğe bağlı iki tur var; "eleştiri ve destek"turları,eleştiri turunda yazarın nerede eksiği olduğunu ve iyi olduğunu söylüyoruz.Destek turu ise fazla vakti olmayan,sınavlara hazırlanan üyelerimiz içindir.Bu turda okuma zorunlu değildir ve görevleri fazla zaman almayan görevlerdir Etkileşimi az olan yazarlar için en iyi koşulları oluşturmaya çalışıyoruz.Sunucumuzda yarışmalar düzenliyor,bu yarışmaları kazananlara yorum,vote gibi ödüller veriyoruz.Sunucuda etkinlikler hazırlıyoruz.Bundan başka sunucumuzda 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışmasıda geçirilmekte ve kazanana yorum vote ödülleri verilmektedir. Ilave bilgi için yazabilirsiniz Gruptan da bahsedeyim.Şu an 3600+ üyeye sahip her daim aktif. Sunucumuzda 13 yaşından 50 yaşına kadar her yaştan yazar ve misafir üye var. Her gün sosyalleşme etkinlikleri yapıyoruz.Bunlar role play, tiyatro gibi etkinlikler.Oyun kanallarımızda ise üyelerle lol, valorant, mafya,vampir köylü,cinayet çözme, gartic, among us gibi oyunlar da oynuyoruz.Eğlence için owo,satranç,kelime türetmece,adam asmaca gibi oyunlar da var.Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için burada yukarıdaki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın.Sonra discorda, Instagram'da ya da burada yoruma atın ve üzerine tıklayarak dahil olun. Anlamazsanız bana sorun.Bu linkin süresi asla geçmiyor ve her zaman dahil olabilirsiniz. Linke panomdandan da tıklayabilirsiniz.