İçeriğe geç

Bulabilecek miyim?

Bölüm 8 · 11 dk okuma

Bulabilecek miyim?

Bölüm 8

OYUN DAHA YENİ BAŞLIYOR

Telefon elimden kaydı ve yere düştü. Açıkçası pek umrumda değildi. Her ne kadar telefon elimden düşse de fotoğraf gözümün önündeydi. Nasıl gözümden gitsin ki! O fotoğrafı kim nereden bulabilirdi? Bana özeldi ve öyle kalmalıydı. Kimsenin bulmaması lazımdı ve bildiğim kadarıyla bu zamana kadar da kimse bulmamıştı. Babam bu olayı hallettiğini ve bir daha bu konunun açılmayacağını söylemişti. Fakat yine yalan söylemiş yine beni kandırmış. Şuan bu fotoğraf her kimde ise onu acilen bulmam lazım çünkü eğer bu olay büyürse başıma çok büyük dertler açmış olacağım. Fotoğrafta benim eski bir halim vardı fakat maalesef benim küçüklük yıllarım o kadar da masum değildi. Başıma hep bir dert açardım ve ailem bunu kapatırdı. Kimse duymadan. Hep kapattılar diyemem ama çoğu zaman kapattılar. Kapatamadıkları zaman ise fazla önemsemedikleri zaman oldu yada bana ders vermek istedikleri zaman. Ama bu fotoğraf gerçekten içlerinden en kötüsüydü ve hiç ortaya çıkmamalıydı. Fotoğraftaki olaydan sonra toparlanmam çok zaman aldı. Bir sene boyunca okula gidemedim ve sürekli psikiyatrist ile birlikteydim. Fotoğraf benim en kötü anımdı ve aynı zamanda en kötü halimi ortaya çıkartıyordu. Kime sorsanız o yapmaz derdi ama yapmıştım işte. Ben birini öldürmüştüm. Bir katil olmuştum ve ruhumun temizlenmesi uzun zaman almıştı. Belki de hiç temizlenmemişti. Bir ölüm nasıl temizlenebilir ki? Elindeki kan gider de o an aklından gider mi? Elindeki kan temizlenir de ruhundaki iz temizlenir mi? Ben bir kaç yıl boyunca temizleneceğine inananlardandım. Ama sonra hayat bana geçmeyeceğini gözüme soka soka gösterdi. Uzun yıllardır süren ve daha yeni geçmeye başlamış şeyler tekrar benim için gün yüzüne çıktı. Hayat ne garip değil mi? Ben kendime sormadan edemiyorum annem ölmeseydi ne olurdu? Ben o cinayeti işlemeseydim ne olurdu diye düşünmeyi çoktan bıraktım. Ama annemi bırakamam o da bırakmamı istemiyor. Sürekli rüyalarıma girmesinin başka açıklaması yok. Bir dakika da hayatımın nasıl mahvolduğuna bile tanık oldum. Başka göreceğim ne kaldı? Ben düşünmekten bıktım. Beynim bile kargaşa içindeyken ben nasıl toparlanayım. Şimdi yanımda kimse yok. Evet, sorsan hepsi beni destekler ama maskemi çıkarırsam? O zaman da desteklerler mi? Ben beni destekleyemezken onlar beni nasıl desteklesin? Beynimde daha fazla dayanamamış olacak ki yine gözüm kararmaya başladı. Nasıl olsa alıştım birazdan geçer değil mi? Geçmiyor. Yine bir acı ve yere yıkılış...

"Uyandı mı?"

"Uyanmış."

"Doktor çağıralım."

"Ada beni duyuyor musun?"

Bu sesler ne? Neredeyim ben? Nasıl buraya geldim? En son ne yapıyordum? En son bile hatırlamak istemeyeceğim olaylar gözümün önünden geçmeye başladı. Gözümün kapanması, yere yığılışım ve gelen mesaj... Hepsi tek tek kendisini bana hatırlattı.

"Ada iyi misin?" Yaren ilk sorusuyla resmen sorgu yağmurunun ilk damlasını düşürdü. Bundan sonra soruların ardı arkası kesilmezdi ama cevap vermemem bu soruların daha da uzamasına zemin hazırlardı.

"İyiyim ama ben buraya nasıl geldim?"

"Bayılmışsın. Seni buraya Furkan getirdi."

"O mu getirdi ama nasıl?"

"Bayılmadan önce kafeden kahve siparişi vermişsin." Yaren'in sözü kesildi.

"Ufak bir baygınlık geçirmişsiniz şu an daha iyi misiniz?"

"Evet evet iyiyim. Teşekkürler."

"Biz yine de son kez bir muayene edelim. Sonrasında istediğimiz birkaç test var onları da yaptıktan sonra çıkabilirsiniz."

"Teşekkürler doktor bey."

Anlaşılan şuan bu olayı öğrenemeyecektim. En iyi bildiğim şey bir sipariş vermemiş olmamdı. Hala aklımda birkaç soru daha vardı. Mesela Furkan içeriye nasıl girmişti? Tüm bunların cevabını öğrenmek için biraz beklemeliyim. Şuan öğrenmek çok isterdim ama çoktan testler için doktoru takip etmeye başlamıştım.

3 saat sonra;

Sonunda tüm testler bitmişti. Sandığımdan daha uzun sürdü hatta bayağı uzun sürdü. Ama artık evimdeydim. Oturuyordum ve Yaren'i bekliyordum. Bana her şeyi anlatması gerekiyordu. Bir kaç saniyeliğine karne günü akşamına gittim. O günden sonra ilk defa pijama partisi yapacaktık.

1 yeni mesaj

Telefonuma gelen bildirim ile irkildim. Mesaj yine aynı numaradan geliyordu. Anlaşılan pek kolay kurtulamayacaktım. Korkmalı mıyım emin değilim ama o kişi bulmak zorundayım. Beni çok iyi tanıdığına göre tanıdığım birisi olmalı fakat o fotoğrafı anlatacağım kadar yakın bir arkadaşım yok. O fotoğrafı bulabilecek kadar iyi bir hacker arkadaşım da yok. Her ne oluyorsa ya birisi yardım ediyor yada çok eskiden beri takip ediliyor. Mesajı açıp açmamak konusunda kararsızım. Ne ile karşılaşacağımı bilmemek beni çok tedirgin ediyor. Açmaya karar vermemin ardından çok geçmedi ben mesajı açamadan kapı çaldı. Gelen büyük ihtimalle Yaren'di mesajı açmayı da sonraya bırakmıştım. Kapıyı açtım fakat kapıda kimse yoktu. Ben etrafıma bakınırken gözüme bir kağıt çarptı. Kapımın önüne bırakılmıştı. Tam o anda karşımdaki kapı açıldı. Yaren bana gelmek için çıkmış ancak beni kapıda görünce şaşırmış olmalı.

"Ne yapıyorsun kapıda?"

"Bir ses duydum da sen geldin sandım ama yanlış duymuşum."

"Yerdeki kağıt ne o zaman?"

"O mu? Bilmiyorum ki birisi bırakmış ama kim haberim yok. Eşek şakasıdır boşver."

"Tamam, bakalım neymiş."

"Gerek yok ya. Hem bizim konuşmamız gereken başka şeyler var."

"Ne gibi mesela? Sen neden bu kadar tedirgin oldun, neden hastaneye nasıl geldiğini merak ediyorsun? Söyledim işte Furkan getirdi ona da sen sipariş vermişsin siparişi vermeye gelirken kapın açıkmış. O da endişelenip içeri bakmış."

"Kapım mı açıkmış?"

"Evet, sen açık bırakamdın mı? O konuda değil ama neden bayıldığın konusunda konuşmamız lazım." Konu dağılmıştı. Ama kapımın açık olması akıl alınır şey değildi. Ben açık bırakmamıştım.

"İyi tamam. Geç içeri konuşalım."

İçeriye geçti bende yerdeki kağıdı alarak cebime koydum ve evet, buna da sonra bakacaktım. Aklımda bir çelişki var. Yaren'e her şeyi anlatsam mı acaba? Olmaz. Her şeyi anlatamam ama belki ama birkaç uydurma şey ile olayın bir kısmını anlatabilirim. Bu gerçekten mantıklı. Çok beklemeden içeri geçtim. Yaren gelmeden her şeyi hazırlamıştım. Bize sadece konuşmak kalıyordu ve Yaren bunu dört gözle bekliyordu. Yüzünde haklı çıkmanın gururuyla karışık bana bir şey olacak endişesi vardı. Oturur oturmaz ilk soru geldi. Bir nefes alsaydın bari değil mi?

"Neden bana söylemedin?"

"Neyi?"

"Neyi olacak sürekli bir yerlerde uyuya kalmanı ve bunu hiç umursamayarak hastaneye gitmediğin için bu durumun ilerlediğini. Ben sana sordum bir şey var mı diye ama beni geçiştirdin. Bir şeyim yok dedin."

"Bir şeyim varda benim mi haberim yok. Ayrıca uyumamın ne alakası var?"

"Hayır, bir şeyin yok ama bu tavırla devam edersen olacak. Doktor bayılmanın bir anda olduğunu ve bunu bir şeyin tetiklediğini söyledi. Bunu da bana anlatmadın ama bu bir anda olduğu için anlatamadığını düşünüyorum. Uyumana gelirsek hastanede mırıldanıp durdun. Anne beni bırakma, yine uyudum değil mi, bu ne zaman bitecek, ne zaman düzelteceğim, bir an önce bu işi halletmeliyim... Bunların hepsinin aynı anda olamayacağını düşünüyorum ama baygın halin uyanık halinden daha çok bilgi veriyor bana. Evet, bir açıklama bekliyorum?"

Evet, ani bir karar dönüşü yaparak her şeyi anlatacağım. Söyledikleri beni çok etkiledi. Derin bir nefes aldım ve konuşmaya başladım.

"Tamam sana anlatacağım ama henüz hazır olmadığım birkaç konu var bu konuları deşmeyerek beni anlayışla karşılayacaksan başlıyorum."

"Bir gün anlatacağını umut ederek şu an sormayacağım."

"Anlatırken sözümü kesme bir saniye bir düşünürsem tüm cesaretimi kaybeder ve anlatmaktan vazgeçerim. Bu zamana kadar sana anlattığım her şeyi unut. Çünkü her şey büyük bir yalandan ibaret. Şimdi eğer hala anlatmamı istiyorsan anlatacağım ama ilk önce duyacağın şeylere hazırlıklı olman lazım çünkü ben de dahil olmak üzere hayatımda bildiğin her şey benim hayalim. Gerçekler ve hayaller. Ben gerçekleri yaşadım ama sen hayalleri biliyorsun. Senden başka arkadaşım yok benimle arkadaşlığını bitirecek olman düşüncesi beni mahvediyor ve sana anlatmamamın en büyük sebebi bu."

"Anlatacağın şeyleri duymak için sabırsızlanıyorum ama beni saf yerine koyman hiç hoş değil. Bir insanın bu kadar toz pembe bir hayatı olamaz bu olsa olsa hayal olur zaten. Bir şeyler olduğunu seziyordum ama bu kadar büyük olacağını tahmin etmiyordum. Bu söylediklerin her ne olursa olsun aramızda kalacak bana güvenebilirsin."

Cesaretim biraz daha arttı ama hala caymak fikri aklımı deşiyor. Daha fazla zaman kaybetmek istemeyerek başladım.

"İlk başta bilmen gereken mutlu bir ailemin olmadığı ve buraya resmen silah zoruyla gönderildiğim. Annem ve babam sürekli kavga eden ve asla anlaşamayan bir çiftti. Dışarıya mutlu gözükürlerdi ama evde sürekli bağırırlardı. Kendimi bildiğimden beri. Şimdi diyeceksin ki neden evlenmişler ama orasını bende bilmiyorum. Tek bildiğim şuan olsa evlenmezlerdi ama ondan bile emin değilim. Babam sürekli iş seyehatlerine çıkardı ve onu çok fazla görmezdim. Belki de benim için iyi olanı buydu. Herkes annen mi baban mı sorusuna cevap veremez ama benim için açık ara fark annem öndeydi. Babam da çoğu zaman bunu kıskanırdı. Bu yüzden kavga ettikleri bile olmuştu. Yani babam çok gereksiz yere kavgalar çıkartırdı. Yine gereksiz bir kavga çıkartmıştı ve anneme bağırmaya başlamıştı. Annem böyle zamanlarda kendi içine çekilirdi. Babam işe gitti annemde kendi içine çekildi. O zamana kadar her şey normaldi en azından benim için." Gözümden yaşlar süzülemeye başladı ama sanırım anlattıkça rahatlıyordum. Göz yaşlarımı sildim ve devam ettim.

"Ertesi gün yine kavgalı bir sabaha uyanmıştım ama bu sefer kavga sesleri çok kısa sürmüştü. Yeni uyandığım için uyku sarhoşuydum kendime geldiğimde sadece bir kapı sesi duydum." Daha fazla ağlamaya başlamıştım. Yaren bir şey demeden mutfağa gitti. O an gözlerimin önünden geçiyordu sanki her şeyi tekrar yaşıyordum. O gün yeni uyanmanın verdiği sarhoşluk, gördüğüm görüntü karşısındaki şokum tepki vermeme engel olmuştu. Sanki her şeyi yeni idrak ediyordum. Daha fazla canım yanıyordu. Ağlamamın şiddeti daha da artıyordu. Çok sürmeden Yaren geldi. Verdiği sözü tutarak hiç konuşmadı ve suyu bana uzattı. Ona minnet dolu bakışlarla baktım. Hıçkırıklarım suyu içmeme engel oluyordu her ne kadar çabalasamda içemiyordum. İlk sakinleşmeye karar verdim. Büyük büyük nefesler almaya başladım. Yaren sadece izliyordu. Daha fazla beklemeden suyumu içtim teşekkür ederek devam ettim. Ağlamam ve göz yaşlarım durmamıştı ama biraz daha kendime gelmiştim. Şu anki görüntümü tahmin edebiliyordum. Tamamen yıkık. Yaren'in merak dolu gözlerine karşılık olarak anlatmaya devam ettim.

"Seslerin çabuk kesilmesinin sesini merak ettim ve hemen aşağıya indim. Gördüğüm şeye inanmak istememiştim ama annem yerde yatıyordu. Bense hiçbir şey yapmadan merdivenlerin başında dikiliyordum. Ne bir adım ileri gidebiliyor ne de bir adım geri gidebiliyordum. Etrafta kimse yoktu ama ben daha ilk şoku atlatamadan ikinci şok olarak babam içeriye girdi ve sanki tüm suçlu benmişim gibi bana bağırmaya başladı. En sonda buraya gönderdi. Şu an çok pişmanım neden ona bağırmadım, karşı çıkmadım. Kavganın sebebini bile bilmiyorum. Tek bildiğim annemin cenaze törenine bile katılamadığım. Gerçi onu yaptılar mı ondan da emin değilim." Cümlem bittiğinde Yaren'in gözünde sadece şevkat vardı. Beni kendine çekti ve sarıldı. Konuşmamaya daha fazla dayanamamış olacak ki konuşmaya başladı.

"Tamam, sakin ol. İlk olarak böyle bir durumda ilk tanıştığımızda tabii ki bana güvenmemen ve bunu anlatmaman doğal. Bundan dolayı arkadaşlığımızı bitirmem söz konusu değil. Hikayenin devamı da var bunu da biliyorum ama şuan anlatma. Şuan bana bunu anlatabilme cesareti gösterdiysen başka zaman da gösterirsin ama yaşadığın her şeyi şuan anlatman seni psikolojik yönden iyi etkilemez. Annen için çok üzüldüm ve yapabileceğim hiçbir şeyimin olmaması beni çıkmaza soktu. O anı hala atlatamamışsın ama beraber atlatacaksın. Ben sana inanıyorum. Bu günlük bu kadar sohbet yeter. Hadi uyuyalım." Yaren'in bu kadar doğal karşılaması beni çok şaşırtmıştı ama artık bir destekçimin olması da beni mutlu etmişti. Dediğini uygulayarak yatağıma yattım. Yaren de lavaboya gideceğini söyleyerek yanımdan ayrıldı. O sıra da gelen kağıt ve mesaj aklıma geldi. Daha fazla beklemek istemedim ve mesajı açtım.

"Bildiğin bir olayı duyunca bu kadar etkilenmen beni şaşırttı doğrusu. Bunları sen yaptın neden bu kadar şaşırıyorsun ki? Bak ben sana acıdım ve bir katile yardım ettim. Şunu da belirteyim benden kurtuluşun yok. Seni her yerde bulabilirim. Sakın bir ahmaklık yapıp hat ve ev değiştirmeye kalkma! "

Ciddi miydi bu? Resmen bir sapığım olmuştu. Ayrıca ne! Bana o mu yardım etmişti? Evimin kapısını o açmış olamaz değil mi? Resmen benim adıma sipariş vererek kapımı açmıştı. Nasıl açmıştı? Bu her kimse delirmiş olmalı! Bu sefer cevap yazdım.

"Kimsin sen? Tüm her şeyi nereden biliyorsun. Rahat bırak beni?"

Madem o oynuyordu ben de oyuna dahil olarak saman altından su yürütürdüm. Oyun daha yeni başlıyordu. Yaren daha gelmeden gele kağıdı da aldım ve onu da okumaya başladım.

"Bunu göndermemdeki asıl amaç bundan sonrası için korku duymanı sağlamak. Emin ol seni senden daha fazla tanıyorum ve uzun zamandır takip ediyorum. Her şeyini biliyorum. Beni bulmaya çalışacağını biliyorum ama bu konuda hiç endişem yok biliyor musun? Çünkü seni çok iyi tanıyorum. Bugün tüm olanları Yaren'e anlatacağını bildiğim gibi. Bunu okuyana kadar belki anlatmışsındır. Ben her yerdeyim. Telefonunda, bilgisayarında, pencerende... Her yerde. Beni bulmayı çabalamanı izlemek benim için bir eğlence olacak. Tabii bunun için bir ipucuya ihtiyacın var değil mi? Beni tanıyorsun. Belki eskiden belki şimdi, belki yakından belki uzaktan, belki düşman belki dost olarak. Her ne olursa olsun şuan dost olmadığımızı umarım gösterebilmişimdir. Beni bulmayı denemeni görmeyi çok isterim ama kendi iyiliğin için derslerine yönelmelisin. Bu bir tavsiye değil. Sadece ben olsam ne yapardım diye düşündüm ve söyledim. Gerçi ben olsam insan öldürmezdim ama sen öldürdün bu yüzden düşüncelerimiz benzer mi bilmem.

~İyiliğini İstemeyen Biri~

Allah'ım bu nasıl bir psikopat! Amacına ulaşmıştı çünkü gerçekten korkuyorum. Neyse ki korkularımın üzerine gitmeyi çok önceden öğrendim. Tek yapmam gereken oyununa oyun ile karşılık vermek. Bu benim için kolay olacak. Emin olduğum şey evimde bir izleme cihazı var. İlk işim bunu bulmak. Belki bir değil bir sürü var ama bu benim için kolay olacak. Karşımda sürekli fotoğraf gönderen birisi varken zor olması imkansız. Bir dakika zarfın içerisinde başka bir şey daha var. Bir flashbellek.

"Ada o elindeki ne şuan sormuyorum ama sence de yatman gerekmez mi?"

"Tamam tamam yatıyorum." Flashbelleğe bakma işi yarına kalmıştı. Kim bilir ne var içinde. Allah'ın psikopatı!

Bölüm sonu

17 yorum