Helikopterin sesi bütün şehri inletiyordu.
Y/N elinde ekmek poşetiyle duruyordu.
“Ben sadece eve gidecektim…”
Ama tam o sırada Drew korumalara döndü.
“Planı başlatın.”
Korumalar:
“Evet efendim!”
Y/N kaşını kaldırdı.
“Ne planı?”
Bir koruma yanlışlıkla bir düğmeye bastı.
Bir anda duman bombaları patladı.
“PUFFFFF”
Y/N:
“BU NE?!”
Korumalar bağırdı:
“HEDEFİ ALIN!”
Y/N:
“BEN HEDEF MİYİM??”
İki koruma Y/N’i tutup helikoptere götürdü.
Helikopter havalanırken Y/N bağırdı:
“BEN SADECE EKMEK ALDIM YA!”
Helikopterin içinde Drew sakin şekilde oturuyordu.
Y/N sinirle baktı.
“BENİ KAÇIRDIN MI?!”
Drew kaşlarını çattı.
“Hayır.”
Koruma fısıldadı:
“Efendim kaçırdık aslında…”
Drew birkaç saniye düşündü.
“…Yanlışlıkla oldu.”
Y/N:
“YANLIŞLIKLA NASIL KAÇIRILIRIM??”
Helikopter biraz sallandı.
Y/N dengesini kaybetti ve tam düşecekken Drew onu tuttu.
İkisi bir anda çok yaklaştı.
Göz göze geldiler.
Helikopterin içi sessizleşti.
Bir koruma diğerine fısıldadı:
“Abi wattpad sahnesi geliyor.”
Drew yavaşça fısıldadı:
“Y/N…”
Y/N kalbinin hızlandığını hissetti.
“Ne var…”
Helikopter yine sallandı ve Y/N Drew’un üstüne düştü.
Bir anda dudakları birbirine değdi.
2 saniye…
3 saniye…
Korumalar arkada:
“OOOOOOOOO”
Y/N hemen geri çekildi.
“BU KAZAYDI!”
Drew boğazını temizledi.
“…Evet.”
Koruma yine fısıldadı:
“Efendim kazaya benzemedi.”
Drew soğuk bir bakış attı.
Koruma hemen sustu.
Y/N yüzü kıpkırmızı halde bağırdı:
“BENİ EVİME GÖTÜR!”
Drew pencereden şehre baktı.
“Artık çok geç.”
Y/N:
“Ne demek çok geç?!”
Drew dramatik şekilde söyledi:
“Artık benim dünyama girdin.”
Helikopter uzakta büyük bir malikâneye doğru inerken Y/N sadece şunu düşündü:
Ben gerçekten sadece makarna yapacaktım…
Devam edecek…