İçeriğe geç

Bulutlu Karmaşası

Bölüm 13 · 6 dk okuma

Bulutlu Karmaşası

Bölüm 13

☁️ 13 ☁️

Yalnızlık İçinde Kıvranırken adlı kitabı okumam birkaç günü aldı. Bu süre içinde bu romanın ana karakteri Mete'yi yakından izlemeye başladım. Aras, ben ve Yankı dışında kimseyle konuşmuyordu. Teneffüslerde bile sırasında oturuyordu. Ya ödevlerini yapıyor ya da kitap okuyordu. Öğle yemeğine çıkmıyordu. Sürekli çikolata yiyordu. Bazı günler dersler bittiğinde bile yerinden kalkmıyordu. Bunu diğer insanlarla çarpışmamak için yaptığını düşünüyordum. Sınıf arkadaşlarıyla konuşmaktan korkmadığını veya çekinmediğini görmüştüm. Yine de kimse onunla konuşmadıkça onlarla konuşmaya çalışmıyordu. Hocalarla bile soğuk konuşuyordu.

Ancak onun sadece kitap okurken mimik yaptığını görmüştüm. Kendimde bir ana karakter olduğum için lanetli romanlarda yazan her şeye körü körüne inanmıyordum. Buna rağmen yazanların bir kısmının gerçek olduğuna şahit olmuştum. Ama Mete'nin gerçek haliyle kitaptaki hali neredeyse aynıydı. Öğle yemeğine gittiğimizde öylesine soruyormuş gibi Yankı ve Berkay'a bu konuyu açtım.

"Bu arada Mete'yi hiç yemek yerken görmedim. Hatta sırasından kalktığını bile görmedim. O asosyal falan mı?"

"Tam olarak bilmiyorum." dedi Berkay hemen söze atılarak. "Ama Mete'nin bunca yıl boyunca hiç yemekhaneye girdiğini görmedim. Oyunlar ve kitaplar dışında bir şeyle ilgilendiğini bir durumla da karşılaşmadım. Daha çok diğer insanlardan iğreniyor gibi geliyor."

"Berkay'a genel olarak katılıyorum. Ama tamamen iğreniyor diyemem. Sanırım diğerlerini aptal bulduğu için konuşmamayı tercih ediyor." dedi Yankı. Ardından kulağıma doğru eğildi. "Seninle konuşmak hoşuna gidiyor gibi görünüyor." dedi. Ona kızgınlığımı belli ederek baktım. O ise yüzü ifademe bakıp güldü.

Mete için üzülüyordum. Daha sonra ben kim oluyorum ki ona üzülüyorum diye düşünüyorum. Bu gerçeği öğrenmeden daha mutluydum. Derin bir nefes alıp verdim. Mete'yi incitmeden onu da kendimi de lanetten kurtarmanın bir yolunu bulmalıydım. Bu yüzden onun ana karakter olduğu kitabı iki günde okuyup bitirdim. Sonu Yekta'nın dediği gibiydi. Onun dışında sürekli Mete'nin yaşadıkları karşısında psikolojisinin nasıl bozulduğunu anlatıyordu. Ben okurken bile az daha kafayı yiyecektim. Bu çocuk bu gerçeklerle her gününü nasıl geçiriyordu?

İki gün sonra kütüphanenin çalışma odası olarak ayrılan kısmındaydık. Mete'nin kitabını konuşmak için gelmiştik.

"Ben okumadım." dedi Merve. "Normalde de kitap okumayı sevmiyordum ama bu ne? Çok sıkıcıydı."

"Ben okudum. Okurken psikolojim bozuldu." dedim bir iç çekerek.

"Benim de!" dedi Yankı yüzünü buruşturarak.

"Ben zaten okumuştum. Üstünden geçmek için bir daha okudum. Size şimdi kendi teorilerimden biraz bahsedeceğim." dedi Yekta elindeki notları çıkarırken. "Mete şimdiye kadar gördüğümüz tüm karakterlerden daha fazla kitaptaki haline benziyor. Bu yüzden romandaki hassas çocukmuş gibi davranmalıyız ona. Yine de Tuğçe abla onu hayatından çıkarmak istiyor. Bu yüzden başka bir yol bulmalıyız."

"Yekta!" dedim birden ayağa kalkarak.

"Efendim?"

"Hayır cevap sensin Yekta! Daha önce de dikkatimi çekmişti ama emin olmadan söylemek istemedim. Üçü birbirini kıskanmıyor ama Berkay ve Yekta'yı kıskanıyorlar." dedim heyecanla.

"Şimdi düşününce Tuğçe haklı." dedi Yankı elini çenesinin altına koyarken. "Tuğçe Yekta veya Berkay ile konuştuğunda aralarına girmek için özellikle çaba sarf ediyorlar. Hatta Mete bile araya girmek için kendince çabalıyor."

"Onlar şimdilik birbirini kıskanmıyor. Genelde bu tür kitaplarda erkek karakterler sırayla ortaya çıkıyor. Bu yüzden birbirlerine rakip olabileceklerini akıllarına bile getirmiyorlar. Muhtemelen ilerleyen zamanlarda bir rekabet içine girecekler. O zaman Berkay veya Yekta'dan rahatsız olsalar bile onları umursamayacaklar." dedi Merve ciddi bir ifadeyle bize bakarken. Kollarını göğsünde birleştirmiş ve oturduğu sandalyede geriye doğru yaslanmıştı. Hepimiz ona şaşkınlıkla bakınca doğruldu. "Niye öyle bakıyorsunuz? Kitabı okumasam bile hala laneti ablamın ve Yankı'nın üstünden tamamen yok etmeye çalışıyorum."

"Ona şaşırmadık." dedim kaşlarımı çatarak. "Senin beynini kullandığın bu ölümsüz anı hafızamıza kazımak istedik." cümlem biter bitmez Merve bana vurdu.

"Ablanı boş ver. Bu çok doğru bir tespit. Peki sence bu durumla nasıl baş etmeliyiz?" diye sordu Yekta.

"Benim düşüncem onların karşısına hep birlikte çıkmalıyız. Böylece hiçbiri kolay kolay dışlandığı bir yere giremez. Yekta ve ben yokken Yankı onların önünü kesebilir." diye düşüncelerini belli etti küçük kardeşim.

"Ben mi?" diye şaşkınlıkla sordu Yankı. "Ben kötü karakterim. Ana karaktere zorbalık yapan kızım. Nasıl onu diğerlerinden koruyacağım ki?" sesi oldukça endişeliydi.

"Merak etme. Halledebiliriz." dedi Merve oldukça rahat bir ifadeyle. Ardından bana bakıp göz kırptı.

"Nasıl?"

"O kısmı bana bırak." dedim gülümseyerek. "Ben senin bana bir şey yapmana izin vermeyeceğim. Çünkü ben gidişatı değiştirebiliyorum. Sana yapışacağım. Böylece sen beni diğer karakterlerden koruyacaksın. Sen de bana yapışacaksın. Bu şekilde bende senin istemediğin bir şey yapmana engel olacağım. Sonuçta biz arkadaşız. Birbirimizi korumalıyız." diye anlattım Merve'nin neyi kast ettiğini anlatarak.

"Aslında bu imkansız değil." dedi Yekta. "Tuğçe farkında bile olmadan kurguyu değiştirebiliyor. Öyleyse neden senin hareketlerine müdahale edemesin ki? Bence denemeye değer."

"Bilemiyorum." dedi gergince Yankı.

"Denemeye değer." dedim ona güven verircesine bakarak. "Ayrıca başaramazsak ne olacak ki? Zaten senle ben sürekli beraberiz. Başarısız olsak bile yine de birlikte oluruz. Sonuçta arkadaşız."

"Ne nazlandın abla ya." dedi Yekta. "Gören de Tuğçe'nin sana evlenme teklifi ettiğini zanneder." bu sözlerin üzerine Yankı kardeşine dehşete düşmüş bir şekilde baktı.

Sağ işaret parmağımla Yekta'yı işaret ettim. "Bu velet Merve ile çok fazla vakit geçirmiş." dedim heyecanla. Sonra da kardeşimin koluna hafifçe vurdum. "Utanmıyor musun çocuğa aptallığını bulaştırmaya!"

"O aptallığın asıl kaynağı sensin!" diyerek o da benim koluma vurdu. Yankı bizim bu halimize kafası karışmış bir şekilde baktı. O bizi hep mantıklı konuşan kızlar olarak tanıdığı için hala bu tarafımıza alışamamıştı. Oysaki biz çoktan kardeşini kendimize benzetmiştik.

"Neyse. Hala bizim kitaba yeni bölüm gelmedi mi?" dedim konuyu değiştirerek.

"Geldi tabii ki!" dedi Yankı heyacanla. "Ama ne zaman gerçekleşir bilmiyorum." diye kitabı bana uzattı. Okumamı istiyor gibi bir hali vardı.

"Sonunda! Neler olacağını bilmemek beni daha çok geriyor." günlerdir kurgu donmuş bir haldeydi. Ancak kitaba yeni bölüm geldiği her an işler daha da kötü bir hale geliyordu.

Kitabı elime aldım. Hemen sayfaları çevirip olası geleceği okumaya başladım:

"Dünya günlerdir Yankı'yı izliyordu. Yeni bir sıra arkadaşı edindikten sonra sınıftaki bazı kişilerle daha da yakınlaşmıştı. Özellikle Kayra ile... Arada bir Kayra Yankı ile konuşmak için onu köşeye çekiyordu. Artık aralarında bir şey olduğundan emindi Dünya. Ancak bu duruma kendi eliyle müdahale etmek istemiyordu. Daha önce Yankı'yı rezil etmek için iş birliği yaptı Efsun'u kullanmaya devam etmeye karar verdi. Sırasından kalktı ve önce kapının önünde birini bekleyen Aras'ın yanına gitti.

'Bir şey sorabilir miyim? Yankı'yı gördün mü?' dedi sondaki mü kelimesini uzatarak. Aras umursamadığını belli eden bir bakış attı Dünya'ya. Kafasını hayır anlamında salladı.

'Öyle mi?' dedi şirin olduğunu düşündüğü bir sesle. 'Bu kötü oldu. Kamp işini konuşacaktım onunla. Sonuçta biriyle güzel vakit geçirmek için oldukça iyi bir fırsat.' diye saçını savurdu. Sonra da Aras'ın gidip Yankı ile konuşacağını bilerek sınıfına gitti.

Sınıfa girince gözleriyle etrafa baktı. Aradığı kişinin birileriyle konuştuğunu görünce hemen yanına gitti.

'Konuşmamız lazım Efsun.' dedi sıraya ellerini koyarak.

'Sana on kere söyledim. Itır ismimi kullanıyorum' dedi ve Dünya'nın endişeli görünen ifadesine baktı. 'Yine ne istiyorsun?'

'Bu sefer bir şey istemiyorum. Tam tersi. Sana yardım etmek için geldim. İki dakika köşeye gel. Sana önemli bir şey söylemem lazım.' Bu sözlerin üzerine Itır merakla Dünya'nın peşinden gitti.

'Lütfen söyleyeceklerim aramızda kalsın.' dedi üzgünce. Bu sözler üzerine Itır gözlerini devirdi.

'Ne zaman senin saçma sapan sırlarını ortalığa döktüğümü gördün? Boş yapma ve dökül bakalım.'

'Senin eski sevgilin... Aras...'

'O benim eski sevgilim değil Dünya. Sadece ara verdik. Yakında tekrardan devam edeceğiz.' diye sinirle söyledi.

'Orasını bilmiyorum Efsun. Ama son günlerde Aras ve Yankı'nın arasında bir şeyler oluyor gibi görünüyor. Sürekli dip dibeler.' O anda Aras sınıfa girmişti. Doğruca sırasında oturan Yankı'nın yanına gitti. Boş olan Kayra'nın yerine oturup onunla konuşmaya başladı. Itır bu görüntüye çok sinirlendi. Dünya'nın ona inatla ilk adıyla seslenmesini bile görmezden geldi.

'Bana yardım edeceksin gibi görünüyor. Ama karşılığında ne istiyorsun?' dedi Itır. Gözlerini bile kırpmadan Aras ve Yankı'yı izlerken konuşmuştu.

'Ben bir süredir Kayra'yı seviyorum. Ve sanırım o da Yankı'dan hoşlanıyor. Sadece ikisinin bir araya gelmesini istemiyorum.' dedi Dünya.

'Anlaştık.' dedi sırıtarak Itır. Biliyordu Dünya tekin bir kız değildi. Ama kendisi hiç değildi. İkisi birlikte Yankı Aksoy'u mahvedeceklerdi..."

Bölüm sonu

3 yorum